Kavgasız bir dünya kurmak bir hayal mi ?

dönüp tarihe bakinca savasin olmadigi bir zaman dilimi bulmak neredeyse mümkün degildir sanki hayatin bir yüzü baris diger yüzü savas..

son birkac asra baktigimizda bile yüz milyonlarca insanin yine irili ufakli savaslarda hayatini kaybettigini görüyoruz..yakin tarihimiz de bundan farkli degil..

kavgasiz,
kac despot vazgecmistir tahtindan/makamindan ?

kavgasiz,
kac devrim (dini/seküler) gerceklesmistir ?

herhalde insan dogasi gergi kavgayla elde ettiklerini yine ancak vurusa vurusa terk etti bu sartlar altinda insanoglu kavgasiz bir dünya kurabilir mi ?

slm.

53 yorum “Kavgasız bir dünya kurmak bir hayal mi ?”

  1. Tanrısız bir dünya olduğu zaman kavgasız olacağız; diyemesem de, kavgaların çoğu gidecek, azı kalacak bu durumda.

  2. Kambur Kerim,azalsa da kavga devam edecek öyleyse isimiz yine tanrilara kaldi demek:))

    slm.

  3. bizim kavga dediğimiz şey nerden başlıyor? parçacık düzeyinde bile bazı kurallar çerçevesinde seçilimler olurken, makro düzeyde tanrı kavramı olsun olmasın, insanlığın şu anki durumunda kavga imkansız. Evrim süreci kavga eden ve bunda başarılı olanların nasıl hayyatta kaldığını, bu sayede kavga yönelimli insanların genlerinde bu özelliklerini nasıl taşıdığını göstermiş. Gerçekten kavga olmasın istiyorsan kavganın en büyüğünü çıkaracaksın, kavga istediği en ufak bir kırpıntı barındıran insanı yok edeceksin, bu sayede genetik olarak kurtulamadığımız özelliği ortadan kaldırır ve olması gereken, gerçek bilinç seviyesine ulaşıp evreni, varoluşu anlamada yolumuza devam edebiliriz.

  4. Bu kafayla evreni biraz zor anlarsın gibime geliyor. 🙂

    Kavga isteği barındıran insanı yok etmeyi göze alan adamın içinde kavga isteği bulunmayacağını varsaymandan belli. Kavga isteğimi tetikledin bak. 🙂

    Doğada da garip kavgalar çıkıyor. Karıncalar yiyecek kaynaklarını paylaşmak istemediği için yakın çevredeki bütün karınca kolonilerini yok ediyor. Stoklarını yağmalıyor. Savaşçılar dahil hepsini yiyorlar. Dişi için çıkan kavgalar var. Avlanma sahası için çıkan kavgalar, av için çıkanlar vs. Bunların hiçbirisi de Tanrıya falan inanmıyor. Tanrı olmasa da kavga zaten var.

    Kaynakların kıt olmadığı bir dünyada kavgalar biter ancak. Fakat bu mümkün değil. Her zaman kıt olacak kaynaklar hep olacaktır. Mesela, bu kez de en güzel kız, ya da erkek için kavgalar çıkabilir. En güzel manzaraya sahip alanlar kıt olacak. Hep bir en olacak. İnsanların topyekün aydınlandığı bir dünyada ancak kavga bitebilir.

  5. bi noktayı kaçırmışsın,
    “Kavga isteği barındıran insanı yok etmeyi göze alan adamın içinde kavga isteği bulunmayacağını varsaymandan belli.”
    ben böyle varsaymadım. Sanki çelişkimi bulmuş gibi sevinmişsin üzüldüm. şimdi böyle varsaymadığımı düşünerek söylediğimi düşün ne anlama geliyor?

    “Doğada da garip kavgalar çıkıyor. Karıncalar yiyecek kaynaklarını paylaşmak istemediği için yakın çevredeki bütün karınca kolonilerini yok ediyor. Stoklarını yağmalıyor. Savaşçılar dahil hepsini yiyorlar. Dişi için çıkan kavgalar var. Avlanma sahası için çıkan kavgalar, av için çıkanlar vs. Bunların hiçbirisi de Tanrıya falan inanmıyor. Tanrı olmasa da kavga zaten var.”

    Bu söylediklerine aynen katılıyorum. Benim de söylemek istediğim buydu, doğal süreçte dediklerini yapmayan canlı zaten yok olup gitmiştir günümüzde rastlanmaz o yüzden doğanın kuralıdır.

    Ayrıca bu kafa eleştiriye, tartışmaya, gerçeği sorgulamaya açık bir “kafa”, benim varsayımlarım hakkındaki kendi varsayımların yerine “bunu söylemek istediysen yanlış düşünüyorsun” desen daha iyi olurdu sanki. Yine de sağol sayende söylemek istediğimi anlatamadığımı farketmiş oluyorum.

  6. Kavganın kaçınılmazlığı Suriye’ye girmemizi “hak’lı” kılar mı?
    Ebubekir’in asıl sorusu budur. Bu başlığı açış nedeninin beyinlerimizi çapraz sorguya tabi tutmak olduğunu düşünüyorum.
    Ben de kavganın biteceğine “inanmıyorum”. Ancak “gerekli ve gereksiz kavgalar” tartışması yapılabilir. “Milletin hayatı tehlikede olmadıkça savaş bir cinayettir”

    Toruk senin kafan ennteresan arkadaşın kafasının bir kenarına rahatça sığar, ama senin kafana onu sığdırmaya çalışırsak seninki dağılır!

    Çünkü bugünlerde sende kafa olduğundan emin değilim ve bu durum benim kafamı bozuyor. Bak burada bile sana sataşmamdan anlayabilirsin belki bunu…

  7. Yorumların hiç birini okumadım henüz, okuduktan sonra onlara da yorum yaparım. Şimdilik başlığa göre şunu soyleyeyim. Kavgasız -burada kastedilen ezen, ezilen durumu diye anlıyorum- bir dünya mümkün ama ancak kavgayla olur.

  8. “Ayrıca bu kafa eleştiriye, tartışmaya, gerçeği sorgulamaya açık bir “kafa”, benim varsayımlarım hakkındaki kendi varsayımların yerine “bunu söylemek istediysen yanlış düşünüyorsun” desen daha iyi olurdu sanki.”

    Yok, öyle desem anlaşılır olmazdı ki. “Kavga isteğimi tetikledin bak. :)” demiştim. İçimde kavga isteği olduğundan, katledilecekler arasına ben de giriyorum. Sen de giriyorsun. Çünkü insan katlederek sorun çözmeyi kafasına koyan birisi de içinde kavga isteği barındırıyor demektir. Kavga isteği barındırmayan bir katledici dünya üzerinde bulunamayacağından önerdiğin çözüm anlamını yitiriyor.
    Ha, ne olur, katledici sonunda kendini de yok ederse o zaman her şey bitmiş olur.

    “Gerçekten kavga olmasın istiyorsan kavganın en büyüğünü çıkaracaksın, kavga istediği en ufak bir kırpıntı barındıran insanı yok edeceksin.” diyerek bunu sen de onaylamışsın. Kavganın en büyüğünü çıkaran insanın, (ya da insanların) içinde kavga isteği barındırmayan birisi olacağını varsayıyorsan onu bileyim. Söylemek istediğinle söylediğin bir değil.

    “gerçek bilinç seviyesine ulaşıp evreni, varoluşu anlamada yolumuza devam edebiliriz.” diyorsun. Bunun yolu bilinçsizleri soykırıma tabi tutmaktan geçiyorsa bu çoktan yapılırdı. Tabi ki böyle bir iddian yok ama dediklerin o kapıya çıkıyor.

    Bak mesela Hüseyin de öyledir. Dünyayı kavga ede ede daha yaşanılır bir yer haline getireceğini sanıyor. Böyle bir kafaya sahip.

  9. Ben bir kafaya sahibim ve o kafaya sahip olanım, ya sen?

  10. “”Gerçekten kavga olmasın istiyorsan kavganın en büyüğünü çıkaracaksın, kavga istediği en ufak bir kırpıntı barındıran insanı yok edeceksin.” diyerek bunu sen de onaylamışsın. Kavganın en büyüğünü çıkaran insanın, (ya da insanların) içinde kavga isteği barındırmayan birisi olacağını varsayıyorsan onu bileyim. Söylemek istediğinle söylediğin bir değil.”

    onu varsaymıyorum tabiki ve alttaki durumu az önce düşünmediğin için böyle bir varsayımda bulundun. Söylemek istediğim ile söylediğim eksik diyebilirsin ama “uyuşmuyor? “demek yanlış olur…

    “Yok, öyle desem anlaşılır olmazdı ki. “Kavga isteğimi tetikledin bak. :)” demiştim. İçimde kavga isteği olduğundan, katledilecekler arasına ben de giriyorum. Sen de giriyorsun. Çünkü insan katlederek sorun çözmeyi kafasına koyan birisi de içinde kavga isteği barındırıyor demektir. Kavga isteği barındırmayan bir katledici dünya üzerinde bulunamayacağından önerdiğin çözüm anlamını yitiriyor.
    Ha, ne olur, katledici sonunda kendini de yok ederse o zaman her şey bitmiş olur.”

    ve insancıl düşünmenden ötürü sorunlu tür üyelerini ortadan kaldırmayı uygun görmüyorsun.

    “Kavga isteği barındırmayan bir katledici dünya üzerinde bulunamayacağından önerdiğin çözüm anlamını yitiriyor.”

    aynı varsayımından ötürü bu cümlen de sana anlamlı geliyor…

  11. “herhalde insan dogasi gergi kavgayla elde ettiklerini yine ancak vurusa vurusa terk etti bu sartlar altinda insanoglu kavgasiz bir dünya kurabilir mi ?”

    Kavganın nedenine ve ne için kavga edildiğine bağlı olarak cevaplar değişir.

    Kavga derken anladığınız şey nedir?
    Her kavga haklı mıdır?

    Bu sorularadan başlamak gerek. Kavganın genel sebebi “hak”kınız olduğunu düşündüğünüz bir şeyi almaktır. Hak kavramı da çoğunlukla subjektif olduğuna göre, kavga da bu yönde oluyor. Bir köle için hak, özgürlükken; bir kral için hak, köle edinmek olabiliyor. Tabii ki bu durum şu anda İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ile farklı bir boyut kazandı; bu köle-kral örneğini konuyu daha da netleştirmek için verdim.

    Hitler’in de kavgası vardı, Ernesto’nun da, Elizabeth II’nin de.. Yalnızca bunlar da değil, doğada bütün canlılar içerisinde kavga var, yaşam kavgası… İnsanlarınki biraz daha farklı bir boyutta.

    Ben biraz daha geniş alıp, devletler arası kavgaya değineyim. İsteyen daha öznel alıp kişiler arasındaki kavgalara da değinebilir. Burada da örnekleri hayli fazla.

    İster yemek için isterse güç/koltuk/statü için kavga edin; amaç, devamlılığını sağlamak… Devletlerde de durum böyledir.

    Kant’ın bir sözüyle devam edeyim.

    “İster küçük ister büyük olsun, hiç bir bağımsız devlet diğer herhangi bir devletin hakimiyeti altında -tevarüs, mübadele, alım-satım veya hile yollarıyla- geçmemelidir.” (Kant, Ebedi Barış Üzerine Felsefi Deneme)

    Haklılık payı var ama Kant biraz iyimser davranmış.. Örneğin bu devletler nasıl özgürlüklerini kazandı? Sömürge anlayışının yön ve kılıf değiştirdiği bu günlerde biraz zor bir durum gibi görünse de; günümüzde hiç bir devlet, bir başka devlet üzerinde ekonomik/sosyolojik/politik bir hak iddia etmemelidir. Bununla birlikte, bir devlet, üzerinde kurulu olduğu toprak parçası gibi mülk (patrimonium) değildir; bilakis devletin halkı, canlı ve değişken özelliklere sahiptir. Bu yüzden kendileri hakkındaki kararları ancak kendileri belirlemelidir. Bir noktada devletler değil halklar “hak”ka karar vermelidir yani..

    Örneğin Hitler’in kavgası Hitler ve o dönemin yandaşlarına göre bir hak’tı. Bu hak uğruna savaşıldı. Peki, bu hak gerçekten de haklı mıydı? Hayır!

    Farklı bir şekilde, Ernesto ve arkadaşlarının Küba halkının kendi kaderini tayin hakkını isteyerek bir kavgaya girişmiş olmaları da yine hak olarak düşünülen bir şeyin alınmasına yönelik bir davranıştı. Hak, gidildi ve alındı…

    Bazen barış için kavga şarttır.

    Bu nedenle bütün kavgalar kötüdür diyemem, iyidir diyemeyeceğim gibi.. Bu yüzden insanoğlunun kavgaları bitmeli veyahut bitecektir diye öngörüde bulunmak zor ve ütopik…

  12. Dediğin anlamlı olsaydı, şu ana dek dünyadan gelmiş geçmiş “biliçli” ya da bilinçli olduğunu sanan insanlar çoktan bunu yapmış olurdu. Dünyada hala bilinçsiz insanlar var olduğuna göre yapılmamış, ya da yapılamamış demektir. Belki sen yaparsın!

    Sen uyuştuğunu düşünüyorsan zorlayacak halim yom.

    Hüseyin, bir kafam var şükür. Daha iyi hale getirene dek işimi görür. Yazık ki seninkinin hep aynı kalacağını hissettiriyorsun.

  13. Biliyor musun Toruk ?

    Enteresan’a çıkış yapmışsın.

    İlginç olan yanı ise, aynı şeyi söylemen:)

    Enteresan: gerçek bilinç seviyesine ulaşıp evreni, varoluşu anlamada yolumuza devam edebiliriz.
    Toruk: İnsanların topyekün aydınlandığı bir dünyada ancak kavga bitebilir.

  14. Herkesin bilinçlenmesiyle (bilinçsizlerin de bilinçlenmesini) bilinçsizlerin yokedilmesini aynı buluyorsan öyle.

  15. “bilinç seviyesine ulaşıp”

    şimdide bu söylediğimden mi çıkardın bilinçsizlerin yok edilmesi gerektiğini? 🙂
    söylediklerimi niçin farklı yorumluyorsun?

  16. “Gerçekten kavga olmasın istiyorsan kavganın en büyüğünü çıkaracaksın, kavga istediği en ufak bir kırpıntı barındıran insanı yok edeceksin…”“

  17. Levent Kırca yıllar önce Mehmet Altan’ın sunduğu “kırmızı koltuk” programını ti’ye alan bi parodi yapmıştı.

    Parodide karşılarına basit bi pastacıyı alan Mehmet ile Neşe Düzel zavallıyı bi güzel sıkıştırıyorlardı:

    • siz komünist manifesto falan
    • ben pastacıyım efendim, krema kullanırım.
    • krema derken faşizm mi dediniz.
    • aman efendim insanlar benim pastaları sever.
  18. Dünya kavgayla değişecek tabi, ya neyle değişecekti, herkesin kendi bireysel aydınlanmasını/ bilinçlenmesini tamamlamasıyla filan mı?

    Tamam o zaman, ben de hemen bi kuş ismi aliyim.

    He he he:)

    Belki havalanırım.

  19. Sadece değişir, yaşanılır bir yer olmaz, olmadığı ortada. Değişimden kasıt neyse artık. Siyasi haritanın değişmesi de değişimdir. İkinci dünya savaşıyla siyasi harita ve teknoloji değişti. Teknolojinin gelişmesi dünyayı güzel bir yer haline getirmedi. İnsanlar uzay istasyonunda tatil yapmaktan, galaxiyi turlamaktan, uzay gemisinin içinde kendi kendine yeten bir ekosistem kurmaktan bahseder oldu. Öyle bir yolculuk mümkün olursa çok güzel değişimler olacaktır. Kavga etmeden yola devam edebilirlerse eğer. Yine de bilinçlenmeden bahsedebilmek için başka değişkenlere bakmak lazım.

    Binlerce, milyonlarca yıl süren evrime inanıyorsun da, herkesin kendi bireysel aydınlanmasını elbet bir gün gerçekleştireceğine neden inanmıyorsun?

    Kuşlar da dinazorların soyundan geliyormuş. Dinazorlar kendi aralarında konuşuyorlardı belki. Adı Gamaro olan ötekine diyordu ki. “Lan, şu Toruk bir gün tüylerimizin çıkacağına, kuşa dönüşeceğimize inanıyormuş, ben de karga olacakmışım, ha – ha – ha – ha”

  20. “etik” etiketiyle çıkan konulara bakınca ne dünyanın ne de en mikrosundan şu sitenin bile kavgayla değişemeyeceğini görüyorum.

    o ona komuş bu şuna komuş kimse kimseyi affetmemiş biriktirmiş de biriktirmiş.
    Aynı milletlerin de, dinlerin de geçmişlerinden hesaplarını hala bugünde yaşıyor olması gibi.

    Aydınlanma denilen şey satışa malzeme olan popüler bir tarzmış gibi algılansa da insanların dürüstlükleri ve hoşgörüleri yükseldiğinde daha aydınlık olacak dünya…

    Kuş olsun, kurbağa olsun ama aydınlanmış olsun 🙂

  21. Geçmez tabi, profesyonel imkanlar yok.

    Halbuse bi profesyonel imkanlar olsa, herkes kendi özgün stilini ortaya koyabilir.

    Ama imkan olmayınca işte, koyamıyor, he he:)

  22. Karakter komedyası için de sana müracaat edeyim sevgili gamaro 🙂

  23. Fabl için müracaat Toruk.

    Bir gün bir kuş çadır kurarkene… muhahahaha:)

  24. Biletler tükendi canım.

    Ama karaborsa bileti beleşe satan birini tanıyorum. O sana yardımcı olabilir 🙂

  25. Karganın hikayesi var mesela çok konuşan, çok bilmiş karga ağzındaki peyniri kaptırıyor 🙂

  26. Sahneye çürük yumurta atılmasını istemiyorsan başka komedyen bulmanı öneririm. Gamaro’nun performansı şu sıralar çok kötü. mu – ha – ha – ha 🙂

  27. Arıza büyük yani 🙂

  28. Ben diyom hadımım, o diyo oğlun pek güzelmiş.

    🙂

    Git fabloid takıl o zaman, bana ne?

    Kaşar düşer, o tutar.

    Bak nası kaptım, yımırtanı göster hele, vesaire:))

  29. Bana ne dedim ya, başka kapıya.

  30. Yobazlarla, faşistlerle, ırkıçılarla, cinsiyetçilerle kavgam süreceeeeeeek.

  31. Gülücük dolu saçma sapan yazıların başyazarına ne oldu? Birden somurtkan, çığırtkan mahalle karısına dönüşmüş. Bari gerçekten kadın olsa. Eli maşalı diye korkup kaçardık… 🙂

  32. “cinsiyetçilerle” diyorsun, cinsiyetçiye destek oluyorsun, bizimle kavga ediyorsun.

    Gırgırda En kahraman rıdvan diye bir bölümün sıkı takipçisiydim. Bir bölümde Mumyalardan birisi elindeki baltayla koşup geliyor. Şimdi kafasını simetrik olarak tam ortadan ikiye ayıracağım diyerek. Sonra gidip arkadaşının kafasını ikiye ayırıyor yanlışlıkla. Öbürü diyor ki “Simetrik olmasına simetrik oldu ama yanlış kafa.” 🙂

  33. Kardan Adam’ın yorumlarını vicdanına nasıl sığdırıyorsun?

    Ve konuyu dağıtmaya çalışan papağan Xınt’ı fark edemiyor musun?

    Yahu ben alkollü halde olayların ayırdındayım, sen ne içiyorsun da farkında değilsin. Bence en kahraman sen oldun, halife ile diğer etnik milliyetçi melekler diyarının şizofren güzeller güzeli seni alkışlıyorlar şu anda ağızları kulaklarına vararak.

  34. Demek ki kafa güzel, ondan yanlış kafaya oldu. Yarın bir daha bakarsan olacak diye düşünüyorum. 🙂

    Lütfederler, eksik olmasınlar. Ben tribünlere, alkışlara oynamıyorum, bilmiyor musun?

  35. Efsane işte, inanmayın..

    Cupid : Bu yaşa kadar gelip de, nasıl bu kadar CüHela kaldım aceP, o vakit ben de kerivizyonizmin ve anarşikliğin bana bahşettiği bu değneği alıp ………. demiş ve kendisine beklenen hareketi yapmış.

    O gün bu gündür, bu nedenle Cupid soyundan gelenler rahat oturamaz olmuşlar. Bir o yana bir buyana saldırınca, aferin alırız sanmışlar.. Şemsiye açılmıyorsa, yardım etmek gerek..

    Kavga demiştik…

    Kavgada düşmanın da olsa, zeki olsun, kafası yalnızca belden aşağı çalışmasın, mert olsun. Onun bunun karısında kızında salyası kalmasın. Yalaklardan beslenmesin, adam olsun ki, o vakit belki biraz da olsa tabarüze değer bir hasım olarak değer görürler..

    Adam olmayı beceremeyen, düşman olmayı nasıl becerebilecek bir bakalım..

  36. Kutsal kitabın Gmiad suresinin ayetlerini izledik:) Cümlemize hayırlı olsun.

    Ben ise peygamber efendimiz (SA.SV.DV.OD.) hazretlerimizin savaşlarına(kavgalarına) bakıp büyüdüğüm için din için kavga etmeyi makul ve tutarlı buluyorum.

    Toruk da makul bulmuş olmalı ki, peyniri şemsiye ile çıkartmaya çalışmış, tebrik ediyorum dostum:)

  37. Peynir mi? şemsiye mi? Gamaro sonsuzda ne denildiği anlaşılmayan mesajlar furyası mı başlattı? Ne dediğinizden bir şey anlamıyorum.
    Anlaşılır cümleler kurun da ne dediğinizi anlayayım. Sonra varsayımlarda bulunmak zorunda kalıyorum. Ondan sonra da aaa varsayımda bulunmuşsun diyeceksiniz. Yoksa cümle kurma yeteneğinizi mi kaybettiniz? 🙂

  38. He canım, furya başlattık.

    Neden bu ülkede bazı mekanlara “damsız girilmez” diye yazıyor da Münih’te Berlin’de Frankfurt’ta yazmıyor filan.

    Dört kere dediler, dört kere söylüyoruz ama yine anlamıyorlar:))

  39. Hiç bir şey söylemiyorsun. Lafı geveleyip duruyorsun. Cesaretin olsa açıktan yazarsın. Demek ki arkasında duramayacağın, son derece kirli düşünceleri ifade etmeye çalışıyorsun.

  40. Beyaz üzerine çok yakışıyor 🙂 Darısı bu gece güveyini görmeye..

  41. He valla.

    Tarçınımı göstersem ama ne sanatsal olurdum.

    Vermedim mahalle karısı oldum.

    Aman canııımm, bayan diye extradan pofpofladım..

    Hatırladın?

    Eni olmayan bi genişlik.

  42. Sevgili Toruk;

    Cinler cin olsaydı, tanrı yakıcı şaibeler yerleştirip gökten haber almalarını engelleyemezdi di mi ?

    Gel gelelim feci engelli onlar.

    Geçen sureyi* iki adet son sınıf üni. öğrencisiyle paylaştım. Baktılar baktılar bir daha baktılar eee abi dediler.

    Tamam dedim Toruk haklıymış 🙂

    *Cin suresi

  43. Eti Cin : Elimde sihirli bir değnek olsaydı kırmamaya özen göstererek, beyaz eteğimi kaldırıp…

    felan filan…

    bak insanlara zorla cinnamonlu nincalık yaptırıyollar :))

  44. “Vermedim mahalle karısı oldum.” Sen kadın mısın ki veresin? Hem ne zaman senden istedim ki ben? Kadın gibi yazdığın zamanlarda da sana kur yaptığımı hiç hatırlamıyorum. Henüz homofobik belirtiler göstermiş değilim.

    Bu sitede yazan bir kadına kur yaptığın anda birileri çıkıp seni abazanlıkla suçluyor. Gerçek kadınlara kur yapıyorum, evet. Bu mu sizin derdiniz? Hangi kadına kur yaptığımda karşılık alamamışım da ısrarla peşinde dolanmışım? Hangi kadın bana vermemiş de vermedi diye onunla uğraşmışım?

    Mevzuya bak hizaya gel. Kadın ruhundan anlamıyorsan ben mi öğreteceğim sana bu yaştan sonra? 🙂

  45. Hazır elin değmişken şu yukarıda yazdığın saçmalığı da açıver.

    “gamaro tarafından Cts, 14/04/2012 – 18:54 tarihinde gönderildi.
    Ben diyom hadımım, o diyo oğlun pek güzelmiş.

    🙂

    Git fabloid takıl o zaman, bana ne?

    Kaşar düşer, o tutar.

    Bak nası kaptım, yımırtanı göster hele, vesaire:))”

  46. Diyor ki; bir müslümanın üç kase balı varsa hepsini yesin cırcır olsun götünde barsağında bir damla bok kalmasın.

  47. Ballısın vesselam

  48. Damacanayla koydum.

  49. Her insanın hayal ettiği elde etmek için fedakarlıklar yaptığı hayalleri vardır herkes geleceğe şekil vermeye çalışır kimilerinin hayalleri birbiriyle çatışır ve kavga (savaş) çatışma çıkar… İnsanlar olarak hayal ederiz o hayalleri inşa edip koruruz peki hayallerimiz tehdit altına girdiğin işte bu nokta savaşların başladığı yerdir. İki hayal aynı anda var olamazlar ya biri yada diğeri yok olur… işte basitçe savaşların nedeni budur uluslar hayallerindeki ütopyaları kurmak için savaşırlar… Savaşların başlangıç sebebi ne olursa olsun kısa zaman da intikam yarışına dönüşme ihtimali barındırır peki bu engellenebilir mi ?
    evet insanlar hayallerinden vazgeçtiği anda savaşmak için bir neden kalmaz ve savaşlar biter tabi burada artık insanın varlığından söz edilemez sonuçta hayalleri olmayan bir insan hala yaşamaya devam eder ama varlığını devam ettirme nedenini kaybeder bu durum yaşamaya devam ederse onun ismi olsa olsa organik dizayn edilmiş robot… İnsanlar dan bahsediyorsan paranın yalnızca bir yönüne bakıp ‘Bu güzelmiş bu kalsın ‘ diyemezsin hepimiz sever,nefret eder,unutur ve yeniden başlarız….Bu paragraftaki asıl amaç yedi büyük günaha sahip olmasak bile savaşmak için uğrunda ölmek için iyi nedenler vardır yaşamın kendisi yalnızca bir araçtır amaç değil yalnızca yaşamak var olmakla yetinemezsin benim hayatımdan daha önemli bir hayalim var ya senin her şeyden çok değer verdiğin bir şey yok mu uğruna kendini bozuk para gibi harcayacağın… yoksa niçin yaşıyorsun niye kendine yön vermezsen hayat sana yön verir…

  50. “Yalnız adamın hak ve hukuk mücadelesi sonuç vermedi, hatta işyerine 2 bin 500 dolar da ceza kesildi. Heemeyer sonunda radikal bir karar verdi:

    Bir buldozer satın alıp çelik levhalarla zırhlı hale getirdi, mitolojiden çıkma korkunç bir canavara benzeyen buldozeriyle kasabada önüne gelen binaları yıkmaya başladı. Polisin patlayıcı ve kurşun kullanması da onu durduramadı.

    Sonunda Heemeyer enkazın altında sıkışan buldozerde, kafasına bir el ateş ederek intihar etti.

    Medyada uzun süre, “güçlülerin yanında yer alan yöneticiler yüzünden hakkını alamayan bir adamın isyanı” konulu haberler çıktı.

    link to bbc.co.uk“

    link to imdb.com

    “Andrey Zvyagintsev’in “Kremlin’le polemiğe giren, yozlaşmaya karşı cesur bir başyapıt” olarak tanımlanan filmi Leviathan, Eyüp Peygamber’in öyküsünden esinleniyor. Rusya’nın kuzeyinde, Barents Denizi kıyısındaki küçük bir kasabada yaşayan Kolya, bir otomobil tamircisidir. Kasabanın belediye başkanı Vadim, Kolya’nın dükkanını, evi ve arazisiyle birlikte satın almayı teklif eder. Ancak doğduğu yerden kopmayı istemeyen Kolya teklifi reddedince, hukuku kendine yontan dev mekanizmasıyla devlet canavarına karşı mücadele etmek zorunda kalacaktır.

    link to filmekimi.iksv.org“

  51. bu sartlar altinda insanoglu kavgasiz bir dünya kurabilir mi ?

    CıX

    Kavgasız bir dünya için kavga etmen lazım .:)

  52. İnsanoğlu oldum olası hep içindeki barbarlığı hep dışa vurmuş ve canice davranışlar sergilemiştir. İnsanı diğer canlılardan ayıran düşünme yetisini ne yazıkkı kulanmıyor ve onun yerine düşünmeden davrammayı yeğlıyor. Düşünmeyen bi insanın savaşsız kavgasız bi dünya yaratması maalesef mümkün olmuyor

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.