Ya Bardak, Ya Göl

Bir çırak vardı. Bu çırak her şeyden yakınırdı. Bunun üzerine bir gün ustası çırağa bir avuç tuzla bir bardak su alıp yanına gelmesini söyledi. Çırak söyleneni yaptı.
Usta:
-Şimdi o tuzu suyun içine at, dedi.
Çırak ustasının söylediğini yaptı. Sonra usta:
– Şimdi o suyu iç, dedi. Çırak suyu içti ve içer içmez de tükürdü, öfkeyle ustasına bakarken, usta:
– Nasıldı tadı? diye sordu.
Çırak nefretle:
– Çok acı! dedi.
Usta çocuğa:
– Tuzu yanına al gel, gidiyoruz, dedi. Çırak ustasının peşine takıldı. Bir süre sonra civardaki gölün kıyısına geldiler. Usta çırağa:
– Bütün tuzu göle dök, dedi. Çırak yine söyleneni aynen yaptı. Usta:
– Şimdi gölün suyundan iç, dedi. Çırak suyu olduğu gibi içti.
– Suyun tadı nasıldı? diye sordu usta.
Çırak:
– Çok güzeldi, dedi.
– Peki, tuzun acısını hissettin mi? diye sordu bu kez de usta.
Çırak:
– Hayır, dedi.
Usta çırağı karşısına oturtup anlattı:
Hayattaki bütün olumsuzluklar işte bu bir avuç tuz gibidir.
Eğer sen bir bardak su isen, hayatın bütün olumsuzluklarından da öyle etkilenirsin.
Eğer sen kişiliğinle ve gönlünle bu önümüzdeki göl gibiysen, hayatta karşılaşabileceğin bütün olumsuzluklar,
Bir bardak suda tattığın acıyı vermez sana.
Seçim sende:
– Ya bardak olacaksın, ya da göl…

Kır saçlılar MÜJDE!

Saçlarım beyazlıyor diye üzülüp durmayın çünkü o sizi büyük bir dertten koruyor…
Harvard Medical School uzmanları tarafından yapılan araştırmaya göre, saçların beyazlamasına sebep olan melanosit adlı hücrelerin çoğalması, vücutta kansere ve tümör oluşumuna sebep olan tehlikeli DNA mutasyonlarının ortaya çıkmasını engelliyor.

Ben kanserden yırttım, darısı sizlerin başına;))

Zümrüdü Anka kuşu

İbranca “Anak”, uzun boyunlu dev, gerdanlık takmak, boğmaktan. Mitolojik bir dağ olan Kafdağı’nda yaşadığına inanılan mitolojik bir kuş.

Batı’ da M. Ö. V. yy’ dan itibaren mitolojik anlatımları başlayan Anka kuşu Hıristiyanlıkta yeniden dirilmenın sembollerınden biri olarak görülmüştür. Araplar arasında Anka hikayesi Semender ile karıştırılır. Semender de bazen kuş olarak tasvir edilir. Çin mitolojilerinde dans ve müzığın icadıyla ilgili bir kuş olarak tasvir edilir. İran mitolojisinde Simurg’un yeri Kafdağıdır. Hem ruhun ölmezliğinin hemde yeni yılın simgesi olarakda düşünülür.

Kuşların hükümdarı olan Simurg Anka, bilgi ağacının dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş. Kuşlar, Simurg’a inanır ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürlermiş. Bu kuşun özelliği gözyaşlarının şifalı olması ve yanarak kül olmak suretiyle ölmesi, sonra kendi küllerinden yeniden dirilmesiymiş… Kuşlar dünyasında her şey ters gittikçe, onlar da Simurg’u bekler dururlarmış. Ne var ki Simurg ortada görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda umudu kesmişler.

Günlerden bir gün, dünyadaki bütün kuşlar bir araya gelmişler. Toplanan kuşların arasında hüthüt, kumru, dudu, keklik, bülbül, sülün, üveyk, şahin ve diğerleri varmış. Amaçları, padişahsız hiç bir ülke olmadığı düşüncesiyle, kendilerini yönetmek üzere bir padişah seçmekmiş.

Hüthüt söze başlamış ve Hz.Süleyman’ın postacısı olduğunu belirttikten sonra; kuşların Simurg adında bir padişahları olduğunu söylemiş. Ancak, binlerce nur ve zulmet perdelerinin arkasında gizli olduğu için bilinmediğini ve onun “bize bizden yakın, bizimse uzak” olduğumuzu anlatmış. Simurg’u arayıp bulmaları için kendilerine kılavuzluk edeceğini ilave edince; kuşların hepsi de hüthütün peşine takılıp onu aramak için yollara düşmüşler.

Ancak Simurg’un yuvası, etekleri bulutların üzerinde olan kafdağı’nın tepesindeymiş. Oraya varmak için yedi dipsiz vadiyi aşmaları gerekiyormuş. Kuşlar, hep birlikte göğe doğru uçmaya başlamışlar. İsteği ve sebatı az olanlar, dünyevi şeylere takılanlar yolda birer birer dökülmüşler. Zamanla yorulup, düşenler ve hastalananlar olmuş. Hepsi de, Simurg’u görmek istemelerine rağmen, hüthütün yanına varıp “kendilerince geçerli çeşit çeşit mazeretler söylemeye” başlamışlar.

Önce bülbül geri dönmüş, güle olan aşkını hatırlayıp;

Papağan, o güzelim tüylerini bahane etmiş –oysa tüyleri yüzünden kafese kapatılırmış-;

Kartal yükseklerdeki krallığını bırakamamış;

Baykuş yıkıntılarını özlemiş;

Balıkçıl kuş bataklığını;

Dudu kuşunun arzuladığı abıhayatmış;

Tavus kuşunun amacı cennet;

Kazın mazereti su;

Kekliğin aradığı mücevher;

Hümânın nefsi kibir ve gurur;

Doğanın sevdası mevki ve iktidar;

Üveykin ihtirası deniz;

Puhu kuşunun aradığı viranelerdeki defineymiş…

Bu mazeretleri dinleyen hüthüt, hepsine ayrı ayrı, doğru, inandırıcı ve ikna edici cevaplar vermiş. Simurg’un olağanüstü özelliklerini ve güzelliklerini anlatmış. Hüthüt şunları söylemiş:

Simurg, apaçık meydanda olmasaydı hiç gölgesi olur muydu?
Simurg gizli olsaydı hiç âleme gölgesi vurur muydu?
Burada gölgesi görünen her şey, önce orada meydana çıkar görünür.
Simurg’u görecek gözün yoksa, gönlün ayna gibi aydın değil demektir.
Kimsede o güzelliği görecek göz yok; güzelliğinden sabrımız, takatimiz kalmadı.
Onun güzelliğiyle aşk oyununa girişmek mümkün değil.
O, yüce lûtfuyla bir ayna icat etti.
O ayna gönüldür; gönüle bak da, onun yüzünü gönülde gör!

Yedi vadi üzerinde uçtukça sayıları anbean azalıyormuş. Hüthütün bu söylediklerine ikna olan kuşlar, yine onun rehberliğinde Simurg’u aramak için yola koyulmuşlar.

VADİLER MERHALELER

1.Vadi İstek

2.Vadi Aşk

3.Vadi Marifet

4.Vadi İstigna

5.Vadi Vahdet

6.Vadi Hayret

7.Vadi Yokluk (Fenâ)

BEKÂ (Ebedilik)

Yedi vadiyi aşana kadar, kimi yorulduğu için çeşitli mazeretlerle kafileden ayrılmış, kimi ya yem isteği ile bir yerlere dalıp kaybolmuş, ya aç susuz can vermiş, ya yollarda kaybolmuş, ya denizlerde boğulmuş, ya yüce dağların tepesinde can vermiş, ya güneşten kavrulmuş, ya vahşi hayvanlara yem olmuş, ya ağır hastalıklarla geride kalmış, ya kendisini bir eğlenceye kaptırıp kafileden ayrılmış.

Kaf dağına vardıklarında geriye otuz kuş kalmış. Simurg’un yuvasını bulunca öğrenmişler ki, Simurg Anka, “otuz kuş” demekmiş. Onların hepsi de Simurg’muş. Her biri de Simurg’muş .

30 kuş, anlar ki, aradıkları sultan, kendileridir ve gerçek yolculuk, kendine yapılan yolculukmuş.

Kuşlar Simurg, Simurg da kuşlarmış.

Görünen otuz kuş, Simurg’un kendileri olduğunu anlayınca; Artık ortada ne yolcu kalmış, ne yol, ne de kılavuz… Çünkü, hepsi BİR’miş.

Simurg Anka’yı beklemekten vazgeçerek, şaşkınlık ve yokoluşu da yaşadıktan sonra bile uçmayı sürdürerek, kendi küllerimiz üzerinden yeniden doğabilmek için kendimizi yakmadıkça, her birimiz birer Simurg olmayı göze almadıkça bataklığımızda, tüneklerimizde ve kafeslerimizde yaşamaktan kurtulamayacağız.

Şimdi kendi gökyüzünde uçmak zamanıdır…

Helal Olsun!

Geç kalınmış olsada, başlangıç hiçte fena değil.

Doğuya yatırıma süper teşvik geliyor
Fabrikayı kurana arazi ve enerji devletten..

Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK) Toplantısında, öncelikle yeni yatırım teşvik sisteminin ele alındığı, ayrıca istihdamın artırılmasına yönelik önlemlerin de değerlendirildiği bildirildi.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın makamından yapılan yazılı açıklamada, dünkü Ekonomi Koordinasyon Kurulu Toplantısına, kurul üyesi bakanlar Devlet Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan, Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün’ün yanı sıra Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer ile ilgili kurumların üst düzey yöneticilerinin katıldığı bildirildi.

Toplantıda öncelikle yeni yatırım teşvik sisteminin ele alındığı belirtilen açıklamada, yeni yatırım teşvik sisteminin en temel unsurlarından olan bölgelerin ve desteklenecek büyük projelerin tespiti ile uygulanacak yardım yoğunluklarına ilişkin temel çerçevenin belirlenmesinde çok önemli ilerleme kaydedildiği ifade edildi.

Açıklamada, yeni teşvik sistemine ilişkin çalışmaların kısa süre içinde tamamlanmasının hedeflendiği kaydedildi.

Toplantıda, küresel krizin işgücü piyasasında ortaya çıkardığı olumsuz etkilerin sınırlandırılması ve istihdamın artırılmasına yönelik önlemlerin de değerlendirildiği belirtilirken, söz konusu önlemlerle ilgili gerekli mevzuat çalışmalarının önümüzdeki hafta başına kadar tamamlanması konusunda ilgili kurumların görevlendirildiği ifade edildi.

SONSUZ’LUĞA NASIL ERİŞTİM?

07.01.2008 saat; 14,00 işyerinde sıkıntılı sıkıntılı canlı oyun satrançın ana formdaki yazılarına göz gezdirirken, site önerileri kısmında “narin’in” verdiği Sonsuz Us linkini tıklattım.
Aman allahım bu da ne!! Masmavi bir okyanus.. harika yazılar..iyi yüzücü olmama rağmen sonsuz’un deryasında kaybolmamak elde değil. Resmen büyülendim.. Sitenin acemisiyim ya, dolaş dolaş sonunda Karia’nın (evlilik) başlıklı yazısı daha da ilgimi çekti. Daldım içeri, konu aslında çok çekici, ama bana ters gelen çeşitlendirmeler var.
Bak hele şunlara ya..
Evliliği ne hale getirmeye çalışıyorlar! Hemen şunları yazdım;
“Helal olsun sizlere!..Sonunda evlilikle puzzle yi nasıl bağdaştırdınız? Severek evlenin saygıyı koruyun yeter bu kadar felsefi olmaya ne hacet?”

Yazılarımda çok samimiyim, ama bir sorun var.. misafirim ya.. seçecekler, beğenecekler, altına bakacaklar, üstüne bakacaklar, evirecekler, çevirecekler..
Kendi kendime yok oğlum dedim, bunlar bu yazını yayınlamaz. Başlıkta biraz fırça atar olmuş “Helal olsun sizlere!..”
insan ilk yazdığı yere böyle giriş yapar mı yahu? Acemilik işte..
Aynı gün, saat; 16,05 yazımı yayınlamışlar. Yani 2 saat sonra.. Vay be hemde aynen, hiç kırpılmamış!!
Tabiî ki yorumuma cevap veren arkadaşların yazıları hemen geliyorda benimki epey bir zaman alıyor. Vallahi bu cevaplara cevap yazmazsam çatlarım..

Üye olmazsam çok gecikiyor cevaplarım. Üye olmak için müraacat ettim fakat yinede bir aksilik var,aradan 2 gün geçti bir türlü olmuyor( meğer adresimi yanlış vermişim) tam artık ümidimi kesmiş kös kös otururken sonsuz’un mesajını aldım. “Hayırlı olsun” diye.

Ya işte böyle sevgili arkadaşlar, benim sonsuz’la gerçek öyküm bu.. eee ne olmuş yani, şimdi senin bu öykün bizleri ne kadar ilgilendiriyor, bize şimdi sen ne vermiş oldun? diyenleri duyar gibiyim;)) Ne verdiğimi bilmem ama, şunu biliyorum; iyiki narin’i dinlemişim..

denge, Agnia, karia, xenix, canu, lilith, Bilgisev, orcagada, oikos, hesna, nurcihan, apple, ruh zıttım nirvani, neo, zautt ve tabiki sevgili sonsuz; Hepinizi çok seviyorum ve paylaşacağım daha çok şey var sizlerle..(Tüm isimlerin önünde sevgili var, unuttum sanmayın..sadece üşendim;)

ha bu arada, “sevgili narin senide özledim nerelerdesin? Belki sevgili lilith gibi sende bir gün geri dönersin ha olmaz mı?

Bu gün öneri günüm değil ama, duygusal günüm herhalde;)) puanlarınızda umrumda değil;))

Bence herkesin bir öyküsü olmalı…ve bu öyküler paylaşılmalı,
içten, samimi ve doğal.

kalın sağlıcakla…