Bilişim Zenginleri

Bilgisayar ve bilişim sistemlerinin gelişmesine paralel olarak bu konuda faaliyet gösteren bazı kişilerin çok zengin olduklarını hepimiz biliyoruz. Bunlardan bir kaçı Bill Gates, Steve jobs, Mark Zuckerberg, Ellison.

Bu kişilerin çoğu, bir kaç yıl içinde 100.000 (yüzbin) insanın ömür boyu çalışarak kazanacakları toplam parayı kazanmış durumdalar. Hem de tamamen yasal yollarla. Sizce bu durum bir sorun mudur? Veya olağan bir şey midir? Bu durum hakkında düşünceleriniz nelerdir?

Kapitalizm ve sosyalizm açısından da değerlendirmek adına güzel örnekler olduğunu düşünüyorum.

51 yorum “Bilişim Zenginleri”

  1. Hizmet üretiyorlar. Haklarıdır kazandıkları para. Afiyet olsun.

  2. Bu saydığınız 4 ismin de neden ABD’den çıktığını merak ediy0rum.

    Mesela neden Türkiye’den veya Afrika’nın her hangi bir ülkesinden çıkmamışlar?

  3. Bir de şunu merak ediyorum.. Bu isimlerin hepsi neden üniversite terk?

    Bu şekilde bilişim sektöründe parayı kırmak için, ”ABD’de, imkan dahilinde olsa da zor koşullarda ve üniversiteyi yarıda bırakmak” mı gerekiyor?

    Tırnak içine aldığım yukarıdaki ifadeler, ”Bakın onlar başardığına göre siz de başarabilirsiniz.. Bir hiçlikten başlayıp, çok zengin olabilirsiniz” demek, sistemi yeniden yaratmanın başka bir yolu, bir pazarlama taktiği olmasın?

    Bir de, ABD’de bu şekilde sıfırdan başlayarak milyarder olan kişilerin oranıyla, ailesinden miras kalarak milyarder olanların oranını merak ediyorum.

  4. Ben de merak ediyorum sangre. Sadece bu isimler üzerinden düşünme ama. Dünyanın ilk yüzdeki bilişim hizmeti ile zenginleri arasında üniversite mezunları da var.

    Neden Amerika’dan çıkıyor ise ayrı bir güzel soru. Mesela Ruslar da çok iyi bilişim konusunda, zeki ve çalışkanlar da aynı zamanda. Peki neden Rusya’dan çıkmıyor? Hindistandan çıkmıyor? Türkiyeden vs den çıkmıyor? (Gerçi her ülkeden çıkıyorlar ayrı konu. Bu kadar milyarder olmasalar da milyoner olan kişi sayısı çok)

  5. Bu tip örnekler kapitalizmi destekler nitelikte örneklerdir ve kapitalizmi cazip hale getirmektedir..Örneklerde para ve zenginlik ön plana çıkıyor,bilim ve tecnolojiyi insanlığa hizmetten ziyade onu kullanarak insanların başını döndürürcesine köleleştiriyor ve tabi çokta ucuz olmuyor bunun maliyeti topluma(maddi ve manevi)

    Sosyalizm’de ise bu durum tersidir,hangi açıdan bakarsanız bakın..Ayrıca SOSYALİZM sistemde insanlığa buluşlarıyla veya fikirleriyle hizmet etmiş üstün kişilere fazlasıyla hakettiği değer madi ve manevi açıdan tatmin edicek şekilde veriliyor…

    Sosyalist bir devlet yönetiminde bilişim ,teknoloji şu an olduğu kadar pahalı olmicaktı(example)…

    xenix’in sormuş olduğu soruya benim cevabım EVET bu durum sınırsız kazanç bakımından büyük bir sorundur, bu kazanç insanlığa ister faydalı veya zararlı yoldan yapılsın hiç farketmez, nitekim yapılan buluşlarda kapitalizme hizmet etmekte ve insanlar herşekilde sömürülmekte.Kapitalizmin çağımızda kullandığı en güçlü silahlarından biridir bilişim ve tecnoloji.

    Ayrıca sayın xenix’in kapitalizmi ÖCÜ göstericek bir çok verilmesi gereken örnek varken, bu tarz örnekler vererek kapitalizmi CİCİ gösterme gayretlerini taktir ediyorum…

  6. Ben de sizin niyet okuma çabanızı takdir ediyorum. 🙂

  7. Bunlar şanslı olanları. Milyonlarcası da en az bunlar kadar çalışıp, emek harcayıp karşılığını alamayan sefalet içinde yaşayanlarla veya sefalet olması bile kafasının önüne havuç tutulan kaplumbağalar gibi gidiyorlar.

    )kapa parantez

  8. Saruhan demiş ki,

    “Sosyalist bir devlet yönetiminde bilişim ,teknoloji şu an olduğu kadar pahalı olmicaktı(example)…”

    Dünya sosyalistlere kalsaydı ne pc olurdu ne de internet…hatta telefon klübeleri şeklinde kollektif iletşişmin haricinde bu konularda bir ilerleme olmazdı.

    Teknolojiyi, insanın üretme hırsı değil zengin olma hırsı hayatımıza kazandırıyor..

    Açparantez gibi düşünüyorum allah bilir kaç kişi bu yollarda mücadele etti ama şans kişilere güldü.

  9. Ailesi işçiydi bugün 9.4 milyar dolar serveti var

    Çin’de 2000’li yıllarda yaşanan ekonomik devrimi Komünist Parti’nin yardımıyla fırsata dönüştüren, fabrika işçisi bir ailenin çocuğu 10 yıl gibi kısa süre içinde 9.4 milyar dolarlık bir servetin sahibi oldu. Şimdi gözünü arama motoru Google’ın tahtına dikti.

    Haberin devamı

  10. Örnek güzel. Demek doğudan, Çin’den de çıkabiliyormuş böyle tipler. Oysa Çinde milyonlarca çocuk günde 1-2 dolara çalışsın, adam komünist parti yardımıyla milyarder olsun.

  11. Paranın dini imanı olmadığı gibi kapitalisti sosyalisti koministi de olmaz. Parayı bulan değişir.

  12. xenix yazdi; “..Oysa Çinde milyonlarca çocuk günde 1-2 dolara çalışsın, adam komünist parti yardımıyla milyarder olsun…”

    arkadasim,cin´e gitmeye gerek yok mustafa kemal´in hayali ve politikasi da bu yöndeydi nitekim mustafa kemal, “…8 şubat 1923 tarihinde balıkesir’de yaptığı, büyük toprak sahiplerinin ve tüccarların himayesinin gerekliliğinden söz ettiği konuşmasında şu sözleri sarf eder;

    “kaç milyonerimiz var? hiç.
    binaenaleyh, biraz şansı olanlara da düşman olacak değiliz.
    bilakis memleketimizde birçok milyonerlerin, hatta milyarderlerin yetişmesine çalışacağız…”

    slm.

  13. Zaten sen hepimizden daha Atatürkçüsün ebubekir. Bunu öğrendik artık. 🙂

  14. Ebubekir, Mustafa Kemal’in o sözleri, hangi sorunun yanıtıdır? Açıkla haydi!
    Kim ne sormuş da Mustafa Kemal öyle konuşmuş ve bu sözlerin buradaki konu ile ilişkisi nedir?
    Ayrıca bir başka başlık altında kapitalizmi savunurken (neyi savunduğunu da bilmiyorsun ya, öyle görünüyor…) “milyonerlerin yetişmesi” senin hangi fikrine batıyor acaba?
    Vıcık vıcık oportünizm içindesin!…

  15. Aslında Atatürk’ün bu sözleri belki bu konu ile en ilgili sözleridir. Hazır milyoner, milyarderlerden konu açılmışken başka hangi sözleri uygun olabilir ki?

    Gerçekten Atatürk’ün bu sözlerine baktığımda kapitalist bir anlayışa sahip olduğunu hissediyorum. Belki o dönemde burjuvası olmadığı için sistemi tam kuramamış olabilir belki burjuva yaratmak için çabaları bile olabilir. Tartışılabilir bir konu.

    Hem ebubekir de milyonerlerin yetişmesi bakımından Atatürk’le aynı fikirde. Ne demiş Gandhi,

    Önce görmezden gelir, sonra dalga geçer, sonra da savaşırlar sizinle, ama kazanan siz olursunuz. Mahatma Gandhi

    Ebubekir de bu hesap. Savaştı savaştı öyle bir bütünleşti ki Atatürk’le şimdi onun söylediklerini savunur hale geldi.

  16. mustafa kemal,sadece kapitalist yaratmak icin ugrasmadi ayni zamanda türk halki yokluk icinde yasarken kendisi kapitalist gibi yasadi..

    slm.

  17. Öbür başlıktan ve ebubekir’den ziyade düşünecek olursak, siz bu tartışılabilir bulduğunuz konunun neresinde duruyorsunuz?

  18. Olayin asli iclerinde kalmis “uhde”er .. sira bizde ooh sefamiz olsun nidalari .. (iyi de siz komplekse kendiniz kapildiniz , toplumda ayni gelir seviyesinde olup entellektuel olanlar vardi , “kazma”lik sizin kendi seciminiz) sermaye biraz baska agalarina kaydi , .. calsin davullar borozanlar..

  19. Vahdettin gibi değil mi?!..:)

    Dam üstünde saksağan vur beline kazmayı…

    xenix,
    Ebubekir’in derdi Atatürk’e takmak. Yoksa senin dediğin düzlemden tartışılabilir elbette konu.
    Atatürk bu sözleri bolşeviklik önerilerine ve kapitalizme göre, tasfiye edilmesi gereken unsurların tasfiyesinin zorluğunu belirtmek için söylemiştir. Çünkü tasfiye etmek istediği unsurlar Kurtuluş savaşına destek veren, bizzat katılan unsurlardır. Bir de yanlış anımsamıyorsam resmi bir konuşma değildir, yakın arkadaşları ile birlikte “muhabbet” ederken konuştuğu sözlerdir.

    Mustafa Kemal’in devlet kapitalizmine yönelme nedenleri, gerekçeleri tartışılmalıdır elbette. Bunlar yararlı da olacak şeylerdir. Ama Ebubekir’in siyasal bilinci ve duruşu ve ekonomi politik anlayışı buna yetmez…

  20. Konuya gelince, kapitalizmi cici gösterme çabasından uzakta değerlendirilmesi gereken bir başlık. Kapitalizmin içinde olan bir olgu dillendirildiğinde kapitalizm özendirilmiş mi oluyor!? Etik ve ahlaki bakış açılarıyla dünyayı yorumlamanın verdiği bir handikap bu bence.

    Bilişim sektörünün donanım ayağında planlı eskitmenin doruklarına çıkılıyor. Yazılımda da bundan çok geride kalınmıyor. Yazıda adı geçen isimler ve niceleri de bu olan bitenden ayrı değiller. Neresini eleştirdiğimiz de önemli. Teknolojiye katkılarından dolayı tebrik ederiz, minnettarız. Fakat bunun yapılış yönteminden dolayı da eleştirmek durumundayız. Sadece kişilerin bu dönen koca çarklara karşı durup yaratıcılıklarını sergilemekten geri durmalarını da bekleyemeyiz. Her yapılan hareket sonuçları ve öncesiyle etik bulunmayacak bir etki yaratabilir. Tolstoy’un ahlak anlayışından baktığımızda, hayatımızı kolaylaştıran ve bunda başka insanların emeği bulunan her şeyi kullanıyor olmamız ahlaksızlık. Yani bilgisayar kullanmak bile ahlaksızlık. Sizi gidi ahlaksızlar siziii!. 🙂

  21. Hüseyin AKTAŞ tarafından Pzt, 12/03/2012 – 13:31 tarihinde gönderildi.
    xenix,
    “Ebubekir’in derdi Atatürk’e takmak. Yoksa senin dediğin düzlemden tartışılabilir elbette konu.
    Atatürk bu sözleri bolşeviklik önerilerine ve kapitalizme göre, tasfiye edilmesi gereken unsurların tasfiyesinin zorluğunu belirtmek için söylemiştir. Çünkü tasfiye etmek istediği unsurlar Kurtuluş savaşına destek veren, bizzat katılan unsurlardır. Bir de yanlış anımsamıyorsam resmi bir konuşma değildir, yakın arkadaşları ile birlikte “muhabbet” ederken konuştuğu sözlerdir.”

    ebubekir’in derdi o diye bizim tek derdimiz de takmasının önüne geçmek olmamalı.

    Bu nasıl bir tasfiyedir!? Adamları memleketin can damarları olarak görüp bir yandan da ben bunları tasfiye etmenin peşindeyim diyeceksin. 🙂

    Öyle bir şey yok. Kanımca Atatürk’ü kayıtsız şartsız savunma çabanızın sizi getirdiği noktadır.

    “Bir de yanlış anımsamıyorsam resmi bir konuşma değildir, yakın arkadaşları ile birlikte “muhabbet” ederken konuştuğu sözlerdir.”

    Paparazzilere gerek yok. İzmir İktisat Kongresi’nde ne dediği herkesin malumudur.

    Şu tür savunmaları anlıyorum. “O dönemde öyle gerekliydi” Tamam, gerekliymiş, doğru. Para yok, pul yok. e lazım bunlar zaten. Dünya o yöne gidiyor, entegre olmak lazım. Bunlara eyvalah da, herşeye sosyalist bir hassasiyetle yaklaşırken bunları mübah görmeye nasıl eywallah edeceğiz!

  22. “Öyle bir şey yok. Kanımca Atatürk’ü kayıtsız şartsız savunma çabanızın sizi getirdiği noktadır.”

    (Sizde kan olsaydı böyle bir kanınız olmazdı diyeceğim, ondan sonra beni ırkçılıkla suçlamaya kadar götüreceksiniz işi… Oysa tarihi çarpıtmanızı eleştirdiğimi söylemek isteyeceğim…)

    Ben Atatürk’e bu güne değin hangi yazımda “sosyalist” dedim?

    Böyle bir şey yok! Ben ne zaman Atatürk’ü savunmuşsam, mutlaka bir “kayıt ve şart” getirmişimdir. Ama sizlerin kayıtsız şartsız Atatürk’e saldırma çabanızdan dolayı, sosyalizmi bir kenara bırakıp, önce sizin defterinizi düresim geliyor. İçinde Hala “saltanat ve halifelik özlemleri” ile Atatürk eleştirisi yapanların her zaman karşısında olacağım. Ama Atatürk’e tarihsel konumundan dolayı saygı gösterip, onu aşan bir noktada sosyalizme yürümek isteyenlerle de her zaman kolkola, omuz omuza olacağım…

    Anlaşıldı mı?!

    Sen de ebubekir’e abilik yapmayı bırak da, varsa bir düşüncen yaz.

    Atatürk ne demiş İzmir İktisat kongresinde?
    Yaz. Anlat. Tartışalım.

  23. “Bunlara eyvalah da, herşeye sosyalist bir hassasiyetle yaklaşırken bunları mübah görmeye nasıl eywallah edeceğiz!”

    …derken senden bahsediyorum. Senin sosyalist duruşundan ve her fırsatta dile getirdiğin geçmişinden.
    Atatürk’e tarihsel konumundan dolayı saygı göstermek başka bir şey. Toz kondurmamak başka.
    Ben galiba fazla toz kondurduğum için “kayıtsız şartsız saldıran” konumuna geçiyorum gözünde. 🙂

    “Defter dürmek” için sosyalizmi bir kenara bırakmana hiç gerek yok. Sosyalist demir perde diktatörlükleri bunu kitlesel olarak da çok güzel hayata geçirmişlerdir. Atatürk ellerine su bile dökemez. O da hiç fena değildir. Hayatı boyunca birilerinin defterini dürmeye, onları bir şekilde tasfiye etmeye çalışmış birinin, ya da öyle birinin sempatizanının ağzından çıkabilecek sözler bunlar.

    Hangi eğilimden kaynaklıysa, bize “kansız” demeni önemsemiyorum. ırkçısın falan diye üzerine gitmeyeceğim merak etme. 🙂

    “Atatürk ne demiş İzmir İktisat kongresinde?”

    Neler söylememiş ki. Her zamanki gibi konuşmasının %70’inden fazlasını eskiyi kötülemeye ayırmış. Kalanında da gerçekten iştah açıcı, ağız sulandıran vaatlerde bulunmuştur. Bunların söylediği şekilde gerçekleşmeyeceğini şu anki çocuklar bile bilir. Fakat devrin insanları hiç bilmedikleri bir sisteme karşı ümitvar olmuşlardır. Aşağıda alıntıladığım, “açılış” konuşmasından bir kesit.

    ” “Arkadaşlar bence yeni devletimizin, yeni hükümetimizin bütün esasları, bütün programları iktisat programından çıkmalıdır. Çünkü demin dediğim gibi herşey bunun içinde mündemiçtir. Binaenaleyh evlatlarımızı o suretle talim ve terbiye etmeliyiz, onlarabu suretle ilim ve irfan vermeliyiz ki, alem-i ticaret, ziraat ve sınaatte ve bütün bunların faaliyet sahalarında müsmir olsunlar, müessir olsunlar, faal olsunlar, ameli bir uzuv olsunlar.” Binaenaleyh maarif programımız gerek iptidai tahsilde, gerek orta tahsilde verilecek bütün şeyler bu noktai nazara göre olmalıdır. Maarif programlarımız gibi şuabat-ı devlet için tasavvur olunacak programlar dahi iktisat programına istinad etmekten kendini kurtaramazlar. Esaslı bir program tesbit etmek, program üzerine bütün milleti hemahenk olarak çalıştırmak lazımdır. Bizim halkımızın menfaatleri yekdiğerinden ayrılır sunuf halinde değil bilakis mevcudiyetleri ile muhassala-i mesaisi yekdiğerine lazım olan sınıflardan ibarettir. Bu dakikada sami’lerinin çiftçilerdir, sanatkarlardır, tüccarlardır ve işçilerdir. Bunların hangisi yekdiğerinin muarızı olabilir. Çiftçinin sanatkara; sanatkarın çiftçiye ve çiftçinin tüccara ve bunların hepsine, yekdiğerine ve ameleye muhtaç olduğunu kim inkar edebilir.
    Bugün mevcut olan fabrikalarımızda ve daha çok olmasını temenni ettiğimiz fabrikalarımızda kendi işçilerimiz çalışmalıdır. Müreffeh ve memnun olarak çalışmalıdır. Ve bütün bu saydığımız sınıflar aynı zamanda zengin olmalıdır. Ve hayatın lezzet-i hakikisini tadabilmelidir ki, çalışmak için kudret ve kuvvet bulabilsin. Binaenaleyh programdan bahsolunduğu zaman adeta diyebiliriz ki, bütün halk için bir say misak-ı milisi mahiyetinde olan program etrafında toplanmakta hasıl olacak olan şekl-i siyasi ise alel’ade bir fırka mahiyetinde tasavvur edilmemek lazımgelir ve bade’s-sulh vukua gelebilecek böyle şekl-i siyasinin şimdiye kadar olduğu gibi milletin azim ve imanıyla ve vahdet ve tesanüdün birbirine müzahir olmasıyla muvaffak olacağı hakkındaki kanaatim kavidir ve tamdır.”

    Görüldüğü gibi, sadece bu kısımda söyledikleri bile memlekette kapitalizmin tesisi için elden gelenin yapılacağını müjdeliyor. Eğitim sisteminin buna odaklı yapılandırılması gerektiğinden bahsediyor.

    Bold yazılan kısım için söylüyorum. Nasıl olacak o iş? 🙂

  24. “Bunların söylediği şekilde gerçekleşmeyeceğini şu anki çocuklar bile bilir. ” demiştim. Şimdi tekrar okurken baktım ki benim bile salyalarım akıyor. Gerçekten iyi bir hatip ve işi biliyor. Şimdi bir parti kurup gelse bu sözlerin üstüne yüksek oy alır, tek başına iktidar bile olur.

  25. Hüseyin yoldas yazdi;”..sosyalizmi bir kenara bırakıp, önce sizin defterinizi düresim geliyor…”

    bak seen..

    yoldas,sen yetmisli yillarda mi takilip kaldin ne:) marksist AGAlarin yarim birakmak mecburiyetinde kaldigi yerden devam edeceksin yani? pasa gönlün bilir nasil olsa demokrasi lerde care tükenmez..

    bir sosyalist olarak su yazdiklarina bak,”..Sizde kan olsaydı böyle bir kanınız olmazdı diyeceğim, ondan sonra beni ırkçılıkla suçlamaya kadar götüreceksiniz işi Oysa tarihi çarpıtmanızı eleştirdiğimi söylemek isteyeceğim…”

    aslinda söylemek istedigin yanlis anlasilmayacak kadar net..alAman ulusalcilari da ayni anlama gelecek benzer seyler söylüyo yani “kizim sana söylüyom,gelinim sen anla” uyanikligi:) söyle ki;”ruslar da cok cogaldi hic hazetmem onlari ama yanlis anlama siz türkleri kastetmiyorum”

    bla bla..

    halbu ki net ol ve itiraf et ya sosyalistsin ya ulusalci kimden cekiniyosun ki ?

    slm.

  26. Toruk,
    Harbiden komiksin…

    Atatürk’ün yukarıdaki sözleri söylemesinden daha doğal ne olabilirdiki?
    Sen Atatürk’ü sosyalist olmadığı için mi eleştiriyorsun?
    İkincisi kapitalizme karşı önerini sormayacağım da, feodalizme karşı önerin nedir? Tabi feodalizmden sonra kapitalizme karşı önerini de dillendirebilirsen makbule geçer…

    Bak sen anladın ne demek istediğimi ama küçük kardeşin hemen beni ırkçılıkla suçlama kolaycılığını seçti. O nedenle arkasında duracağın adam konusunda biraz seçici ol.

    Spartakus da sosyalist değildi. Bu arkadaşlar onu niye eleştirmezler ola?:)))

    Not: Ben 70’li yıllara takılıp kalmadım, 70’li yıllar ile birlikte yürüyorum. Hatta yüzyıllar ile birlikte yürüyorum…

  27. İşin en zevkli tarafı, bazılarının kapitalizmi sonsuz zannetmeleri…

    Kapitalizm sonludur. Sonu da yakındır. Bilgi dağarcığı 2-3 sinema filmiyle sınırlı olan birilerinin birşeyi savunma(aslında kötüleme) adına kendi zırcahilliklerini dile getirmeleri inanın beni mutlu etmiyor.

    Atatürk kapitalist sistemin savunucusudur. Sosyalist değildir. Hatta anti komünisttir. Çünkü o bir SÜNNİDİR. Babası hafızdır. O güne kadar öğrenebildiği osmanlının ona öğretebildikleridir. Buna rağmen zamanın şartlarında çoğu osmanlı aydınından daha bilgili daha vizyonludur. Bilgisiyle Tayyibi susuz götürür susuz getirir. Atatürk din karşıtı değildir. DİNCİ karşıtıdır. Bu nedenle olayı incelerken bu notları cebimizde tutmalıyız.

    İmdi; sanayisi olmayan, işçi sınıfı olmayan, tüccarı olmayan, aristokratı olmayan buna karşılık bi dünya borcu olan bir devlette ne bugünkü anlamda bir kapitalizm ne de sosyalizm inşa edebilirsiniz.

    Cumhuriyetin ilk yıllarında, olmayan sanayinin devlet eliyle kurulması ve işletilmesi aşaması tamamiyle sosyalist bir sistemdir, buna mukabil zenginleri oluşturma arzusu ise tamamen kapitalist bir duyumsamadır. (Osmanlı insanının tamamen yabancı olduğu bir olgudur.)

    Peki cumhuriyet uygulamalarında Tüketime dayalı bir toplum kurulmuş mudur ?
    Cevabı “hayır”dır. İthal ürünlere yüksek gümrük fonları konmuş ve ithalatları yavaşlatılmıştır. Yerlimalı haftası gibi ajandalarla türk sanayi ürünleri teşvik edilmiştir. Tüketim yerine iktisat önerilmiştir.

    Bugün yarı-sosyalist diyebileceğimiz Norveç, Finlandiya gibi ülkeler aşağı yukarı bu tip bir modelleme ile işlerini yürütürler. Bu arada Norveç, kişi başına gelirde dünyada 4. sıradadır.

    O halde karma modellerden bahsetmek olasıdır.

  28. Bu arada kapitalizm de bir vizyon istiyor. Atıp tutarak değil, bilim ışığında bilim adamı yetiştirerek oluyor. Mevcut Teknolojinin neredeyse 100 yıl gerisinde olan Türkiye için kapitalizm bile kurtarıcı değildir.

    Almanya’da kişi başına düşen kitap sayısı yılda 15 iken, bizde 15 bin kişiye 1 kitap düşüyor. ilmi havsalasını kurandan almış bir toplum olduğu için böyledir. Böyle olacaktır. Şimdi daha yeni kabul edilen 4+4+4 ile bu sayı daha da düşecektir.

  29. oikos yazdi;”..Atatürk kapitalist sistemin savunucusudur. Sosyalist değildir. Hatta anti komünisttir. Çünkü o bir SÜNNİDİR…”

    desene türk halkina dayattilan “ilke ve inkilap”larin pabucu dama atildi:)

    oikos yazdi;”..Bugün yarı-sosyalist diyebileceğimiz Norveç, Finlandiya gibi ülkeler aşağı yukarı bu tip bir modelleme ile işlerini yürütürler….”

    norvec bir krallik
    resmi dini norvec lüther
    hükümet kabinesi üyeleri luther devlet kilisesi üyesi olmak zorun da..

    biliyorum atatürk ilke ve inkilaplarina uymadi ancak görüldügü üzre cagdas olmaya engel degil..:))

    slm.

  30. hükümet kabinesi üyeleri luther devlet kilisesi üyesi olmak zorun da..

    Tamamen yalan…

    Ayrıca Kral aynen ingilteredeki gibi semboliktir. Ülkeyi parlemento yönetir.

    link to arem.gov.tr

  31. Norveç

    DEVLETİN ADI: Norveç Krallığı
    BAŞŞEHRİ: Oslo
    YÜZÖLÇÜMÜ: 323.878 km2
    NÜFUSU: 4.283.000
    RESMİ DİLİ: Norveççe (Bokmal, Nynorsk), Samisk (Laph)
    DİNİ: Norveç Lüther
    PARA BİRİMİ: Krone (= 100 Ore)

    Siyasi Hayat

    Norveç, anayasaya sahip, soydan soya geçen bir monarşik rejimle idare edilir. Devlet başkanı kraldır.

    Kralın, hükümetle beraber yürütme gücü vardır.

    Kanunlardaki kralın imzaları, hükümet içindeki ve parlamentoya karşı sorumlu bir bakan tarafından yeniden tasdik edilir.
    Kral sadece sembolik hükümet başkanıdır.

    Yasama meclisi 155 üyeden meydana gelir. Seçimlerde oy kullanma yaşı 18’dir.

    Yargı gücü, Yüce Divan yani Yüksek Mahkemededir. Hükümet kabinesi, bir başbakan ve yedi üyeden meydana gelir.

    Üyeler, en az 18 yaşında ve Protestan (muhafazakar) Luther Devlet Kilisesi üyesi olmak mecburiyetindedirler.

    Çoğu parlamenter sistemlerin aksine,
    hükümet kabinesi ve kral, meclisi feshedemez ve yeni seçimlere gidemez.

    Meclis dört yıl için seçilir. Yargı gücü, yasama ve yürütme güçlerinden bağımsız ve ayrı bir güçtür.

    Kanuni meselelerde en üst mercidir……..” (Coğrafya Dünyası)

    slm.

  32. NORVEÇ ÜLKE RAPORU Etüd-Araştırma Servisi: (Mayıs 2009 Konya Ticaret OdasI)

    1.4 SİYASİ YAPI

    Norveç, anayasaya sâhip, soydan soya geçen bir monarşik rejimle idâre edilir. Devlet başkanı kraldır.

    Kralın, hükümetle berâber yürütme gücü vardır. Kânunlardaki kralın imzâları, hükümet içindeki ve parlamentoya karşı sorumlu bir bakan tarafından yeniden tasdik edilir.

    Kral sâdece sembolik hükümet başkanıdır. Yasama meclisi 155 üyeden meydana gelir. Seçimlerde oy kullanma yaşı 18`dir.Yargı gücü, Yüce Divan yâni Yüksek Mahkemededir.

    Hükümet kabinesi, bir başbakan ve yedi üyeden meydana gelir. Üyeler, en az 18 yaşında ve Protestan(muhafazakâr) Luther
    Devlet Kilisesi üyesi olmak mecbûriyetindedirler.

    Çoğu parlamenter sistemlerin aksine, hükümet kabinesi ve kral, meclisi feshedemez ve yeni seçimlere gidemez. Meclis dört yıl için
    seçilir. Yargı gücü, yasama ve yürütme güçlerinden bağımsız ve ayrı bir güçtür. Kânûnî meselelerde en üst mercidir.

    Norveç, idârî olarak 19 eyâlete, bunlar da 450den fazla belediyeye ayrılmıştır. Eyâlet yönetimi hükümeti temsil eden bir Eyâlet Yürütme Konseyinin elindedir.

    Ülke, ayrıca polis ve şerif sorumluluk bölgelerine bölünmüştür. Mahallî idâre, Belediye Konseylerine bırakılmıştır. Eyâlet ve belediye seçimleri iki yılda bir yapılır. Norveç, Doğu-Batı arasında köprü siyâseti içindedir. Rusya Federasyonuna (Eski Sovyet Rusya)
    komşu olması, ülkeyi 1949 yılında NATO üyesi olmaya zorlamıştır….”

    Kaynak:

    1. İstanbul Ticaret Odası, Norveç Ülke Raporu 2008
    2. İzmir Ticaret Odası, Norveç`in Ticari ve Ekonomik Yapısı ve Türkiye-Norveç Ticari ve Ekonomik İlişkiler, 2006
      tr.wikipedia.org
      link to ülkeler.net
      http://www.aynaprogrami.com
      http://www.cia.gov
      http://www.notid.nos

    slm.

  33. Kral sembolik hükümet başkanıdır diye yazıyor işte, yargının üzerinde değil, meclisi feshedemez, attığı imza bir başka bakan tarafından yeniden tasdik edilir, Ebubekir sen ne diyorsun? Kabine üyelerinin protestan Luther kilisesi üyesi olması diye bir zorunluluğun olduğunu zannetmiyorum, zaten Norveç ateist oranı yüksek bir toplum, diğer iskandinav ülkeler gibi.

  34. Ebubekir’in 1. kaynağı: Üyeler, en az 18 yaşında ve Protestan (muhafazakar) Luther Devlet Kilisesi üyesi olmak mecburiyetindedirler.

    Ebubekir’in 2. kaynağı: “Hükümet kabinesi, bir başbakan ve yedi üyeden meydana gelir. Üyeler, en az 18 yaşında ve Protestan(muhafazakâr) Luther
    Devlet Kilisesi üyesi olmak mecbûriyetindedirler.”

    Oikos’un verdiği linkte ise (Norveç üzerine daha kapsamlı bir inceleme-araştırma gibi duruyor) “Kabine üyelerinin protestan Luther kilisesi üyesi olması” zorunluluğu şeklinde bir ibare olmadığı gibi, kabine üyeleri için “en a 30 yaş koşulu” var. (linkteki araştırmanın “ikinci bölüm” ikinci paragrafı…) Ebubekir’in kaynağında ise “18 yaşını bitirmiş olmasının yeterli” olduğu görüşü var. Birisi “devlet kabinesi” diyor birisi “hükümet kabinesi” diyor…

    “kaynak çatışması”:)

    Ama burada diyelimki “Ebubekir’in kaynağı doğru demiş olsun, neyi kanıtlamış olacak ki?

    Haa, ebubekir şunu diyor; “Bakın Norveç bile krallığını koruyagelmiş, kilisesini koruyagelmiş, biz de Vahdettin babamızı bağrımıza bassaydık, halifeliğimiz sürseydi, devletimizin dinini halifelik kurumu yürütseydi”…

    “Cumhuriyetin ilanında adaletsizlik var” diyor Ebubekir. Saltanat ve Hilafet lağvedilmemeliydi” diyor…

    Bunu demiyorsa neyi diyor?
    Ne yapılsaymış 1923’te?
    Kendine kral ve kilise arıyorsan Avrupa’da çokmuş işte Ebubekir, seç birini benimse, yat ayaklarının altına, el etek öp, Vahdettin’in yerini tutmasa da idare eder…

    Sadede gelin de, Türkiye Kurtuluş savaşı sonrası neyi yanlış yapmıştır, siz olsaydınız ne yapardınız?
    Mesela sen Atatürk olsaydın Ebubekir, (dur heyecanlanma) yani onun mevkisi senin elinde olsaydı, ne yapardın bu ülkede, hadi bir anlat da anlayalım. Haydi şimdi hemen sol elinin başparmağını koltuk altına kıstır, sağ elinin işaret parmağını da ileri doğru uzat da bir nutuk da sen çek bakalım. Sesini yer gök dinlesin, sert adımlarla her inlesin, koçum benim haydi!

    Sıkar, sıkar! Tam burada sıkar. Düşünce üretmek bir kapisite sorunu olduğu için sıkar. Sıktığı için de olsa olsa “sıkar” ebubekir… Ama Toruk biraz daha cesurdur. Ne de olsa Tarkan ve Kurt kökenlidir, o şimdi başlar ve anlatır: “Aslında Cumhuriyet ekonomik model olarak kapitalizmi seçmeyle yanlış yapmıştır. Sosyalist modeli seçse de yanlış olurdu. Ama Feodalizm ile de hiç olmazdı. Ne bileyim anam benim bir bok bildiğim mi var, gonuşuyon işte öyle daş atmak hoşafıma gediyo”
    Ne oldu Toruk?
    Haydi geç bakalım ülkenin başına da, altına bir ekonomik model çekiver şu ülkenin, üstüne de bir demokrasi kuruver de görelim. Yıl 1923, sen İzmir İktisat Kongresinin açılış konuşmasını yapıyorsun. Bir de sen başla bakalım konuşmaya. 2012’ye değin zamanın var!

  35. kaminendo,mesele kral degil kabine üyelerinin luther kilisesi üyesi olmasi zorunlu olup olmamasi meselesidir ve oikos,”Tamamen yalan”
    diyerek itiraz edince bende iki kaynak gösterdim..

    1-Norveç ve Siyasi Hayat (Coğrafya Dünyası)
    2-NORVEÇ ÜLKE RAPORU Etüd-Araştırma Servisi: (Mayıs 2009 Konya Ticaret OdasI)

    mesele bundan ibaret niyet okumak isteyen okusun bazialarinin en basarili oldugu alan..

    ateist orani yüksek olan norvec de resmi din protestan demekki isteyince oluyor:)

    slm.

  36. Konuları ele alışını tarif edecek bir kelime bulamıyorum. Şimdi de Norveç uzmanı oldun. Kendi yazdığını bile okumuyorsun, kabine üyelerinin kiliseye üye olması zorunluysa dediğin gibi, o zaman bu nasıl MEDENİYET oluyor? İyi mi diyorsun, sen ne diyorsun yahu?

  37. Neden YALAN:

    Çünkü Norveç’de anayasal olarak kendi dinini seçebilme özgürlüğü vardır.

    Çünkü Kral ve naipleri(bakanları) semboliktir. 1905 den beri veto haklarını kullanmamışlardır. Şimdilerde bu hakkı kullanmaları ülkede ciddi bir deprem yaratabilir. Bu durumda adamların kliseye üye olup olmamaları devletin yönetimi üzerinde bir olgu oluşturmaz. Üstelik kliseye üye olmaları bir zorunluluk değildir.

    İnternette böyle bir bilginin dolaşması, siber alemin ne denli tehlikeli olduğunun göstergesidir.

    Biri bilinçli olarak uyduruyor. Diğeri de ha böylemiş diyor.

  38. Doğal ama sahici değil.

    Yahu Hüseyin, sana da ne göstersek bir kulp takıyorsun kardeşim. 🙂

    Tabi ki doğal. İşini bilen bir siyasetçinin başka türlü konuşması beklenemezdi zaten. Doğal ama bizim doğamızdan yana değil, halkın işine yarayacak bir şey değil. Çünkü kazın ayağı öyle değil, gerçek değil. Bunu sen de çok iyi biliyorsun.
    Ben Atatürk’ü genel olarak, söyledikleri ve yaptıkları çoğunlukla birbirini tutmadığından eleştiriyorum. Bu başlık altında ise onu değil, sizi eleştiriyorum. Kahrolsun kapitalizm söylemlerine yakın bir çizgide ilerlerken, konu birden bire kapitalizmle sıkı fıkı olmakla kalmayıp memlekette tesisini sağlamak için elinden geleni ve fazlasını yapan birine geldiğinde sus pus olmanızı eleştiriyorum. Minareye kılıf aramanızı eleştiriyorum.

    Atatürk bu yazdıklarınız görseydi, (konuyla alakalı yorumlarınızı) size gericiler, vatan hainleri demekten geri durmazdı. Çünkü ne pahasına olursa olsun tek hedef olan gelişmenin önünde duran yorumlar yapmışsınız. Gelişmenin bedellerini de dikkate almışsınız.

    Feodalizme karşı önerim, gerçek ve işleyen bir Cumhuriyettir. Kitabına uydurulmuş dikta rejimleri, sadece adı olan Cumhuriyetçikler değil. Kapitalizme karşı ütopik önerim Venüs projesidir. Uygulanabiliri ise sosyal kapitalizmdir.

    Ben anladım ama anladığım şey de pek masum değil be Hüseyin. Çok güzel bir şey söylemiş gibi konuşarak şaşırtıyorsun beni. Biz şahısların değil, fikirlerin arkasında dururuz Hüseyin. O fikirlere de yapışıp kalmayız. Değiştiğinde başka bir yerde dururuz. Bu durumda sen çıkıp adamı sattı da dersin. 🙂 Kişileri severiz sayarız, ağabey demesek de kendi saygı duruşumuzu yaparız. Ben kimsenin arkasında kayıtsız şartsız durmam, kimsenin de arkamda durmasını talep etmem. Ebubekir’in de farklı düşünmediğini biliyorum. Bizi çekmeye çalıştığın yerde değiliz, gelmeyiz.

    Doğru ya, sen 70’li yıllarda değil, 20’li yıllarda takılıp kalmışsın asıl. 70’li yıllar hafiften saçlarını dalgalandırmış ama söküp sürükleyememiş. 🙂

  39. oik0s: “Peki cumhuriyet uygulamalarında Tüketime dayalı bir toplum kurulmuş mudur ? Cevabı “hayır”dır. İthal ürünlere yüksek gümrük fonları konmuş ve ithalatları yavaşlatılmıştır. Yerlimalı haftası gibi ajandalarla türk sanayi ürünleri teşvik edilmiştir. Tüketim yerine iktisat önerilmiştir. Bugün yarı-sosyalist diyebileceğimiz Norveç, Finlandiya gibi ülkeler aşağı yukarı bu tip bir modelleme ile işlerini yürütürler. Bu arada Norveç, kişi başına gelirde dünyada 4. sıradadır.O halde karma modellerden bahsetmek olasıdır.”

    Ebubekir:“norvec bir krallik…resmi dini norvec lüther.. hükümet kabinesi üyeleri luther devlet kilisesi üyesi olmak zorun da.. biliyorum atatürk ilke ve inkilaplarina uymadi ancak görüldügü üzre cagdas olmaya engel degil..:))”

    Ebubekir, neye nasıl itiraz ettiğin ayrı bir komedi zaten. Ben bir alaka göremiyorum. Daha komiği, eğer doğruysa hükümet üyelerinin luther devlet kilisesi üyesi olmak zorunda oluşunu çağdaşlık olarak mı sunuyorsun, sen ne diyorsun?

  40. Ve Ebubekir havlu atar!
    “Niyet okuma” suçlamasının başka anlamı yoktur.
    Çünkü 1919’un hemen ertesinde kapitalizmden başka kapısını çalacağı bir sistem yoktur. Tarih kardeş yoksa iflahını söker adamın…
    Asıl içinde yatan şeriat ise sistem değil, sis’tir! Hem kanlı hem pistir! Kötü huylu kis’tir! Dahası artık şeriat önermekten de utanacaktır. Neresinden tutsa ekonomik bir sistem olamaz şeriat. Olsa da “Norveç gibi medeni; çağdaş” olamaz.:)

    Toruk,
    Ben insan soyunun “deneyim” hanesindeki her türlü birikimin mirasçısı olarak yürümeye çalışıyorum… Tamam, şakayı bırakalım. Zaten konu başlığı bunlar değildi. Çok açıldık ama konuyu usulünce bağlayalım:

    “Feodalizme karşı önerim, gerçek ve işleyen bir Cumhuriyettir. Kitabına uydurulmuş dikta rejimleri, sadece adı olan Cumhuriyetçikler değil. Kapitalizme karşı ütopik önerim Venüs projesidir. Uygulanabiliri ise sosyal kapitalizmdir.”

    Bak burada Cumhuriyete karşı çıkmıyorsun. Ama onu eleştiriyorsun. Kabul. Bugünden bakınca bu olasıdır. Ancak kaosun içinde eleştiri olmaz. Kaos ortamında “emir demiri keser”. Süreci yarım yamalak inceleyince dayanaksız eleştiriler üretiyorsunuz. Tam bu noktada da tarihe haksızlık yapıyorsunuz. Geçmişi eleştirirken geleceğe dönük bir projeniz yoksa havanda su döversiniz. Atatürk’e çamur atacağınıza siz yeni bir şey üretin de ülke üzerinde onu tesis edin.

    Ben de eleştiriyorum Cumhuriyeti. Ancak feodalizme vurduğu darbeler nedeniyle değil, aksine vuramadığı darbelerle eleştiriyorum. Bu yüzden benim bu ülkedeki devrim önerim öncelikli olarak “sosyalist devrim” değil, ama sosyalistlerin önderliğinde “demokratik halk devrimidir”. Yani Cumhuriyetin eksik bıraktığı “burjuva demokratik devrimlerinin”, sosyalistler önderliğinde tamamlanmasıdır. Çünkü Burjuva demokratik devrimleri de artık burjuvazinin tamamlayacağı bir devrim olmaktan uzak durumdadır. Çünkü burjuvazi feodalizme karşı doğduğu dönemdeki “devrimci barutunu tüketmiştir” ve gericileşmiştir. Bu sosyalistlere kalan istenmeyen bir mirastır ve çözümü de bir hayli zordur…

    Evet, “venüs projesi” ne imiş anlat bakalım. (Benim haberim yok bu projeden!) “Sosyal Kapitalizm” nasıl bir şeymiş dinleyelim.
    Tarihe “katkılarınızı” bekliyoruz, ama katkı ile dışkıyı karıştırmayın:))

  41. kaminendo,kemalist/ateist (model 1930) modernler dindar olmayi hala gericilik biliyo:) o nedenle norvec örnegini (ki bizdeki modernler referans almayi pek sever) verdim..

    slm.

  42. marksist/ateist/kemalist sol/sag el ele verip cagdaslik dedikodulari ve atatürk güzellemeleri yaparkene mustafa kemal´in kurdugu militan rejime havlu attirdik anlasilan sen uzayda yasiyon..

    slm.

  43. hepimiz uzaydayiz ve sonsuzlukla cevriliyiz ..:P

    “militan rejim” .. ilginc bir isim tamamlamasi olmush. anlami ne ola?

  44. Havluyu atar ve soyunma odasına giderken iniler hala, ne dediği anlaşılmaz:)

    Soru çok nettir oysa: 1919’un hemen ertesinde sen olsan hangi ekonomik modeli ve hangi siyasal rejimi seçerdin Ebubekir?

    Harbiden “sıkar” imiş…

  45. kaminendo,kemalist/ateist (model 1930) modernler dindar olmayi hala gericilik biliyo:) o nedenle norvec örnegini (ki bizdeki modernler referans almayi pek sever) verdim..

    Norveç örneği dediğin şey YALANdır.

  46. wikipedia nın ingilizce versiyonunda norveç kabinesinin yarısından çoğunun norveç kilisesine mensup olması gerektiği yazıyor.

    In order to form a government, however, more than half the membership of the Cabinet is required to belong to the Church of Norway. Currently, this means at least ten out of the 19 ministries. This has sparked controversy regarding an ongoing debate of separation of church and state in Norway.

    19 bakandan en az 10 u norveç kilisesine üye olan kişilerden olmak zorunda..

    Bu konuda wikide yanlış yazmasının beklemiyorum çünkü zaten adı üstünde ‘Wiki’ pedia

  47. “Ancak kaosun içinde eleştiri olmaz. Kaos ortamında “emir demiri keser”. Süreci yarım yamalak inceleyince dayanaksız eleştiriler üretiyorsunuz. Tam bu noktada da tarihe haksızlık yapıyorsunuz. Geçmişi eleştirirken geleceğe dönük bir projeniz yoksa havanda su döversiniz. ” demene bakınca hiç bir şeyi eleştiremeyeceğimizi düşünmeye başlıyorum. Kaos ortamı hiç kalkmadığına göre susalım en iyisi. Osmanlının gerileme döneminde de çok kaos vardı. Onu da eleştirmeyelim.

    Tarihe haksızlık etmek nedir tam olarak? O günün şartlarına göre değerlendirmemek midir? Anlayışlı olmamak mıdır? Yoksa tarihte eleştirilen bir olgunun yerine koyulacak daha iyi bir şeyin olmaması hali midir?

    İktisat kongresinde bile Fatihten başlayıp o güne dek gelen tüm devlet liderlerine giydiren M. Kemal, yerine koyacak teoride daha iyi bir şeyi vardı diye tarihe haksızlık etmemiş mi oluyordu?

    80 yıl öncesine bakarken günün şartlarını göz önünde bulunduralım, fakat 600 yıl öncesine bakarken öyle yapmayıp yine 80 yıl önceki şartlara bakalım. Bu durumda tarihe haksızlık etmemiş oluyoruz galiba.

    Tarihsel bakış açısıyla mı değerlendirelim? Tamam, o zaman Feodal döneme de haksızlık etmememiz gerekir.

    Hümanist bakış açısıyla mı değerlendirelim. Pekala, bu durumda alayının köküne kibrit suyu dökmemiz gerekir. Hiç biri bir işe yaramaz.

    Siyasal bakış açısıyla mı bakalım? Eyv, şu halde hepsi kısmen başarılı, kısmen reziller.

    Şimdi, işimize geldiğinde bunlardan birini veya başka bir bakışısını kullanıp, işimize gelmediğinde diğerini kullanırsak olmaz.

    Atatürk’e karşı yapılan her eleştirinin “çamur atma” sınıfında değerlendirilmesi vahimdir. Bunun altını da çizelim.

    Devletin halkın yararını gözeterek ekonomiye müdahil olduğu bir ekonomik sistem sosyal kapitalizm. Uygulaması da çok zor değil. Milyoner yaratmaya odaklanmaktan daha kolay. Yine özgür, fakat vahşi değil, uysal kapitalizm. Dünyadan soyutlanmak mümkün olmuyorsa da rötuş yapmak mümkün olabilir. Ekonomik anlamda batı vahşi diye bizim de vahşi olmamız gerekmezdi.

    Venüs projesi için de link vereyim. Anlat anlat bitmez…

    link to tr.wikipedia.org

    link to thevenusproject.com

  48. “Devletin halkın yararını gözeterek ekonomiye müdahil olduğu bir ekonomik sistem sosyal kapitalizm. Uygulaması da çok zor değil. Milyoner yaratmaya odaklanmaktan daha kolay. Yine özgür, fakat vahşi değil, uysal kapitalizm. Dünyadan soyutlanmak mümkün olmuyorsa da rötuş yapmak mümkün olabilir. Ekonomik anlamda batı vahşi diye bizim de vahşi olmamız gerekmezdi. “

    Devletin halkın yararını gözeterek ekonomiye müdahil olduğu bir ekonomik sistem sosyal kapitalizm…. Şimdi bu tümceyi paragraftan çıkarıp aldığımız zaman, paragrafın anlamından bağımsız bir anlam yüklenmediğini, aksine paragraftaki düşüncenin özeti, özü olduğunu söyleyebiliriz.

    Doğru mu Toruk?

    Verdiğin linklerden ilkini okudum. Ama ikincisi İngilizce metinler içeriyor. Sen bunu verdiğine göre İngilizce’n iyi olmalı. Benim İngilizce’m yok. O nedenle sen ikinci linkteki metinleri de çevirirsen, seni ve önerini yanlış anlamamış oluruz…

    Ondan sonra hangi devletin halkın yararını gözetebileceğine bir bakarız. Böyle bir devletin hangi sınıfın devleti olacağına da bakarız.:)

  49. Biliyorum konu dışında yazmanıza bir şey demeye hakkım yok ama Atatürk ve Norveç konularından çıkıp da bilişim zenginleri, kapitalizm – sosyalizm – komünizm bağlamında değerlendiren olursa haber verin. Söz okuyacağım…

    Mesela bilişim sektörünün böyle hızlı gelişmesi ihtiyaç* meselesi mi? Yoksa serbest rekabetten dolayı mı gelişiyor?

  50. Alttaki linki offical site olduğu için verdim. Hani vikiye pek güvenilmiyor diye. Orada kurulması muhtemel şehirlerin fotoğrafları falan var. Resimlere bakarsın hiç olmazsa.

    Özetle Venüs projesi, insanların kendi kendine yeten şehirlerde yaşadığı, bütün işleri robotların yaptığı, robotların kontrolünü de elitlerden oluşan bir avuç gönüllü insanın üstlendiği, ( projenin tek handikapı bence. Bütün dünyanın kaderi bu elit insanların ruh sağlığına bırakılıyor bir nevi.) paranın olmadığı, ulaşımın ortalıkta herkesin kullanımına açık olan araçlarla yapıldığı, bütün kaynakların adilce paylaşıldığı vs. bir çok detayı olan mutlu bir dünya düzeninden oluşuyor.

    link to zeitgeisthareketi.org sitesinde de bol fotoğraflı tanıtımı vardı.. Siteye saldırdıkları için bakımdaymış şu an.

    Konuya bağlamaya da çabaladık biraz aslında. Neyse, dediğin gibi ana konudan çok uzaklaştık. Sorduğun soruya gelince, grafik tabanlı uygulamalar ve oyunlar haricinde dünyanın hardware ihtiyacı olduğunu sanmıyorum. Bu sektördeki rekabetin de danışıklı dövüş şeklinde yürüdüğünü varsayıyorum. Zaten software piyasasında da kimse birbirini ısırmıyor. Mac için Os var, Pc platformu için de windows. Yaygın olarak kullanılmayan Linux, Pardus gibi free işletim sistemleri de var ama gölge gibiler. PC uygulamalarındaki rekabetten bahsedebiliriz belki. Webde google silip süpürüyor. Yani ihtiyaç meselesi değil, rekabet de değil. Birileri bu şekilde ilerlemesine hükmettiği için böyle gelişiyor. Komplo teorisi oldu, ama görüşüm böyle.

    Bence hızlı da gelişmiyor aslında. Planlı eskitme denen stratejiden dolayı yavaş yavaş gelişiyor olabilir.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.