hava yağmurlu , hemde nasıl , sular seller gibi yağıyor. şehrin kanal sistemi çökmüş durumda, alt geçit suyla dolmuş yolun karşısına geçiş yok
derken üç vatandaş analize başlıyor.
“alt geçit yapacaklarına üst geçit yapsalardı”.
bir diğeri “bu millet üst geçitten geçmez yoldan geçer”
ve bir diğeri ” napsalarada ora su dolar bu yağmura karşı ,nasıl bir kanal yapabilirler ki”
yağmur dindi .istasyonun çatısında çöküler oluşmuş , kimsenin kafasına düşmedi bu sefer.
trende yağmurdan etkilenmiş , taktıkça takıyor saate. şimdi de insan seli başladı.
gerçi genelde geç gelir ee böylede bir fırsat varken hiç kaçırırmı,
neyse asıl hikaye otobüsde başlıyor
yaşlı bir teyze durakta çılgına dönmüş abartısız 1 saattir beklediğini söylüyor.söyleniyor etrafa. insanlar bir iki bakış atıyor,sonra yine yola dönüyor kafalar
ve derken otobüs geliyor . otobüsün iç yoğunluğu kendi yoğunluğunu geçeli çok olmuş.
teyze , dayanamayıp şoför amcaya soruyor.” neden böyle geç geliniyor”.
şoför amca” telefonun var mı”
teyze ” niye”
şoför amca” hareket amirliğini ara ben geldim mi geldim bana ne”
teyze , dumura uğruyor tabi ,söylene söylene geçiyor.
ve derken diğer durağa geliniyor. dışardakiler bütün gün eşşek gibi çalışmışlığın verdiği yorgunluğa ilaveten durak yorgunluğunuda tatmışlar. kapılar açılıyor .
dışarıdan ” biraz ilerler misin ” sesleri duyulmaya başlıyor”
ve işte o an hikayemizin kahramanı , hayatında tek bildiği makyaj olan güzel kızımız devreye giriyor ve dışarıdakilere ” gerizekkalılar daha nereye ilerleyelim,bir sonrakini bekleyin ” vecizeleriyle karşılık veriyor.
otobüs ahalisinden destek almanın mutluluğuyla göğsünü kabartıyor.
yakında TOKİ miz mahallenin nufusunu iki kat artırcak , ve bu mutlulukları yaşayan güzel kızlarımızda iki kat artar umarım.
Ben de yağmurda dizime kadar gelen suların içinde yarım saat yürüdüm dün. Ve trafiğin tıkanmasına sebep olan içinde sadece birer kişi bulunan özel arabaların hepsine küfrettim içimden. Her araba 2-3 kişiyi alsa yardım adına kimse ıslanmazdı bile…
(Belediyelere ayrıca küfrettim)
asıl sorun insanların benciliğinin tavan yapmış olması, kendimi kurtarayımda gerisi ne olursa olsun. ben kurtulduysam herşey normaldir. hikayedeki kızın durmu da budur.
olumsuz şartlar insanlarda sinir yapıyor ve bu sinirlerini birbirleri üzerinde tatmin ediyorlar ama kimsenin bu işin sorumlusu kimdir diye düşündüğü yok.
Ben bu duruma “otobüs paradoksu” diyorum.
Eğer kişi dışardaysa, gelen otobüse kalabalık da olsa binmek ister. Çünkü saatlerce beklemiştir.
Eğer kişi içerdeyse, dışardakilerin artık binmemesini ister. Hatta bu konuda çoğu zaman şoföre baskı yapar. Dolduk, daha niye insan alıyorsun falan diye.
bu paradoksu engellemek için hangi aksiyomu değiştirelim
Bencillik aksiyomunu değiştirmek gerekiyor.