zihin zamandır, bilinç ise sonsuzluk..

9 kehanette sözü edilen yataydan beslenmemeye, Osho da bir şeyler demişti hatırladım:)ana kaynak, yüksek bilinçle olan bağı hatırlamak, sonsuzlukla ilişkiye girmektir, oysa yataydan beslenmek, zaman içinde geçmiş ve gelecek arasında kalmak demektir ki; bu aslında pek de besleyici degil aksine tüketicidir sanırım..

“Zihin zamandır, bilinç ise sonsuzluktur. Zihin bir andan diğerine yatay bir hareket halindedir. Bir tren gibi geçmiş ve gelecekten oluşan kompartımanları vardır. Bilinç ise dikeydir. Geçmişten geleceğe hareket etmez. Bir an, dikey olarak en dibe iner veya dikey olarak en yükseğe çıkar. Hıristiyanlıktaki haç aslında ne manaya gelir? Haç bir semboldür. Dikey ve yatay çizgilerin karşılaşması. İsa’nın elleri yatay açıktır. Geri kalan tüm varlığı dikeydir. Eller hareketi sembolize eder. Hareket zamana aittir. Bedeni ise dikeydir ve zaman ötesindedir.”

kaynak: Zen Yolu/Tasavvuf Yolu – Kendi Özünü Görmek / Gönül Gözünü Açmak – Osho (Bhagwan Shree Rajneesh) – Derleyen ve Çeviren Sertaç Kartal, Okyanus Yayınevi, İstanbul, 2000

Bana soruyorsun: Aydinlandigin zaman ne oldu?

Bana soruyorsun: Aydinlandigin zaman ne oldu?

Kahkaha attim, hakiki, gürültülü bir kahkaha; aydinlanmaya çalismanin
bütün saçmaligini görmüstüm. Bütün bunlar aptalcaydi çünkü biz
aydinlanmis dogariz ve zaten var olan bir sey için ugrasmak en saçma
seydir. Zaten sende varsa, onu elde edemezsin yalnizca sahip
olmadigin, benliginin esas parçasi olmayan seyleri elde edebilirsin.
Ama aydinlanma senin doganin kendisidir.

Ben pek çok yasam boyunca bunun için çabalamistim — çok, pek çok yasam
boyunca tek hedefim olmustu. Ve ona erismek için olasi her seyi
yapmistim ama hep basarisiz olmustum. Öyle olmak zorundaydi çünkü bu
bir erisme olamaz. Bu senin dogandir, bu yüzden nasil erisme olur? Bu
bir hirs olamaz.

Zihin hirslidir — para için, güç için, prestij için hirslanir. Ve
sonra bir gün, bunca disadönük eylemden biktigi zaman, aydinlanma,
özgürlesme, nirvana, Tanri hirsina kapilir. Ama ayni hirs geri
dönmüstür yalnizca hedefi degismistir. Ilk önce hedef disaridadir,
simdi hedef içeridedir. Ama tavrin, yaklasimin degismemistir; ayni
çukurda, ayni tekdüzelikte ayni kisisindir.

Aydinlandigim gün yalnizca basarilacak hiçbir sey olmadigini,
gidilecek hiçbir yer olmadigini, yapilacak hiçbir sey olmadigini fark
ettigim gün anlamina gelir. Biz zaten ilahîyiz, biz zaten mükemmeliz —
oldugumuz gibi. Hiçbir gelismeye ihtiyaç yoktur, hem de hiç. Tanri
asla kimseyi kusurlu yapmaz. Kusurlu birine rastlasan bile,
kusurlulugunun kusursuz oldugunu göreceksin. Tanri asla kusurlu bir
sey yaratmaz.

Bokuju isminde bir Zen ustasi duydum, bu gerçegi, her seyin mükemmel
oldugunu müritlerine anlatiyormus. Bir adam ayaga kalkmis — çok yasli
ve kambur bir adammis ve söyle demis, ya ben- ben bir kamburum. Bana
ne diyorsun? Bokuju söyle demis: Hayatim boyunca böyle mükemmel bir
kambur görmedim.

Aydinlanmaya ulastigim gün dedigim zaman yanlis dil kullaniyorum —
çünkü baska dil yok, çünkü dilimizi biz yarattik. Basari, ulasma,
hedef, gelisme, ilerleme, evrim gibi sözcüklerden olusuyor. Dillerimiz
aydinlanmis insanlar tarafindan yaratilmadi ve aslinda onlar isteseler
de dil yaratamazlar çünkü aydinlanma sessizlik içinde olur. O
sessizligi nasil sözcüklere dökersin? Ve ne yaparsan yap, sözcükler o
sessizligin bir kismini yok eder.

Lao Tzu söyle der: Gerçek ileri sürüldügü anda yanlis olur. Gerçegi
aktarmanin yolu yoktur. Ama dil kullanilmalidir, baska yol yoktur. Bu
yüzden her zaman dili, deneyim için yeterli olamayacagi kosulu ile
kullaniriz. Dolayisiyla söyle diyorum, Aydinlanmaya ulastigim gün. Bu,
ne bir ulasma ne de bana ait.

O gün, onca aptalligim, ona ulasmak için gösterdigim aptalca çabalar
yüzünden güldüm. O gün kendime güldüm ve o gün bütün insanliga güldüm
çünkü herkes basarmaya çalisiyordu, herkes ulasmaya çalisiyordu,
herkes gelismeye çalisiyordu.

Bana eksIksiz bir gevseme durumunda oldu — hep o durumda olur. Her
seyi denemistim. Ve sonra, tüm çabalarin bosunaligini görmüs, projeyi
tamamen birakmistim. Onu unutmustum. Yedi gün boyunca olabildigince
siradan bir sekilde yasamistim.

Birlikte yasadigim insanlar çok sasirmisti çünkü ilk defa beni siradan
bir hayat yasarken görmüslerdi. Bunun disinda tüm yasamim mükemmel bir
disiplindi.

Iki sene boyunca o aile ile yasadim ve sabahin üçünde kalktigimi,
sonra yedi sekiz kilometrelik bir yürüyüse ya da kosuya çiktigimi,
sonra irmakta yikandigimi biliyorlardi. Her sey mutlak bir tekdüzelik
içinde geçiyordu. Atesim olsa, hastalansam bile bir fark olmuyordu:
Ayni sekilde devam ediyordum.

Benim saatlerce meditasyon yaparak oturdugumu biliyorlardi. O güne
kadar pek çok sey yememistim. Çay, kahve içmezdim; ne yiyecegim, ne
yemeyecegim konusunda kati bir disiplinim vardi. Yedi gün boyunca
gevseyince, her seyi birakip, ilk gün dokuzda uyandigim, çay içtigim
zaman aile sasirdi. Ne oldu dediler. Düstün mü? Beni büyük bir yogi
olarak görüyorlardi.

O günlerden bir resim hala duruyor. Tek bir parça kumasim vardi, o
kadar. Gündüz bedenimi onunla örterdim, geceleyin battaniye gibi
kullanirdim. Bambudan bir hasirin üzerinde uyurdum. Tek konforum buydu
— o battaniye, o bambu hasir. Hiçbir seyim yoktu — baska hiçbir malim
yoktu. Dokuzda uyandigimda sasirdilar. Yolunda olmayan bir sey var.
Çok mu hastasin, ciddi sekilde hasta misin? dediler.

Dedim ki, Hayir, ciddi bir hastaligim yok. Yillardir hastaydim artik
mükemmel bir sagligim var. Artik yalnizca uyku beni terk ettigi zaman
uyanacagim ve ancak uyku bana geldiginde uyuyacagim. Artik saatin
kölesi olmayacagim. Bedenim ne yemek isterse onu yiyecegim, canim ne
isterse onu içecegim. Dedim ki, Bu kadar yeter. Ve yedi günde tüm
projeyi tamamen unuttum, onu bir daha hatirlamamak üzere unuttum.

Ve yedinci günde oldu — hiç yoktan oldu. Ve ben kahkaha atinca,
bahçivan kahkahayi duydu. Benim biraz deli oldugumu düsünegelmisti ama
beni o sekilde gülerken hiç görmemisti. Kosarak geldi. Sorun ne? dedi.

Endiselenme dedim. Deliydim, biliyorsun — simdi zirdeli oldum. Kendime
gülüyorum. Sen alinma. Git uyu.

Osho, provokatör mistik, sf: 98-101

Yaşamın tanıklığındır..Tanıklığın yaşamın..

İçinde bir ANlayış duyumsarsın
Tam merkezinde kalır ve bakarsın
Yaşamın tanıklığındır
Tanıklığın yaşamın
Özdeşleşmeden OLanla
Reddetmeden, benimsemeden
Yapışmadan ve yapıştırmadan
Kalbinin sesi olup AKarsın
Yaşamın tanıklığındır
Tanıklığın yaşamın
Gürültü içinde sessiz kaldığında
Her sesin içindeki renkli tınısı ile uyanırsın
Dışında bildiğin her ses
İçinden çıkmakta ve yankılanmakta
GÖZün, kalbin ve yaşam merkezin
Işığının piramidinin noktalarıdır
Her nokta, geçtiğin kapılardan
Anlayışınla dolar ışıkla
Her kapı içinden bir başka kapıya açılır
Birini kapatırken diğerine açılırsın
Sarmalın her noktası ışıkla dolar
Sen ışık OLursun
Yaşamın ışıktır
Işık yaşamın ilk kaynağı
Işığın karanlığında BiR noktadır
Tüm noktalar BiR Olur ışığınla
Dönerek kapılardan geçer
İçinde BiR anlayış duyumsarsın
Yaşamın tanıklığındır
Tanıklığın yaşamın..

Düş / 31.07.2008

tanık olma..

Tanik olma durumu; Eve varis…

Tanik olma durumunun üç farkli adimi vardir.

Tanik olunmasi en kolay olan bedendir.Elimin hareket edişine, elimin kalktigina tanik olmak basittir.Yolda yurudugume tanik olabilirim,yemegimi yerken kendime tanik olabilirim.Bedenimin tüm eylemlerine tanik olabilirim.Her bilimsel yontem en basit adimdan yola cikar.Vippasananin ilk adimidir bedene tanik olmak.

Bedene taniklik ederken edineceginiz yeni deneyimler sizi oldukça şaşirtacaktir. Bu taniklik durumunda elinizi, elinizi izleyerek, farkindalik, dikkat ve bilinçle oynattiginiz zaman, elinize ait belli bir zerafet ve sessizligi hissedeceksiniz.Taniklik etmeden tekrarladiginizda ayni hareket daha hizli olacak fakat zerafeti yitirecektir.

Ikinci adim zihni izlemektir.Simdi daha az belirgin bir dunyaya giriyorsunuz: dusuncelerinizi izleyin.Bedeninizi izlemekte basarili olduysaniz bu konuda herhangi bir sikinti cekmeyeceksiniz demektir.Dusunceler ince dalgalardir, elektronik dalgalar, radyo dalgalari gibidirler ama ayni zamanda bedeniniz kadar maddeseldirler. Havanin gorunmez oldugu gibi gorunmezdirler ama hava da kayalar gibi bir maddedir, tipki dusunceleriniz gibi; maddesel ama gorunmez.Bu ikinci yani ortanca adimdir. Gorunmezlige dogru ilerliyorsunuz ama hala maddeyle ugrasiyorsunuz; dusuncelerinizi izleyin.Tek sart var yargilamamak.Yargilamayin cunku yargilamaya baslardiginiz anda, izlemeyi unutmus olacaksiniz.Yargilamaya herhangi bir dusmanligimiz yok.Serbest olmamasinin nedeni; yargilamaya basladiginiz anda, “bu iyi dusunce”, o bosluk boyunca taniklik etmiyorsunuz demektir.O anda dusunmeye basladiniz ve mesgul oldunuz.Olaylarin disinda kalamadiniz, trafigi yol kenarinda durup izlemediniz.

Yargilamadan izlediginizde yine sürprizlerle karsilasacaksiniz.Izleme durumunda dusunceler de gittikçe azalacaktir.Oranti kesinlikle sabittir.%50 taniklik ettiginizde dusuncelerinizin %50 si yok olacaktir.%60 taniklik ettiginizde dusuncelerinizin yalnizca %40’i kalacaktir.%99 oraninda saf taniklik durumuna ulastiginizda, yalnizca arada sirada dolanan bir dusunce olacaktir.%100 yargisizlik durumuna ulastiginizda, yalnizca bir aynaya donusmussunuz demektir:Cunku bir ayna asla herhangi bir yargiya varmaz.Cirkin bir kadin aynaya baktiginda bu ayna icin hicbir seyi degistirmez. Kimse aynaya bakmadigi zaman da ayna birini yansittigi zamandaki kadar saf bir durumdadir. Ne yansittigi goruntu ne de hiçbir goruntu yansitmama hali aynayi degistirmez. Taniklikda aynaya donusur.

Bu meditasyonda ulasilmis en buyuk noktadir.Yari yol asilmis en zor kisim atlatilmistir. Artik sirri oğrenmisssinizdir. Yalnizca ayni sirri farkli nesnelere uygulamaniz gerekir. Dusuncelerden daha hassas deneyimlere, duygulara, ruh hallerine, yani zihinden yurege ayni sekilde yargilamaksizin, yalnizca tanik olarak gecme zamani gelmistir.

Bu kez sizi bekleyen surpriz ise, cogu duygu ve ruh halinin sizi ele geçirdigini gormek olacaktir.Uzgun oldugunuz zaman uzgunluk sizi ele gecirir.Kizgin oldunuz zamanda kizginlik tum benliginizi kaplar, içinizi doldurur.

Yureginizi izlediginiz zaman deneyimleyeceginiz sey, sizi artik hicbirseyin ele geçiremeyecek olusudur.Uzuntu gelir ve gecer, uzgun olmazsiniz.Mutluluk gelip gecer, mutlu da olmazssiniz.Yureginizin derin katmanlarinda yasanan kipirdanmalar sizi hic bir sekilde etkilemez. Hayatinizda ilk kez ustaligin ne anlama geldigini tatmaya baslarsiniz. Artik onemsiz seyler icin ne bir kimsenin, ne bir duygunun bir o yana bir bu yana dogru cekistirip durdugu bir kole olmaktan kurtulmussunuz demektir.

Bu ucuncu durumda tanik olma basarisina ulastiginizda ilk kez ustaliga ulasmis olacaksiniz, hicbir sey sizi rahatsiz etmeyecek, hicbir sey sizi asamayacak, hersey bir dagin zirvesindeymissiniz gibi, sizden cok uzaklarda cok derinlerde kalacak.tum bedeninize, zihniniz ve yureginize bir izleyici konumunda olabildiginiz zaman, artik beklemekten baska yapabileceginiz bir sey kalmamistir.Bu uc adim kusursuzca gerceklestiginde, dorduncu bir adim bir odul olarak kendiliginden gerceklesecektir.Bu yurekten varliga, varolusun merkezine yapilan bir kuantum sicrayisidir.Bu sizin elinizde olan bir sey degildir, kendi basina gerceklesir, bunu unutmamamaniz gerek.

Bunu yapmaya calismayin, cunku boyle bir cabanin sonucu basarisizlik olacaktir. Cunku bu bir olusumdur.Siz uc adimi hazirladiginizda dorduncu adim, varolusun kendisinden gelen bir oduldur, bir kuantum adimidir. Bir anda yasam enerjiniz, tanikliginiz varliginizin merkezine hucum eder.Artik eve varmissiniz demektir.

Bu durumu kendinin farkina varma, aydinlanma, ulasilabilecek en üst ozgurluk olarak tanimlayabilirsiniz ve bundan baska hicbir sey yoktur. Arayisinizin artik en sonuna gelmissinizdir. Varolusun en temel gercegini ve bir golge gibi cevresine yayilan muthis haz ve mutlulugu bulmussunuzdur.

Osho, Olmeden Once Olunuz, 109-114 sf.