Rulet ve Sermaye

Rulet oyununu bilirsiniz. 37 numaradan 18 i siyah, 18 i kırmızıdır. Ve ister paranızı bir renge (siyah veya kırmızı) isterseniz de bir rakama koyabilirsiniz. Eğer renge koyarsanız kazanırsanız iki katını alırsınız. Kazanma olasılığınız da yaklaşık yüzde ellidir (18/37 veya daha anlaşılır hali %47.5 falan). Eğer sayıya oynarsanız kazandığınızda yatırdığınız paranın 36 katını alırsınız.

Şimdilik o kadar şanslı olmadığımızı düşünelim ve sadece renk üzerine oynamakla ilgilenelim. Çünkü anlatacağım ve devamlı kazandıran sistem bununla ilgili.

Yeterince büyük bir sermayemiz varsa, (örneğin 1 milyon dolar) rulette kaybetmemiz çok düşük bir olasılıktır. Nasıl mı?

Kırmızı renge 1 dolar oynamakla başlayalım. Kaybedersek, bu sefer 2 dolar koyalım, yine kaybedersek 4 dolar koyalım. Bu sefer kazandığımızı varsayalım. Toplam harcadığımız para 7 dolar, kazandığımız para 8 dolar. 1 dolar kardayız. Bunu koyduk bir kenara ve tekrar 1 dolar koyarak başladık aynı sisteme.

1 dolar oynadık, kaybettik. 2 dolar koyduk, kazandık. Harcanan 3 dolar, kazanılan 4 dolar. 1 dolar karımızı yine kenara koyarak devam edelim 1 dolar ekleyerek.

Ve bu şekilde kaybettiğimiz sürece 2 nin katları şeklinde arttıralım bahsi, kazandığımızda toplam harcadığımız paradan 1 dolar fazla kazanmış olacağımız için bunu bir kenara koyarak tekrar baştan başlayalım.

Gördüğünüz gibi…

1, 2, 4, 8, 16, 32, 64, 128, 256, 512, 1024, 2048, 4096, 8192, 16384, 32768, 65536, 131072, 262144, 524288 doları (toplamda 1 milyonu geçtik) kaybetmek için tam 19 defa peşpeşe siyah gelmesi lazım. Bunun olasılığı ise, %0,000002 yani milyonda 2.

Beyaz Türkler Kimdir?

Son zamanlarda bir çok yerde görüyorum. Beyaz Türklerle ilgili bir çok yazı, makale, ima vesaire. Ama bu kavramın tam olarak neye karşılık geldiğini, kimi kastettiğini tam anlayamadım. Her yazar farklı birilerini kastetmiş. Kimisi bu kesimden övgüyle bahsederken kimisi yergiyle bahsetmiş. Benim de haliyle merakımı çekti.

Sizin bu konuda ki görüşleriniz nelerdir? Beyaz Türkler kimdir? Nedir? Kimlere denir?

Bilim ve Bilgi

Son zamanlarda sıkça karşılaştığım ilginç bir durum var. Bir çok insan bilimi bilgi ile karıştırıyor. Ve durmadan “bilim değişir, bilim değişkendir” gibi sözlerin arkasına sığınıyorlar. Hatta bunlara bir çok örnek veriyorlar. Efendim, Newton öyle demişti, ama sonra Einstein böyle dedi. Şimdi de kuantum mekaniği çıktı. Ve daha bir çok konuda benzer karşılaştırmalar.

Öncelikle değişen bilim veya bilimsel yöntem değil, bilgidir. Bilimi dogmatik inançlardan ayıran özelliği de zaten bu kısımda yatar. Dogmatik inançlarda bilgi değişmez. Ama bilimde değişir. Çünkü bilim, bilgi temelli değil, yöntem temellidir. Bu yöntemlerde çok zor değil, ilkokul öğrencinin bile anlayabileceği kadar basittir. Gözlem, deney, ölçülebilirlik.

Peki insanların bilim ile bilgiyi karıştırmalarının sebebi ne olabilir? Bilim denince neden iki adım uzak durma dürtüsü hissederler? Acaba bütün eğitim/öğretim hayatı boyunca derslerden kaçmak isteyen öğrenci psikolojisinin bir devamı mıdır? Yoksa anlayamayacağı kompleksinin bir ürünü müdür? Soru sormak, merak etmek istememek midir?

“Ben bunu böyle kabul ettim, üstünde daha da düşünemem. Zaten bana da öbür dünyaya da faydası yok.” demenin bir başka yöntemimidir bilimi kötülemeye çalışmak.

Fakat yine tespit ettiğim bir başka konu var ki, ne zaman insanların başı sağlıkla derde girse kendilerini bilimin kollarına atarlar, ne zaman biraz para bulsalar altlarına son teknoloji araç çekerler, ne zaman soğukta üşüseler klimaları açarlar ama hiç bu değirmenin suyu nereden geliyor demezler. Kendileri insanlık yararına zerre gram bir bilgi bulamadıkları için de bilimi kötüleyip dururlar. Üstelik ne olduğunu dahi bilmeden.

Felsefe Olimpiyatı

  1. Türkiye Felsefe Olimpiyatından bir söz üzerine, liseli öğrencilerimizin yazdığı, yarışmaya katıldığı yazılar.

Soru:
“Eğer Yasalara saygı zorba olmayan bir yönetimin özü, yasalara saygısızlık ise zorbalığın özü ise, terör totaliter baskının özüdür.”
Hannah ARENDT, Ideology and Terror,

Cevaplar yorum olarak.