Güneşten çıkan ışık fotonları dünyamıza yaklaşık 8 dakikada ulaşır. Yani güneş aniden sönecek olsa biz bunu 8 dakika sonra görürüz. Peki kütle çekimi? Yani diyelim ki bir güç gelip aniden güneşi tamamen yok etse? Biz güneşin yok olduğunu henüz göremeden (ışık henüz gelmediği için) yok olduğunu hisseder miyiz? (Kütle çekiminden dolayı)
Yazar: karga
Duanın Gücü?
Küçük kasabanın birinde, bir caminin tam karşısında arazisi olan adam, arazisi üzerine bir genelev inşa etmeye başlamış. İmam ve cemaat buna şiddetle itiraz etmişler, ancak mal sahibinin kendi arazisi üzerine nasıl bir iş yeri açacağına da yasal olarak karşı çıkamamışlar. Tüm cemaatin tek yapabildiği şey, imamın öncülüğünde bu genelev için hergün beddua etmekten öteye geçememiş.
İnşaat ilerlemiş ve açılışına birkaç gün kala her nasılsa şiddetli bir yıldırım düşmesi sonucu genelev yerle bir olmuş.
Caminin cemaati bu olaydan duydukları büyük memnuniyeti saklamaya gerek görmemişler, ancak genelev sahibi adam, cami imamının ve cemaatin direk veya indirek olarak bu hasardan sorumlu oldukları iddası ile camiye karşı tazminat davası açmış.
Cami imamı ve cemaat, savcılığa verdikleri savunmalarında bu konuda herhangi bir şekilde sorumlu tutulmalarına şiddetle itiraz etmişler, bu olayın kendi dualarından dolayı meydana gelmiş olabileceği iddiasını da kabul etmemişler.
Gerekli tüm belgeler tamamlanıp mahkemeye günü geldiğinde hakim dosyayı dikkatle incelemiş ve taraflara dönüp:
“Bu konuda nasıl bir hüküm verebileceğimi bilmiyorum,” demiş. “Ancak dosyadaki tutanaklara bakarsak ortada tuhaf bir durum var. Taraflardan birisi duanın gücüne inanan bir genelev sahibi, diğeri ise duanın gücüne kesinlikle inanmayan bir imam ve cemaati!..”
Batıl İnançlar
Alttaki yazi Francis Bacon’in 1597 tarihinde yazmaya basladigi “Denemeler” (ya da “Ahlaka ilişkin uygulamalı öneriler”) adli eserinin 1625 yilindaki son baskısının Elif Günçe çevirisi ile “Morpa Kültür yayınları”ndan “Felsefe dizisi” altinda ISBN 975-284-025-6 seri numarasi ile 2004 senesindeki 2. baskısından alıntıdır.
Batıl İnanç Üzerine (Sayfa 63 Bölüm 17)
Tanrı ile ilgili hiçbir inanca sahip olunmaması, ona layık olmayan bir inanca sahip olmaktan çok daha iyidir. Çünkü ilki inançsızlık, ikincisi ise küfür anlamındadır. Batıl inanç aslında Tanrı’nın aşağılanmasıdır. Plutarch’ın bu konuyla ilgili çok yerinde bir açıklaması vardır:
“Elbette insanların, Plutarch gibi bir insanın hiç var olmadığını söylemelerini, Plutarch’ın doğar doğmaz çocuklarını yiyen biri olduguğunu söylemelerine tercih ederdim.” Bu söylem şairlerin Satürn hakkında söylediklerine benzer.
Küfrün Tanrı’ya yönelmiş olmasından dolayı ağırlığının artması gibi, bundan doğan tehlike de insanlar için çok daha büyüktür. Ateistlerin elinde hiç olmazsa mantık, felsefe, doğal duygular, adalet ve iyi bir şöhreti korumak gibi (her ne kadar din eksik olsa da), görünüşte ahlaklı bir değişime önderlik edebilecek şeyler vardır. Oysa batıl inanç hepsini susturur, insan ruhunu tek başına ve sınırsızca egemenliği altına alır. Bu nedenle ateizm asla devlette huzursuzluğa yol açmamıştır, çünkü insanın kendinin ötesinde bir şey görmemesi nedeniyle, yalnızca kendisi ile ilgilenmesini sağlar.
Üstelik Tanrı’yı inkar etmeye eğilimli dönemler (imparator Augustus dönemi gibi), oldukça ahlaklı zamanlar olarak bilinir. Buna karşılık batıl inançlar pek çok devletin çöküşüne sebep olmuştur, çünkü bir “primum mobile”, tüm devlet yapısının üzerine yıkıcı bir şekilde çöken yeni bir temel güç olarak ortaya çıkar. Batıl inançta halk belirleyicidir; bu noktadan sonra bilgeler akılsızları izler ve ters bir sıra ile mantık, nedenleri uygulamalara uyarlar.
Skolastik öğretinin zaferlerini kutladığı Trient’deki kilise toplantısında bazı konuşmacılar, Skolastiklerin, öyle şeylerin varolmadıklarını bildikleri halde, doğa olaylarını açıklayabilmek için yıldızbilimciler gibi eksantrik daireler, episiklonlar ve gökyollarının benzeri şekillerini uydurduklarını isabetli bir şekilde açıklamışlardır.
Aynı şekilde skolastiklerin kilisenin uygulamalarını kurtarmak için bir sürü safsatacı ve karmaşık kalıplar bulduklarını da söylemişlerdir. Batıl inancın sebepleri şunlardır: Nazik ve duyulara hoş gelen kilise alışkanlıkları ve gösteriş; yüzeysel ve yapmacık dindarlıkta ölçüsüzlük; kiliseye sadece yük olan geleneklere abartılı saygı; soylu ruhban sınıfının kendi hırsınz ve kazanç niyetlerine hizmet eden ustalıklı girişimleri; tuhaf yeniliklerin yeni kapısı olan dindar saflıklara ayrıcalık göstermek; sadece kavram kargaşası yaratan, ilahi konuları insani bakış açıları ile açıklama çabaları; sefalet ve sıkıntı ile anılan barbarlık çağının etkileri.
Gizlenmeyen batıl inanç iticidir, çünkü nasıl ki bir maymunun insana benzerliği onun çirkinliğini arttırıyorsa, din ile benzerliği de batıl inancı o kadar itici kılar; yiyeceklerin zamanla küçük kurtlara dönüşmesi gibi, güzel alışkanlıklar ve kilise uygulamaları da bir yığın içi boş geleneğe dönüşür.Ancak bazıları batıl inançtan sakınma çabaları yüzünden daha da fazla batıl inanca tutulur; çünkü bu çaba içindeyken, daha önce kabul edilmiş ve batıl olmaktan çıkmış fikirlerden de uzaklaşır. Bu nedenle, kitlelerin reformisti oynadığı durumlarda sıklıkla olduğu gibi (kötü müshiller misali), kötünün yanında iyiden de vazgeçilmesinden sakınılmalıdır.
Psikoloji Testi
Aşağıdaki testi çözüp, cevaplarını kaydedin. Hatta yorum olarak yazarsanız daha eğlenceli olur. Bir müddet sonra şıkların puan değerlerini ve ne anlama geldiklerini yorum olarak ekleyeceğim. O zamana kadar iyi testler.
- Aşağıdaki ifadelerden hangisi sizin için daha cazip?
a. Canımın istediğini yapabilmek
b. Mükemmel bir aileye sahip olmak
c. Seçtiğim kariyerde başarılı olmak -
Sezgilerinize ne ölçüde güvenirsiniz?
a. Çok fazla
b. Her zaman değil ama zaman zaman sezgilerime dayanarak davranırım
c. Mantıksal bir açıklama getirebilmek her zaman daha önemli -
Aşağıdaki ifadelerden sizi en iyi tanımlayan hangisi?
a. Meraklı, soru soran
b. Düzenli
c. Ciddi, gayretli -
Aşağıdaki seçeneklerden hangisi sizi en çok heyecanlandırıyor?
a. Büyük Kanyon gibi doğal mucizeler
b. Taj Mahal gibi insan yapımı anıtlar, mabetler
c. Domingo veya Pavarotti gibi yetenekler -
Gezegenimizi nasıl yok ettiğimizle ilgili olarak ne sıklıkta endişe duyarsınız?
a. Çok sık
b. Bazen
c. Pek değil -
Aşağıdakilerden hangisi sizde hayranlık uyandırır?
a. Bir kuşun uçuşu
b. Bir çitanın hızı
c. Bir aslanın gücü ve cesareti -
Bireysel hedefler belirler ve onlara sadık kalır mısınız?
a. Hayır, doğru zamanın geldiğini hissetmem gerekir
b. Zaman zaman, ancak oldukça esnek ve geri dönülebilir planlar
c. Evet, sonuca ulaşmanın en etkili yolu -
Dakik olmak sizin için ne kadar önemli?
a. Hiç değil
b. Zaman zaman
c. Çok önemli -
Katılmış olduğunuz sınavlarda sizi en çok hangisi zorlar?
a. Konsantre olabilmek
b. Heyecanımı kontrol edebilmek
c. Başarılı olabilecek miyim endişesi -
Yeterince zamanınız olduğunu varsayarsak, hangisi sizin için daha çekici?
a. Resim yapmak
b. Golf oynamak
c. Spor salonunda fitness yapmak -
Hangi ifade sizi daha iyi anlatıyor?
a. Karmaşık
b. Memnun
c. Detaylara önem veren -
Açıklamakta zorlandığınız rüyalar görür müsünüz?
a. Çok sık
b. Bazen
c. Çok az veya hiç -
Hangi ifade sizi daha iyi özetler?
a. Sıra dışı
b. Aklı başında
c. Sabırlı -
Ne sıklıkta elinize geçen kâğıtlara bir şeyler karalarsınız?
a. Çok sık
b. Bazen
c. Hiç -
Aşağıdakilerden hangisi sizi daha çok rahatsız eder?
a. Kurallar
b. Kabalık
c. Yetersizlik -
“Aklıma gelen yeni bir fikri hayata geçirmezsem eğer asla rahat edemem.” ifadesi sizin için ne ölçüde geçerli?
a. Çok
b. Az
c. Hiç -
Uzun bir süre boyunca aynı proje üzerinde hiç ara vermeden çalışmak
sizin için
ne kadar zorlayıcı olabilir?
a. Çok
b. Az
c. Hiç -
Emeklilik ile ilgili sizi en çok ne endişelendirir?
a. Emeklilik ile ilgili hiçbir şey beni endişelendirmiyor.
b. Yaşlanmak
c. Boşluğa düşmek, zamanımı nasıl geçireceğimi bilememek -
Hatalara yaklaşımınız ile ilgili hangi ifade daha doğru?
a. Hatalar yaşamın bir parçasıdır ve bizi biz yapan deneyimlerimiz yapmış olduğumuz tüm hataların toplamıdır.
b. Hiç hata yapmayan insan hiçbir şey yapmayan insandır.
Bu da en kötü hatadan daha tehlikelidir.
c. Hepimiz hata yaparız, ancak başarılı insanlar daha az hata yapanlardır. -
Hangi sözcük sizi daha iyi açıklıyor?
a. Filozof
b. Barışçı
c. Pratik -
“Yapacak çok iş, ancak çok az zaman var” deyişi için ne düşünüyorsunuz?
a. Katılıyorum, hepimiz boğulabiliriz.
b. Daha yapmak istediğim çok iş var ama asla yetişemediklerim için endişelenmiyorum.
c. Kesinlikle katılmıyorum, sonuçta iyi bir plan çözümleyici olacaktır. -
Okulda en başarılı olduğunuz ders.
a. Resim, müzik
b. Beden Eğitimi
c. Matematik -
Sonuçları doğru zamanda elde edebilmek için sizce zaman zaman kızgın ve öfkeli olmak gerekli mi?
a. Hiçbir koşul altında
b. Duruma göre bazen gerekebilir
c. Evet -
Arkadaşlarınız sizi anlatmak için hangi ifadeyi tercih ederlerdi?
a. Yaratıcı
b. Cana yakın
c. Güvenilir -
Önemli bir karar almanız gerektiğinde..
a. Tek başıma karar alırım
b. Sonuçtan etkilenebilecek ilgili kişilerle görüşürüm.
c. Uzman görüşüne başvururum. -
Ofiste kâğıtlarla aranız ne kadar iyi?
a. Birsinin arkamı toplaması gerekir
b. Düzenli olabilmek için kendimi zorlarım
c. Son derece düzenliyimdir. -
Aşağıdaki ifadelerden hangisi size daha yakın?
a. Vizyoner
b. İstikrarlı
c. İş odaklı -
Enerjinizin büyük bir kısmını işinize mi harcıyorsunuz?
a. Asla, iş dışında yaşayabilmek için çalışıyorum
b. İşime daha çok zaman ayırıyorum
c. Hayatımın bu döneminde önce iş -
Aşağıdaki ifadelerden hangisi sizi daha iyi açıklıyor?
a. Duygusal
b. Kararlı
c. Agresif -
Tatil kararınızda hangi seçenek sizin üzerinizde daha etkili olur?
a. Muhteşem manzara
b. Deniz, güneş ve kum
c. Eğlence
İNSANCA PEK İNSANCA
İnançlar hakikat düşmanları olarak, yalanlardan daha tehlikelidir. Hoşlanmadığımız bir düşünceyi öne sürdüğü zaman bir düşünürü daha sert eleştiririz. Oysa, bizi pohpohladığında onu daha sert eleştirmek uygun olacaktır. Sahip olunması zorunlu tek şey var: Ya yaradılıştan ince bir ruhtur bu, ya da bilim ve sanatlar tarafından inceltilmiş bir ruh…
Tüm idealistler, hizmet ettikleri davaların her şeyden önce dünyanın tüm öteki davalarından üstün olduğunu düşünürler. Kendi davalarının biraz olsun başarılı olması için, bu davanın tüm öteki insan girişimlerine gerekli olan aynı pis kokulu gübreye açıkca ihtiyacı olduğuna inanmak da istemezler. Bir kez yürünmüş bir yola düşenlerin sayısı çoktur, hedefe ulaşan az ..
Küçücük bağışlarla büyük mutluluklar kazanmak büyüklüğün bir ayrıcalığıdır. İnsan, diğer insanlardan hiçbir şey istememeye, onlara hep vermeye alıştığı zaman, elinde olmadan soylu davranır. Acıların bölüşülmesi değil, sevinçlerin bölüşülmesidir dostluğu yaratan … Bir şeyden hoşlanmaktan söz edilir, aslında doğrusu, bu şey aracılığıyla kendinden hoşlanmaktır. Kendinden hiç söz etmemek çok soylu bir ikiyüzlülüktür. Hakikatin temsilcisinin en az olduğu zaman, onu dile getirmenin tehlikeli olduğu zaman değil, can sıkıcı olduğu zamandır.
Doğa bize aldırmadığından, doğanın ortasında kendimizi öyle rahat hissederiz ki … Uygarlaşmış dünya ilişkilerinde herkes, hiç değilse bir konuda kendini başkalarından üstün hisseder. Genel iyi yüreklilik buna dayanır. Çünkü, durum elverirse herkes yardım edebilir, o halde bir utanç duymaksızın bir yardımı da kabul edebilir. Yapacak çok şeyi olan insan inançlarını ve genel düşüncelerini hemen hemen hiç değiştirmeksizin korur. Aynı şekilde, bir ülkünün hizmetinde olan her insan ülkünün kendisine artık hiç kulak asmaz; onun buna zamanı yoktur.
Demem şu ki, ülküsünün hala tartışılabilir olmasından yana olmak çıkarına aykırıdır. İnsan dilediği kadar bilgisiyle şişinip dursun, dilediği kadar nesnel görünsün, boşuna ! Sonunda her zaman ancak kendi yaşam öyküsünü elde edecektir. İnsanların tarih boyunca farkına vardıkları aşılmaz zorunluluk, bu zorunluluğun ne aşılmaz ne de zorunlu olduğudur. Bugün artık kimse ölümcül hakikatlerden ölmüyor; çok fazla panzehir var. Uygarlık tarafından yokedilme tehlikesiyle karşı karşıya olan bir uygarlık çağını yaşıyoruz. Sevilmiş olma isteği kendini beğenmişliklerin en büyüğüdür. İnsanları şiddetle kendi üzerine çeken, bir oyunu her zaman kendi lehine çevirmiştir.
Çok düşünen ve uygulamalı düşünen, kendi maceralarını kolayca unutur, ama başından geçenlerin çağrıştırdığı düşünceleri hiç unutmaz. Biri kendi düşüncesine bağlı kalır; çünkü ona kendi kendine ulaşmış olduğunu sanır. Öteki ise, onu zahmetle öğrendiği ve onu anlamış olmakla övündüğü için bağlıdır düşüncesine. Sonuç olarak, her ikisi de kendini beğenmişlik … İçine doldurulacak çok şey olduğu zaman, günün yüzlerce cebi vardır. Bir düşmanla savaşarak yaşayan kişinin, düşmanını hayatta bırakmakta yararı vardır. Açıklanmamış karanlık bir konu apaçık bir konudan daha önemli sanılır. Sadece karşıtları cansıkıcı olmayı sürdürdükleri için, arada bir, bir davaya bağlı kalırız. Bir insan kendini hep çok büyük işlere adadığında, onun başka bir yeteneğinin olmadığı pek görülmez.
Açıkça büyük amaçlar tasarlayan ve daha sonra bu amaçlar için oldukça yetersiz olduğunu gizlice kavrayıveren kimse, çoğu zaman bu amaçlardan vazgeçecek kadar da güçlü de değildir. İşte o zaman ikiyüzlülük kaçınılmazdır. Gür ırmaklar kendileriyle birlikte bir çok çakıl ve çalı çırpıyı da sürükler; güçlü ruhlar da bir çok aptal ve mankafayı. Bir insanın gerçekten ele almış olduğu düşünce özgürlüğü ile, onun tutkuları ve hatta arzuları da gizli gizli kendi üstünlüklerini göstereceklerini sanırlar. Bir insan yoğun ve kılı kırk yararak düşündüğü zaman, sadece yüzü değil gövdesi de çekinceli bir havaya bürünür. Ruh arayanda, hiç ruh yoktur. İnsan yığınlarının davranış biçimlerini önceden kestirmek için, onların güç bir durumdan kendilerini kurtarmak için hiçbir zaman çok önemli bir çaba göstermediklerini kabul etmek gerekir. İnsan kahkahalarla güldüğü zaman, kabalığı ile tüm hayvanları geride bırakır.
Eylem ve vicdan genellikle uyuşmazlar. Eylem, ağaçtan ham meyveleri toplamak isterken, vicdan onları gereğinden çok olgunlaşmaya bırakır, ta ki yere dökülüp ezilinceye kadar.
Aşk ve nefret kör değillerdir; ama kendileriyle birlikte taşıdıkları ateş yüzünden kör olmuşlardır.
İnsan hatasını bir başkasına itiraf ettiğinde unutur onu; ama çoğu kez öteki kişi bunu unutmaz.
Alev, başka şeyleri aydınlattığı kadar aydınlatmaz kendini. Bilge de böyledir.
Bir konu hakkında hazırlıksız sorguya çekildiğimizde, aklımıza gelen ilk düşünce çoğu zaman bizim kendi düşüncemiz değildir; ama bizim sınıfımıza, konumumuza ve soyumuza ait olan sıradan bir düşüncedir sadece. Öz düşünceler pek ender olarak su yüzüne çıkarlar.
Bizzat kendimizde olan bir değeri övdüğü, okşadığı zaman mucizeyi de, usdışını da kabul ederiz.
Yarı-bilim tam bilimden daha üstündür. O, sorunları olduklarından daha kolay görür ve bununla görüşünü daha anlaşılır, daha inandırıcı kılar.
Çok düşünen partici olmaya uygun değildir; o, parti arasında düşüncesini çok çabuk sızdırır.
Kötü belleğin iyi tarafı, aynı şeylerden bir çok kez, ilk kez gibi yararlanmaktır.
Bir kurbanın yoldaşı o kurbandan daha çok acı çeker.