EVRENSEL ZİHİN

Bu yazı bir Hocamın yazısına ithafen yazıldı :

Çok uzun zamandır bahsettiğiniz konular ve benim aklıma takılan aslında birçok düşüncemin çıkış noktasını oluşturan bazı konular ile ilgili bulabildiğim her şeyi okuyorum.. Bahsettiğiniz konuyla ilgili benim düşünce formunun şekillenmesine temel kaynak oluşturan birkaç belgeyide ayrıca sizinle paylaşıcam. Aslında birçok belgede geçen detayları , alınması gereken yada benim algıladığım mesajları en yoğun şekilde içinde barındıran belgeler bunlar….

Benim şekillenen düşüncelerimden bahsedeyim biraz.. Çok uzun zamandır bende sizin gibi Ezoterik felsefeler , düşünceler , spiritüel öğretiler her neyse isimleri , bulabildiğim her şeyi okuyor , araştırıyor , bazılarının birebir içine girip deneyimliyor ve kendi çapımda öğretiyorum. Öğretmek biraz Ego barındırıyormuş gibi geliyor bana ; paylaşıyorum diyelim…

Ezoterik ve spiritüel öğretiler asırlardır ; bedenimizin lisan , kelimeler ve düşüncelerle programlanabileğini anlatır bize …

by Asude Uysal (Notlar) on
Temelde sizinle başlayan spiritüel yolculuğumun ,bazı dönemlerinde beraber yaptığımız çalışmaların hemen hemen hepsinde , deneyimlediğimiz ve keşfettiğimiz ; Bilinç , bilinç altı ,aradaki perde , bunlar üzerinde çalışmak ,evrensel sistemi keşfetmek adına yaptığım her şey şu ana formu oluşturdu bende…

Alllah tektir , birdir,her yerdedir ,evren içimizde ve bütün , cenabı hak bizi kendi suretinde yarattı. Evet sizinde bahsettiğiniz gibi . Evet bir Tanrı var, ama neye göre kime göre , nasıl.. Evren bir bütün, evet doğru ve bilgi içimizde .. Evrensel sistemi , içimizde nasıl düşünüyorum . Bütünden ayrı olarak değil bu form ,ama algıladığımı anlatabilmem için bu şekilde ifade etmem gerekiyor.

Bilinç ve bilinçaltını tekrar açıklamak istemiyorum , hepimiz biliyoruz. Evrende bütün bu bilginin farkına varan ,anlamaya başlayan , ışığın ,bilginin farkında , bütüne doğru yol alan herkesi ,her şey Bilinç olarak düşünüyorum . Açık , perdesiz ,ulaşılabilir. Birde bütün bunlardan uzak , perdenin diğer tarafında ,eninde sonunda bilinç tarafına geçmesi gereken herkes her şey de Bilinçaltı … Bu noktada aynen sizinde belirttiğiniz gibi ,temel mesaj , ‘’OKU ,, . Bilinç ve bilinçaltının perdelerinin kalkması , bilginin evrenselleşmesi için OKU. Bütünlenmek için , evrensel bilgiye ulaşmak için : Deneyimlemek farkında olan herkesin ,olmayanlara göstermesi ,anlatması , iletmesi gerekiyor .Sizinde anlattığınız gibi bizim aracılığımızla ,herkese düşen ödev her ne ise ,herkes yapmalı ,öğretmeli ve bütüne tamamlamalı. Birebir eğitimler , mesajlar , medya , kitaplar ,yazılar ilk aşama … İkinci aşamayı hepimizin bildiği bilimsel bir olayla açıklamak isterim.

100.Maymun Fenomeni:

(………..The Hundredth Monkey’, yani ‘Yüzüncü Maymun’ isimli kitapta Macaca Fuscata denilen bir maymun türü üzerinde yapılmış 30 yıllık bilimsel bir araştırma projesi anlatılır. Zihninizden geçen sorulara ışık tutabileceğini düşünerek bu araştırmanın öyküsünü sizlerle paylaşmak istiyorum: Japonya’daki Koshima adasında vahşi bir maymun kolonisi yaşıyordu ve bilim adamları onları kumların üzerine bıraktıkları tatlı patateslerle besliyorlardı. Maymunlar tatlı patatesleri seviyor, ancak kumlu ve kirli olarak yedikleri için durumlarından çok da hoşnut olmadıklarını belli ediyorlardı. Bir gün, İmo adlı sekiz aylık dişi bir maymun tesadüf eseri patatesini suya düşürdü ve kumlarından arınan patatesin daha lezzetli olduğunu keşfederek o günden itibaren patateslerini yıkayarak yemeye başladı. Bunu gören annesi ve oyun arkadaşları da İmo’nun yöntemini öğrendiler ve onlar da diğer maymunlara öğrettiler. Kısa bir süre içinde birbirlerini taklit eden bir sürü maymun patateslerini yıkayarak yer hale geldi ve bilim adamları yaşananları 1952-1958 yılları arasında kayda geçtiler. 1958 yılının sonbaharında Koshima adasında patatesleri yıkayarak yiyen maymunların sayısı “Kritik Kütle” diye adlandırılan sayıya ulaştı, artık hemen hemen tüm maymunlar patatesleri yıkıyorlardı. Bu olay bir tek Koshima adasında yaşansaydı, maymunlar arasında bir tür iletişim olduğu düşünülebilir ve araştırma bu şekilde sürebilirdi. Ancak, aynı anda çevre adalardaki maymunlar da patateslerini yıkayarak yemeye başladılar, hatta Japonya’nın anakarasındaki Takasakiyama’da bile… Onca maymun bilinen hiçbir şekilde iletişim kurmuş olamazdı ve bilim adamları ilk kez böyle bir olayı gözlemliyorlardı. Sonunda, bu adalar boyunca uzanan bir tür morfogenetik yapının ya da alanın varlığı nedeniyle maymunların aralarında iletişim kurduklarını ileri sürdüler. Maymunlar üzerinde yapılan bu araştırmadan sonra Avustralyalı ve İngiliz bilim adamları insanlar üzerinde de benzer araştırmalar yaptılar ve insanın “bilinmeyen” tarafına dair çok ilginç sonuçlar elde ettiler. Bugün, insanları birbirine bağlayan bir enerji ağı olduğu gerçeği konu ile ilgilenen kişiler tarafından kesin olarak kabul edilmektedir ve tek bir kişinin başlattığı bir değişimin, zaman içinde diğer kişilere de sirayet etmesiyle ulaşılan “Kritik Kütle” sayısının tüm insanlığı etkileyen bir kuantum sıçrayışı etkisi yaratabildiğine inanılmaktadır.

Ayrıca , Bilimin yıllar süren araştırmalar sonucunda ulaştığı bu gerçek pek çok kişinin “ilkel” diye nitelendirdiği kabilelerce asırlardan beri bilinmektedir oysa ki. Avustralya’da yaşayan Aborijinler kendilerinin “rüya zamanı” dedikleri kadim bir hayat ağı ile birbirlerine bağlı olduklarına inanırlar ve bu kolektif rüya, ya da daha doğrusu bilinç hali içinde kalplerinde merkezlenerek, bir Batılının asla anlayamayacağı biçimde iletişim kurabilirler. Aynı şekilde Yeni Zelanda’da Maori’ler yine zihnin ötesine geçip, varlıklarının kutsal noktasına girerek yaptıkları meditasyonlarda Amerika’da yaşayan Hopi’lerle iletişim kurabilirler. Hawaii’de Kahuna yerlileri besinlerini nereden bulabileceklerini Dünya Ana ile konuşarak öğrenirler. Tüm bu “ilkel” insanlar bizlerin unuttuğumuz ve şimdilerde debelenerek bulmaya çalıştığımız “Bir’lik” anlayışını kaybetmemiş insanlardır. Onlar; huzuru, barışı ve mutluluğu ilkin kendi içlerinde bulmaları gerektiğini, tüm bunları dışarıdan bekledikleri takdirde hayal kırıklıkları yaşayacaklarını bilirler ve bu değerli bilgi sayesinde “Bir” olmayı başarırlar………)

Bizden çok daha önce bize ışık tutmaya başlayan birileri var diyebiliriz.

Bir sonraki aşamayıda Dna üzerinde yapılan araştırmalar ile açıklayabilirim .

DNA yapısının değişmeye başlaması ,gerçekleşen değişimlerin keşfi , müdahale ile değişebileceği bilgisi vs.yukarıda anlattıklarıma ek olarak karşımıza çıkıyor…

Bütün bunlar yine bizi OKU mesajına odaklıyor.. Daha öncede belirttiğimiz gibi bedenimizin lisan, kelimeler ve düşüncelerle programlanabiliyor. Ezoterik ve spritüel öğretmenler asırlardır bizim bedenimizin lisan, kelimeler ve düşüncelerle programlanabileceğini biliyorlardı. Ancak bunun gerçekleştirlebilmesi için doğru frekansın kullanılması gereklidir, işte bu nedenle herkes bu işi aynı güçte başaramayabilir. DNA ile ilgili şuurlu bir iletişim sağlayabilmek için kişinin önce kendi içsel gelişimi üzerinde çalışması gereklidir.

Bu konuyla bağlantılı olarak :

Uzmanların bulgularına göre DNAnın görevi sadece bizim bedenimizi inşa etmek değildi aynı zamanda bilgilerin depolanmasını ve bilgi iletişimini de yapıyordu. Rus lisan uzmanlarının bulgularına göre özellikle işe yaramayan %90 lık bölümdeki DNAlar insanların konuştuğu bütün dillerle aynı kurallara sahipti. Uzmanlar, syntax kurallarını (kelimelerin kalıpları ve cümleleri oluşturmak için ne şekilde bir araya getirildiği), semantikleri (lisan formları üzerinde yapılan anlam çalışmaları) ve temel gramer kurallarını incelediler. Sonuçta bizim DNAmızdaki alkalin maddesinin belirli bir grameri ve aynen diğer lisanlarda olduğu gibi belirli kuralları olduğunu tespit ettiler. Bu yüzden insanların konuştukları lisanlar tesadüfen ortaya çıkmamıştır; lisanlar bizim DNAmızın bir yansımasıdır.

Burada aklıma şu detay takılıyor . Kuran’ı Kerim ‘de anlatılandan çok kelimelerin frekansları bizim içimizdeki sistemi nasıl aktive ediyor. Asıl detaylı üzerinde durulması , incelenmesi gereken bu bence. Yada İçimizdeki sistemin evrensel sisteme dönüştürmek için gerekli Frekans hangi lisanda ..

‘’Şayet, uygun ses frekansları kullanılırsa canlı bir dokuda yaşayan DNA maddesi her zaman için lisanla etkilene lazer ışınlarına ve hatta radyo dalgalarına reaksiyon gösterecektir. Bu prensipte bilimsel olarak olumluluk, onay belirten sözlerin, hipnozun ve benzeri şeylerin insanlarda ve onların bedenlerinde neden çok güçlü etkileri olduğunu izah etmektedir. ‘’ Stres, kaygılar, korkular veya hiperaktif bir zekâ başarılı bir hiper iletişimi engeller veya gelen bilginin tamamen bozulmasına veya işe yaramaz bir şekle dönüşmesine sebep olur.’’Ağzından çıkanı kulağın duysun ‘’ İşte bu nedenden ; evrensel bir mesajdır ve hep olumlu konuşmak , düşünmek , pozitif yaşamak ,kendine yapılmasını istemediğini ,başkasına yapma ilkesi ön planda olmalı diyoruz.

Toplu halde yapılan çalışmalar , aynı frekansta olmak adına öğrenilenler , farklı bakış açılarını bir arada bütünleyebilmek adına gerekeb ne var ise keşfetmek ,bilmek lazım … Çok basit bir örnekten , muazzam bir gerçeğe gönderme yapılırsa: Bir grup insanın yağmur duasına çıkıp ,yağmur yağdırabileceğini hepimiz biliriz. Düşünce birliği ,aynı frekansta olabilmek yada her ne denirse ..

Çeşitli kaynaklarda kodlanmış gizli mesajları çözebilmekte başka bir aşama bu yolda. Bize yakın olduğu için bu örneği veriyorum.

Son dönemde okuduğum kitaplardan birinde , kutsal emanetlerde , kitabelerde , kuran’da geçen ifadelerin ebced hesapları yapıldığında ve çıkan tarihler rakamlar üzerinde anlatılanlar çözümlenmeye çalışıldığında , bugün kü İsrail ,Amerika ,Oratdoğu’da olup bitenler hakkında açık mesajlar var.

Sonuç olarak buradayız çünkü hepimizin öğrenmesi ,farklı açılardan bakıp ,göstermesi lazım . Bazılarımız ortak dili öğrenicek ve öğreticek , bazılarımız mesajları bulmayı , çözmeyi öğrenicek, öğreticek .Bazıları engelleyip ,bilgiyi geciktirecek ki , doğru zamanda , doğru yerde gelsin.

Evrenin dini ,dili ,evrensel zihne tam hakim olabilmek adına benim akılma takılanların bir kısmı bu …

ASUDE MAKBULE UYSAL

27 Ağustos 2012 Pazartesi, 19:08

2 yorum “EVRENSEL ZİHİN”

  1. ‘

    ” evrensel sistemi keşfetmek adına yaptığım her şey şu ana formu oluşturdu bende…

    Alllah tektir , birdir,her yerdedir ,evren içimizde ve bütün , cenabı hak bizi kendi suretinde yarattı. “

    bu sonucun oluşma sürecini çok merak ediyorum.

  2. Evrensel zihin?
    yani adı üzerine açtım, acaba ile;
    okuyamadım kusura bakmayın, Ruhçuluktan bahsedip sonrasında kurumsal bi tanrı inancı ve anlayışını konumlandırdığınız anda yazı ile bağım koptu? yine de bi bakınıp çekildim? kafası karışık bi içerik izlenimi uyandırdı bende!

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.