Merkür Artık Geriye Gitmeyecek

Geçtiğimiz hafta National Council for Geocosmic Research-Ulusal Jeokozmik Araştırmalar Konseyi’nden yapılan açıklamada Merkür’ün geri hareketini tamamen bıraktığı açıklandı.

Konseyin dönem sözcüsü Erica Adler’in yaptığı açıklamada; “Merkür’ün son 3 yıldır geri-ileri hareketlerindeki aşırı düzensizlik, bize bir sona yaklaşıldığı konusunda ciddi ipuçları veriyordu. Geri hareketin tamamen sonlanacağına ilişkin teorileri olan uzman Astrologlarımızla birlikte konuyu yakından izliyorduk. Böyle bir sonuç açıkçası bizi şaşırtmadı. Sadece biz bunun, dünyanın manyetik alanındaki değişimlere paralel olarak 2012 yılı içinde gerçekleşeceğini ön görüyorduk, tahminimizden erken gelişti” denildi.

Öte yandan Pek çok astroloji sever bu gelişme karşısında çok mutlu olduklarını ifade ettiler. Astroloji’de Merkür’ün geri gittiği zamanlar hep şansız, verimsiz ve duraklama zamanları olarak değerlendirilirdi. Astrolog Perihan Köksayar gelişmeler ışığında şunları kaydetti ; “Merkür’ün ileri-geri hareketleri hayatlarımızda ciddi sorunlar yaratıyordu. İnsanlara Merkür’ün geri gittiği zamanlarda anlaşmalar yapmaktan kaçının, yeni girişimlerden uzak durun, atılımlarınızı erteleyin diyip duruyorduk. Bu dönemler herkesin kabusu haline gelmişti. Neyse artık geçti ve hepimiz rahat bir nefes aldık sonunda.”

Gökkuşağının Altından Geçmek Hormonları Etkiliyor

Hepimizin bir batıl inanç sandığı “Gökkuşağının altından geçenlerin cinsiyeti değişir.” meğer sanıldığı kadar yanlış değilmiş.

Bilim İş Başında

İngiliz bilim adamları bu batıl inancın köklerini araştırdılar ve gökkuşağının altından çeşitli kobayları geçirdiler. Kobayların geçmeden önceki testosteron ve östrojen hormonlarının, gökkuşağının altından geçtikten sonra değişiklik gösterdiği, düşük olan hormonun arttığı yönündeki bulgularını yorumlayan bilim adamları “Bir sefer değil fakat, çok kez geçerseniz kadınların testosteron, erkeklerin ise östrojen hormonlarının zamanla artacağı, belirli bir aşamadan sonra ise cinsiyetlerinin değişeceğini tespit etmiş bulunuyoruz.” şeklinde açıklama yaptılar.

Böyle olmasının sebebi ne?

Araştırmalarını nedenler üzerine yönelten bilim adamları, güneş ışığının kırılıp renklere ayrışmasının hormonlar üzerine direk etkisini tespit etmiş bulunmaktalar. Fareler üzerinde deneme yapan bilim adamları, yapay gökkuşağının doğal olanına göre etkisinin çok az olduğunu da belirttiler.

Yazılarda Büyük Harf ve Ünlem Kullanmanın Psikolojik Sebepleri

Yapılan araştırmalar sonucu yazılarında bolca BÜYÜK HARF ve ünlem!!! kullanan kişilerin çocukluklarında arkadaşları ve büyükleri tarafından çok dinlenmediği ortaya çıktı. Bu kişiler günlük yaşamlarında da genelde bağırarak konuşur söylediklerinin önemli olduğu vurgusunu yapmaktan geri duramazlar.

İngiliz Psikologlar Araştırdı

Sosyal paylaşım ağlarını araştıran İngiliz Psikologlar yüzlerce denekle yaptıkları görüşmeler sonucu yazılarında sıkça büyük harf kullanan, söyledikleri çok önemliymiş gibi bolca ünlem kullanan kişilerin aslında bastırılmış egoları sonucu böyle bir eğilime sahip olduğunu öne sürdü. Genelinin çocuklukta ebeveynleri ve arkadaşları tarafından çok dinlenmediği ve bu yüzden bağırma eğiliminde oldukları da çıkan bir başka sonuç.

Ne yapılmalı?

Böyle bir kişi ile karşılaştığınızda ona sakin olması gerektiğini, bağırması için bir sebep olmadığını söylemelisiniz. Yazılan cümleler büyük harf yapıldığında veya arkasına bir çok ünlem konulduğunda değerinin artmadığı sakince ifade edilmelidir. Eleştirinizi önce egosuna yapılmış sanacak ve saldırganlaşacaktır. Merak etmeyin bu sizin hatanız değil, geçmişinden taşıdığı derin ego kırıklıklarının yansımasıdır.

Matematikçilerin Yıllarca Aradığı X Bulundu

Oxford Üniversitesi, Matematik bölümü akademisyenleri bin yılın buluşunu yaptı. Bütün denklemlerde karşımıza çıkan, çocukların matematik kabusu olarak nitelendirdikleri X tam değeriyle bulundu.

Artık Bilinmeyen Kalmadı

Tek bilinmeyenli denklemlerin ifadesi olan X, geçtiğimiz günlerde 11 yıllık bir çalışmanın sonucu olarak bulundu. Prof. Eddie Largerson ve ekibi uzun yıllar üzerinde çalıştıkları bu konuyu nihayet sonuçlandırdılar. “Binyılın buluşunu yaptık, sıra iki bilinmeyenli denklemlerde ki Y bilinmeyenine geldi” diye konuşan Prof. Largerson’un Nobel’e aday gösterilmesi bekleniyor.

Doğrulama Devam Ediyor

Karmaşık süreçlerle bulunan X bilinmeyinin değeri, diğer üniversitelerce de doğrulanmaya devam ediyor. Bütün matematik ve akademi dünyası bu konuda gelişmelere odaklanmış durumda. “Artık X bilindiğine göre bu işi yapmanın anlamı yok” diyen bir çok matematikçi istifa etmeye hazırlanıyor.

Yaşam Koçluğu Kriterleri Belirlendi

Geçtiğimiz günlerde toplanan Türkiye Yaşam Koçları Federasyonu, sayıları hızla artam yaşam koçlarına karşı bir takım kriterler belirledi. Belirlenen kriterler çok yakında yürürlüğe girecek ve yaşam koçunuzu bu kriterlere uygun olarak seçmeniz istenecek.

Yaşam koçundan beklenen özelliklerin listesi;

  • Henüz 35 yaşını doldurmamış,
  • Bakımına ve giyimine önem veren,
  • Ailesiyle yaşayan,
  • 6 aydan uzun bir işte barınamamış,
  • Her hangi bir başarısı olmayan,
  • Hiç evlenmemiş,
  • En uzun ilişkisi 3 ayı geçmeyen,
  • Ferrasini Satan Bilge, Secret ve Yüreğinin Götürdüğü Yere Git kitaplarını mutlaka okumuş,
  • Hayata karşı iddialı,
  • Reiki, Kuantum, Alternatif Tıp konularına ilgili,
  • Tercihen ev kızı.

Tepkiler Büyük

Yaşlı, tecrübeli ve erkek yaşam koçlarından tepkiler gelmeye devam ediyor. Sayıları hızla artan yaşam koçlarına ek olarak bir de böyle kriterlerin belirlenmesi bir çok yaşam koçunu umutsuz bırakacağı için alternatif bir dernek kurmayı bile düşünen yaşam koçları kendilerine yol gösterecek birilerini bekliyor.