Kuantum Arena

Kaan Onay, yazdıklarını ilgiyle takip ediyorum. Bu yüzden seninle arenada savaşmaya karar verdim. Ölümüne değil, gösteri maçı yapalım. Kan aktığında bırakırız. Sitenin kadınları da hakettiğin (veya hakedeceğin) saygıyı sana ve bana verirler.

Bu başlık altından devam edebiliriz. Kuantum fiziğinden başlayalım.

(Veya ilgilendiğin her hangi bir alandan)

Olasılıklar Evreni

Termodinamiğin kanunlarını bilirsiniz. Bu kanunların sonucuna göre şöyle bir cümle kurabiliriz.

“Düzensizlik ya değişmez ya da artar.”

Her ne kadar bir kesinliği içerse de aslında durum tam olarak bu değildir. Basit bir örnek üstünden gitmeye çalışacağım.

Odanın bir köşesine konmuş içinde Klor gazının bulunduğu ucu açık bir tüp düşünelim. Tüpün içinde bulunan klor gazının odaya dağılıp dağılmaması durumunu bu kanunlar ışığında düşünelim. Termodinamiğe göre entropi artışı olacak ve klor gazı mutlaka odaya yayılacaktır.

Oysa durum tam olarak böyle değildir. Klor gazının odaya yayılması sadece bir olasılıktır. Fakat tüp içinde kalma olasılığı yayılma olasılık dağılımına göre çok daha düşük olduğu için gerçekleşmesi ihtimali zordur. Ama imkansız değildir.

Olasılık kuramları 1900 lü yıllarda gelişip “istatiksel mekanik” geliştirilmiştir. Termodinamik değerlerden sapmalarla bu teori ispatlanmıştır.

Bunu para örneği ile açıklayabiliriz. Diyelim ki aynı anda bir milyon bozuk para atılıyor. Hepsinin tura gelme olasılığı vardır. Daha eşit bir dağılımların yüzdesi ise çok daha fazladır. Fakat sonuçta gelen parça dağılımı ne olursa olsun aslında hepsinin tura gelmesiyle aynı olasılığa sahip bir dağılım olacaktır.

Yanisi şu. Her olay, milyarlarca olasılıktan sadece birisidir ve yaşadığımız bu evren tamamen matematiksel olasılıklar evrenidir.

İspatsız İnançlar

Bu başlık altına, asla ispatlanamayacağını bildiğiniz buna rağmen inandığınız şeyleri yazalım. Ateist, teist, agnostik, deist, pagan, şaman farketmez her insanın inançları vardır. Bu inançlardan bazıları ispatlanabilir olur bazılarına ise öyle sıkı sıkaya bağlı oluruz ki ispatlandığını veya ispatlanabileceğini sanırız.

Çok az insan hem bir inanca sahip olup hem de bunun ispatlanamayacağını düşünür.

Bilinçli Tüketim

Bu da tüketim toplumunun kendine has yarattığı bir kavram.

Yani diyor ki:
“Tamam tüketiyoruz ama sor bi nasıl tüketiyoruz…
Elbette bilinçli tüketiyoruz. Çünkü biz bilinçliyiz.

Biz sizin bildiğiniz bilinçsiz tüketicilerden değiliz.”

Aslında kime sorsanız aynı şeyleri diyecektir. Ben şimdiye kadar hiç bilinçsiz tüketiciye rastlamadım. Amwayciler* dahil hepsi bilinçli tüketici.

Herkes bilinçli tüketici ise nedir bu bilinçli tüketim?

Bilen beri gelsin…

Atom Saati

ABD’nin Colorado eyaletindeki Boulder şehrinde bulunan Ulusal Standartlar ve Teknoloji Enstitüsü 1999’da, saniyeyi tanımlamak için NIST F-1 olarak bilinen bir atom saati kullanmaya başladı.

Bir saniye, bir sezyum atomunun tam olarak 9.192.631.770 titreşimi olarak tanımlanır! NIST F-1 (Paris’teki benzer bir saatle birlikte) bugün dünyadaki en doğru saattir. Gezegenin dört bir yanındaki bir dizi atom saatiyle birlikte Eşgüdümlü Evrensel Zaman’ı belirlemek üzere kullanılır.

Ancak bu inanılmaz derecede doğru saat bile her 20 milyon yılda neredeyse tam olarak bir saniye “artacaktır”.

Hiçbir şey mükemmel değildir!