nagual nedir?

“nagual” nedir, onunla ilgili bilgi Castaneda’nın hangi kitabında var, bilen varmı acaba?

48 yorum “nagual nedir?”

  1. Don Juan, tonali “Tonal, bizi biz yapan her şeydir. Adlandırabildiğimiz her şey tonaldir. Bildiğimiz her şeydir tonal ve bu, kişiler olarak yalnızca bizleri değil, dünyamızdaki her şeyi de içerir. Göze görünen her şey tonaldir de denilebilir” diye açıklıyor.
    Bir Kadını Öldürmek kitabında biz bu açıklamanın ismine oyun demişiz. (O zamanlar DJ nin yalnızca isminden haberimiz var.)
    Kişi tonalı doğumla birlikte büyütmeye başlar. Havanın içe çekildiği ilk o anda, tonal içinde erkle nefes alınmaya başlanmış olunur. Yani, bir insanın tonalı, doğumuna yakından bağlıdır. Doğum anında ve sonraki kısa sürede tümüyle nagualizdir. Nagual insanın betimleyemediği bölümüdür. İsim, söz, duygu, bilgi yoktur orda.
    Nagual konuşulmaz olandır. Tüm olası duygular, varlıklar, özler onun içinde barışcıl, değişimsiz, sonsuza dek salınıp dururlar. Sonra yaşam tutkalı bir kaçını birbirine yapıştırır ve ortaya bir varlık çıkar; tonalin bölgesine doluşan tüm öbür varlıklarla birlikte o yerin şaşaası ve görkemi karşısında körleşip gerçek doğasını unutan bir varlık.
    Tonal, sosyal kişidir. O bir koruyucudur ama çoğu zaman bir gardiyana dönüşür. O zaman tonalın, paha biçilmez bir şeyi, varlığımızı koruduğu açıktır.
    Bu nedenle Tonalın doğal özelliği kurnaz olması ve kendi yaptıklarını kıskanmasıdır. Burada mesele bir koruyucu ile gardiyan arasındaki farktır. Koruyucu, açık fikirli ve anlayışlıdır. Gardiyan ise zorba, dar görüşlü ve çoğunlukla despottur.
    Tonal birleşik örgütlenmelerin yaşadığı yerdir. Yaşam gücü, tüm gerekli duyguları biraraya getirir getirmez bir varlık tonalde beliriverir. Yaşam gücü bedeni bırakır bırakmaz tüm o tekil farkındalıklar çözüşüp gelmiş oldukları yere, naguale dönerler.
    Savaşçının bilinmeyene yaptığı yolculuklar tıpkı ölmek gibidir; ancak onun salkımındaki tekil duygular ayrışmayıp, kendi birlikteliklerini yitirmeksizin bir parça genişler yalnızca. Oysa ölümünde bunlar çok diplere batarlar ve daha önce hiç birim olmamışçasına bağımsızca devinirler.

    ek:

    Ayrıca, büyücü/şaman yetiştirme erk ve bilgisine sahip ekip başına da nagual ismi verilir.

    1. Kitapta geçiyor, Erk öykülerinde.

    Nagual, sonsuzluktur. Hakkında konuşulamayandır. Biraz tao ya benzetilebilir. Sanırım son kitapta da (sonsuzluğun etkin yanı) geçiyordur. İsminden tahmin ederek söyledim. Ben henüz okumadım.

  2. anladım, tonal sanırım sosyal yaşamda ilişkilerimizle güçlenen ego, nagual da tanık olan ÖZ gibi..Tabi bu anlamlandırmam, Agnianın ekte belirttiği ve yeni öğrendigim, ekip başı olan nagual için degil, siz yazınca düşündüm, rüyamda gördüğüm nagual olabilir çünkü onu rüyamda gördükten sonra bu kelime ile karşılaştım.. Sevgili Agnia ve Sonsuz çok teşekkür ederim, en kısa zamanda okuyacağım..
    sevgimle

  3. canım 9999, sen İstanbulda mı yaşıyorsun?
    Şu anlamda soruyorum, bizim CC öğretşsini incelediğimiz özel bir topluluğumuz var, eğer seriyi okudukça seni sararsa belki bize katılmak isteyebilirsin.

  4. ı-ıh sevgili Agnia, ben Ankara’dayim..varya harika bişey yapıyorsunuz..çünkü Castaneda’nın kitaplarının, farklı dikkat seviyelerindeki algılayışlarla incelenmesi çok faydalı, sanırım daha bütünlüklü bir anlayış verir..

  5. Int’te gezinirken NAGUAL ismi ilgimi çekti.
    Biraz araştıdım sizin açıklamalarınızı okudum ama anladığım kadarıyla hemen öğrenilecek hakkında NE OLDUĞUNU ÖĞRENDİM denilecek bir şey olmadığı.
    Bende ankaradayım, sizinle bilgi alışverişinde bulunmak için iletişim kurabilirmiyim.
    [email protected]
    iyi zamanlar

  6. anlatımı bana son aylarda karşılaşıp okuyup anlamaya çalıştığım ,Carlos Castanedanın tanımlamalarını anlamamda çok yardımcı oldu. Özellikle oyun kuramıyla birleştirince… Her ne kadar kendisi bu kuramı oluştururken Castaneda bilgilerinden habersiz olduğunu söylesede, sanki aralarında genetik ya da ilahi bir bağ varmış gibi müthiş bir uyum gördüm. Aynı üstteki açıklamalarda olduğu gibi, bana çok karmaşık bir konu olarak gelen nagualı da basitçe anlatmış. Diğer tanımlarıda
    böyle anlatırsa çok mutlu olurum. Teşekkürler.

  7. Geçen gece bir arkadaşımız bizlere birer Hayal Alemleri- İbn Arabi kitabı hediye etti. Şimdiye kadar çok teklif edilmesine karşın hiç okumamıştım, şöyle 38.ci sayfaya kadar okuyup ara verdim, devam etmeye korkuyorum. Bu güne kadar ne söylediysem hepsi burda yazıyor, aradaki fark ben daha yeni türkçe kullanıyorum. Belli ki hepimiz aynı kaynaktan besleniyoruz. 🙂

  8. Keşke daha önce okusaydınız.Gereksiz tekrar olmuş anladığım kadarıyla.Günümüz türkçesine çevrilir,olur biterdi.Sizde kaynaktan başka şeyleri aktarmaya vakit ayırırdınız.Yazık olmuş.

  9. Nerden bilirdim ki?! Sonra niye yazık olsun canım, ben zamanımı nasıl değerlendirdiğimden hoşnutum.

  10. evet kesinlikle haklısınız ,sayın agnia , ne de olsa bütün bilgilerin kaynağı tektir. Ancak niye herkes bu bilgileri alamaz , ya da bazıları yukarıda da ibn arabi ile de örneğini bir kez daha verdiğiniz gibi , daha çabuk anlar ya da bu bilgiler ona akar?

  11. Bence herkese akar da duyulur mu, hatırlanır mı bilemiyorum. Bugünkü yazım tam da bu konuya dair galiba, bakmak isterseniz: link to sibelatasoy.com

  12. ancak yine de herkese neden akmadığını tam anlayamadım. Örneğin ben ya da çevremdeki çoğu insan değil ulaşmak, sizin yazdığınız yazılardan sızan bilinçin kıyısına bile ulaşamıyoruz. Kaynak aynıysa çabada varsa bu farklılığı yaratan durum, ne olabilir ve daha önemlisi giderilebilir mi? Sevgiler.

  13. Merhaba yeniden 🙂 Eğer benim iyi bişeyler söylediğimi düşünüyorsanız, bunları tanıyorsunuz, biliyorsunuz anlamına gelmez mi zaten? Eğer bi farklılık varsa benim biraz geveze oluşumla ilgilidir 🙂

  14. Arkadaş sizden daha açık bir cevap beklemiyormu yani.Bende meraklandım.Benimde o bilince ulaşmamın bir yolu yokmudurki acaba?Söylediğiniz şu cümle benim için geçerli değil sanırsam:
    “Eğer benim iyi bişeyler söylediğimi düşünüyorsanız, bunları tanıyorsunuz, biliyorsunuz anlamına gelmez mi zaten?”
    Ben sizin neden bahsettiğinizi anlayamadım.Mükremin abi gibi yani.”Ne dedi bu şimdi,iyi bir şey dedi galiba.E normal kalın kalın kitaplar okuyor” diye düşündüm.Böyle düşününce söylediğinizi tanımış oldummu?Hayır.Sözün kısası benim ve benim gibiler bu konuda ne yapabiliriz?Bu farklılığı gidermek mümkünmü.Evetse nasıl?Lütfen geçiştirmeyin yazacaksanız açık açık yazın.Durumumuzu bilelim.

  15. yani okuduğun şeyi anlamıyosan kimin sana faydası olur? agnia çokda anlaşılır yazmıyor ve konuşmuyorsa niye illa ondan yararlanma merakı?
    şahsen ben denedim ne diyo acaba diye. baktım biri anlaşılırsa bir diğeri değil. bıraktım gitti. başka kaynakmı yok canım. bilince ulaşmanın yolu agnidan geçiyosa kalsın be kardeşim .
    bilmeceler, polisiye romanlar falanla uğraşacağına git bir kaç başka kitap oku. yararlanacağın varsa bir şey sebep olur. bunun falanca kişi olması şartmıkine. bilinç durumunu bilmenin yolu birinemi kaldı ! bu ne anlayıştır yaw! sen sen ol kimseye emanet etme bilincini kardeşim.

  16. Az önce hüzünlü bir film izledim ve usul usul ağlamaktaydım balkonda ve şimdi mesajınızı gördüm ve gülmeye başladım. Hepsi otuz saniyeye sığdı.
    Misafir arkadaşım demiş ki: “sizin yazdığınız yazılardan sızan bilinçin kıyısına bile ulaşamıyoruz.”
    Bu nerden belli bi kere, lafla peynir ekmek gemisi yürümez, bu arkadaş beni tanıyor mu, sözümün özüm olduğunu biliyor mu ki benim bilincin kıyısına ulaşamayacağını düşünüyor?! Benim söylediğim şeyler onbinlerce kitapta, filmde yazıyo da ne oluyor?
    Ve ilave etmiş: “Kaynak aynıysa çabada varsa bu farklılığı yaratan durum, ne olabilir ve daha önemlisi giderilebilir mi?”

    Ben bu arkadaşla ne gibi bi farkımız olduğunu bilmiyorum ki, bi yorumda bulunayım.
    Ve siz,sevgili Gökhan, sizin gibiler kim? Vallahi yeniden güldüm şimdi. Tahmin et derseniz; çok şeker çocuklarsınız, iyi insanlarsınız, ben kendimi de şeker bulurum, o halde bi farkımız yok 🙂

  17. Sanırım film hüzünlü bir eylem filmiymiş ki, durup dururken yazdıklarımın üzerinden 5 gün geçtikten sonra sizi birden celallendirmiş. Ben de kabul günü gibi olmasın diye misafir olmayıp üye oldum.
    Demişim ki ‘sizin yazdığınız yazılardan sızan bilinçin kıyısına bile ulaşamıyoruz.”
    Demişsiniz ki ‘Bu nerden belli bi kere, lafla peynir ekmek gemisi yürümez,”
    Ben sizi yazar sanıyordum , gerek sitenizde ki, gerekse buradaki kuramsal çalışmalarınız bende bu izlenimi uyandırmıştı; ancak bir yazarın üstelik kuramcı bir yazarın lafla peynir gemisi yürümez diyebileceğine pek ihtimal vermediğimden bu izlenimimi ne yapacağımı bilemedim. Bence de haklısınız, lafla peynir gemisi yürümez diye imzalayın kitaplarınızı, imza günlerinde.
    Ardından benim sizi tanıyıp tanımadığımı sormuşsunuz , sözümün özüm olduğunu biliyor mu?
    Hayır tanımalımıydım , tanıdığım yazarlarımı okumalımıyım , tanımadığım için bir dostoyevski okumamalıyım. Anlamadım, sanırım bu yanıtı yazarken bilinçliğiniz benim bilincimin inemeyeceği kıyılarada ulaşmayı becerebilmiş.Harika…
    Neyse onbinlerce kitap var ben eksik kalmayayım demiş olma ihtimalini göz ardı ederek ve filmleri hiç hesaba katmayarak ,yazıların altına sürekli olarak ben yazmıştım , benim kuramımda diyerek link vermemenizi öneririm.Beni yanılttınız örneğin…
    Çünkü bu tür yaklaşımların sorumluluğunu taşıyabilecek şekerler yokmuş.
    Ben bir üniversite öğrencisi olarak yazdıklarınızdan etkilenmiştim ama bunu sadece benim bu tür yaklaşımlarla ilk kez karşılaşmamın sonucu olduğunu bana göstermiş oldunuz, teşekkürler.

  18. Durduk yerde değil Gökhan’ın şikayeti üzerine yazmıştım. “lafla peynir ekmek gemisi yürümez” sözünü kendim için söylemiştim ve dahi sözümün özüm olduğunu bilip bilmediğinizi de sormuştum. Yani tüm demelerim; yazdığım her ne ise de bilincimin yüksekliği alçaklığı üzerine pek kanıt olamayacağı hakkında idi. Bunu sadece benim için değil tüm yazan, çizen ve konuşanlar için söylemek mümkün.
    Dostoyevski okuyun tabi, ya da Castaneda veya İbni Arabi veya Agatha Christie, okumak kadar keyifli bişey var mı. Fakat canınız bi an sıkılırsa da onları linç etmeyin, bakın üç gün önce çok bilinçli biriydim size göre, şimdi sizi yanıltan işe yaramazın tekiyim.
    Ve bütün bu fikir değişikliğinize sadece bana lütfettiğiniz: “ben ya da çevremdeki çoğu insan değil ulaşmak, sizin yazdığınız yazılardan sızan bilinçin kıyısına bile ulaşamıyoruz.” tespitinizi cumburlop yutmak istemediğimden kaynaklandı. Bilgim olabilir ama bilincimi özümle test etmek lazım olduğunu söyledim size.
    Gencecik bir fidan olarak size, bizi izleyenlere ve tabi bizatihi kendime güzel bir deneyim fırsatı sunmuş olduk, ben de teşekkürlerimi sunarım brsn.

    not: Bu arada yukarda “başka misafir” nicki ile yazan arkadaşımın derdi hepimizi biraz gerdi! Şiir gibi oldu, ben buna nasıl gülmeyeyim şimdi :)))

  19. Ne alaka?Neden gerildiniz anlamadım.İçerisi nasılsa dışarısı öyle görünüyor galiba.
    Bu da şiir gibi mi oldu ne.Neyse ben sizin bu kadar kolay gerildiğinizi bilemezdim.Gülücükler gerilimden dolayıymış üzüldüm.

  20. Nasıl hemen cevap bulmuş bizim not 🙂 Tüh niye üzüldünüz arkadaşım, başka bambaşka misafir arkadaşım, cancağızım, Hay Allah razı olsun, pek güzel ağzımın payını verdiniz. Gülücükler gerçekti bu arada, hatta devamı da var :)))

  21. “bilmeceler, polisiye romanlar falanla uğraşacağına git bir kaç başka kitap oku” demişsiniz misafir….oyun kurmanın oldukça büyük bir zihinsel çaba gerektirdiğini kuram insanları da ifade ediyor.Gerçekten böyle mi düşünüyorsunuz? Bir yazarın yazdıklarını beğenmeyebilirsiniz, herhangi bir yazarı yeterli, iyi bulmayabilir onu arogan, anlaşılmaz vs. de bulabilirsiniz. Haklısınız herhangi bir bilince ulaşmanın yolu kimsenin tekelinde değildir…ancak kriter kime göre nasıl ne kadar anlaşılmak olacak? hak verirsiniz ki bu anlaşılır olma durumu oldukça karmaşık….

  22. Hiç yakıştıramadım.Aklınız sıra benle kafa buluyorsunuz ama gerilmiş olduğunuz belli.Ne biçim laflar bunlar.Bambaşka misafir cancağızım,Neden bunlara lüzüm gördüğünüzün takdirini size bırakıyorum.Galiba sizin için birinin ağzının payını vermek ve ağzınızın payının verilmesi sıradan işler olmuş.Ben ne diyorum siz ne anlıyorsunuz,pes yani…

  23. Ben agnia’nın kitaplarını okumadım. Doğal olarak okumadığım için eleştiri yapmak için elimde herhangi bir veri de yok. Anlamadığım, insanlar, bu eleştiri çabukluğuna nasıl varıyorlar?
    Hani yazılar ve fikirler üzerinde olumlu veya olumsuz görüş bildirseler tamam diyeceğim.

    Haklı olmak bi yana, emeğe saygı gerekiyor…

  24. Yazamayan eleştirmen olurmuş…

    Sevgili agnianın kitaplarını, yazılarını okumanızı ve öyle yorumlamanızı dilerim. Anlasanızda anlamasanızda. Kendisi son derece karmaşık şeylerden bahsetsede , son derece kaotik görünsede aslında zihninizin sınırlarını zorlamaya yönelik bir şekilde sonuçlar doğurur. Zihin zorlanmadan duramaz. Dır dır ettiği sürecede zihnin etkisinden kurtulamazsınız.

    xenix

  25. Sevgili xenix, sözlerinizin altındaki incelikli yaklaşımı anladım tabi, teşekkürler. Yine de eleştirmenlik mesleğini küçümsemeyelim, gerçek eleştirmen gerçek sanatçıları ortaya çıkarır, her meslekte yeterlilik ölçütleri vardır şüphesiz. Rolümüzü hakkıyla oynamaya çalışmak lazım, tabi rol olduğunu da unutmadan, değil mi?

  26. zihin zorlanmadan duramaz da bunun yolu normal dır dırı kesip kaotik ve karmaşık dır dır yapmak mıdır?zihni zorlamaktan anladığın bu mu?

  27. Dır dırı kesebiliyorsan elbette durdurabilirsin. Ama benim gözlemlediğim kadarıyla dır dırı kesmenin en güzel yolu, zihni kaotik ve karmaşık dırdırlarla, paradokslarla yorup, kilitleyip, durdurmaktır. Ussallığın zirvede olduğu noktadan sessiz bilgi noktası görünür hale gelir ve bir yol açılır…

    Elbette bu benim “yolumdur”. Kişiye göre farklı yollar mevcut olup kendi yolumu söylemenin dayanılmaz hafifliğini yaşıyorum.

    xenix

  28. Onca DJ okumasından sonra hala dırdırı kesmemiş mi ..Yazık çok yazık…:)

  29. Karmaşık ve kaotik aynı şeymidir? Benim anladığım kadarıyla kaotik düşünce yalın anlayışın bir sonucudur. Ancak karmaşık düşünce yalın anlayışın uzağında zihisel bir boğuşma içerir.
    Kaotik düşünce atarak ve sadeleşerek , karmaşık düşünce herşeyi içine almaya çalışarak, kendini gösterir. Bu açıdan kaotik düşüncelerin , zihni susturabileceğini düşünüyorum. Zen’de çok uygulanan bir yöntemdir bu, ve de iyi şiirlerde görülür.
    Karmaşık düşünceyse, zihni susturmak işlevi görmek bir yana sizi sürekli olarak dır dıra sevkeder. Zaten çıkış noktası düşünce olduğu için başkaca şansıda yoktur. Açıklanamaz olanı açıklamak.(mızrak çuvala sığmıyorsa, mızrağı, kılıç yapıp sonra da bu mızrak demek.)
    Karmaşık düşünce her sabah gözlerini açmadan bir dünya kurar. Binlerce şey söyler.Artık, o günkü işlerle mi ilgili olur , dünyanın sorunlarıyla mı, ya da evrenle mi, ruhla mı, bilimle mi, felsefeyle mi, bilinmez. Ancak sonuç açıktır, açıklanacak ve ilişkilendirilecektir.
    Kaotik düşünce her sabah kalkar, gözlerini açar ve bir kez daha yeniden bakar, bir şey söyler mi söylemez mi bilinmez.
    Bu açıdan kaotik düşüncenin gündelik zihne darbe indirebileceğini ve susturabileceğine inanıyorum, ama karmaşık düşüncenin gündelik zihni desteklediğini ancak karmaşasından ötürü zihnimizi yorgun düşürüp kendisi gibi düşünmeye zorladığını ve pozitif ya da negatif bir ilişki kurmak zorunda bıraktığını ve asla zihnimizi susturmadığını biliyorum.
    Uzun oldu ama ben de bunları yeni düşündüm, kaotik düşüncenin kaynağı kaostur, karmaşık düşüncenin kaynağı, kaosu kozmos yapmakla rahatlayacağını sanan zihin. Büyülü ve büyük yanılsama.

  30. Don Juan’ın büyücüler dünyasındaki mutlak rolü, emsalleri tarafından kendisine verilen ünvanda sentezleşmişti:nagual olarak adlandırıyordu. Bana bu kavramın, erkek ya da kadın olsun, özel bir tür erke biçimlenmesine sahip kişiler için kullanıldığını anlatıldı; bu özellik görücüye çifte ışıltılı küreler olarak görünüyordu. (dört ya da üç bölümlü bir ışıltılı bir yumurta.)
    Bu da onları büyücüler dünyasına girdiklerinde, artı bir güçle donanımlı ve lider kılıyordu, der Castaneda.
    Ama neyin lideri;
    Şamanlara göre evrende çok zayıf belli, belirsiz bir güç vardır. Bu zayıf güç, ancak bir insanın farkındalığı ve gücüyle birleşirse, inanılmaz bir güce dönüşür. İşte bu güç nagualdir. Çünkü ancak bir nagualin varlığında kendini ortaya çıkabilir. Nagual olmadan gözükmediği ,gözükse bile farkına varılamayıp, hızla unutulacağı için, böyle isimlendirilmiştir. Bazı yerlerde tin veya niyet diyede geçer.Yani karşılıklı bir iletişimi gerekli kılan, çift yönlü bir durum olduğu için her ikisi de aynı adla kullanılmış. Biri olmadan diğeri olmaz.
    Bazende algımızın kapalılığından dolayı farkına varamadığımız, fakat varlığından kuşku duyulmayan, bilinmeyen alanlarıda ifade eder.

  31. Ne derse güzel der… :))

    Karmaşa ve kaos kelime anlamları olarak aynı olsalarda anlatmak istediğin farklılığa katılıyorum. Karmaşayı, “ussal karmaşa” olarak değerlendirdiğinde elbette yazdıklarına katılmamak mümkün değil. Kaotik bilinemezlikten gelir, karmaşa ise bilinemeyeni açıklama çabası olarak değerlendirdiğimizde geriye tek soru kalır. Gerçekten işe yarar mı? Belki çok zihin karışıklığıda şalterleri attırabilir…

    xenix

  32. başlığı okuyacağım ama şimdi değil…göz önümden kaybolmasın diye bu yorumu ekliyorum..

  33. Baal boşuna okuma burada yazanlardan bir şey anlayamazsın.

    Kimse bilmiyor ne olduğunu…

  34. Dogru , ancak ne olmadigini biliyoruz .

  35. Nagual şeye benzemiyor mu?..bir deyiş vardır ‘Sırrı kal oldukça Sırdan gelirem..’ diye, orada kastedilen sır ile nagual aynı kavram galiba…en azından ilk bakışta bana öyle göründü.

  36. Rüyalar nagualin bir parçası mı?

  37. Sanirim rüya gormenin 7. kapisi dogrudan Nagule aciliyor 🙂 . ama maalesef ki 3. kapidan sonrasini anlatan bir kaynak yok . varsa da ben bilmiyorum .

  38. Teşekkür ederim Stalker, biz normal insanlar kaçıncı kapıda rüya görüyoruz 1. kapıda mı?

  39. Lucid ruya gorebilen 1. kapiya ulasmisdir .

  40. Nagual bizim hiç ilgilenmediğimiz parçamızdır.

    Nagual bizim betimleyemediğimiz bölümümüzdür – isim yok, söz yok, duygu yok, bilgi yok.

  41. Enteresan açıklamalar.. Yine de net bir şey alamadım. Nagual konusunda daha fazla bilgiyi kimden alabilirim?

  42. Nagual ben’im 🙂

  43. Agnia çok iyi açıklamış… Nirvana gibi bir kavramdan bahsediyor. Benim anladığım ; Arınma noktası…

  44. kelimenin ikinci anlaminda , gercek olma ihtimali olabilecek net bir cevabi Mor vermiş.

    Mor burdan bakinca 4 küre görüyorüm sende , gercekten Nagualmisin acaba 🙂

  45. Bir başlıkta, soyları tükenmek üzere olan sevimli hayvanlar var… Bir canlının soyunun tükenmesi naguali etkiliyor mu? Canım sıkılıyor… Gülebilme katsayısı kafamı karıştırdı;-) Hiçlikten gelip hiçliğe gidin, belki soyu çoktan tükenmiş canlılar gibiyiz, belki hiçbirimiz yokuz;-)

  46. Hasta la vista da neymiş?

    Bilakis..

    Festina Lente:)

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.