Ataların Gölgesinden Aydınlığa / Vildan Çolak

Vildan Çolak’ın takipçileri tarafından merakla beklenen kitabı 1 Şubat itibariyle kitapçılarda…

Hayatımıza giren zorlukların, sıkıntıların ve hastalıkların nedenlerini “Kökcanlandırmak Sunumu” adı verilen çalışmayla tespit ederek şifalandırmak mümkün!

Bu çalışmanın dayandığı temelleri, işleyiş sistemini, faydalarını ve geçmişte atalarımızın yaşadığı durumların bizlere nasıl ve neden etki ettiğini anlatan Vildan Çolak, sade ve akıcı bir dil kullanmayı tercih etmiş.

Şamanik enerji kullanılarak yapılan “Kökcanlandırmak Sunumları”nda ortaya çıkan ilginç bilgiler, bilimsel bazı verilerle destekleniyor ve bu kitap aracılığıyla herkesle paylaşılıyor.

• Yaşamınızda sık sık aksilikler mi yaşıyorsunuz?
• Kendinizi sürekli olarak hâlsiz mi hissediyorsunuz?
• Şimdiye kadar bunların “atalarınızın mirası” olabileceğini düşündünüz mü hiç?
• Her hastalığın arkasında genetik bir hikâye mi var?
• Atalarınızdan fiziksel özeliklerinin, mal-mülk miraslarının yanı sıra, ahlarını, beddualarını, lanetlerini, büyülerini hatta negatif varlıklarını da miras olarak aldığınızı biliyor musunuz?

Tüm bu soruların yanıtlarını içeren “Ataların Gölgesinden Aydınlığa” size verdiği hayatî bilgilerle birlikte ışık tutacak. Pek çok ünlü ismin de başvurduğu Kökcanlandırmak çalışmasının bizlere sunduğu imkânlarla tanışacak ve yazarla birlikte içsel bir yolculuğa çıkacaksınız. Keyifli okumalar…

43 yorum “Ataların Gölgesinden Aydınlığa / Vildan Çolak”

  1. Sahte bilim iş başında.

    İnsanın yaşadığı deneyimler DNA sına veya genetiğine işlemez. Bu bir.

    İnsanın başına gelen çoğu şey DNA sı veya genetiği yüzünden değildir. Bu da iki.

    Ama aklıma konuyla ilgili bir fıkra geldi. Anlatmadan geçmeyeceğim.

    Adamın biri yürürken bir lokantanın kapısında şunu görmüş.
    “İstediğin kadar yemek ye, hesabı torunun ödesin.”

    Adam düşünmüş ne güzelmiş yaa demiş girmiş lokantaya bir güzel karnını doyurmuş.

    Tam kalkacak, kazık gibi bir hesap gelmiş.

    “Ama” demiş adam, “hani ben değil torunum ödeyecekti.”

    “Doğru” demiş garson. “Sizin yediğinizi torununuz ödeyecek, bu dedenizin hesabı.”

  2. Bu tür çalışmaları, bilim ve teknolojinin sunduğu bilgiler yüzünden, artık klasik dinlerle tatmin olma şansı kalmayan, fakat birşeylere inanma ihtiyacını henüz yitirmemiş insanoğlunun sıkıştığı noktaya kurulmuş zarif tuzaklar olarak görüyorum.:)

  3. Merak etme Baal, bu kadının çalışmasına uzun süreli katılmış biri olarak söylüyorum, durum aynen dediğin gibidir. Bir de insanların duygularının parayla sömürülmesi durumu var ki o daha ön planda. Alternatif şifa dendi mi bir durup düşünmek gerekiyor. Daha da kötüsü, deneyebilir isteyen, eleştiri getirmek yasaktır. Yani şöyle hayal edin, bir çalışma var, herkes körü körüne anlatıcıya inanmış, ve kimse sorgulamıyor. Aradan zaman geçip ağzımızı açıp eksikleri, açıkları söyleyince biz ” sorunlu” veya “anlamak istemeyen”, daha kötüsü “negatif duygularımızın esareti altında” oluyoruz. Artık algının ve söylemin daha fazla çarpıtıldığı bir ortam görmedim. Ama bütün mesele zaten algı çarpıtması üzerinden yürüyor. Sonuçta ateist bile olsanız farketmez, Şaman inancına inanmış olarak çıkıyorsunuz oradan, çünkü esas misyon bu zaten. Dünyada binlerce inanç varken, en doğrusunun bu olduğuna, ismi söylenmeden sürekli inandırılmaya çalışılıyorsunuz. Aksi takdirde şansınız yokmuş imajı yaratılıyor. Yani o parayı verip, sunum açtırmazsanız, iyileşme şansını yok.:) Takdir sizin.

  4. Ben de bu çalışmaya katıldım ve şifa buldum. benim hakkımda hiçbirşey bilmediği halde yaşadığım travmam ortaya çıktı. babaannemin nasıl öldüğünü bilmediği halde sunumda o da çıktı. çalışmadan sonra da kendimi çok iyi hissettim. çok zorda kaldığımda ne zaman vildan hanımı arasam benimle ilgilendi. uzaktan bok atmak kolay. iki arkadaşımı da çalışmaya getirdim. onlar da çok memnun kaldılar. kısıtlı bir akılla bilen bir insanı eleştirmek kolay.
    siz, çalışmalara devamlı gelen arkadaş, ben çalışmalra sık sık katılan kişilerle görüştüm. hiçte aptal insanlar gibi gözükmediler bana.çok şeye sahit olmuşlar ve onlarında hayatlarında çok rahatlama olmuş. bu nedenle devamlı geliyorlarmış. ben de aptal bir insan değilim, eğitimliyim. çok da araştırdım vildan hanımı ve kökcanlandırmak sunumunu. ayrıca sadece benim sunumum ve arkadaşlarımın sunumlarına değil bir çok sunuma da sahit oldum. sunumda kişinin hayatında ne varsa çıkıyor.vildan hanım falcılık veya medyumluk yapmıyor. oradaki insanlara enerjiyi yüklüyor ve onlar hissediyor.sunumda atalarımızın sıkıntılarını nasıl aldığımızı o insanlar hissederek yaşadıkları için görüyoruz. onlar benim babaannemin nasıl öldüğünü nerden bilebilirler ki. babaannemin ölüm sırasındaki sıkıntısı bana etki ediyormuş. lanetleri de gördük. ben de bir çok defa canlandırmak yaptım. bir seferinde ölen küçük bir kızdım. çiğerlerim ağrıyordu.meğerse sunum sahibini kız kardeşi 7 yaşında bir kaza geçiriyor ve göğsü ezildiği için ölüyor.ben onun tüm duygularını hissettim.bizler herşeyi atalarımızdan miras alıyoruz. sunumlara katıldığınız halde bunları anlayamadıysanız demek ki sizinle ilgili ciddi bir sorun var ki siz bu çalışmayı anlayamamışsınız. ama çok değerli bir çalışmaya da burada bok atıyorsunuz. ne derler meyve veren ağaç taşlanır.

  5. Ben de bu çalışmalara iki senedir ara ara katılırım. Katılmadığım zamanlarda vildan hanımın yazılarını takip ederim. Vildan hanımın sık sık bahsettiği gibi Kökcanlandırmak sunumu bir yöntemdir. Kendisi bu yöntemin uygulanışında herhangi açık bir kapı bırakmamıştır. Kişilerden bilgi almadan bu yöntemini uyguluyor. Benim hakkımda da herhangi bir şey bilmiyordu ve bana açtığı sunum birebir beni yansıttı. Oturduğum yerden kendimi izledim. Sunumdan önce ve sunumdan sonra diye yaşamımı ayırıyorum. Birçok sunumda atalardan nasıl ahları, lanetleri, azapları aldığımızı gördük. ayrıca eğer negatif varlıkları, büyüleri, lanetleri çözmezsek bir adım bile ileriye gidemeyiz. Yıllardır bir çok çalışma denedim ve hiçbiri tam anlamıyla bana iyi gelmedi. Kökcanlandırmak çalışmasından sonra üstümdeki yük kalktı. Sunumlarda bizler alanda yüklendiğimiz enerjileri hissederek söylüyoruz. Vildan hanım özel bir enerji taşıyor. Genetiğinden getiriyor. Bu nedenle çözüm yapabiliyor. Arkadaş vildan hanımın şamanizm misyonerliği yaptığını söylüyor. Dünyaya saygı göstermemiz ve sevmemiz gerektiğini söylemesi mi şamanizm misyonerliği? Kendisinin kitabını da okumadınız anlaşılan. Kitabında şamanizmin bir din olmadığını kendisi yazıyor. Din olarak görmediği bir şeyin misyonerliğini neden yapsın. Bizler devamlı gelen onca insan hiçbirşey anlayamadık, ama bu arkadaş misyoner, düzenbaz, paragöz biri olduğunu hemen anlamış. vildan hanımın kaç defa sunumlarda çok ciddi tehlikelere maruz kaldığını gördüm. Aldığı ücret verdiği emek karşısında çok az. Sunumlara sizin katıldığınızı sanmıyorum. Katılmış olsaydınız emek haklarına, hak yememeye, iftira atmamaya , yalan söylememeye önem gösterirdiniz. Sunumlardan bunları yaptığınızda sizin ve torunlarınızın başına neler geldiğini öğrenmiş olurdunuz. Sunumlara katılmayan kişilerin bilgisizlikten birşeyler söylemesi onların seviyesizliğidir.Ama sunumlara katıldığını söylediği halde ortada olanları çarpıtan bir zihin ancak sunumlara katılmamış biridir.
    volkan

  6. Pazar günü öğleden sonra 2. sorti’de biraz yoruldum ama akşam 23 sularında mükemmel bir 3.sorti çıkardım. Beni, derin gırtlak sunumu köküne kadar canlandırabiliyor, öğrendiklerimi ve yaşadıklarımı seansı yüz avro’dan ders olarak verebilirim. İk yüz avro olursa 5. sortiyi de garantili bir teknikle gösterebilirim.
    Koş vatandaş kooş, Kambur ek gelir kapısı buldu. Sonsuza da müşteri başına uygun bir komisyon var tabii ki.

  7. Karmik Bağ (atalarınız)temizliği reikiyle de yapılabiliyor.Işık köprüsüyle binlerce yıl önceki sorunlu enkarnenizi tekrar yaşayıp sorunu çözebiliyorsunuz.Bilinçaltına, geçmişe,dna ya, doğum travmalarına her türlü duruma reiki şifası vererek şifalandırabiliyorsunuz.Hatta bunu meleklerle yapanlar da var.
    Sonuç olarak hiçkimsenin elinde sihirli değnek yok.Tüm bu şifalardan faydalanıp hala aynı sorunları yaşayanlar da var.
    Ve hiçkimse diğerinden daha özel değil.
    Bunlara inanılmasının tek sebebi insan zihninin üretebildiği güçtür.
    Başka negatif varlıklar,lanetler, büyüler hepsi de yaşanılan ilizyon dünyasının aldanması.
    Hepsi kendi gücünüz hepsi kendi inancınız, niyetiniz..
    İster harikalar diyarında yaşarsınız ister dümdüz bir çölde.

    Tanımadan insanlar hakkında bilgi verebilmek bir özellik değil.Kimse seçilmiş falan da değil, sadece para kazanmanıni, daha da kötüsü inançları sömürmenin başka bir yolu.

  8. Vildan Hanım hemen müritlerini yollamış buraya. Çok garip olan durum, böyle bir çalışmaya bir kere inanan insanların, sorgulmaya asla yanaşmamaları. Sizin inancınızı yalanlamış olacağım ama 5-6 ay kadar katıldım. 1 buçuk milyar para döktüm. Bu çalışmayı geç Vildan Hanımı 3 yıl öncesinden tanıyıp kendisiyle başka çalışmalar yaptım.
    Ve sonuçta hiçbir şey olmadı, tam tersine daha kötü oldu hayatımda herşey. Sizin deneyiminiz en doğruyken, ben sırf körü körüne inanamadım, en sonunda sorguladım diye neden yanlış oluyorum? Niye saygı duymakta bu kadar zorlanıyorsunuz? Neden sorgulamaktan bu kadar korkuyorsunuz?
    Vildan Hanım’ın kendisine bunların hepsini tek tek anlattım ayrıca. Kimseden çekinmem. Yalan da söylemem. İnsanlara eksik bilgi veriyor, bu da bana göre aldatmacadır. Hayatında kabus görmeyen biriyken gecelerim mahvoldu bu kadın yüzünden. Ne zaman temasa geçsek enerjili kabuslar gördüm. Bana büyü yapmadığı ne malum? Çünkü istisnasız ara verdiğimde düzeliyorum, kadınla temasa geçince kötüleşiyorum.
    Şifa yolun açılacak dedi, varlık temizlenince. Hiçbir halt olmadı. İç seslerin gidecek dedi. Birşey değişmedi. Üstelik hayatımda bu tür şeylere yer yokken, dediğim gibi gecelerim mahvoldu, takıntılar yarattı vs. Çalışmanın açıklarını yazacak kadar iyi biliyorum, çok uzun buraya yazamam. Ama çekirdek kadrosunda vardım. Ve o insanların hiçbiri ben kötüyken yanımda olmadı. Çalışmanın bu sonuçlarını görmek istemediler. Bir de oturmuş orada sevgiden saygıdan bahsediyorlar. Şurada bile hala insanlar ters davranıyor, yani siz. Ne kadar gaddar, anlayışsız yapıyormuş bu çalışma insanları…sizin gibi düşünmüyorsam öleyim bari.
    Kaldı ki fala benzer bir yanı da var, esas beni kötü eden yanlarından biridir. Tanımadığınız bir sürü insan kanıtı olmayan bir yığın bilgi veriyor size. Kehanet gibi, şöylesin, şu olacak, atalarında şu var gibi aslı olmayan bir yığın bilgi de verildi. (insanın psikolojisi bozacak derecede tehditler de oluyor)

    Dolayısıyla seviyesiz olan, bu kadar deneyimi olan birisine saygı göstermeyendir.
    Şamanizmin din olmadığını da biliyorum ama bir inançtır. Atalardan vebal aldığımız inancı dinimizde yoktur. Anlatılan inanç doğrultusunda özür dilemek, atalara şifa yollamak gibi ritüeller gerekir, bu bilgiler sonuçta misyonlerliğe giriyor. Çünkü çalışma öncesinde ve sırasında, bu tür şeylerin hayati önemi anlatılıyor. Yani ben atamla ilgilenmezsem başıma birçok şey gelebilir. Doğa ruhundan özür dilemezsem ölebilirim bile? Veballar insana yükleniliyor sürekli. Ben de bunu kesinlikle sağlıklı bulmuyorum. Kaldı ki veballerin geçtiğine dair bilimsel bir kanıt yoktur. Karakter özellikleri geçiyorsa o da geçer diyerek inandırılmaya çalışılıyor.
    Benim bu arada bir arkadaşım da katıldı. Ve o da çok kötü oldu, akşamına kriz geçirdi ve bilin bakalım Vildan Hanım ne yaptı? Hiçbir şey. Çünkü o ne benim ne de başkasının sunum sonrası ne olacağıyla asla ilgilenmez. Ve hiçbir sorumluluk almaz.

    Şunu gördük bunu gördük denilen şeylerinde hepsinde sabit bir çekirdek kadro vardır çalışmakta olan, ve hepsi birbirini tanımaktadır. Rol canlandırıcıları yüzde 90 aynı kişilerdir. Ve ortaya konulan tiyatroya, gördük atalarımızın ne yaptığını deniyor. Arkadaşlar, biraz okuyun, araştırın. Algı üzerine özellikle, okuyun, psikoloji kitapları okuyun. Ama nolur körü körüne inanmayın kimseye.

  9. Vildan Çolak Hanımın psikoloji üzerine bir eğitimi var mı? Yoksa kendi kendine böyle bir sorumluluğu vicdanı rahat nasıl alıyor ben merak ediyorum. Otorite ağzıyla insanlara söyleyeceğiniz her cümle, her kelime önemlidir. Bir çok soruna yol açabilir.

  10. Hayır kendisi matematik öğretmeni.
    Zaten ana tartışmamız oradan çıkmıştı. Çalışmayı yaparken etkilenmemek için, kişiden hiçbir bilgi almıyor. Psikoloji eğitimini geç, o kişinin nasıl etkileneceği hakkında hiçbir bilgisi yok çünkü zaten bilinçli bir şekilde bilgi almıyor. Dolayısıyla kişinin negatif etkilenme olasılığını hiçbir zaman farketmiyor. Daha da fenası uzun vadedeki etkiyi takip etmiyor. Yani hem çalışmanın sonuçları aylar sonra çıkabilir diyor. Ama aylar sonra insanların ne olduğu malum, sonuçta bireysel bir seans gibi ilerlemeyen birşey bu.

    Ben daha kötü olduğumda, krizler yaşadığımda durumu düzeltmek için herhangi bir girişimde bulunmadı. Ücretsiz seans bile olmadı. Ben yine o zaman hala inandığımdan ikinci çalışma açtırdım, birinciden sonra oluşan etkileri silmek için. Beklerdim ki kendisi teklif etsin. Ama öyle birşey olmadı. Psikologa gitmek zorunda kaldım. Psikolog bana çok fazla şeyin yüzeye çıktığını, çalışmaya bir daha gitmememi, önce onları toparlamamız gerektiğini söyledi. Ben dinlemedim. Sıkıntılarım arttı. Aynen psikologun dediği gibi, çalışmayla yüzeye bir sürü şey çıkabiliyor ama onlarla baş başa kalıyorsunuz, herhangi bir destek yok çünkü.

    Benim kurtulmakta zorlandığım en kötü şey, orada inandırıldıklarımız. Çalışmanın baz aldığı sorunlarımız atalardan gelir inancına göre, bir hastalığımın atalardaki kökeni temizlenmezse iyileşemeyeceğim veya hastalığın tekrar edebileceği düşüncesi var. Buna göre psikolojik olsun fizyolojik olsun her sıkıntınıza, kökeni temizlenmediği için iyileştirilemez olarak bakmaya başlıyorsunuz. Sonunda kökenlerini temizletmek için sürekli bu çalışmaya para verip gitmeniz gerekiyor. İşin vardığı nokta bu. Bende takıntılar oluşmasına sebep olan taraf da buydu. Bu halde doktora gitmek bile istemez yani insan. Çok çarpık bir bakış açısı.

  11. “Sunumlara katılmayan kişilerin bilgisizlikten birşeyler söylemesi onların seviyesizliğidir.”

    Çalışmaya katılmadım ama yukarıda konuyla ilgili bilgi veren veren bölümü okuduktan sonra, anlatılanın saçmalık olduğunu anlayacak kadar biyoloji bilgim var çok şükür.

    DNA birşeyleri atadan yeni nesle kalıtır..Doğrudur. Fakat atalarımızın işlediği ve bizim şu anki yaşam felsefemize göre ‘kötü’ ,’suç’,’günah’,’yazık’,’ayıp’ diyebileceğimiz şeylerin sizi etkilediğini düşünüyorsanız. O zaman şunu iyi belleyin..atalarımızdan bize kalan DNA bütünüyle olmasa bile bir kısmıyla taa ilk tek hücreliye kadar gider.DNA setimiz yaklaşık 3 milyar yılda yavaş yavaş oluştu.Bu tarihin içinde balıktan sürüngene kaç ortak ata var.Ve her türlü öldürme,tecavüz,talan,yalan,dolan… vs var.Fikir vermesi açısından şunu söyleyim 7 milyon yıl önce ayrıldığımız şempanzelerle %95 aynı dna yı paylaşıyoruz.Dna bakarsanız atalarımız baya bi hayvandılar yani..dolayısıyla bu kadar verbali temizlemek için belediyeden vidanjör çağırsanız bile yeterli olmaz..:))

    Olayın en komik tarafı da şu,atalarımızın yaptığı bütün bu şeyler esasında kötü veya yanlış değildir. Sadece bir hayat mücadelesinin neticesidir.

    Sen bunları göremeyecek kadar şuursuz ol.Sonra çalışmaya katılmadan fikir beyan ettik diye bize seviyesiz de…ne güzel memleket.

  12. Vildan’ın ataları da şarlatan mıymış?

    Ondan olabilir belküm.

    🙂

  13. Ben de katıldım Vildan Hanım’ın çalışmalarına. Kendime inanamayacağım kadar olumlu değişimler yaşadım. Yaşamaya da devam ediyorum. Başka insanlar üzerindeki olumlu etkilerini de gözlemledim.

    Herhangi bir çalışmadan memnun kalmayabiliriz. Ama size yaramayan ya da iyi gelmeyen bir çalışma, başka birisine çok iyi gelebilir. Neden bu kadar öfkelenerek kendimizi yıpratalım ve kıymetli hayatımızın güzide anlarını “şu kişi çok kötü ya da çok kötü bir çalışma bu” konusu üzerine bu denli fazla harcayalım ki?

    Fikirlerimizi paylaşmamız doğaldır. Ama böyle olumsuz bir tavır sergileyerek, bu çalışmadan yarar sağlayabilecek olan kişilerin önünü kapatmış olursunuz. Bununla, bu kadar vakit kaybetmek gerekli midir, bilemiyorum. Ben, bir çalışmadan ya da ortamdan rahatsızlık duyduğumda bir daha oraya gitmeyerek çözüyorum bu sorunumu. Kolay oluyor.

    Vildan Çolak için zor ve tehlikeli, ama sunum açtıran birisi için çok basit ve zararı dokunamayacak bir çalışma. Bir dizi izlemekten ne kadar zarar görülebilirse, bu çalışmadan da ancak o kadar zarar görülebilir. Bir dizi izleyip çok büyük zarar görenler, Kökcanlandırmak’ın çözemeyeceği bir konu. Belki psikolojik destek almak, bu noktada daha doğru olabilir.

  14. Şarlatanlık kötü gelir diyen olmadı zaten.

    Bastır parayı al iyi’yi.

    Daha da iyisi şamda kayısı.

    Yalnız şu; “Atalarınızdan fiziksel özeliklerinin, mal-mülk miraslarının yanı sıra, ahlarını, beddualarını, lanetlerini, büyülerini hatta negatif varlıklarını da miras olarak aldığınızı biliyor musunuz?”

    Ben bilmiyorum.

    Demek ahlar-vahlar, beddualar, lanetler, büyüler ve hatta -ne demekse?- negatif varlıklar miras kalıyormuş bize..

    Yeni bir disiplin?

    Ama bilen biliyor aziizim.. demek filan lazım herhalde.

  15. Her türlü yorum ve eleştiri tabii ki yapılabilir. Ama asıl sorun, yalan söylenmesi ve iftira atılması.

    Çalışma sonrasında kişilerin takip edilmediği ve onlarla ilgilenilmediği YALAN. Çünkü Vildan Çolak, kişilerin durumlarını öğrenmek için onları arıyor, onların da kendisini aramalarını istiyor ve ücretsiz olarak kontrol sunumları açıyor. Hatta maddi durumu iyi olmayan kişilere ücretsiz bir şekilde bu hizmeti verdiğine de şahit oldum.

    “Müritler” diye bir şey de (hayal gücünüzü takdir ederim ama) maalesef yok.

    Ayrıca büyü çözmenin, lanet enerjilerini temizlemenin ya da negatif varlıkların enerjilerini kişinin alanından uzaklaştırmanın psikolojiyle bir ilgisi yok. Üstelik bu tür enerjiler temizlendikten sonra geriye kişinin psikolojik sorunlarının kaldığı görüldüğünde, bu sorunların giderilmesi için Vildan Çolak’ın kişilere psikoloğa gitmelerini, düşünce yapılarını değiştirebilecekleri kişisel gelişim konularıyla ilgilenmelerini önerdiğini defalarca bizzat duydum. Bu yüzden bu konuda bir otorite olmadığını da herkese açıkça hissettirmiş ve belirtmiş oluyor bence.

    Bu kadar büyük bir öfke ve tepki duyulmasının nedenini de anlamış değilim. Vildan Çolak, herkesin her türlü sorununu ve eleştirisini dinleyen birisi. Herkes bizzat rahatlıkla görüşüp-konuşabilir kendisiyle. Arkasından bu kadar atıp-tutmanın alemi yok bence.

    Daha önce de belirttiğim gibi bu çalışma benim irademi ve enerjimi güçlendirdi. Bu yüzden, bu açıklamaları yaparak teşekkür edebilirsem Vildan Çolak’a ne mutlu bana.

  16. eger sorun olmayacaksa bir sunum acmanın ucretini merak ediyorum ?

  17. Atalarımın gölgesinden aydınlığa ulaşmak için Vildan Çolak’ ne kadar ücret ödemem gerekiyor?

  18. Bende Vildan hanımın yaptığı çalışmaların çoğuna katıldım. Bana anlatamıyacağım ölçüde yararı oldu, eleştirilre gelince; özellikle belirtmek isterim ve özellikle O kişi , kişisel olarak saldırıyor, düzgün bir eleştiride bulunmuyor ve sanırım O kişi psikolojik olarak ciddi sorun yaşıyor. Bu sunumlara inanır yada inanmazsınız, mantıklı veya mantıksız gelebilir ama olay eleştiri yerine saldırı ve karalamaya ve hatta alay noktasına gelirse, bu eleştiri değil de O kişinin nedense intikam duygusuyla yanıp tutuştuğunu gösterir.
    Şunu belirtmek isterim, şamanlık hakında bilgisi olmadan açıklama yapmak cahillerin işidir. Kısa bir açıklama: Şaman demek şifacı demektir, bu bir din değildir ve müritleride olmaz. Olaya sadece akıl noktasından bakanlara söylemek isterim bazı insanlar Allaha inanırlar bazıları inanmazlar, inanan insanların Allah’ı görmeleri şart değildir çünkü yüreklerinde hissederler be bilirler, ama inanmıyanlar 2+2=4 mantğını kurmak isterler. Atalarımızdan aldığımız miraslar yaşamımızı iyi yada kötü birşekilde etkiler, şimdi şöyle bir soru soralım mirasın iyisinimi yoksa kötüsünü mü kabul edelim, şöyle cevap verelim maddi mirası kabul edelim ama atalarımızın yaptıkları rezillikleri kabul etmeyelim, şu yaşadığımız dünyada yasalarda mirası ya kabul edersin yada rededersin: yani kabul edersen borcuyla kazancıyla kabul edersin yada tamamen rededersin. Şunu ifade edeyim kişi diyebilirki benim atalarım kahramandı, insanlara yardımcı oldu ve onlarla gurur duyuyorum ve hatta kişilik olarak onlar gibi olduğunu ifade eder veya diyebilirki atalarım asildir. Ama gelelimki atalarının yaptığı bir cinayeti veya tecavüzü dile getirmezler çünkü utanırlar. Peki neden utanırlar: çünkü o enerjiyi taşırlar, atalarının mirasının enerjisi kişileri o enerjiyle yüzleşene kadar rahat bırakmaz. Şöyle söyliyeyim , atalarını rededen kişi ya tamamıyle red etsin ki bu mümkün değil bana göre, yada onları oldukları gibi kabul etsin. Saygılar…

  19. Yav kardeşim..

    Vildan Çolak’ı tanımaz etmeyiz.

    Ama birisi aha bu benim kitabım der ve üstüne de “Atalarınızdan fiziksel özeliklerinin, mal-mülk miraslarının yanı sıra, ahlarını, beddualarını, lanetlerini, büyülerini hatta negatif varlıklarını da miras olarak aldığınızı biliyor musunuz?” diye eklerse..

    Neyse:)

    “Ayrıca büyü çözmenin, lanet enerjilerini temizlemenin ya da negatif varlıkların enerjilerini kişinin alanından uzaklaştırmanın psikolojiyle bir ilgisi yok.”

    Çözmenin psikolojiyle alakası yoktur derken?

    Yani var böyle şeyler, ama psikolojiyle çözülmüyorlar..

    Kökcanlandırmayla bertaraf ediliyorlar..

    Paran yoksa yardımcı da olunuyor..

    İş sarpa sararsa psikolog..

    Oh:)

  20. Az önce sitesine baktım, kökcanlandırmanın uygulama alanları şunlarmış:

    – Kişinin veya mal- mülk’ün alanlarında yukarıda yazdığımız negatif enerjilerin olup olmadığını kontrol edip şifalandırmak;
    – Hastalıkların genetik hikâyelerini ortaya çıkartıp çözümlemek; böylelikle hastalığın tıbbı tedavisine destek vermek;
    – İş veya aşk hayatlarında ki tıkanıklıkları ortaya çıkartmak ve çözümlemek;
    – Kişilerin içsel sıkıntılarının; içinde duydukları seslerin ve gördükleri halüsinasyonların nedenlerini ortaya çıkartıp şifalandırmak;
    – Vefat eden bir yakının “canının” rahat olup olmadığını bakmak ve rahatlamasına destek vermek;
    – Kaybolmuş birinin durumunu kontrol etmek;

    Herzamanki bildik SAHTEKAR…

  21. Misafir,

    Bir kısım depresyonların altından, kişinin bilinç düzeyine veya farkındalığına yansımamış bile olsa, ne çıkar biliyor musun?

    GÖÇ.

    Vildan Hanım ya da bir başkası, doldursun bunun içini ahla vahla, bedduayla, negatif enerji mirasıyla bilmem neyle de..

    Psikiyatrist ve psikologların işidir bu yine.

  22. GÖÇ önemlidir.

    Ama burda terminoloji ve ilgili disiplin devreye girer.

    Ah-vah..

    Beddua..

    Lanet..

    Büyü..

    Negatif enerji mirası..

    Ben böyle bir terminolojinin nası bi disipline dahil olduğunu bilmiyorum mesela, öğrenebilir miyim?

    Ayrıca Oik0s’un mesajını şimdi gördüm; “içinde duydukları seslerin ve gördükleri halüsinasyonların nedenlerini ortaya çıkartıp şifalandırmak..”

    Halüsinasyon tedavisi haa..

    Az manyak değilmiş.

    Aferim.

    Müthiş bir sorumluluk duygusu ve yetenek.

  23. İki sene önce kökcanlandırmak sunumu için aktif katılım 150tl pasif katılım 50 tl imiş.

  24. Bu çalışmalara öncelikle gözlemci olarak katıldım. Günümüzde sadece ticari kaygılarla yapılan ve belirtilen hedeflerden uzak olan bir sürü çalışma olduğundan, bir arkadaşım vesilesiyle duyduğum sözkonusu Kökcanlandırmak sunumlarının ne olduğunu, nasıl uygulandığını, içeriğinin nelerden ibaret olduğunu anlamak ve değerlendirmek üzere bizzat katılımda bulunarak değerlendirmek istedim. Katılımlarda ruhsal gelişimimizle ilgili bir çok faydalı bilginin edinilebileceğini gördükten sonra mümkün olduğunca katılımlara gözlemci olarak katılmaya karar verdim. İzlediklerim, sunumlarını açtıran kişilerin hayretle kendi hayatlarına dair sadece kendilerinin bildikleri alışkanlıkları ya da herhangi bir durumu veya geçmişlerinde kalmış belki de unuttukları…vs, yaşamlarına olumsuz olarak etkiyen konularla, durumlarla karşılaşmaları ve bunları itiraf etmeleri gibi çok değişik şeylerdi. Kişilerin aile ve bireysel hayatlarında yaşadıkları olumsuzluk kaynaklarının, sebeplerinin neler olduklarıyla buluştuklarında, şaşkınlıklarını ve ortaya çıkan durumla ilgili yaşadıkları olaylarla bağlantı kurarak tespit edilenlerin gerçekliğini kendi ağızlarından dinledim. Anlatılanlar veya yazılanlarla değil, konuyu ve Vildan hanım’ın yaptığı çalışmaları anlamak üzere bizzat kendim bu sunumlarda mümkün olduğunca bulundum. Kendisinin hizmet alan kişilerle ilgileniş şeklini ve takipleriyle ilgili hassasiyetini ayrıca farketme şansını buldum. Ve nihayetinde hiç kimsenin yorumu veya anlatış şekliyle değil, kendi bilincim ve algılama şeklimle verilen hizmetin ne derece özel bir çalışma olduğunu anladım. Değerlendirmelerim sonrası konuyu anladıktan ve içime sindirdikten sonra kendime de sunum açtırdım, faydalarını ve yaşadıklarımı burada anlatmam inanın çok uzun olacağından, sadece beni Vildan hanım la buluşturan arkadaşıma hayır duaları ettiğimi ve hayatımdaki ciddi iyileşmelere vesile olduğundan, kendisini hep teşekkürlerle anacağımı aktarmak istiyorum. Yukarıda okuduğum bazı olumsuz yazı sahipleri ise, kendilerinin bireysel özel meseleleri nedeniyle, konuyu kişiselleştirerek kendi yazdıklarının doğruluğunu kendileri çürütüyorlar. BİLGİ sadece ve sadece BİLGİ tüm soruları yanıtlayacaktır; BİLGİ nin doğruluğu ise böyle kulaktan kulağa değil, bizzat deneyimleme ile olur. Bunun içinde gördüğüm kadarıyla ne bir ücret alınıyor ne de talebi ediliyor; Kökcanlandırma sunumlarını herkesin deneyimlemesi gerektiğini son olarak belirtmek istiyorum, ve Kökcanlandırmak sunumlarının süreç içerisinde ciddi bir ivlenme ile dalga dalga büyüyeceğini ve insanların bilinçlenmesine ve ruhsal bireysel gelişimlerine önemli katkılar sağlayacağını düşünüyorum; her kim yukarıdaki gibi benzeri olumsuzlukları sıçratmaya çalışsa da….

  25. Daha önce sunuma katılan biri olduğumu yazmıştım. Bu ve benzeri çalışmaların artması gerektiği görüşündeyim. Başı hiç ağırmayan kişi başağrısının ne olduğunu bilmemez ve başı ağrıyan insanı anlayamaz. Yaşadığımız sıkıntılarıda yaşamayan bir insan anlayamaz. Benim sıkıntım bu çalışmayla çözümlendi. Bu çalışma beni kurtardı.Bir çalışma birine yarayabilir bir başka kişi için uygun olmayabilir. Bir insan gittiği hangi çalışmanın kendisine yarayıp yaramayacağını değerlendirmelidir. Vildan hanım her zaman kendi çalışmasından sonra psikolojik sorunları için kişilerin terapiste gitmesini önerir bir arkadaşımızın dediği gibi bu önerisine ben de birçok defa şahit oldum. Vildan hanım kişilerin enerjilerini arttırdığını söyler. Saldıran arkadaşında enerjisi artmışki iyi saldırıyor.Ben vildan hanımı uzun zamandır takip ediyorum. Ayrıca defalarca onu telefonla arayıp durumum hakkında öneri aldım. Hatta kızımın durumu onu ilgilendirmediği halde bana destek oldu. Bir iki defa da kontrol sunumum yapıldı. İstanbulda oturmadığım için sık sık sunumlarına katılamıyorum. keşke katılabilseydim her pazar katılırdım.Sunumlarda bir insanın psikolojisini altüst edecek kaldıramayacak boyutta bir şeyler yaşanmıyor. Tiyatro oynanır gibi herşey oynanıyor. Eğleniliyor. Ben çok eğlendim ve çok bilgilendim her katıldığımda. Eğer bu sunumlardan psikolojinin bozulacağı kadar çok etkileniyorsa bir insan, o insan hiç gazete okumasın, sinema izlemesin, tiyatroya gitmesin, sokakta yürümesin.Çünkü psikolojiyi bunlar sunumlardan daha fazla bozar.
    Bir insana bu derece saldırmak üstelik bir çok insana çok iyilikler yapmış bir insana bu derece saldırmak hak yemektir. Sunumlarına geldiğini iddia eden ve saldıran arkadaş bedenen sunumlara katılmış olabilir ama aslında katılmamış. Katılmış olsaydı öğrendiklerini yaşamına daha sağlıklı bir şekilde geçirir ve insana hizmet veren birine bu derece negatif duygular duyarak intikam alır gibi haksız yere saldırmaz. İnsanın yaşamının ağırlığının nedeni olarak bir başkasını görmesi yaşadıklarının suçlusu olarak bir başkasını da suçlaması kolay bir yol. Ama insan başkasını suçladığı zaman kendisini ne kadar güçsüz, büyümemiş, zayıf kıldığının farkına varmalı. Sunumlara katılıp intikam duygularıyla saldıran suçlayan arkadaş, sen esas zayıf, güçsüz, büyümemiş olduğun için kendine bu kadar kızgın olmayasın? Bir de bu pencereden bak. Bu gün vildan hanıma saldırırsın, bu zayıflık devam ettiğinde sana zayıflığını hissettiren yarın başkasına ve hayatın bu şekilde sürüp gider.
    volkan

  26. Misafir yazdı;

    “ben de aptal bir insan değilim, eğitimliyim.”

    Her eğitimli insan akıllı olacak diye bir kural mı var? Ya da her eğitimsiz insan aptal olacak diye?

    Xenix’e yeni bir istatistik konusu; eğitim zekâyı (olumlu veya olumsuz yönde) etkiler mi?

    Edit: anket konusu demem gerekiyordu, afedersiniz.

  27. Haktan veya saldırmaktan bahseden insanlar, sizden farklı deneyim yaşamış birine niye saygı duyamıyorsunuz?
    Siz pozitif sonuç aldıysanız, çalışma süper
    Ben negatif sonuç aldıysam, sorun bende? Yok ya! İşte buna algı çarpıtması diyoruz. Önce sen bana saygı duy çünkü ben zaten 5-6 ay sürekli katılarak saygımı çokça gösterdim.
    Ama karşılığını alamadım.
    5 sunum açtırdım. Hiçbir faydası olmadı. 2. sunumumu 1. nin etkileri geçsin diye mecbur açtırdım, yapılan hatalar ve yanlış bilgilendirme olduğu halde benden PARA aldındı.
    Haksızlığa uğradım. Onca param gitti, birşey değişmedi. Bir ÖZÜR bile çok görüldü.
    Bütün bu süreçte sıkıntılarım hepsini anlattım Vildan Hanım’a. HİÇBİR şey yapmadı. O zaman bana garezi varmış.
    2011’in başında katılanlar insanların hiçbirini bir daha görmedim. Üstelik Vildan’la kavga ederek ayrıldı bu insanlar. Niye acaba? Başka sebepler olsa da tesadüf olduğunu sanmıyorum.
    Katılımcı olurken, o çalışmaya siz de emek veriyorsunuz ve katılıyorsunuz(ve etkileniyorsunuz) ama karşılığında para verilmiyor, indirim bile alamıyorsunuz. Açıkça kullanılıyorsunuz. Çünkü çalışma için adama ihtiyaç var. Benim sorunumu düşünen yok ama telefon açılıyordu gidiyorduk desteğe.

    Yukarıda biri demiş ki, niye yararlanacak olanları engelliyorsunuz? Ya biri daha kötü hastalanacaksa? Ben onu engellemeye çalışıyorum. Yazık değil mi? Durup dururken bir insanın kabuslar görmeye başlaması hoş birşey mi? Ben buna karşı uyarıyorum insanları. Niye tek taraflı bakıyorsunuz olaylara? Adnan Hocayı da pozitif görenler var. Algı meselesi işte.

    Çalışmada varlıkları geç Azrail’in bile çıktığı iddia edildi. Atanız hayvan öldürmüş, ruhundan özür dilemelisin dendi. Hatırlıyorum gelen kadınlardan birisi dilediği halde, diğer sunumlarında bu vebal sürekli çıkıyordu. Kurtulamıyordu kadın. Vildan burada suçu çalışmaya değil kişiye atıyor. Sen içten özür dilememiş oluyorsun. (tıpkı sen sorunlusun deyip işin içinden kolayca çıkmak gibi)

    Büyü varlık vs. bunlar bir sunumda temizleniyor dendi. 2. yi açtık aynen duruyorlar.:)
    Artı dediğim gibi sonu olmayan birşey bu. Sürekli para verip açtıracaksınız yoksa hastalıklarınız iyileşmez, ilişkilerinizdeki paranızdaki sorunlar çözülmez. Atalardaki kökü aynen duruyordur. İnsanın bireysel anlamda çaresizliğe iten bir bakış açısı.
    Vildan, uzaylılara da inanır, alanda uzaylı da temizlerler. Ayrıca dünyayı kurtardığını düşünüyor, dünya çalışmaları yaparak. Gerisini siz düşünün.
    Ayrıca vergisiz çalıştığını da belirteyim. Hem haksız kazanç sağlıyor insanların duygularıyla oynayarak hem de her dürüst vatandaş gibi vergisi vermiyor.
    En son ücreti 350’ydi. O zaman arkadaşlarımdan hiçbiri gidememişti, paraları olmadığı için. Hiçbir destek falan olmadı. Bu çalışmadan önce de duygu temizleme+şaman çalışması yaptık, onlara da para saydım, HİÇ bir şey olmadı. Ve tüm bunlar sırasında da ben bayağı inanıyordum, kaptırmıştım, o nedenle inanmamışsın lafı da kimse edemez.
    Şamanizmi vs. herşeyi iyi biliyoruz merak etmeyin. Dili kullanmaya bu kadar takılmayın. Siz önce eleştiriye tahammül edin. Bir eleştiriyi bile çekemeyen insanlarsınız.

    Varolan çalışmanın başarısını kanıtlayacak tek birşey bile yok. Bazı akıllılar 2000 kere yapıldı bilimseldir diyor. Bilim görmesek inanacağız. Algıda seçicilik çok kuvvetli birşeydir. Bizzat yaşadım. İki durum birbirine oturmasa bile, kişi kafasında uydurur onları birbirine. Bunu 5 ay yapmış biriyim. Günlüklerim de var. Geriye dönüp incelediğimde birçok hatayı nasıl hasıraltı ettiğimi görüp şaşırıyorum. Özellikle biriyle aranızda minnet ilişkisi varsa, bu inanamayacağınız kadar kolay olmaktadır. Siz zaten inanmayı seçer, sadece UYAN şeyleri görürsünüz, yanlışları görmezsiniz. Ayrıca etkileri ancak uzun dönem anlaşılacak birşeye kanıtlandı çok iyi geliyor demek kendini kandırmaktır. Ki uzun dönem etkilerini bile neyi değişken olarak belirleyip inceleyebilriz? Torunumun ne yaşayacağı önceden bilimiyordu ki? A bunu yaşamadı diyelim. O yüzden evet gerçek demeden önce bir sol beyninizi kullanın.
    Ben kaç defa canlandırıcı oldum, bir tanesinde bile doğru dürüst birşey hissetmedim. Hadi bakalım, kimin sunumu açılmışsa benim hissizliğime göre bir senaryo yazıldı:) Kimbilir kaç kişi bir tarafından uyduruyor oraya çıkınca. Bir sunumum da da ne çıktığını kimse açıklayamadı Vildan dahil. Şaka gibi, 350 lirayı ne olduğu belirsiz birşeye verdim. Hiçbir açıklama yapılmadı. Neresinden tutsam elimde kalıyor.
    Eleştiriyle saldırının farkını hala anlayamamış olan yukarıdaki şahse sözüm, enerjim artmış falan değil. Zaten bırakalı aylar oldu çalışmayı. Bu “ilginç” tez böylece çürüyor. O dönem de de enerjim artmış falan değildi. Keşke saygılı olmayı öğrenseydiniz, yaşınız biraz daha ufakken…
    Ben bir gerçeklik yaşadım, ve buna kimse inanmak istemiyor, işine gelmediği için. Adı saldırma oluyor. Saldırma nedir görmemişsiniz. Ben mağdur olurken nerdeydin, beni savunmazdın değil mi? Asla savunmazdın, çünkü onun yakın arkadaşısın, gözün başka şey görmüyor. Başka birinin başka bir gerçekliği olduğunu asla akıl bile edemiyorsun.

  28. Bir süredir,vakit buldukça Vildan hanım ın sunumlarına katılıyorum.Sunumların son derece eğlenceli
    ve faydalı olduğunu bizzat gözlemledim ve yaşadım.Vildan hanım başladığı işi bitiren,paramı aldım deyip kenara çekilen birisi değil.Kendisine baş vuran, sorunlarının çözülmesine yardım arayan herkesi sonuna kadar takip ediyor.Yaptığı işi severek isteyerek insanlara yardım etmek için yapıyor.Tabiiki emeğinin ve harcadığı vaktin de karşılığını alacaktır.Yaptığı işe inanmak veya inanmamak kişilerin tasarrufundadır.Hiçkimseye zorla sunum açmıyor.

  29. Hiç bir sahtekar veya şarlatan zorla yapmaz zaten. Gidersin üfürükçü hocaya verirsin parayı o da üfürür. Severek yapar üstelik. Ve zorla değildir. İsteyen gider isteyen gitmez.

    Şimdi soru şu: Üfürükçü ile kökcanlandırıcı arasındaki fark nedir?

  30. Az önce tehdit edildim arkadaşlar. o yüzden artık yorum yapmayacağım.
    sonuçta ben burada deneyim yaşamış birisi olarak eleştiri yaptım ve tartışıyorduk.
    ama Vildan Hanım’ın hoşuna gitmedi bu durum. Kesinlikle eleştirilmek istemiyor. Kendisi bana paranı ödeyeyim geri o zaman diyerek mail attı, ben de hakkım olan bir para olduğu için doğal olarak tamam dedim. Ve tek amacım para kopartmakmış, bunu ortaya çıkarmış, avukatlarına haber vermiş. Sanki ben mail atıp dilenmişim gibi. Takdir sizin. Para alsam bile kendisine de belirttiğim gibi yaşadığım sıkıntılar ve anılar geçmeyecek. Onları kesinlikle görmüyor.

  31. merhabalar,

    Benim arkamdan birileri ileri geri yazabilir…Hele beni tanımayan, yaptığım işi bilmeyen birileri dalga da geçebilir, küfür de edebilir…Bu kişilerin bakış açılarıdır, saygı duyarım. Fakat beni rahatsız eden ortaya benim çekirdek gurubumdan olduğunu söyleyip, devamlı çalışmama geldiğini iddia ederek ileri geri konuşulmasıdır. Bu nedenle diğer beni tanımadan yazan ve dalga geçen arkadaşların yazdıkları benim sınırlarım içersine girmiyor.

    Kökcanlandırmak sunumları benim oluşturduğum bir sunumdur. Psikolojiyle herhangi bir ilgisi yoktur. Ailediziminin farklı bir halidir. Medyumluk, falcılık gibi bir çalışma değildir. Enerji kişilere yüklenilir ve kişiler hissettiği enerjiyi canlandırır ve dile getirir. Kimin kim olduğu, kimin çalışması yapıldığı sunum sırasında bilinmez. Bu konuda detaylı bilgi zaten internette mevcuttur.

    Bu hanım da bana sunum açtırmış, ama sunum öncesinde iki-üç defa gelip izlemiş, değerlendirmiş, diğer insanları görmüş, dinlemiş sonra özgür iradesiyle karar vermiştir.

    Sunumların kendisine o kadar iyi geldiğini dile getirmiştir ki, bu konuda onunla röportaj yapılmıştır. Video ya çekilen röportajda da aylardır ne kadar iyi olduğunu ve kendisindeki değişimleri anlatmıştır. Son sunumundan sonra üzerinden aylar geçmiş ve ortaya bana saldırır bir şekilde çıkmıştır. Bunun üzerine gel görüşelim ve bir kontrol edelim durumunu, eksik bilgi biliyorsun dediğim halde gelmemiş, saldırılarını sürdürmüş ve devamlı benimle ilgilenmedin diye dertlenmiştir. Psikolojik sorunlar Kökcanlandırmak sunumlarının alanına girmez.

    Kökcanlandırmak sunumları Tiyatro oynanır gibi canlandırılır. Bir arkadaşımızın yazdığı gibi biz sunumlarda eğleniriz, korkmak yerine. Bir tiyatrodan, bir sinemadan, insanların üzüntülerinden, bağırmalarından bir kişi ne kadar etkilenirse bu sunumları izlediğinde ancak o kadar etkilenir. Babasının ölümünün acısı henüz yüreğinde yeni olan biri benim sunumlarımda baba ölümüyle ilgili bir tema gördüğünde o acısını tetikleyebilir. bunu engellemem mümkün değildir. Kişinin bu acısı sadece sunumlardan değil, bir dizideki babanın vefat etme sahnesiyle de tetiklenebilir. Her türlü şekilde tetiklenebiir ve kişi acı çeker. Bu hanımın arkadaşının akşam kriz geçirmesinin nedeni budur bana söylediği kadarıyla. Sunum açtırmak istemediği için benim o kişiye yapabileceğim birşey yoktur. Kendisi bunu bir türlü anlayamamıştır.

    Bu hanım, videosunda da söylediği gibi bana sunum açtırdığı dönemde rahattı. Fakat kişilerin yaşamın bazı gerçekleriyle yüzleşip onu sindirme becerileri benim sorumluluğumda değildir.

    Bana sunum açtıran insanlara hiç sinirlenmeyeceksiniz, hiç kabus görmeyeceksiniz, hiç acı çekmeyeceksiniz, hiç mutsuz olmayacaksınız gibi şeyler söylemiyorum, çünkü bu mümkün değildir. Benden beklentiler çok fazla olabilir, ama bu beklentileri karşılayacak ancak Allah olur, ben değil.

    Ayrıca benim arkadaşlarım vardır, muritlerim değil. Şamanizm bir inanç bile değildir bana göre. Bir şifa yöntemidir.Benim çekirdek grubumdaki herkes bunu bilir. Kendisi bunu bile henüz öğrenememiştir. Bir çok bilgileri eksik aldığı gibi. Ama ben eğitim vermiyorum. Bu nedenle sunumda ve arada ki konuşmalarda kimin ne öğrendiği, kişilerin kapasiteleri oranındadır. Benim sorumluluğumda değil.
    Ayrıca üzerine büyü yaptığımı ve kabuslar görmesine neden olduğumu iddia etmektedir. Ben olsam, bana büyü yapıp, kabuslar görmemi sağlayabilecek güçte olan bir insana hiç bulaşmaz, tekrardan bana birşey yapar endişesiyle onun hakkında böyle atıp tutmazdım….Demek ki, benim bunları yaptığıma inanmıyor…Hatta kimseye zarar vermeyeceğimi çok iyi bildiği için aklına estiğince konuşabiliyor….Ama bu iftiralarla benim birşey yapmam gerekmiyor ki, Yaradan’ın düzeni var…

    Kökcanlandırmak Atölyesi kişisel bir şirkettir ve devlete vergimi ödemekteyim.

    Devamlı bana ödediği parayı dile getirip, devamlı bu ithamlarda bulunması, daha önce hem benim, hem de arkadaşlarımın “gel konuşalım” dememize rağmen gelmemesi, şimdi niyeti konusunda daha açık bir fikir edinmemi sağladı: “benden para almak istiyor”. Bunu anladığım için özel mailde yazdım bu kişiye ve kabul etti… İstediği paraymış….

    Bunu şuna benzetiyorum: Arkadaşlarla bir lokantada aynı masada aynı yemeği yiyoruz. Yemeği bitiriyor ve hesabı ödeyip çıkıyoruz. Herşey keyifli. Yemeğin tadını da beğeniyoruz. hatta bunu ahçıya söylüyoruz. Sonra akşam hiçbir arkadaşımızın değil, bizim midemiz rahatsızlanıyor… Başka nedenler olabileceğini düşünmeden, mesela yolda üşütmüş olmak, midemizin rahatsız olması, verdiğimiz paranın bize çok gelip hzuursuzlanmak ve bu huzursuzluğun mideye vurması gibi bir sürü nedeni görmezden gelip, gidip ahçıya sen benim midemi bozdun, bana bozuk yemek verdin, sen beni bilerek zehirledin gibi ithamlarda bulunuyoruz. Diğer arkadaşlar da işin içine giriyor ve diyorlar ki, “ama bizim midemize birşey olmadı”…bu sözleri duymuyoruz ve “sizler ahçının tarafını tutuyorsunuz. Midem bozuldu ve ben yediğim yemeği kustum. Kesinlikle benim midemin bozulması ve kusma nedenim yediğim bu yemektendir. yemek bozuk” diye israr ediyoruz. Hatta bu yemek için ben çok para ödedim diye de bağırıp duruyoruz. Bir de benden özür dilemeli diye ahçının üzerine gidip, ağzımıza gelen herşeyi söylüyoruz, kendimizi haklı göstermek için. Ahçı hakkında ileri geri ithamlarda bulunuyoruz.

    İyi de yemek yenillirken bozuk yemek anlaşılır…iddia edildiği gibi 5 tabak yenilmez….

    Bu ne kadar sağlıklı….

    Bu konunun buraya taşınmış olması ve herkesin önünde konuşulması bana göre çok anlamsızdır; Çünkü detayda çok şeyler vardır. Burayı ilgilendiren bir konu değildir.Fakat bu konuşma bu hanımın neden tüm ısrarlarımıza rağmen aylar önce bizimle görüşmek istemediğini ve tüm niyetinin, yarasının verdiği parada takılı kaldığını benim anlamamı sağlamıştır.

    Bu yola çıkarken her türlü ihtimali düşündüm. Bu tür insanlar daima olacaktır. Özellikle sorunlarının suçlusu olarak önüne geleni suçlayan insanlar….Ama beni bu yolda dimdik tutan, yardım edebildiğim insanlardır…

    Ben bir yöntem uyguluyorum…Yöntemim güvenilir bir yöntemdir…İlgilenen araştırır…..Saçma bulan bulur…Beğenen beğenir….herkesin düşüncesine saygılıyım…Ama olay iftira atmak, durumu çarpıtmak noktasında olduğunda değişir…Hele bu iş para için yapılıyorsa daha bir çirkinleşir….

    Bunlar benim burda bu kişiye söyleyeceğim son sözlerimdir…. Bundan sonra yazacakları onu bağlayacaktır…

    sevgiler,
    Vildan Çolak

  32. Eğitiminiz nedir?

    Yönteminizin kaynakları nelerdir?

  33. “Devamlı bana ödediği parayı dile getirip, devamlı bu ithamlarda bulunması, daha önce hem benim, hem de arkadaşlarımın “gel konuşalım” dememize rağmen gelmemesi, şimdi niyeti konusunda daha açık bir fikir edinmemi sağladı: “benden para almak istiyor”. Bunu anladığım için özel mailde yazdım bu kişiye ve kabul etti… İstediği paraymış….

    Ben bir yöntem uyguluyorum…Yöntemim güvenilir bir yöntemdir…İlgilenen araştırır…..Saçma bulan bulur…Beğenen beğenir….herkesin düşüncesine saygılıyım…Ama olay iftira atmak, durumu çarpıtmak noktasında olduğunda değişir…Hele bu iş para için yapılıyorsa daha bir çirkinleşir….”

    Bu sözleri öyle bir yazmışsınız ki, okuyan da çok para koparmak için size şantaj yapıldığını düşünecek. Oysa durum; müşteri herhangi bir şekilde memnun kalmamış, siz de parasını vermeyi teklif etmişsiniz ve o da kabul etmiş.

    Kendi ödediği parayı.
    Özel mail atarak vermeyi teklif eden de siz.
    Ama müşteri, para koparmak için iftira ediyor(!)

    Ve siz susturmak için rüşvet vermiş olmuyorsunuz. Anlaşıldığına göre, avukat – mahkeme laflarıyla sindirmeye çalışarak onu da vermemişsiniz.

    Yanlış anladıysam düzeltebilirsiniz.

  34. Tuzlaya katılıyorum.

    Atalarınızda köylü kurnazlığı varmış gibi geldi bana. (Bakın sunumunuzu ücretsiz açtım)

    Ayrıca gamaronun sorularını da merak ediyorum.

  35. eee, vildan çolak parayı ödedi mi yoksa cebe mi attı?? sonuç?? ona göre bi fikrimiz olacak.. Sonuçta bir ürün sunuyorsunuz ve tüketici memnun değil.. Hizmet sunumu yasalarla tanınan bir şeydir ve tüketici memnun değilse para iadesi gerektirir…

  36. Matrix geldi aklıma..

    “Bazıları sisteme o kadar ümitsizce bağlı ki.. Ne desen boş”

    🙂

    Boşluk yanıltmasın.

    Çünkü bu,

    iş*lenmeye en müsait müşteri portföyüdür aynı zamanda.

  37. kişilerin kapasiteleri ortadadır, benim sorunum değil diyen bir kişi nasıl bir çalışma yapıyor olabilir ki??

    tahmin edeyim, iyi bir şey olursa çalışmanın, sonuç alınmaz ise kişinin problemlerinin sorunu olur..

    her alanda böyle sorunlu insanlar var, lütfen böyle çalışmalara prim vermeyin..

    mağdur olan arkadaşa geçmiş olsun diyor ve uyarısı için teşekkür ediyorum..

  38. Merhabalar;

    Ben buradaki tüm yazılanları okudum. Daha önceden sunum açtırmayı düşünüyordum. fakat burada yazılıan olumsuz yazılardan çok etkilendim. Vildan hanıma buradaki olumsuz yazıları söyledim bana tavsiyesi üzerine 1 ay sunumlarına katıldım. burada çok ilginç olayları gözlemledim. 1 ay boyunca sadece gözlem ve canlandırıcı olarak gittim. sonuç olarak ben canlandırmada inanılmaz şeyler hissettim. hatta sunuma katılanların doğrulaması ve bilinmesi imkansız şeylerin ortaya çıkması gibi. en sonunda bende kardeşime ve kendime açtırdım. toplam 4 sunum. fakat şunu diyebilirim. intihar eşiğindeki kardeşim bize şiddet uygulayan ve tanınmaz hale gelen kardeşim VİLDAN hanım sayesinde kurtuldu. ben şimdi kardeşime sarılıp gülebiliyorum. ona minnettarım. Anlamadığım şu burada bir bayan 5 kez sunum açtırmış. madem birşey hissetmedin canlandırmalarda. neden sunum açtırdın.? O zaman insanlara karşı sen yalan söylemiş oluyorsun bir şey hissettim diyerek.

    buraya girip bunları yazmak istedim. çünkü ben burada yazılanlardan çok etkilendim. bu çalışmayı yaptırmayacaktım eğer yaptırmamış olsaydım şuanda kardeşime sarılamıyor olabilirdim. benden size tavsiye buradaki yazılanları tabikii okuyun ama eğer gözlemliyebilme şansınız varsa gidip izleyin o zaman ne demek istediğimi anlayacaksınız.

    Ben buradaki olumsuz yazıların iyi niyetli olduğu sürülse bile ortaya karalama amaçlı olduğunu düşünüyorum.

  39. Sayın Xenix,

    Bahsedeceğim konunun kitabın içeriği ile veya kitabı savunmakla bir ilgisi yoktur. Bu tarz yeni dünya felsefelerine sağuk birisiyim. Yalnızca bilimsel bir düzeltme yapmak için yazıyorum. İnsanın ve diğer hayvanların yaşamsal tecrübelerinin veya yaşam esnasında kazandıkları özelliklerin epigenetik mekanizma üzerinden diğer kuşaklara geçebilecek şekilde kalıcı olarak kodlanabildiği bilimsel olarak ispatlanmıştır. Bu kodlama biçimi, DNA’da bulunan genlerin açılıp kapanma sıklığı, transkripsiyon (RNA kodlanması) miktarı gibi farklı genetik mekanizmaları etkilemektedir. DNA metilasyon düzeyinin düzenlenmesi de bunlardan birisidir. Bu değişiklikler ikinci kuşağa sperm veya yumurta ile geçebilmektedir. Çünkü bölünme esnasında ifade miktarı değişmiş olan proteinler de hücre bölündüğünde diğer hücrelere geçebilmektedir. Epigenetik ile ilgili makaleleri inceleyebilirsiniz.

    Saygılarımla

  40. site;
    “sahtekar kovar”a döndü;))
    ama; bazıları acaip yapışkan..

  41. En ufak bilimsel dayanağı olmadığı halde öyle saçma bi noktadan olaya giriş yapıyor ki şaşırmamak hatta apışıp kalmamak mümkün değil…

    DNA bilgi taşır mı taşımaz mı boşverin…

    O madende insanların yaşadığı travmaları düşünün, önce ve sonraki hayatındaki değişimleri gözlemleyin.

    Aktarılan bilginin nereye gittiğini o insanlara bakarak hele bi çözün sonra gelip istediğiniz kadar sallayın.

    Bi şehir çocuğunu ormanın ortasında bırakın bakalım hangi aktarılmış bilgiyle kaç gün hayatta kalıyor.

    Kalıcı abazanlığın bu araştırmaya kanıt olacağından eminim.

  42. Sayın misafir, burada deneyimden bahsediyoruz. Yani düşüncelerinizden, duygularınızdan, billincinizden, milyarlarca nöronlarınızın kurduğu bağlardan.

    DNA boyutundaki protein yapılanmasından değil.

    Bu yüzden bilimsel olarak ispatlandı dediğiniz şey, konuyu tamamen sizin farklı yorumlamanızdan kaynaklanıyor.

  43. Ha haaa, bu kadın kim ki diye googlelarken bunlara denk gelmek çok iyi oldu 🙂 Herkesin hakkında “olumlu” konuştuğu çalışmalardan zaten çok kıllanırım. Çalışma deneyimini yazan ve eleştiren arkadaşa çok teşekkürler, pozitif negatif yorumları alalım değerlendirme bize kalsın.. Az para da değil verilen…. Doktora gitsek elli kere bakıyoruz…

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.