Sahara çölünde etrafınızda görebileceğiniz sadece 2 renk var:Sarı ve Mavi’dir Ayrıca nadir olarak yeşil renkleri de görmek mümkündür. Sahara çölünün incecik kumların üstüne oturup etrafı dinlemeye başladığınızda, alıştığınız tüm sesleri unutuyorsunuz.Sessizlik hakimdir.Sadece hafif esen rüzgarın uğultusunu ve rüzgarın oynattığı kumların sürtünme sesini duyabilirsiniz. Pırıl pırıl mavi gökyüzünün altında uzanan ucsuz bucaksız düzlükler ve sarı tepeler 45 derece sıcaklıkta güneş ışığının kumda yansıması nedeniyle garip şekillere bürünmektedir.Sanki hayalet gibi…
Sahara kelimesi arapçada “çöl” anlamına gelmektedir.Ayrıca boşluk anlamında da kullanılabiliyor.Gerçekten sahara bildiğimiz ve gördüğümüz çöl manzarasına benzemiyor..Neredeyse sonsuz görünen uçsuz bucaksız bir boşluk.. İnsana boşlukta olduğunu hissettiriyor. Güneş’e rağmen yön tayininin yapılması zor olduğu sonsuzluk...Bu nedenle el GPS( Global Position System - Konum Belirleme Sistem) ’i olmadan sahara çölünde gezmek imkansızdır.
Uçsuz bucaksız kum denizinde birden bire ortaya çıkan oasis’ler(yeşil vahalar) insanları hayrete ve dehşete düşürüyor.Hiçbir şey yetişmeyen bu kurak çöllerde ortaya çıkan palm ağaçları insanları derin derin düşündürüyor.Bu palm ağaçları kuraklığa ve kumlara inat edercesine ve ben buradayım dercesine yıllarca canlılığını sürdürmektedir.Bunun nedeni kumların 2-3 metre altında yeraltı su kaynaklarının olması ve palm ağaçlarının kökleri bu yeraltı su kaynaklarından yararlanmasıdır.Eğer uçsuz bucaksız kum denizinde böyle palm ağaçları ve yeşillikler görürseniz biliniz ki buralarda yeraltı su kaynakları zengindir.
Sahara çölünün zor yasam şartlarına uyum sağlamış hayvanlar görebiliriz.Çöl tilkisi,tek hörgüçlü develer,çöl koşar’i (kuş cinsi) çöl akrebi,çöl yilani,çöl cekirgesi bunlardan başlıcaları…Saharanın kuraklığına rağmen bu tür hayvanların hayatlarını sürdürmeleri oldukça şaşırtıcı...
Saharanın zor yaşam şartlarına uyum sağlamış bir takım bedevi kabileleri bulunmaktadır.Bunlara Tuareg denmektedir.Bu tuaregler geleneksel olarak çadırda kalmaktadırlar.Teknolojiden ve dünyadan uzak...Buna rağmen hayatlarından çok memnunlar.
Tuareg toplumunda sadece kadınlar degil,erkekler de başlarını ve yüzlerini örtüyorlar. Bu dini bir simge olmaktan çok çölde hareket halinde olmanin getirdiği bir alışkanlık aslında. Ve bu alışkanlık artık zaman içinde gelenek haline dönüşmüş.Tuaregler dünyadan kopuk olarak yaşadıkları için yabanilerdir.
Sahara’da yılın Şubat,Mart ve Nisan aylarında şiddetli kum fırtınaları yaşanmaktadır.Kum fırtınası artık insanların doğaya karşı çaresiz olduğunun bir kanıtıdır adeta.Tanrıyla başbaşa kalıyorsunuz.Göz gözun görmediği ve nefes almanın güç olduğu kum fırtınasında gezmek ,dolaşmak imkansızdır.
<em>Kumlar, bir çöl kentinde her zaman altın rengi, uysal ve sevimli değildir. Onların fırtına önünde savrulduğunu görmek apayrı bir olgudur. Çölden kalkıp gri bir bulut gibi gökyüzünü baştan başa kuşatan tozlar, neredeyse insan yaşamını büsbütün durdurur. Sahara'nın üzerinde bir görünüp bir yok oldukça güneş, donuk ve gamlı haliyle arkasında gizlendiği bulutların yüzünü kızıla döndürür. Ufku, inatçi bir sis olup saran ve beyaz bulutlara karışan bu kızıl toz bulutları... Aslında, her şeyin üstüne yayılan korkunç bir düş, dinmeyen bir özlem ve gurbet sıkıntısıdır...</em>