mutlak monarşi-padişahlık-sultanlık-şahlık
feodalite-beylik-ağalık
kapitalizm-uluhiyet-ilahlık-lut-ad-semud-firavun-
ilerleme fikri-KURANIN bütünlüğü.
demokrasiye dair yaklaşımlar-ilkel toplumların analizi
psikanaliz-psikiyatri-nefs-ruh-enerji ve ruh-analizleri
islamın batı düşüncesi içinden ,çıkarak kendini kurduğunu gösteriyor..tabii-metafizik yönüne girmedim…sosyoloji ve tarih açısından..
batı siyasal-dinsel-ekonomik-bilim…v.s..hepsi içinde ortak gelişim ve zihniyeti barındırır..
siyasal düzen;köleci-feodal-burjuvazi-kapitalizm-sosyalizm v.s..
bilim;aristo-newton-galile-kopernik-einstein..
dinsel;paganizm-hıristiyanlık-
ekonomik;kent sistemi-köleci eknomi-derebey ekonomisi-burjuvazi süreci-kapitalizm-sosyalizm-v.s..
avrupa tarihi iyonyadan-ingiltereye kadar zaten bu kalıplara dayanır..
islam sürecini ve toplumlarını buna göre değerlendirebilirmiyiz?
Siz batiya o kadar seyi yüklemissiniz ki geriye ne kaliyor? Baska düsünce sekli kalmamis ki.
Eger sorunuzu biraz daha somutlastirip sinirlarsaniz belki daha yararli bir tartisma ortaya cikar.
Ama siz “bati kötü”, “islam iyi” diye sorunuza baslarsaniz actiginiz konu pek ciddi sayilmaz.
Siz neyi kanitlamak veya neyi görmek istiyorsunuz? Sorunuzu net sorun lütfen.
peki..
siyasal düşüncenin seyrindeki…Avrupayı-Avrupa yapan zihniyet ve gelişimlerin parelelinde yürüyelim…
Yunan bilincinin(gerisindeki belirleyici-mezopotamya-mısır-hint -iran-girit uygarlığının etkisiyle)romaya-hıristiyanlıkla beraber bu etkinin sürmesiyle beraber,ortaçağı oluşturan faktörlere…derebeyliğe-kutsal roma-cermen imparatorluğuna….akıl-aydınlanma-laiklik
ile milli monarşilere ve krallıklara…ulus devletlerinin gelişimine kadar…protestanlığa…kapitalizme..sosyalizme…postmodernizme…
bir batı aklı ve yaşam tarzı ve kavramları vardır..
YUKARIDAKİLERİ BU YÜZDEN VERDİM…
BUGÜN BATI BURJUVAZİ SONRASI ehlileşmiş kapitalizm veya sosyal demokrasi evresini yaşamaktadır..
islam süreci bu sürecin neresindedir?
olumsuz değerlendirilmiş gerçektende avrupa tarihsel süreci.i.ö. 500ler yunan demokrasisiyle anılır.meclisler vardı o dönemde belli yerlerde.avrupadaki düşünsel ve algısal süreç hiçbir zaman biat üzerinden yürümedi bildiğim kadarıyla.mesela dönüp bakınca incil de biat hükümleri barındırmıyor sanırım.toplumlardaki algısal fark geliyor ilk etapta aklıma.aslında ben de soruyu pek anlamadım
şöyle..
Avrupa tarihinin içinden çıkmış olan ,bilim-eğitim-protestanlık-katoliklik-ekonomi-hukuk düşüncesinin altyapısını teşkil eden kavramlarla –
mesela;burjuvazi–tarihselcilcilik-özgürlük-laiklik -nasyonalizm -feminizm v,s
benzeri kavramlarla-
osm..süreci-türkiye cumhuriyeti-iran-arabistan…v.s..
yada kuran -bu kavramlarla incelenebilirmi?
Kusura bakmayin ama yazdiginiz bos degimler. Siz insanlik tarihini siralamissiniz.
Icinden birseyi tutun adirdeleyin, batida tek bir düsünce hakim degildir. Bunu belki siz de biliyorsunuz
ama esgeciyorsunuz.
Siz galiba Don Kisot gibi yeldegirmenlerine karsi dövüsmek istiyorsunuz.
biat konusundaki avrupanın pozisyonunu tanımak için-adorno-horkheimer ve baudrilard
ilginçtir..
burjuvazi ve ulus devlet ve demokrasi-laiklik sosyalizm fikri insanlık tarihinde olmuştur fakat sistem olması batı devrimleriyle olmuştur..
Süreci değerlendirirken, ele alınması gerekenler :
1- Mekke’nin komşu uygarlıkları ve Mekke’ye etkileri
2- Mekke’nin islam öncesi dinsel yapısı
3- Mekke’nin kültürel geçmişi
4- Mekke’nin ticari yapılanması
5- Mekke’nin islam sonrası fetihleri ve yeni kültürel yapılarla tanışması – İslam etkileri
6- Fetih sonrası diğer uygarlıklarla uyum
7- Fetih sonrası batıyla ticaret
8- İslam içindeki kıtaların kendi içindeki kültürel yapı farklılıkları (asya-afrika-önasya)
9- Endülüs – Osmanlı faktörü… vs. vs..
Çok bilgilisiniz ama bilginizi sunmakta sorun yaşıyorsunuz Siz alışık olduğu.uz kalıplar üzerinden konusmak istiyorsunuz. Bana o söylediğiniz kalıplar bişey ifade etmiyor. Siz teleskop ile yıldızlara bakıp orada tozdan başka bişey olmadığını söyleyebilirsiniz. Dogrudurda. Yanlız yıldızların tozdan ibaret olduğu neyi açıklar? Kanımca hiç birşeyi.
ne olmamıştır?
ilkel komünalizm-ilkel kapitalizm-ilkel demokrasi ile bilinçli burjuvazi sonrası oluşan kurumsallaşmalar mı?
ulusallık ilkel olarak toplumlarda vardı ama sistem olması…burjuvazik atılımlar-fransız devrimi neticesiyle tüm dünyayı sarmıştır..
kapitalizm evrensel piyasa yapısıyla -kent devletleriyle kıyaslanamaz bir hakimiyet kurmuştur…
islam dünyası tarıma dayanan yapısıyla-sanayileşmeyle karşılaşınca,kendini yeniden kurma ızdırabındadır..
sanayi devrimi ve zihni batılı gelişmelerin ürünüdür…
fakat islam dünyası burjuvazi sürecini(1500 lerden itibaren sistematik olarak)yaşamamıştır..
imamı azamın veya ehli beytin fetvalarıyla 1900lere kadar gelmiştir..
fakat-Kurana baktığımız zaman-
aristokrasi-medeniyet-liberalizm-sosyalizm-protestanlık-tarihsellik-evrim-tekamül ..v.s kavramlarının kendine has bir şekilde ifade edildiğini görürüz…
şimdi sorun nerededir?
Ben bi sorun göremiyorum zaten. Eğer batı tarihi kuranda zaten yazıyordu diyorsanız, kuranı okumaya devam edin derim. Daha çok yararlı şeyler bulacaksinizdir.
Görüldüğü gibi siz kendi sorunuza kendiniz yanıt verdiniz.
Okumak her zaman iyidir. Bence siz kurani BATIsiz okumaniz gerekiyor. Cünkü her defasinda “bunu biz de biliyorduk” diyorsunuz. Oysa bize bizim bilmedigimiz seyler lazim. Bilinen seylerin tastiklenmesine gerek yok. Eger bilinen seyleri tastiklerseniz bu sizin ne kadar kutredli oldugunuzu göstermez, bu sizin ne kadar bati hayrani oldugunuzu gösterir.
BATI UYGARLIĞI-mezopotamya v.s gibi kültürlerden yunana geçmiştir..
batının irfan konusunda eksikler yaşadığına kaniyim..
ama Kuranın avami yorumun ötesinde kadim bir seslenişe kanii olduğunu gördüm..
ancak batıda özellikle sanayi devrimi sonucu gelişen birimci mantaliteyi tanımadan,dünyasal ayrılıkların bilincine erişilemez..
farklılaşan kültürleri tanımak için ,kendi iç dinamiklerine girmek gerekir..
yani aristo mantığından istifade ettiğimiz gibi -diyalektik ve bulanık mantıktanda hareket lazım..
bir araştırmacı olarak..
dediğim gibi metafiziğe ancak böyle gidilir…metafiziğin kendi içinde izahı içinde risalete kadar uzanmak gerekir..
şöyleki,,,yunanın-mısırın-hindin-anadolunun-iranın kendi iç dinamikleriyle bütünleştiği noktalara girmeden ve bilinçlenmeden daha ileri bir fikre gidilemez ve ahlaki olmaz..
demek istediğim BATI;sadece bir coğrafyanın adı değildir..ama uygarlık olarak avrupada sistemleşmiştir..
bu meyanda islam medeniyetini kurduran dinamikler batı menşeilidir…
Sizin söylediginiz seyleri sorun olarak görmüyor. Kimi kim yarattigi, kimin kimi etkiledigi de aslinda pek önemli degildir. Insan bircok seylerden etkileniyor. Sonucta insaniz, degil mi? Ama sizin yazinizda bir taraftan bir kiriklik, diger taraftan da gurur hissediyorum. Bu sizin sahsi algilariniz. Sahsi hislerinizi tüm insanliga atfedemezseniz o sadece sübyektif bir duygu olur.
Hem kendinize arastirmaci diyorsunuz, bir de kuranin üstün ve orada herseyin yazdigini söylüyorsunuz. Sizce bu sözler arastirmaci ruhu ile bahdasiyor mu? Yani siz simdi kanitsiz, kuralsiz birsey ortaya atiyorsunuz ve karsinizdan inanilmasini istiyorsunuz.
Siz tam neyi anlatmaya calisiyorsunuz ki? Bati yöntemi diye asagiladiginiz yöntemle kuranda birseyler mi bulmaya calisiyorsunuz? Eger bati o kadar asagi ise neden onlarin yöntemini kullaniyorsunuz?
Kuranda her şey yazıyor demedim..
nasıl islam aleminde sıkıntılar varsa batıdada var..
araştırmalarım sonucunada Kuranda -batı tarihsel sürecinin argümanlarının geçtiğini gördüm…
nelerdir bunlar yukarıda açıkladım..
meseleye insanbilim açısından bakmak gerekir..
ama sistemli..
batı aşağı filan değil,doğu neyse batıda o…
risaleti iyi anlamak gerekir..risalet zihniyetini onu kastettim..
meselelere hem ıçerden hem dışardan bakarak -ama tüm zamanlar içinde-kendiniz olmanız..
ben bunu görmedim kendiniz olma..malesef..
bu kritik batı içindede yapılarak,ademi merkeziyetçi bir yapıya gelinilebilir…
ali k tarafından Paz, 22/05/2011 – 08:30 tarihinde gönderildi.
Felsefe
ADEMİ MERKEZİYET GERÇEKLEŞEBİLİRMİ?
Basit yazıyorum ,çünkü bunu bir zaruret olarak görüyorum…
Ülkemizde 4 ana eğilim var; milliyetçiler, islamcılar, sosyalistler ve liberaller..
Milliyetçiler; Orta Asya bozkırlarından, Avrupa içlerine tüm Türk tarihinin ilerleme sentezini yapan, üst yapı ilişkilerinin belirlediği, Türk-İslam Sentezine dayanan, töresel ahlak ve hukukun belirlediği bir anlayış…
Fransız Devrimiyle beraber gelişen milliyetçilik anlayışı ve kapitalist gelişim sürecinin asıl kavramlarını, töresel bakış açısı ile ilintirirdiken, iletişim ve düzen eksikliği göze çarpıyor..
Her ne kadar Türk tarihinin seyri ikili olsada, islami tarihsel miras ile batı mantalitesi arasında korelasyonda açmazlar bulunuyor..
Modern kapitalist sürecin kurumsal örgütlenme mantalitesi ile, töresel buluşmadaki izdivaç arasında istismarlar ortaya çıkıyor..
Marksist tecrübeyi kabullenmede zorlanan milliyetçiler, sınai kapitalizm ve töre hukukunun getirdiği yaşam alanları arasında pratik zorluk yaşıyorlar..
Türkiyede islamcılık, İran – Arap – Afrika tecrübesinden ziyade, kendi milli çizgilerinde sürüyor. İslami süreçten önceki Türk tarihini kabullenemeyen islamcılar, fıkıh konusunda Hanefi anlayışını takip ederken, modern kapitalizmin getirdiği sivil argumanlar parelelinde yürüyorlar…
Çelişki şurada; kapitalizmin her biriminin üretimleri kendine has bir yaşam modeli sunuyor..
Sosyalistler; Ademi Merkeziyet bağlamında en iddialı kesim..
Ancak islam tarihsel bütünlüğü, Afganistan, Çeçenistan, İran self determinasyonu konusunda içe dönme eğilimi gösteriyorlar..
Batı Marksizminin ürettiği ilerleme, gelişme, evrim v.s konularına motomot bağlı kalıyorlar..
Ülkemiz liberalleri; tarihsel-kültürel-ilmi miras konusunda batı gelişim sürecini kabullenirken populizme yenik düşüyorlar…
Sorun şu; batı süreci ile Anadolu tarihsel süreci arasındaki ilintide kavramsal boyut ve dil oluşturma güçlüğü yaşanıyor…
Her ne kadar kendileri bunu kabul etmeselerde…
Bu baglamda ademi merkeziyetin neliği ve pratik bütünlüğünü oluşturabilmek için; insanbilim – evrensel konum ve varoluşsal durumun tanınması gerekiyor.
Anadolu insanının doğa, tarih ve toplum üçgeninde bilimle çıkarak sağlam bir benlik oluşturması gerekiyor..
Batını ürettiği kavramlarla, Anadolu tarihsel süreci arasında beyin ve dil açısından oluşan farklılaşma bünyeye değişik bir biçimde inhisar ederek, görünmeyen dertler peydah ediyor..
Kendi tarihsel – sınıfsal – kültürel konum ve durumumuzu, evrensel manada kurduğumuz zaman, ademi merkeziyet için esaslı bir yol başlatacağız demektir..
Yani siz kapitalizmin ana hatlarini kuranda gördügünüzü, kapitalizmin sizi köle haline getirdigini, yani su andaki durumunuzun kapitalizm tarafindan kaynaklandigini, kisacasi siz kendinizi kapitalizmin kurbani olarak gördügünüzü kuranda okudum diyorsunuz. Kendini kurban görmek o veya bu teoriye bagli degildir. Hatta hic bir teoriye bagli degildir. Kendi durumundan hosnut olmayip da kendi durumunu degistirecek güce sahip olmayanlar icin kurbanlik duygusu cok rahatlatici bir duygudur. Bu olduklari durumu koruma amaclidir. Degisim istemeyenler ancak kendilerini kurban rolüne bürünürler ve bir mazohist gibi aci cekmekten hoslanirlar.
Siz kendi durumunuzun nedenlerini kesfettiginize göre neden degisim istemiyorsunuz? Neden durumunuzu iyilestirmiyorsunuz? Bati kendi durumunu iyilestirmek icin kendisini klise boyundurugu altindan siyirmak icin onca caba göstermistir. Tarihten bahsettiginize göre klisenin insan gelisimi üzerindeki etkisini de görmüs olmaniz gerekir. Sizce islam da ayni etkiyi mi sagliyor? Gelismek icin batida oldugu gibi bizim de kendimizi islam yükünden siyirmamiz mi gerekiyor? Eger batidan biseyler ögreneceksek, ögrenmemiz gereken sey budur. Batiyi bati yapan sey onu tutsak kilan sinirlari asmasidir. Onun özgürlük istegi onu bu hale getirmistir. Sizin bahsettiginiz kapitalizm, komunizm (.-izm),… sadece bu özgürlük anlayisinin sonuclaridir, kaynagi degil.
webberin protestanlık kapitalizm ilişkileri konusunda doğru tespitleri var..
marksında sömürgecilik konusunda..
ama bizim elimizde anadolu-iran yada islam insanı olarak İRFANİ-HİKEMİ-FELSEFİ-ADEMİ
KÖKLÜ BİR MİRAS VAR..
TÜM ZAMANLARI TANIYARAK-KENDİMİZİ KONUMLANDIRABİLİRİZ..
AMA SIKINTI ÇOK..
MEDENİYET SÜRECİNİDE DOĞU BATI DİYE AYIRTETMİYORUM..
“webberin protestanlık kapitalizm ilişkileri konusunda doğru tespitleri var..
marksında sömürgecilik konusunda..”
Tabii ki bunlarin genel anlamda is piyasasini anlamak icin katkilari büyüktür. Ama su andaki sorun daha kücük ölcekli. O insanlarin önerdikleri gibi genel bir cözüm bulmak imkansiz. O halde cözüm ancak ve ancak kücük ölcekli olabilir, yamalik gibi. Bütün resmi ne biz görebiliyoruz ne de onu etkileme tek bir sahsin veya grubun elinde. Bu düzen kendi basina seyreden bi düzen.
“ama bizim elimizde anadolu-iran yada islam insanı olarak İRFANİ-HİKEMİ-FELSEFİ-ADEMİ
KÖKLÜ BİR MİRAS VAR..
TÜM ZAMANLARI TANIYARAK-KENDİMİZİ KONUMLANDIRABİLİRİZ..
AMA SIKINTI ÇOK..”
Yaniliyorsunuz. Bu genel tanimlamalarla bizim ne durumda oldugumuzu acikladiginizi zannediyorsunuz. Olayin özüne inin. Sonra yavas yavas insan kendi durumunu anlamaya baslar. Eger bir hastaligi iyilestirmek istiyorsaniz teshisi de iyi yapmaniz gerekiyor. Sorun aslinda “biz neyiz?” degil. Asil sorun “bizim iliskilerimiz nedir?” sorusuna yanit bulmaktir. Kimin ne oldugu sahsi bir sorundur. Bunu kisisel aciklamak mümkündür, eger insanlar merak edip üzerine egilirseler ama insanlar arasi iliski sorunu biraz daha degisiktir. Bati bu konuda cok net bir tavir almistir: Benim isime karisma! Beni özgür kil!
“MEDENİYET SÜRECİNİDE DOĞU BATI DİYE AYIRTETMİYORUM..”
Tabi ki ayrim yapilmamali. Sonucta bir insanin yaptigi deneyimden digerleri de faydalansin degil mi?
Bakin iliski derken bunu sadece piyasa ile sinirlamamak lazim. Bizim cok büyük insanlar arasi iliski problemimiz var. Cocuk egtiminden tutun, kisisel özgürlük haklarini zedeleyici darbelere kadar. Sorunlarin cogu bu kisisel takintilardan kaynakladigi kanisindayim.
Piyasanin da kendine özgü bir isleyis sekli vardir. Nasil insan iliskilerini anlamak önemli ise insanlari calistirici yöntemleri de tanimak önemlidir. Birbiri ile iletisim sorunu yasayan biri icin beraber calisip ortak bir yöntem belirlemesi ne kadar saglikli olur?
Neden sürekli “Biz”den bahsediyorsunuz? Yanliz olmaktan mi korkuyorsunuz? Insanlara “ben” olma sansi taniyin. Onlara güvenin. Eger biri islamda mi kendini buluyor, okusun. Kime ne gezer? Eger birisi Karl Marx’i mi okumak istiyor? Okusun. Kime zarari dokunur? Cesitliklik her zaman iyidir.
Asil sorun nerede biliyormusun? Asil sorun okudugu seye tapip da “ben okudugum seyim” diyenlerde. O halde herkes benim istedigim gibi davranisin diyor. Neden herkesi ayni düsünmeye zorlayalim ki? Herkesin bir beni vardir. Ona zorla üzerine bir biz gecirip onun ben olma sansini elinden almayalim.
frankfurt okulu
hegel
sartre
weber
v.s yada imam ali…toplumsal strüktürün dimağı içinde bir BEN anlayışından hareket etmişlerdir..
ben olgussu buna bağlı BİR AYDIN KİMİLİĞİ-KİŞİLİĞİDİR..
TABİK ÖZERK BENLİK GEREKLİDİR..
AMA HİÇ BİR AYDIN ÇIKIPTA KENDİ TOPLUMSAL KOŞULLARININ SÜRECİ DIŞINDA DÜŞÜNMEMİŞTİR..
SCHOPENAAUR GİBİ DÜŞÜNÜRLER DE KENDİNİ ÜRETEN TOPLUMSAL DÖNÜŞÜMLER NETİCESİYLE FARKLI ARAYIŞLARA GİRMİŞLERDİR..
ŞİMDİ BİR KÜRT BEYNİ-YADA TÜRK İRAN BEYNİ-ARAP BEYNİ VARDIR..
NEDİR BEN?
Kürt beyni, türk beyni arab beyni sadece sizin zihninizdedir. Bu tanimin “benim arabam sari renktedir.” ile hic farki yoktur.
Ben nedir? Benlik kendi gelisiminin kendi elinde oldugunu bilen ve bu sorumlulugu üstlenendir. Insan bir toplumda yasadigi icin toplum onun davranis cercevesini belirler ama bu cercevenin sinirlarini fark etmek ve asmak her bireyin kendi sorumlulugu altindadir. Civcivler de yumurtadan caba göstermezseler cikamiyorlar. Birey de birey olma yolunda caba göstermezse sürünün icinde sürüden sadece biri olur.
sizin bu söylediginiz sahislarin gercek hayatina baktiniz mi? Hepsi toplum tarafindan dislanmis insanlardir. Onlarin yaptiklari tek sey toplumu isleten carki kesfetmektir. Bu kesif istegi onlara yollarinda devam etmeleri icin enerji vermistir.
Siz simdi “toplum degismeden ben degismeyecegim” diyorsunuz. Buna ömrünüz yeter mi bilmiyorum. Hem neye göre toplum degisecek? Sizin bildiginiz ama bizim bilmedimiz bisey mi var?
Evet, yurtdisindan katiliyorum. Söylenen sözlerin tutarli veya tutarsiz oldugu o sahsin meslegine bagli degildir. Benim ismim Turan, bu yeterli olmalidir. Ha, yeri gelmisken söyleyeyim. Ben su “Benim kim oldugumu biliyormusun?”lardan degilim. Elinizde tutulur bir BEN’i size söyleyemem. Ben begendigimi alir okur, begenmedigimi ise bir kenara birakirim. Bu konuda kendimi hic zorlamadim, baskalarini da zorlamam. Sokratin tutumuna bayilirim. Bence en bilge adimdi, cünkü bildigimiz zannettigimiz seyler sadece bir sanridan ibaret oldugunu gösterdi. Size simdi “ben suyum” desem, bu da bir sanridan ibaret olmayacak mi?
yüzyıllarca cihat uğruna savaşmış bir imparatorluk olan osmanlı ile batı kıyası bu noktada da yapılmalı mıdır muallaktayım.yani neden bu geniş coğrafyada batıdaki gibi devrimsel yansımalar gerçekleşmedi? sorusuna verilecek yanıtlarla birlikte sizin sorunuzu cevaplamak isteseydik neler söyleyebilirdik sayın ali k? ya da sizce ilişki var mıdır?
iki soruyu yan yana koyup bakalım:
*batıdaki devrimler ve eşzamanlı düşünsel yansımalar osmanlıda neden hiç gerçekleşmedi?
*islam batı tarihsel sürecinin kıstaslarıyla değerlendirilebilir mi?
osmanlıyı ele alma sebebim,batıyla yüzyıllar boyunca islamın etkileşim sahası olmasıdır.perspektif biraz küçülünce belki daha net ve doğru kıyaslamalar yapabiliriz.
osmanlı kilise despotimizmii yaşamadı..çünkü cami vardı..
osmanlı yönetim olarak zengindi…
keşifler derbeyliğin ürünüdür..
halk mistikti…yani yunus ve yesevi örneğinde olduğu gibi..
iç isyanlar genel değildi…kutsal cermen imp.da her taraf allak bullaktı..
genelde federatif-özgürlükçü bir yapıya sahipti..
felsefi-bilimsel-hikemi yaygınlığın az olmasına rağmen tasavvufi bağlayıcılık çoktu..
evet..kuranda ,yahudi-ad-semud-nuh-ibrahim-lut..değinilerinde..babilde-mezopotamyada-ninovada-ilkel kapitalizmi düşünce ve eserlerinde yaşıyorlardı..
ırkçılığı-sömürgeciliği-devrimi,israil mısır ilişkilerinde yaşıyorlardı..
müşrik arapların putları-lat-menat -uzza ile batı putları arasında benzerlikler vardır..
hac bir ticaret merkeziydi..
ilkel burjuvazi o topraklarda bulunuyordu..burjuvazik yaşam ..
hz.muhammed in mesajı bunlara eleştirel bazdaydı..
emeviler -abbasiler-selçukiler-fatimiler–hatta sasaniler imparatorluktular..roma ve bizans gibi..ama islamın yapısı ile hıristiyan uygarlığının yapısı nedeniyle,manevi farklılıklar vardı..batıda sömürgecilik gelişti..islam aleminde gelişmedi..olan bundan sonra oldu..
islam alemi bu yapıyı içselleştiremezdi..
medeniyet dili -isanın diliydi-paulus-bunu yunan ve romaya alet etti..
din vicdandan koptu..
sömürgecilik bundan sonra başladı..
fakat bu düzene kimi aydınlardan olumlu tepkiler geldi..
isaya asıl dönüşü savunanlar..
luther-münzer…dekart kartezyenizimle-bu hadiseyi başlattı..
aslında isa kiliseden çok farklı bir insan peygamberdi..kilise yozlaştırdı..
sömürgecilik yüzyıllar sonra bu tür akımları aşarak,tabi bilim parelelinde liberalizmi doğurdu..
ama makinanın dağıtıcı yapısı ve kimi yerlerde derin ahlaksızlığı hiç durmadı..
islam düşüncesi bunlara yabancı değildir…bilincinde vardır..ali şeriati bunları iyi işlemiştir…
isalam alemi yeniden doğuşu ademi bazda yakalayabilir..batıda bu eşikte her şey olabilir..
Ali Bey, tarihi kendinize o kadar güzel uyarlamissiniz ki insanin tek bir soru sorasi geliyor: Her seyin bu kadar güzel oldugu yerde hersey neden bu kadar berbat olabilir ki? Ya siz yanlis betimliyorsunuz, ya da tarih baska seyleri yazdi. Bence tarih sizin anlattiginizdan cok daha degisikti. Bu tür betimlemeler de zaten degismemek icin neden yaratmaktir.
isa-muhammed-ali-hüseyin-al şeriati -tam olarak anlaşılmadı…kuran anlaşılmadı..incil hakeza..
batı tarihsel süreci anlaşılmadı..sorunlaştırıldı..
ben olan hadiseleri anlattım…
1,yeni çağın özellikleri….ali şeriati
2.siyasal düşünceler tarihi…alaeddin şenel
3.siyaset felsefesine giriş…neşet toku…
kitaplarına googlda bakarsınız…
ali k kullanıcısının resmi
ali k tarafından Paz, 30/12/2012 – 12:00 tarihinde gönderildi.
Sosyoloji
ÜÇÜNCÜ YOLA DOĞRU
Yasak meyveyi yiyince böyle yeşil ve mutlu bahçeden mahrum kalıyor. Eziyet, telaş, sorumluluk dolu vahşi bir çöle sürülüyor. O aşamada insan, Cennet’te oturmaktadır: Ne bir şuur ve bilgiye sahiptir, ne de bir dert hissetmektedir. Çünkü ne bir şey biliyor ne bir yer görmüştür. Gözünü açtığından beri orada olmuş, onları görmüştür; o küçük çevresinin bütün varlık âlemi olduğunu düşünmüştür. Sahip olduğu şeyin ideal olduğunu düşünmüştür. Cennetinde beslenmiştir, korku, dert ve gurbetle ilgili bir şey bilmemiştir.
Şeriatinin -yasak meyve-cennet-özgür irade ve seçim konusu ve değişik batılı her çeşit düşünürü incelemesi-kesinlikle lümpenlik olarak anlaşılmamalı,pek çok kitabı ahlakbilimi ile doğrudan alakalıdır..
Kurgudur- bir okuyucu anlattı,Marks-Nietzsche-Sartre ve Şeriati aynı masada konuşturmak için oturtmuşlar,ahlak konusu açılınca-hepsi bir kelamla red ederken-Şeriati ahlak ilmi ve yasası konusunda saatlerce konuşmuş..
Hatta defaatle inceledim-tüm kavramlar-ahlak yasasında birleşiyor,doğru ahlak.
Şeriati eylem ve hedeflerinin yönünü şöyle belirliyor;iyilik-hakkaniyet ve güzellik..
Zaten özgürlük ve seçim bir ahlak yasası değilmi?
Ahlaki sosyalizm akımı-19.yyda Hegelin öğrencileri tarafından bir yol,burjuvazinin insanı aline ettiğine dair görüş,ilk zamanlar Marksta bu okuldandı…
Şeriatide ekonomi ve kültür-irfan eşit ağırlıkta, kilit nokta,irade…
Yasak meyve,bilgi,dünyada kendini aşamalı bilgiyle ilerleten tek varlık insan,bilgiyle sıkıntılar yaşayan insan,bilgisizlik -yada akıl bittiği yerde ne başlar?orada sorumluluk olmaz..
Adem benzeri anlatılar pek çok ulusta bulunmaktadır diyor,
Model ve tipoloji çok mühimdiyor Şeriatide,
kimdir model;Ali…
Devrimci yada ahlaki mücadelecilere sizin kadar saygım vardır, ben Çayanı-Gezmişi-yada Mahmutoğlunu-Seyyid Kutubu inceledim, amma ansiklopedik olarak.
Ben seçtiğim bir model olarak Şeriatiyi inceliyorum..
İmdi sorun şu;
herkesin seçimi bulunduğu sosyal ortamın şartları ağırlınca değerlendirilmeli..
Gelinen şartlarda-bu kadar tarihi olarak kan varken-Türkiyede,devrimci yada ahlaki mücadele lümpenmeşmidir,şahsen kendim ve bizatihi ilgilendirenler için diyorum.
Artistik havayamı bürünmüştür..
Şimdi biz böyle bir yargıya girersek,işin içinden hiç çıkamayız-istilacı sürecin acımasızlığına yada tam sömürgeciliğin kan içiciliğine kadar girmemiz lazım..
Sevgi-yargı birlikteliği ve ademiyeti hem devrimcilik hemde ahlaki açıdan harmanlayan Şeriati kötü bir adammıydı?
Yoksa kendisinin dediği gibi-savak ve birtakım çevreler-cehalet kurbanı değillermiydi?
Kaldıki,peygamber-zulüm dönemine darul cahiliye dememişmiydi?
Kendisinin dediği gibi-savak ve birtakım çevreler-cehalet kurbanı değillermiydi?
Zor dostum zor,her düşünce ve inanç evrensel kaynaklara yaslanmadan sonra,ikna edici olmaz,tarihi süreci ayreten tabii süreci bağlamlarına oturtamazsan -ki ayrılık buradadır…
Gerçekten Türkiye acı dönemlerden geçti-her kesim binlerce can verdi..
Dünya böyleydi ne çare-30 yıl öncesine kadar..
Allah kimseyi zulumle hemfikir etmesin,zor Allah tüm mazlumları korusun,tarihtede bugündede-işkenceden ve zulümden -tüm iyi niyetli insanları korusun…
Şeriati herşeyden bahsediyor ama-her şeyide aşmaya çalışıyor..
Varlık ve mahiyet konusuna çok giriyor,mahiyet nedir,mahiyet ,
mesela eşyanın mahiyetini usta kafasında tasavvur eder,onu yapar-özelliklerini verir-bu mahiyettir..
Cisim halini alır -total görümnü alır-buda varlıktır..
Eksisyantalizm diyorki insanın varlığı önce mahiyeti sonradır,yani kendi mahiyetini kendi yapar..
Şeriati buna katılıyor,
halbuki ben varlığı bir bütün olarak alıyorum yazılarımda..
Özgürdür amma tanrı varlığı kaplamıştır,ayrıdır amma her bir şey-sıfat ve fiillerinin inihisarı ve görünümüdür..
Gerçi Şeriatide sonuçta buraya geliyor-varlığın birliği..
Vahdeti vücutla karıştırmamak lazım..
İnsan özgür seçimleriyle ulaşıyor,birliğe..
Özellikle Hegelyen,
Marksist,
Eksisyantalist kavramları..
Kendi sağlıklı yorumlamalarıyla,İslam içinde bir bütüncül çehreye kavuşturuyor..
Yani Şeriatinin dediği şu fizik-biyoloji-ekonomi-sosyoloji kanunları vardır..
Bir de ruh-din ve maneviyat..
Bunun aklen ve kalben kesişimi ve fiiliyatı üzerinde durmak lazım…
1.varolan üzerine
2.varolması gereken üzerine..
İnsan dışı varlık alemi zaten var bulunmaktadır..
Olması gereken insan tabiatı içindir..
Çünkü insan bilen -yaratan-seçen bir varlıktır…
Şeriati tüm bunları yazıpta-birinin dediği gibi gençliği melankoliye düşürmüyor..
Demir ve güçten bahsederek-birleşmenin zaruretinden bahsediyor…
İslami hakikatler merkezi,
Milli cephe,
Tanrıya tapan sosyalistler,
Özgürlük hareketi
Mocahidin,
içinde-dışında ve yakınında hep birliği aradı..
Geldik zurnanın zırt dediği yere….Sanayileşme-üretim güçleri ve ilişkileri…
Ben samimi Marksistler olduğunu biliyorum…
Ahlaki sosyalizm-burjuvazinin insanları aline ettiğini söylemişti…
Nedir bu burjuvazi-kazancın seyir zevki,
sonunda televizyonunun zihni iğfal eden üretici yönü…
Mekanizmin verdiği ışıltı-cazibe-yalandan..
Ülkücü dostlar diyorki,
yada bir yazarın dediği; kafir müslümanlar biz sanayileşme-üretim güçleri ve ilişkilerini,
Tanımıyoruz,sen tarihselliğinin farkında değilsin,böyle şey olurmu?
arabesk kültürü senin kafanı tarumar etmiş..
Kusura bakma dostum..
O zaman marksizm bu topraklarda-insanbilim ve mülkiyet anlayışıyla -gömülü bir gerçek olarak hep seni tehdit eder..
Senin yapman gereken-ahlaki vicdanı dirilterek-varlık ve mahiyeti tanıman-şekillendirmen…
Sen adam olmanın künhünü arayacaksın,idealist geçinen..
Marksizimdede çok yön var ele alınacak..
Çalışma hayatıyla-ideal olan arasındaki korelasyonu ve ilerlemenin neliğini kafanda şekillendir bir kere…
Dünya düzeni ve farklı bağlamda bir korelasyonla bağlı yerli mekanizma(idari sistemi kastetmiyorum)belirleyici hegomonya-seni yıllarca uğraştırsa-geleceğin nokta yine odur,ki ahlaki birliği sağlam kurmadıktan sonra..
Hegomonik aygıtların -öyle belirleyici aygıtları var-öyle südur ederki,ben islamcı yada herhangi bir ahlaki-devrimci mücadele içindeyim zannedersin,amma gerçekler-acı bir şekilde bir zaman senin yakana yapışırda…
Hak anlayışına -devleti -iktidarı gözetmeden,ulaşmadıktan sonra,
urun sisteme bir şey ifade etmez,
sen sistemin kendisi olacaksın,
Şeriatiyide iyi tanımak gerekir..
Ali Şeriati yazılarının sonucu, irfan-adalet ve özgürlükten başka bir yere çıkası değil…
Oluş ve olmak-bilinmedik bir konu değil..
Tahliye olduğu cennete sürekli özlem duyan insanın dramatiği..
Topraktan Allaha değin ruhun yürüyüşü,..
Peygamberi misyona sahip aydın kimdir?
ezeli ve ebedi hikmet arayışı,
vahyin yatağını bulması,
ideal insan-ideal toplum ve ideal ümmet..
Trajik adam Ali Şeriati..
Meeterlinc ve Sadık Hidayet,
Sonunda hayatlarına son verdiler, Şeriati övgüyle bahsediyor, çift yapılı insandan bahsediyor Şeriati..
Epiktetos ve Heraklitte -bir oluş vardır, hatta faşizmde, marksizmde bir oluş vardır, insanın sınırları ve kapasitesi bağlamında, sürekli olmak-dönüşüm ve değişim.
Şeriati’nin hikemi anlayışı buyken; siyasi anlayışı, hak-adalet-halk doğrultusunda zamanın konumu paralelinde özgürlükçü ve etik bir düzendir.
Hamid İnayet farklı-Meeterlinc farklı-Kafka farklı- Şeriati farklı tabiki..
Onların öncülleri İsevilik ve Hıristiyanlık bulanık dururken,
Kuran -İslam-Ali-Muhammed ve Şiilik mirası çok açık duruyor Şeriati için..
EY ALİ ,
ALLAH,
ÇİFT YÜZLÜ JANUS MU DEMİŞTİN SEN DE,
DÖNDÜN MEVLANA GİBİ DE
PERVANE MİSALİ,
Mocahidin Hanifinejadı,
niye beklettin saatlerce gelmedin..
marksist fedailer sana şehadet söylevini mi çektirdi,
millici Musaddık için kendinide feda ettin Ali,
Katolik kız Solanga kimdi?
öldüğünde 22 yaşında,
denizde boğuldu deyip-denizde neyi aradın Ali?
SONSUZLUK değil miydi aradığın?
Prof Chandal kimdi-varoluş kaygısının yazarı..
söyle Ali Homeyni dini liderimiz-Mosaddık milli liderimiz dediğinde,
neyi kastettin..
Motaharri,
yıllar sonra irşadın kapısında,
değişik karakterlerden insanları görünce,
sana hışımlandı neden?
ısrarla savaka, niye öze dönüş kitabını yazdın..
niye medeniyet ve modernizmde Kürt dedinde-Öze dönüşte Türk dedin?
Gom MEDRESİNİN İLERİCİ RUHANİLERİ SANA DESTEK VERDİ NİÇİN?
hani sen din adamı karşıtıydın?
Ali neye özlem duydun Ali söyle?
yani siz şimdi diyorsunuzki batıdaki düşünsel gelişmelerin ve devrimlerin tarihsel sürece osmanlıda yansımalar yapmayışının nedeni islami hoşgörüdür? hayır böyle değil.daha önce bir yorumumda bu tarihsel süreci yüzeysel de olsa ele almıştım.yanlış yorumluyorsunuz malesef.aynı şeyleri yeniden yazmak istemiyorum.ve sanırım değinmeniz gerekecek elle tutulur nokta buydu.bu arada şu kitabı “siyasal düşünceler tarihi…alaeddin şenel” iyi bilirim.bu şekilde incelemeler yok bu kitapta.
toplumsal şartları,batı sürecinin içinde değildi…islam memleketiydi ve özgün münevverleri yoktu..ikili yorumlayacak..bu bağlamda düşünceler afganiden sonra oluştu…bunları yorumlayıp halka anlatacak ve kabul görecek bir dimağ yoktu..şartları toplu izah edecek kimse yoktu..şartlar kendine has ve ikili yapıdaydı..özgündü…
Siz halen “biz ne güzel somuruyorduk” modundamisiniz? Bir tarafta kapitalizm somurgesinden bahsedip sonra da ” biz iyi yapıyorduk” demek iki yuzluluk oluyor.
bu eskiye gitmeyi ve eskiyi yücelendirmeyi bi birakin. hem bir arastirmaci herkesten ayni seyleri duydugu zaman biraz süphelenmez mi? Ama sizin tarihe bakis aciniz cok degisik. Sizin nostaljik bir yapiniz var. Eskiden hersey güzeldi felan….
Bunlarin hepsi havadan konusmak, yani gercek sorunlara bakmamaktir. Siz su anki problemleri eskilerle cözemezsiniz. Eskiden durumlar farkliydi, simdi farkli. Neyin nasil farkli oldugu konusunda bile tartisma fayda etmez, cünkü bizim su anda cözülmesi gereken problemimiz var.
O halde ben sizin eskiye dair bu kadar sevginizi anlamiyorum. Kimin ne yaptigini bilseniz ne olacak, bilmeseniz ne olacak? Müslümanlarin geri kalmisligini giderecek mi? Siz kendinize “Neden biz halen gerideyiz?” diye sorun ve yaniti arayin. Bu yanit gercek anlamda yanit olmali. Özelestirel bir yanit. “Biz güzeliz”lerden olmasin.
Asil anlasilmasi gereken konu nasil bir insan tipi istenildigidir. Siz islam altinda cok uyumlu insan tipleri özlüyorsunuz. Herseyin güllük-gülistanlik oldugu bir “cennet” yaratmak istiyorsunuz. Ama bu Fransiz devrimi ve diger devrimlere sebeb olan insan tipinden cok daha degisik. Devrimler “seytan”siz olmaz. Goethe’nin Faust’unu bilirsiniz. Orada da Mephisto asil yapici güctür. O söyle der:
“„Ein Teil von jener Kraft,
Die stets das Böse will und stets das Gute schafft”. …
(Ben o gücün parcasiyim,
Devamli kötüyü isteyen ama iyiyi yapan)
“
Eger siz de kötüyü lugatinizdan yok etmezseniz belki o vahsi batinin düzenine erisirsiniz.
İslam denilince, ”başkalarının tercihlerine ve yaşam biçimlerine burnunu sokmakta ısrarlı, arsız ve işgüzar, aymaz varlık kümelenmesi” şeklinde bir açılımla doğru yaklaşımda bulunmuş olduğumu söyleyebiliyorum.
Konu, özellikle ortaçağ engizisyonu anlamında cami, diyanet, imam, tesettür, türrban eksenli islam ve batı olarak ele alınabilir…
daha başka seçenekleriniz varsa-nedenleriyle yorum yapabilirsiniz…
mutlak monarşi-padişahlık-sultanlık-şahlık
feodalite-beylik-ağalık
kapitalizm-uluhiyet-ilahlık-lut-ad-semud-firavun-
ilerleme fikri-KURANIN bütünlüğü.
demokrasiye dair yaklaşımlar-ilkel toplumların analizi
psikanaliz-psikiyatri-nefs-ruh-enerji ve ruh-analizleri
islamın batı düşüncesi içinden ,çıkarak kendini kurduğunu gösteriyor..tabii-metafizik yönüne girmedim…sosyoloji ve tarih açısından..
Ben batida yasadigim icin böyle birseyi bilmiyorum. Bu nedir?
batı siyasal-dinsel-ekonomik-bilim…v.s..hepsi içinde ortak gelişim ve zihniyeti barındırır..
siyasal düzen;köleci-feodal-burjuvazi-kapitalizm-sosyalizm v.s..
bilim;aristo-newton-galile-kopernik-einstein..
dinsel;paganizm-hıristiyanlık-
ekonomik;kent sistemi-köleci eknomi-derebey ekonomisi-burjuvazi süreci-kapitalizm-sosyalizm-v.s..
avrupa tarihi iyonyadan-ingiltereye kadar zaten bu kalıplara dayanır..
islam sürecini ve toplumlarını buna göre değerlendirebilirmiyiz?
Siz batiya o kadar seyi yüklemissiniz ki geriye ne kaliyor? Baska düsünce sekli kalmamis ki.
Eger sorunuzu biraz daha somutlastirip sinirlarsaniz belki daha yararli bir tartisma ortaya cikar.
Ama siz “bati kötü”, “islam iyi” diye sorunuza baslarsaniz actiginiz konu pek ciddi sayilmaz.
Siz neyi kanitlamak veya neyi görmek istiyorsunuz? Sorunuzu net sorun lütfen.
peki..
siyasal düşüncenin seyrindeki…Avrupayı-Avrupa yapan zihniyet ve gelişimlerin parelelinde yürüyelim…
Yunan bilincinin(gerisindeki belirleyici-mezopotamya-mısır-hint -iran-girit uygarlığının etkisiyle)romaya-hıristiyanlıkla beraber bu etkinin sürmesiyle beraber,ortaçağı oluşturan faktörlere…derebeyliğe-kutsal roma-cermen imparatorluğuna….akıl-aydınlanma-laiklik
ile milli monarşilere ve krallıklara…ulus devletlerinin gelişimine kadar…protestanlığa…kapitalizme..sosyalizme…postmodernizme…
bir batı aklı ve yaşam tarzı ve kavramları vardır..
YUKARIDAKİLERİ BU YÜZDEN VERDİM…
BUGÜN BATI BURJUVAZİ SONRASI ehlileşmiş kapitalizm veya sosyal demokrasi evresini yaşamaktadır..
islam süreci bu sürecin neresindedir?
olumsuz değerlendirilmiş gerçektende avrupa tarihsel süreci.i.ö. 500ler yunan demokrasisiyle anılır.meclisler vardı o dönemde belli yerlerde.avrupadaki düşünsel ve algısal süreç hiçbir zaman biat üzerinden yürümedi bildiğim kadarıyla.mesela dönüp bakınca incil de biat hükümleri barındırmıyor sanırım.toplumlardaki algısal fark geliyor ilk etapta aklıma.aslında ben de soruyu pek anlamadım
şöyle..
Avrupa tarihinin içinden çıkmış olan ,bilim-eğitim-protestanlık-katoliklik-ekonomi-hukuk düşüncesinin altyapısını teşkil eden kavramlarla –
mesela;burjuvazi–tarihselcilcilik-özgürlük-laiklik -nasyonalizm -feminizm v,s
benzeri kavramlarla-
osm..süreci-türkiye cumhuriyeti-iran-arabistan…v.s..
yada kuran -bu kavramlarla incelenebilirmi?
Kusura bakmayin ama yazdiginiz bos degimler. Siz insanlik tarihini siralamissiniz.
Icinden birseyi tutun adirdeleyin, batida tek bir düsünce hakim degildir. Bunu belki siz de biliyorsunuz
ama esgeciyorsunuz.
Siz galiba Don Kisot gibi yeldegirmenlerine karsi dövüsmek istiyorsunuz.
Kolay gelsin.
biat konusundaki avrupanın pozisyonunu tanımak için-adorno-horkheimer ve baudrilard
ilginçtir..
burjuvazi ve ulus devlet ve demokrasi-laiklik sosyalizm fikri insanlık tarihinde olmuştur fakat sistem olması batı devrimleriyle olmuştur..
Süreci değerlendirirken, ele alınması gerekenler :
1- Mekke’nin komşu uygarlıkları ve Mekke’ye etkileri
2- Mekke’nin islam öncesi dinsel yapısı
3- Mekke’nin kültürel geçmişi
4- Mekke’nin ticari yapılanması
5- Mekke’nin islam sonrası fetihleri ve yeni kültürel yapılarla tanışması – İslam etkileri
6- Fetih sonrası diğer uygarlıklarla uyum
7- Fetih sonrası batıyla ticaret
8- İslam içindeki kıtaların kendi içindeki kültürel yapı farklılıkları (asya-afrika-önasya)
9- Endülüs – Osmanlı faktörü… vs. vs..
Çok bilgilisiniz ama bilginizi sunmakta sorun yaşıyorsunuz Siz alışık olduğu.uz kalıplar üzerinden konusmak istiyorsunuz. Bana o söylediğiniz kalıplar bişey ifade etmiyor. Siz teleskop ile yıldızlara bakıp orada tozdan başka bişey olmadığını söyleyebilirsiniz. Dogrudurda. Yanlız yıldızların tozdan ibaret olduğu neyi açıklar? Kanımca hiç birşeyi.
ne olmamıştır?
ilkel komünalizm-ilkel kapitalizm-ilkel demokrasi ile bilinçli burjuvazi sonrası oluşan kurumsallaşmalar mı?
ulusallık ilkel olarak toplumlarda vardı ama sistem olması…burjuvazik atılımlar-fransız devrimi neticesiyle tüm dünyayı sarmıştır..
kapitalizm evrensel piyasa yapısıyla -kent devletleriyle kıyaslanamaz bir hakimiyet kurmuştur…
islam dünyası tarıma dayanan yapısıyla-sanayileşmeyle karşılaşınca,kendini yeniden kurma ızdırabındadır..
sanayi devrimi ve zihni batılı gelişmelerin ürünüdür…
fakat islam dünyası burjuvazi sürecini(1500 lerden itibaren sistematik olarak)yaşamamıştır..
imamı azamın veya ehli beytin fetvalarıyla 1900lere kadar gelmiştir..
fakat-Kurana baktığımız zaman-
aristokrasi-medeniyet-liberalizm-sosyalizm-protestanlık-tarihsellik-evrim-tekamül ..v.s kavramlarının kendine has bir şekilde ifade edildiğini görürüz…
şimdi sorun nerededir?
Ben bi sorun göremiyorum zaten. Eğer batı tarihi kuranda zaten yazıyordu diyorsanız, kuranı okumaya devam edin derim. Daha çok yararlı şeyler bulacaksinizdir.
Görüldüğü gibi siz kendi sorunuza kendiniz yanıt verdiniz.
mevcut hal strüktür ve islam dünyasındaki az gelişmişlik..bence Kuran daha geniş bir perspektif sunar…özellikle düşünce sahasında..
Okumak her zaman iyidir. Bence siz kurani BATIsiz okumaniz gerekiyor. Cünkü her defasinda “bunu biz de biliyorduk” diyorsunuz. Oysa bize bizim bilmedigimiz seyler lazim. Bilinen seylerin tastiklenmesine gerek yok. Eger bilinen seyleri tastiklerseniz bu sizin ne kadar kutredli oldugunuzu göstermez, bu sizin ne kadar bati hayrani oldugunuzu gösterir.
BATI UYGARLIĞI-mezopotamya v.s gibi kültürlerden yunana geçmiştir..
batının irfan konusunda eksikler yaşadığına kaniyim..
ama Kuranın avami yorumun ötesinde kadim bir seslenişe kanii olduğunu gördüm..
ancak batıda özellikle sanayi devrimi sonucu gelişen birimci mantaliteyi tanımadan,dünyasal ayrılıkların bilincine erişilemez..
farklılaşan kültürleri tanımak için ,kendi iç dinamiklerine girmek gerekir..
yani aristo mantığından istifade ettiğimiz gibi -diyalektik ve bulanık mantıktanda hareket lazım..
bir araştırmacı olarak..
dediğim gibi metafiziğe ancak böyle gidilir…metafiziğin kendi içinde izahı içinde risalete kadar uzanmak gerekir..
şöyleki,,,yunanın-mısırın-hindin-anadolunun-iranın kendi iç dinamikleriyle bütünleştiği noktalara girmeden ve bilinçlenmeden daha ileri bir fikre gidilemez ve ahlaki olmaz..
demek istediğim BATI;sadece bir coğrafyanın adı değildir..ama uygarlık olarak avrupada sistemleşmiştir..
bu meyanda islam medeniyetini kurduran dinamikler batı menşeilidir…
Sizin söylediginiz seyleri sorun olarak görmüyor. Kimi kim yarattigi, kimin kimi etkiledigi de aslinda pek önemli degildir. Insan bircok seylerden etkileniyor. Sonucta insaniz, degil mi? Ama sizin yazinizda bir taraftan bir kiriklik, diger taraftan da gurur hissediyorum. Bu sizin sahsi algilariniz. Sahsi hislerinizi tüm insanliga atfedemezseniz o sadece sübyektif bir duygu olur.
Hem kendinize arastirmaci diyorsunuz, bir de kuranin üstün ve orada herseyin yazdigini söylüyorsunuz. Sizce bu sözler arastirmaci ruhu ile bahdasiyor mu? Yani siz simdi kanitsiz, kuralsiz birsey ortaya atiyorsunuz ve karsinizdan inanilmasini istiyorsunuz.
Siz tam neyi anlatmaya calisiyorsunuz ki? Bati yöntemi diye asagiladiginiz yöntemle kuranda birseyler mi bulmaya calisiyorsunuz? Eger bati o kadar asagi ise neden onlarin yöntemini kullaniyorsunuz?
Halen hersey Don Kisot mentalitesi….
Kuranda her şey yazıyor demedim..
nasıl islam aleminde sıkıntılar varsa batıdada var..
araştırmalarım sonucunada Kuranda -batı tarihsel sürecinin argümanlarının geçtiğini gördüm…
nelerdir bunlar yukarıda açıkladım..
meseleye insanbilim açısından bakmak gerekir..
ama sistemli..
batı aşağı filan değil,doğu neyse batıda o…
risaleti iyi anlamak gerekir..risalet zihniyetini onu kastettim..
meselelere hem ıçerden hem dışardan bakarak -ama tüm zamanlar içinde-kendiniz olmanız..
ben bunu görmedim kendiniz olma..malesef..
bu kritik batı içindede yapılarak,ademi merkeziyetçi bir yapıya gelinilebilir…
8
ali k tarafından Paz, 22/05/2011 – 08:30 tarihinde gönderildi.
ADEMİ MERKEZİYET GERÇEKLEŞEBİLİRMİ?
Basit yazıyorum ,çünkü bunu bir zaruret olarak görüyorum…
Ülkemizde 4 ana eğilim var; milliyetçiler, islamcılar, sosyalistler ve liberaller..
Milliyetçiler; Orta Asya bozkırlarından, Avrupa içlerine tüm Türk tarihinin ilerleme sentezini yapan, üst yapı ilişkilerinin belirlediği, Türk-İslam Sentezine dayanan, töresel ahlak ve hukukun belirlediği bir anlayış…
Fransız Devrimiyle beraber gelişen milliyetçilik anlayışı ve kapitalist gelişim sürecinin asıl kavramlarını, töresel bakış açısı ile ilintirirdiken, iletişim ve düzen eksikliği göze çarpıyor..
Her ne kadar Türk tarihinin seyri ikili olsada, islami tarihsel miras ile batı mantalitesi arasında korelasyonda açmazlar bulunuyor..
Modern kapitalist sürecin kurumsal örgütlenme mantalitesi ile, töresel buluşmadaki izdivaç arasında istismarlar ortaya çıkıyor..
Marksist tecrübeyi kabullenmede zorlanan milliyetçiler, sınai kapitalizm ve töre hukukunun getirdiği yaşam alanları arasında pratik zorluk yaşıyorlar..
Türkiyede islamcılık, İran – Arap – Afrika tecrübesinden ziyade, kendi milli çizgilerinde sürüyor. İslami süreçten önceki Türk tarihini kabullenemeyen islamcılar, fıkıh konusunda Hanefi anlayışını takip ederken, modern kapitalizmin getirdiği sivil argumanlar parelelinde yürüyorlar…
Çelişki şurada; kapitalizmin her biriminin üretimleri kendine has bir yaşam modeli sunuyor..
Sosyalistler; Ademi Merkeziyet bağlamında en iddialı kesim..
Ancak islam tarihsel bütünlüğü, Afganistan, Çeçenistan, İran self determinasyonu konusunda içe dönme eğilimi gösteriyorlar..
Batı Marksizminin ürettiği ilerleme, gelişme, evrim v.s konularına motomot bağlı kalıyorlar..
Ülkemiz liberalleri; tarihsel-kültürel-ilmi miras konusunda batı gelişim sürecini kabullenirken populizme yenik düşüyorlar…
Sorun şu; batı süreci ile Anadolu tarihsel süreci arasındaki ilintide kavramsal boyut ve dil oluşturma güçlüğü yaşanıyor…
tarihselci İslamcılık, tarihselci milliyetçilik, batıcı liberalizm, batıcı marksizm.
Her ne kadar kendileri bunu kabul etmeselerde…
Bu baglamda ademi merkeziyetin neliği ve pratik bütünlüğünü oluşturabilmek için; insanbilim – evrensel konum ve varoluşsal durumun tanınması gerekiyor.
Anadolu insanının doğa, tarih ve toplum üçgeninde bilimle çıkarak sağlam bir benlik oluşturması gerekiyor..
Batını ürettiği kavramlarla, Anadolu tarihsel süreci arasında beyin ve dil açısından oluşan farklılaşma bünyeye değişik bir biçimde inhisar ederek, görünmeyen dertler peydah ediyor..
Kendi tarihsel – sınıfsal – kültürel konum ve durumumuzu, evrensel manada kurduğumuz zaman, ademi merkeziyet için esaslı bir yol başlatacağız demektir..
Yani siz kapitalizmin ana hatlarini kuranda gördügünüzü, kapitalizmin sizi köle haline getirdigini, yani su andaki durumunuzun kapitalizm tarafindan kaynaklandigini, kisacasi siz kendinizi kapitalizmin kurbani olarak gördügünüzü kuranda okudum diyorsunuz. Kendini kurban görmek o veya bu teoriye bagli degildir. Hatta hic bir teoriye bagli degildir. Kendi durumundan hosnut olmayip da kendi durumunu degistirecek güce sahip olmayanlar icin kurbanlik duygusu cok rahatlatici bir duygudur. Bu olduklari durumu koruma amaclidir. Degisim istemeyenler ancak kendilerini kurban rolüne bürünürler ve bir mazohist gibi aci cekmekten hoslanirlar.
Siz kendi durumunuzun nedenlerini kesfettiginize göre neden degisim istemiyorsunuz? Neden durumunuzu iyilestirmiyorsunuz? Bati kendi durumunu iyilestirmek icin kendisini klise boyundurugu altindan siyirmak icin onca caba göstermistir. Tarihten bahsettiginize göre klisenin insan gelisimi üzerindeki etkisini de görmüs olmaniz gerekir. Sizce islam da ayni etkiyi mi sagliyor? Gelismek icin batida oldugu gibi bizim de kendimizi islam yükünden siyirmamiz mi gerekiyor? Eger batidan biseyler ögreneceksek, ögrenmemiz gereken sey budur. Batiyi bati yapan sey onu tutsak kilan sinirlari asmasidir. Onun özgürlük istegi onu bu hale getirmistir. Sizin bahsettiginiz kapitalizm, komunizm (.-izm),… sadece bu özgürlük anlayisinin sonuclaridir, kaynagi degil.
kısmen doğru söylüyorsunuz..
genel görüşüm (özgürlük ve etik)
webberin protestanlık kapitalizm ilişkileri konusunda doğru tespitleri var..
marksında sömürgecilik konusunda..
ama bizim elimizde anadolu-iran yada islam insanı olarak İRFANİ-HİKEMİ-FELSEFİ-ADEMİ
KÖKLÜ BİR MİRAS VAR..
TÜM ZAMANLARI TANIYARAK-KENDİMİZİ KONUMLANDIRABİLİRİZ..
AMA SIKINTI ÇOK..
MEDENİYET SÜRECİNİDE DOĞU BATI DİYE AYIRTETMİYORUM..
Tabii ki bunlarin genel anlamda is piyasasini anlamak icin katkilari büyüktür. Ama su andaki sorun daha kücük ölcekli. O insanlarin önerdikleri gibi genel bir cözüm bulmak imkansiz. O halde cözüm ancak ve ancak kücük ölcekli olabilir, yamalik gibi. Bütün resmi ne biz görebiliyoruz ne de onu etkileme tek bir sahsin veya grubun elinde. Bu düzen kendi basina seyreden bi düzen.
Yaniliyorsunuz. Bu genel tanimlamalarla bizim ne durumda oldugumuzu acikladiginizi zannediyorsunuz. Olayin özüne inin. Sonra yavas yavas insan kendi durumunu anlamaya baslar. Eger bir hastaligi iyilestirmek istiyorsaniz teshisi de iyi yapmaniz gerekiyor. Sorun aslinda “biz neyiz?” degil. Asil sorun “bizim iliskilerimiz nedir?” sorusuna yanit bulmaktir. Kimin ne oldugu sahsi bir sorundur. Bunu kisisel aciklamak mümkündür, eger insanlar merak edip üzerine egilirseler ama insanlar arasi iliski sorunu biraz daha degisiktir. Bati bu konuda cok net bir tavir almistir: Benim isime karisma! Beni özgür kil!
Tabi ki ayrim yapilmamali. Sonucta bir insanin yaptigi deneyimden digerleri de faydalansin degil mi?
bizim ilişkilerimiz-dediğiniz piyasa ilişkileriyse-piyasa nedir?
Bakin iliski derken bunu sadece piyasa ile sinirlamamak lazim. Bizim cok büyük insanlar arasi iliski problemimiz var. Cocuk egtiminden tutun, kisisel özgürlük haklarini zedeleyici darbelere kadar. Sorunlarin cogu bu kisisel takintilardan kaynakladigi kanisindayim.
Piyasanin da kendine özgü bir isleyis sekli vardir. Nasil insan iliskilerini anlamak önemli ise insanlari calistirici yöntemleri de tanimak önemlidir. Birbiri ile iletisim sorunu yasayan biri icin beraber calisip ortak bir yöntem belirlemesi ne kadar saglikli olur?
bizi -kendimiz olmayı reddetmeden bilinçli iletişim desek buna?
Neden sürekli “Biz”den bahsediyorsunuz? Yanliz olmaktan mi korkuyorsunuz? Insanlara “ben” olma sansi taniyin. Onlara güvenin. Eger biri islamda mi kendini buluyor, okusun. Kime ne gezer? Eger birisi Karl Marx’i mi okumak istiyor? Okusun. Kime zarari dokunur? Cesitliklik her zaman iyidir.
Asil sorun nerede biliyormusun? Asil sorun okudugu seye tapip da “ben okudugum seyim” diyenlerde. O halde herkes benim istedigim gibi davranisin diyor. Neden herkesi ayni düsünmeye zorlayalim ki? Herkesin bir beni vardir. Ona zorla üzerine bir biz gecirip onun ben olma sansini elinden almayalim.
frankfurt okulu
hegel
sartre
weber
v.s yada imam ali…toplumsal strüktürün dimağı içinde bir BEN anlayışından hareket etmişlerdir..
ben olgussu buna bağlı BİR AYDIN KİMİLİĞİ-KİŞİLİĞİDİR..
TABİK ÖZERK BENLİK GEREKLİDİR..
AMA HİÇ BİR AYDIN ÇIKIPTA KENDİ TOPLUMSAL KOŞULLARININ SÜRECİ DIŞINDA DÜŞÜNMEMİŞTİR..
SCHOPENAAUR GİBİ DÜŞÜNÜRLER DE KENDİNİ ÜRETEN TOPLUMSAL DÖNÜŞÜMLER NETİCESİYLE FARKLI ARAYIŞLARA GİRMİŞLERDİR..
ŞİMDİ BİR KÜRT BEYNİ-YADA TÜRK İRAN BEYNİ-ARAP BEYNİ VARDIR..
NEDİR BEN?
HAMMURABİ
SOLON
PERİKLES
ARİSTO
PLATON(HOCASI SOKRATTIR)
AUGUSTİNUS
FARABİ
AQUİNAS
ERASMUS
GALİLE
DEKART
MAVERDİ
GAZALİ
NİZAMLMÜLK
İBNİ RÜŞT
HOOBBES-İLGİNÇ-TİPİK ÖRNEKTİR-BENE..
LOCKE
HEGEL
NİETZZSCHE-
MARKS
ALİ ŞERİATİ
V.S…V.S…HEPSİ TOPLUMSAL DİMAĞLA PARELEL YÜRÜMÜŞLERDİR..
Kürt beyni, türk beyni arab beyni sadece sizin zihninizdedir. Bu tanimin “benim arabam sari renktedir.” ile hic farki yoktur.
Ben nedir? Benlik kendi gelisiminin kendi elinde oldugunu bilen ve bu sorumlulugu üstlenendir. Insan bir toplumda yasadigi icin toplum onun davranis cercevesini belirler ama bu cercevenin sinirlarini fark etmek ve asmak her bireyin kendi sorumlulugu altindadir. Civcivler de yumurtadan caba göstermezseler cikamiyorlar. Birey de birey olma yolunda caba göstermezse sürünün icinde sürüden sadece biri olur.
sizin bu söylediginiz sahislarin gercek hayatina baktiniz mi? Hepsi toplum tarafindan dislanmis insanlardir. Onlarin yaptiklari tek sey toplumu isleten carki kesfetmektir. Bu kesif istegi onlara yollarinda devam etmeleri icin enerji vermistir.
ALMAN ROMANTİZMİ
FRANSIZ KÜLTÜRALİZMİ
İNGİLİZ ENDÜSTRİYALİZMİ
ANADOLU MİSTİZMİ
İRAN İRFANİLİĞİ..
AMERİKAN PRAGMATİZMİ
BENLER ÜZERİNDE ETKİLİDİR..
DEDİĞİNİZ ÖNEMLİDİR..BU DÜŞÜNÜRLER SIKINTI GÖRMÜŞLERDİR…AMA TOPLUMSAL YAPI ESASLI BELİRLEYİCİDİR -YADA SÜREÇ…
Siz simdi “toplum degismeden ben degismeyecegim” diyorsunuz. Buna ömrünüz yeter mi bilmiyorum. Hem neye göre toplum degisecek? Sizin bildiginiz ama bizim bilmedimiz bisey mi var?
yurtdışındamı kalıyorsunuz nerede?konumunuz nedir-iştiğal sahanız….özür….vaktimiz olursa devam edelim…saygılar..
Evet, yurtdisindan katiliyorum. Söylenen sözlerin tutarli veya tutarsiz oldugu o sahsin meslegine bagli degildir. Benim ismim Turan, bu yeterli olmalidir. Ha, yeri gelmisken söyleyeyim. Ben su “Benim kim oldugumu biliyormusun?”lardan degilim. Elinizde tutulur bir BEN’i size söyleyemem. Ben begendigimi alir okur, begenmedigimi ise bir kenara birakirim. Bu konuda kendimi hic zorlamadim, baskalarini da zorlamam. Sokratin tutumuna bayilirim. Bence en bilge adimdi, cünkü bildigimiz zannettigimiz seyler sadece bir sanridan ibaret oldugunu gösterdi. Size simdi “ben suyum” desem, bu da bir sanridan ibaret olmayacak mi?
yüzyıllarca cihat uğruna savaşmış bir imparatorluk olan osmanlı ile batı kıyası bu noktada da yapılmalı mıdır muallaktayım.yani neden bu geniş coğrafyada batıdaki gibi devrimsel yansımalar gerçekleşmedi? sorusuna verilecek yanıtlarla birlikte sizin sorunuzu cevaplamak isteseydik neler söyleyebilirdik sayın ali k? ya da sizce ilişki var mıdır?
iki soruyu yan yana koyup bakalım:
*batıdaki devrimler ve eşzamanlı düşünsel yansımalar osmanlıda neden hiç gerçekleşmedi?
*islam batı tarihsel sürecinin kıstaslarıyla değerlendirilebilir mi?
osmanlıyı ele alma sebebim,batıyla yüzyıllar boyunca islamın etkileşim sahası olmasıdır.perspektif biraz küçülünce belki daha net ve doğru kıyaslamalar yapabiliriz.
osmanlı kilise despotimizmii yaşamadı..çünkü cami vardı..
osmanlı yönetim olarak zengindi…
keşifler derbeyliğin ürünüdür..
halk mistikti…yani yunus ve yesevi örneğinde olduğu gibi..
iç isyanlar genel değildi…kutsal cermen imp.da her taraf allak bullaktı..
genelde federatif-özgürlükçü bir yapıya sahipti..
felsefi-bilimsel-hikemi yaygınlığın az olmasına rağmen tasavvufi bağlayıcılık çoktu..
evet..kuranda ,yahudi-ad-semud-nuh-ibrahim-lut..değinilerinde..babilde-mezopotamyada-ninovada-ilkel kapitalizmi düşünce ve eserlerinde yaşıyorlardı..
ırkçılığı-sömürgeciliği-devrimi,israil mısır ilişkilerinde yaşıyorlardı..
müşrik arapların putları-lat-menat -uzza ile batı putları arasında benzerlikler vardır..
hac bir ticaret merkeziydi..
ilkel burjuvazi o topraklarda bulunuyordu..burjuvazik yaşam ..
hz.muhammed in mesajı bunlara eleştirel bazdaydı..
emeviler -abbasiler-selçukiler-fatimiler–hatta sasaniler imparatorluktular..roma ve bizans gibi..ama islamın yapısı ile hıristiyan uygarlığının yapısı nedeniyle,manevi farklılıklar vardı..batıda sömürgecilik gelişti..islam aleminde gelişmedi..olan bundan sonra oldu..
islam alemi bu yapıyı içselleştiremezdi..
medeniyet dili -isanın diliydi-paulus-bunu yunan ve romaya alet etti..
din vicdandan koptu..
sömürgecilik bundan sonra başladı..
fakat bu düzene kimi aydınlardan olumlu tepkiler geldi..
isaya asıl dönüşü savunanlar..
luther-münzer…dekart kartezyenizimle-bu hadiseyi başlattı..
aslında isa kiliseden çok farklı bir insan peygamberdi..kilise yozlaştırdı..
sömürgecilik yüzyıllar sonra bu tür akımları aşarak,tabi bilim parelelinde liberalizmi doğurdu..
ama makinanın dağıtıcı yapısı ve kimi yerlerde derin ahlaksızlığı hiç durmadı..
islam düşüncesi bunlara yabancı değildir…bilincinde vardır..ali şeriati bunları iyi işlemiştir…
isalam alemi yeniden doğuşu ademi bazda yakalayabilir..batıda bu eşikte her şey olabilir..
Ali Bey, tarihi kendinize o kadar güzel uyarlamissiniz ki insanin tek bir soru sorasi geliyor: Her seyin bu kadar güzel oldugu yerde hersey neden bu kadar berbat olabilir ki? Ya siz yanlis betimliyorsunuz, ya da tarih baska seyleri yazdi. Bence tarih sizin anlattiginizdan cok daha degisikti. Bu tür betimlemeler de zaten degismemek icin neden yaratmaktir.
isa-muhammed-ali-hüseyin-al şeriati -tam olarak anlaşılmadı…kuran anlaşılmadı..incil hakeza..
batı tarihsel süreci anlaşılmadı..sorunlaştırıldı..
ben olan hadiseleri anlattım…
1,yeni çağın özellikleri….ali şeriati
2.siyasal düşünceler tarihi…alaeddin şenel
3.siyaset felsefesine giriş…neşet toku…
kitaplarına googlda bakarsınız…
söylediginiz seylerin anlasilmadigina göre siz neyin anlasilmadigini bilirsiniz….söyleyin….
ali k kullanıcısının resmi
ali k tarafından Paz, 30/12/2012 – 12:00 tarihinde gönderildi.
ÜÇÜNCÜ YOLA DOĞRU
Yasak meyveyi yiyince böyle yeşil ve mutlu bahçeden mahrum kalıyor. Eziyet, telaş, sorumluluk dolu vahşi bir çöle sürülüyor. O aşamada insan, Cennet’te oturmaktadır: Ne bir şuur ve bilgiye sahiptir, ne de bir dert hissetmektedir. Çünkü ne bir şey biliyor ne bir yer görmüştür. Gözünü açtığından beri orada olmuş, onları görmüştür; o küçük çevresinin bütün varlık âlemi olduğunu düşünmüştür. Sahip olduğu şeyin ideal olduğunu düşünmüştür. Cennetinde beslenmiştir, korku, dert ve gurbetle ilgili bir şey bilmemiştir.
Şeriatinin -yasak meyve-cennet-özgür irade ve seçim konusu ve değişik batılı her çeşit düşünürü incelemesi-kesinlikle lümpenlik olarak anlaşılmamalı,pek çok kitabı ahlakbilimi ile doğrudan alakalıdır..
Kurgudur- bir okuyucu anlattı,Marks-Nietzsche-Sartre ve Şeriati aynı masada konuşturmak için oturtmuşlar,ahlak konusu açılınca-hepsi bir kelamla red ederken-Şeriati ahlak ilmi ve yasası konusunda saatlerce konuşmuş..
Hatta defaatle inceledim-tüm kavramlar-ahlak yasasında birleşiyor,doğru ahlak.
Şeriati eylem ve hedeflerinin yönünü şöyle belirliyor;iyilik-hakkaniyet ve güzellik..
Zaten özgürlük ve seçim bir ahlak yasası değilmi?
Ahlaki sosyalizm akımı-19.yyda Hegelin öğrencileri tarafından bir yol,burjuvazinin insanı aline ettiğine dair görüş,ilk zamanlar Marksta bu okuldandı…
Şeriatide ekonomi ve kültür-irfan eşit ağırlıkta, kilit nokta,irade…
Yasak meyve,bilgi,dünyada kendini aşamalı bilgiyle ilerleten tek varlık insan,bilgiyle sıkıntılar yaşayan insan,bilgisizlik -yada akıl bittiği yerde ne başlar?orada sorumluluk olmaz..
Adem benzeri anlatılar pek çok ulusta bulunmaktadır diyor,
Model ve tipoloji çok mühimdiyor Şeriatide,
kimdir model;Ali…
Devrimci yada ahlaki mücadelecilere sizin kadar saygım vardır, ben Çayanı-Gezmişi-yada Mahmutoğlunu-Seyyid Kutubu inceledim, amma ansiklopedik olarak.
Ben seçtiğim bir model olarak Şeriatiyi inceliyorum..
İmdi sorun şu;
herkesin seçimi bulunduğu sosyal ortamın şartları ağırlınca değerlendirilmeli..
Gelinen şartlarda-bu kadar tarihi olarak kan varken-Türkiyede,devrimci yada ahlaki mücadele lümpenmeşmidir,şahsen kendim ve bizatihi ilgilendirenler için diyorum.
Artistik havayamı bürünmüştür..
Şimdi biz böyle bir yargıya girersek,işin içinden hiç çıkamayız-istilacı sürecin acımasızlığına yada tam sömürgeciliğin kan içiciliğine kadar girmemiz lazım..
Sevgi-yargı birlikteliği ve ademiyeti hem devrimcilik hemde ahlaki açıdan harmanlayan Şeriati kötü bir adammıydı?
Yoksa kendisinin dediği gibi-savak ve birtakım çevreler-cehalet kurbanı değillermiydi?
Kaldıki,peygamber-zulüm dönemine darul cahiliye dememişmiydi?
Kendisinin dediği gibi-savak ve birtakım çevreler-cehalet kurbanı değillermiydi?
Zor dostum zor,her düşünce ve inanç evrensel kaynaklara yaslanmadan sonra,ikna edici olmaz,tarihi süreci ayreten tabii süreci bağlamlarına oturtamazsan -ki ayrılık buradadır…
Gerçekten Türkiye acı dönemlerden geçti-her kesim binlerce can verdi..
Dünya böyleydi ne çare-30 yıl öncesine kadar..
Allah kimseyi zulumle hemfikir etmesin,zor Allah tüm mazlumları korusun,tarihtede bugündede-işkenceden ve zulümden -tüm iyi niyetli insanları korusun…
Şeriati herşeyden bahsediyor ama-her şeyide aşmaya çalışıyor..
Varlık ve mahiyet konusuna çok giriyor,mahiyet nedir,mahiyet ,
mesela eşyanın mahiyetini usta kafasında tasavvur eder,onu yapar-özelliklerini verir-bu mahiyettir..
Cisim halini alır -total görümnü alır-buda varlıktır..
Eksisyantalizm diyorki insanın varlığı önce mahiyeti sonradır,yani kendi mahiyetini kendi yapar..
Şeriati buna katılıyor,
halbuki ben varlığı bir bütün olarak alıyorum yazılarımda..
Özgürdür amma tanrı varlığı kaplamıştır,ayrıdır amma her bir şey-sıfat ve fiillerinin inihisarı ve görünümüdür..
Gerçi Şeriatide sonuçta buraya geliyor-varlığın birliği..
Vahdeti vücutla karıştırmamak lazım..
İnsan özgür seçimleriyle ulaşıyor,birliğe..
Özellikle Hegelyen,
Marksist,
Eksisyantalist kavramları..
Kendi sağlıklı yorumlamalarıyla,İslam içinde bir bütüncül çehreye kavuşturuyor..
Yani Şeriatinin dediği şu fizik-biyoloji-ekonomi-sosyoloji kanunları vardır..
Bir de ruh-din ve maneviyat..
Bunun aklen ve kalben kesişimi ve fiiliyatı üzerinde durmak lazım…
1.varolan üzerine
2.varolması gereken üzerine..
İnsan dışı varlık alemi zaten var bulunmaktadır..
Olması gereken insan tabiatı içindir..
Çünkü insan bilen -yaratan-seçen bir varlıktır…
Şeriati tüm bunları yazıpta-birinin dediği gibi gençliği melankoliye düşürmüyor..
Demir ve güçten bahsederek-birleşmenin zaruretinden bahsediyor…
İslami hakikatler merkezi,
Milli cephe,
Tanrıya tapan sosyalistler,
Özgürlük hareketi
Mocahidin,
içinde-dışında ve yakınında hep birliği aradı..
Geldik zurnanın zırt dediği yere….Sanayileşme-üretim güçleri ve ilişkileri…
Ben samimi Marksistler olduğunu biliyorum…
Ahlaki sosyalizm-burjuvazinin insanları aline ettiğini söylemişti…
Nedir bu burjuvazi-kazancın seyir zevki,
sonunda televizyonunun zihni iğfal eden üretici yönü…
Mekanizmin verdiği ışıltı-cazibe-yalandan..
Ülkücü dostlar diyorki,
yada bir yazarın dediği; kafir müslümanlar biz sanayileşme-üretim güçleri ve ilişkilerini,
Tanımıyoruz,sen tarihselliğinin farkında değilsin,böyle şey olurmu?
arabesk kültürü senin kafanı tarumar etmiş..
Kusura bakma dostum..
O zaman marksizm bu topraklarda-insanbilim ve mülkiyet anlayışıyla -gömülü bir gerçek olarak hep seni tehdit eder..
Senin yapman gereken-ahlaki vicdanı dirilterek-varlık ve mahiyeti tanıman-şekillendirmen…
Sen adam olmanın künhünü arayacaksın,idealist geçinen..
Marksizimdede çok yön var ele alınacak..
Çalışma hayatıyla-ideal olan arasındaki korelasyonu ve ilerlemenin neliğini kafanda şekillendir bir kere…
Dünya düzeni ve farklı bağlamda bir korelasyonla bağlı yerli mekanizma(idari sistemi kastetmiyorum)belirleyici hegomonya-seni yıllarca uğraştırsa-geleceğin nokta yine odur,ki ahlaki birliği sağlam kurmadıktan sonra..
Hegomonik aygıtların -öyle belirleyici aygıtları var-öyle südur ederki,ben islamcı yada herhangi bir ahlaki-devrimci mücadele içindeyim zannedersin,amma gerçekler-acı bir şekilde bir zaman senin yakana yapışırda…
Hak anlayışına -devleti -iktidarı gözetmeden,ulaşmadıktan sonra,
urun sisteme bir şey ifade etmez,
sen sistemin kendisi olacaksın,
Şeriatiyide iyi tanımak gerekir..
Ali Şeriati yazılarının sonucu, irfan-adalet ve özgürlükten başka bir yere çıkası değil…
Oluş ve olmak-bilinmedik bir konu değil..
Tahliye olduğu cennete sürekli özlem duyan insanın dramatiği..
Topraktan Allaha değin ruhun yürüyüşü,..
Peygamberi misyona sahip aydın kimdir?
ezeli ve ebedi hikmet arayışı,
vahyin yatağını bulması,
ideal insan-ideal toplum ve ideal ümmet..
Trajik adam Ali Şeriati..
Meeterlinc ve Sadık Hidayet,
Sonunda hayatlarına son verdiler, Şeriati övgüyle bahsediyor, çift yapılı insandan bahsediyor Şeriati..
Epiktetos ve Heraklitte -bir oluş vardır, hatta faşizmde, marksizmde bir oluş vardır, insanın sınırları ve kapasitesi bağlamında, sürekli olmak-dönüşüm ve değişim.
Şeriati’nin hikemi anlayışı buyken; siyasi anlayışı, hak-adalet-halk doğrultusunda zamanın konumu paralelinde özgürlükçü ve etik bir düzendir.
Hamid İnayet farklı-Meeterlinc farklı-Kafka farklı- Şeriati farklı tabiki..
Onların öncülleri İsevilik ve Hıristiyanlık bulanık dururken,
Kuran -İslam-Ali-Muhammed ve Şiilik mirası çok açık duruyor Şeriati için..
EY ALİ ,
ALLAH,
ÇİFT YÜZLÜ JANUS MU DEMİŞTİN SEN DE,
DÖNDÜN MEVLANA GİBİ DE
PERVANE MİSALİ,
Mocahidin Hanifinejadı,
niye beklettin saatlerce gelmedin..
marksist fedailer sana şehadet söylevini mi çektirdi,
millici Musaddık için kendinide feda ettin Ali,
Katolik kız Solanga kimdi?
öldüğünde 22 yaşında,
denizde boğuldu deyip-denizde neyi aradın Ali?
SONSUZLUK değil miydi aradığın?
Prof Chandal kimdi-varoluş kaygısının yazarı..
söyle Ali Homeyni dini liderimiz-Mosaddık milli liderimiz dediğinde,
neyi kastettin..
Motaharri,
yıllar sonra irşadın kapısında,
değişik karakterlerden insanları görünce,
sana hışımlandı neden?
ısrarla savaka, niye öze dönüş kitabını yazdın..
niye medeniyet ve modernizmde Kürt dedinde-Öze dönüşte Türk dedin?
Gom MEDRESİNİN İLERİCİ RUHANİLERİ SANA DESTEK VERDİ NİÇİN?
hani sen din adamı karşıtıydın?
Ali neye özlem duydun Ali söyle?
neyse siz ezberlediginiz seyi tekrar ediyorsunuz. size kolay gelsin……
yani siz şimdi diyorsunuzki batıdaki düşünsel gelişmelerin ve devrimlerin tarihsel sürece osmanlıda yansımalar yapmayışının nedeni islami hoşgörüdür? hayır böyle değil.daha önce bir yorumumda bu tarihsel süreci yüzeysel de olsa ele almıştım.yanlış yorumluyorsunuz malesef.aynı şeyleri yeniden yazmak istemiyorum.ve sanırım değinmeniz gerekecek elle tutulur nokta buydu.bu arada şu kitabı “siyasal düşünceler tarihi…alaeddin şenel” iyi bilirim.bu şekilde incelemeler yok bu kitapta.
toplumsal şartları,batı sürecinin içinde değildi…islam memleketiydi ve özgün münevverleri yoktu..ikili yorumlayacak..bu bağlamda düşünceler afganiden sonra oluştu…bunları yorumlayıp halka anlatacak ve kabul görecek bir dimağ yoktu..şartları toplu izah edecek kimse yoktu..şartlar kendine has ve ikili yapıdaydı..özgündü…
Siz halen “biz ne güzel somuruyorduk” modundamisiniz? Bir tarafta kapitalizm somurgesinden bahsedip sonra da ” biz iyi yapıyorduk” demek iki yuzluluk oluyor.
nasıl bir düzen kurulmuş biliyorsun…
bu eskiye gitmeyi ve eskiyi yücelendirmeyi bi birakin. hem bir arastirmaci herkesten ayni seyleri duydugu zaman biraz süphelenmez mi? Ama sizin tarihe bakis aciniz cok degisik. Sizin nostaljik bir yapiniz var. Eskiden hersey güzeldi felan….
Bunlarin hepsi havadan konusmak, yani gercek sorunlara bakmamaktir. Siz su anki problemleri eskilerle cözemezsiniz. Eskiden durumlar farkliydi, simdi farkli. Neyin nasil farkli oldugu konusunda bile tartisma fayda etmez, cünkü bizim su anda cözülmesi gereken problemimiz var.
O halde ben sizin eskiye dair bu kadar sevginizi anlamiyorum. Kimin ne yaptigini bilseniz ne olacak, bilmeseniz ne olacak? Müslümanlarin geri kalmisligini giderecek mi? Siz kendinize “Neden biz halen gerideyiz?” diye sorun ve yaniti arayin. Bu yanit gercek anlamda yanit olmali. Özelestirel bir yanit. “Biz güzeliz”lerden olmasin.
Asil anlasilmasi gereken konu nasil bir insan tipi istenildigidir. Siz islam altinda cok uyumlu insan tipleri özlüyorsunuz. Herseyin güllük-gülistanlik oldugu bir “cennet” yaratmak istiyorsunuz. Ama bu Fransiz devrimi ve diger devrimlere sebeb olan insan tipinden cok daha degisik. Devrimler “seytan”siz olmaz. Goethe’nin Faust’unu bilirsiniz. Orada da Mephisto asil yapici güctür. O söyle der:
Eger siz de kötüyü lugatinizdan yok etmezseniz belki o vahsi batinin düzenine erisirsiniz.
İslam denilince, ”başkalarının tercihlerine ve yaşam biçimlerine burnunu sokmakta ısrarlı, arsız ve işgüzar, aymaz varlık kümelenmesi” şeklinde bir açılımla doğru yaklaşımda bulunmuş olduğumu söyleyebiliyorum.
Konu, özellikle ortaçağ engizisyonu anlamında cami, diyanet, imam, tesettür, türrban eksenli islam ve batı olarak ele alınabilir…