Çokeşlilik

  • Bu durumu yaşayan kişilerce bir sorun yoksa güzeldir.
  • Aynı anda olmadığı sürece güzeldir.
  • Her zaman tek eşlilik güzeldir.
  • Eş olmamak güzeldir.
  • Diğer durumlar…

34 yorum “Çokeşlilik”

  1. Bak ben, Ateist olduğum için Quran’a inat tek eşliyim. Oysa sen şimdi Quran’a göre beğendiğin kadınlardan 2,3,4 tane alabilirsin. Yaşadın hadi, ama hiç propagandanı yapmıyorsun ki bu konuda. Halkımız aydınlatılmayı bekliyor.

    Nedir çok eşli olmanın güzellikleri, bildiklerini sonsuza döktür şöyle, bişeyler öğrenelim senden.

  2. Çok eşlilik sorun değil de, tek taraflı çok eşlilik bence sorun olabilir. Daha doğrusu haksızlık olabilir. Ama tabi kutsal aile bağları falan bu tür bir eşitlikten yana asla olmayacaktır. En iyisi “eş olmamak”.

  3. Mutluluk monigamlıktan ya da poligamlıktan geçiyor olsaydı, ala olurdu. Hem basit, hem basit değil bu kadar 😉

  4. Kerim kardes,nikahli ve cok esli olanlar oldugu gibi,tek nikahli fakat cok esli olanlar da var:)

    kur´an,”tek esli”ligi önerir..(senin uygulaman kuran´dan onay almaktadir) aksi uygulamalar,gelenek,örf ve kültürdür..

    pratige baktigimiz da manzara söyledir;
    cogu ülkeler de tek eslilik yasayla belirlenmis olmakla beraber muhtelif senaryo/tezgah ile delinmistir..

    ülkemiz de, imam nikahli “cok eslilik” sanildigi kadar yaygin olmasa da kimsenin inkar edemiyecegi ve tasrali,kentli,aydin ve muhafazakar kesimler de rastlayabilecegimiz bir olgudur….

    mesela,
    zengin kesim de imam “nikahli/nikahsiz” olarak METRES tutulur ve daire acilir.. iki ya da daha cok kadin birbirinden habersiz ayni kocayi paylasirlar..

    mesela,
    ibrahim tatlıses örnegi de vardir, bir kadinla evlenilir,birkac cocuk sonra bosanilir,kadin koruma (!) altinda tutulur güya ocuklarin anasi olarak:) ama kadin hala bir nevi adamin karisi olarak kalir ve evlenemez..ünlü/zengin adamimiz da bu arada baska bir kadinla evlenir..

    tabi,bir de standart aldatma,kacamak gercegi var ki bu oldukca yaygin “otel”de karsilasan amca/damat falan filan:) teyze,yenge ? onlar koruma altinda:)))

    Kerim,erkeklerin yüzde seksenbes´i aldatiyormus = polygamie…

    slm.

  5. Güzel bir konu… “Nasıl bir toplum istiyoruz” sorusunun yanıtları arasında, göze görünmeyen ama herkesin kalbine işleyen bir konu…

    Bu ankete yanıt vermeden önce, “çok eşliliğin nedenleri nelerdir” sorusunu, öncelikli olarak yanıtlamak gerektiğini düşünüyorum…

  6. Güzel soru Hüseyin Bey.

  7. ”kur´an,”tek esli”ligi önerir..(senin uygulaman kuran´dan onay almaktadir) ” diyorsun.

    Kur’an’ın bu tek eşlilik önerisini Laik TC Kanunlarına yerleştiren Atatürk, şimdi bir teşekkürü hak etmiyor mu?

    Ne dersin, daha doğrusu vicdanının sesi Atatürk iyi birşey yapmış diyor mu?

    Sağlıcakla kal.

  8. Bir davranışın, bir durumun, bir kişinin, Atatürk’ün deyimiyle, “gökten indirildiği sanılan bir kitaba” inananlar tarafından onaylanması, teşekkür edilmesi vs durumunda; ben asıl o davranışa, duruma, kişiye şüphe ile bakarım. Benim görmediğim bir hatası, yanlışı mı var yoksa diye 🙂

    O nedenle bence Atatürk’ün “gökten indirildiği sanılan bir kitabın” gerçekten gökten indirildiğini sananlar tarafından teşekkürü hak eden davranışlar yaptığını düşünmelerini beklemeyelim.

    Hem Kuran’ın bakışı, hem de o kitabın gökten indirildiğini sananların bakışı, kişinin insanlık için neler yaptığı yahut ne kadar iyi insan olduğu, ülkesi için neler yaptığı filan değildir, Kuran’ın ve müslümanların bakışı, müslüman mıdır, allah için ne yapmıştır, din için ne yapmıştır yönündedir.

    Cennet, sadece müslümanlar için yaratmış onların düşüncesine göre. Diğerleri arasında, Allah’ı kabul etmek, ahiret gününe inanmak ve salih amel işlemek kaydı ile, cennete gidemeseler de, kendilerine has ödülden bahsedilmektedir.

    Hal böyle iken müslümanların değerlendirmelerine göre iyi olmanın yolu sadece müslümanlıktan geçmektedir. Dünyanın en kötü insanı bile olsa, müslümansa eninde sonunda cennete girecektir. Ama dünyanın en iyi insanı bile olsa, müslüman değilse giremez.

    Peki müslüman kimdir? Yalancılık ilk özelliğidir. Çünkü müslüman olmak için kelime-i şahadet getirmek gerekir ki, görmediği bir şey için, “Şahitlik ederim ki” diyen birisi öncelikle yalancıdır. İnandığı bir şey için insan şahitlik edemez, bildiği, gördüğü şey için şahitlik edebilir. Daha müslümanlığa girişte, yalan söylemek birinci şarttır. Sanırım, yalancılık, müslüman olabilmek için bir ön hazırlık, yeterlilik şartı gibi bir şey.

    🙂

  9. İnsanlar değişir Hamlet, bu işler hiç belli olmaz.
    Şimdi Dubai Open’da Ebubekir Wozniacki’yi seyrediyor, meşgül yani. Birazdan gelir şaşırtır bizi. Örneğin ”Selanikli Mustafa Kemal sizin gibi ateist değil, müslümanlara esasında ibadet özgürlüğünü veren asil bir yürekti” der. Der mi der.

  10. Kambur Kerim : gördügün gibi “ortak (evrensel) dogru”larda bulusabiliyoruz:)

    **

    hamlet : keske önce TDK´ya göz atsaydiniz..

    TDK :

    Şehadet- Köken;(Ar.)

    1-Tanıklık
    2-şahitlik
    3-Bir şeyin doğruluğuna inanma
    4-Yüce bir ülkü uğrunda ölme
    5-şehitlik
    6-İşaret
    7-iz

    ateizm,inanmadigina INANMAKtir..dolayisiyla “SEHADET”eden inancli ile “SEHADET” eden inancsiz´in ortak noktasi (3-Bir şeyin doğruluğuna inanma) INANMAKtir..

    :))

    slm.

  11. “ortak (evrensel) dogru”larda bulusabiliyoruz:)

    Bak Atatürkçü laik doğruda buluştuk. Bu doğru ortak ama evrensel değil. Kuran da evrensel değil, Atatürkçülük de.

  12. haklisin,atatürkcülük icinde evrensel degerleri barindaran yerel ideolojidir yani ZANettigin gibi “Atatürkçü laik doğruda” degil
    uygar dünyanin “evrensel ilkeler”in de bulusmus olduk:)

    slm.

  13. Ebubekir. Ağzın laf yapıyor..Seninle bizlerin arasındaki fark : Sen akıllı,zeki,okumuş,tahsilli birisin biz değiliz, sen özgürlükçü ve demokrasıyi savunansın,biz değiliz,senin inandığın doğruların kaynağı gökten inme, bizimkisi kul yapısı, sen koşulsuz inandıkların doğrultusunda sadece ülkene değil okyanus aşırı hizmet edersin , bizler ise şeytana,sen doğruları söyleyensin, biz bilgi kirliliği yaratırız,sen mantıklı ve medeni bir kulsun,bizler tek dişi kalmış canavar İKİYÜZLÜ yaratıklarız…vs

    Malesef ”uygar dünyanin “evrensel ilkeler”in de buluşamadık:)

    Sen uygar dünya profiline yakışan bir insansın,BİZ DEĞİLİZ..(Ama belki diğer tarafta buluşuruz ;))

    slm…

  14. Pardon, SONSUZ’da buluştuk. ee buda bişey

  15. “hamlet : keske önce TDK´ya göz atsaydiniz..

    TDK :

    Şehadet- Köken;(Ar.)

    1-Tanıklık
    2-şahitlik
    3-Bir şeyin doğruluğuna inanma
    4-Yüce bir ülkü uğrunda ölme
    5-şehitlik
    6-İşaret
    7-iz
    “

    Bunları söyleyip, 3. anlamına işaret etmişsiniz.

    Madem TDK’dan cevap vermişsiniz, ben de TDK’dan yola çıkarak bir cevap vereyim.

    Şimdi, amatörün kelime anlamları arasında, bir işi para almadan, gönüllü olarak sadece zevk için yapmak da vardır, acemi anlamı da vardır, bir de alay etme amaçlı kullanımı, beceriksiz anlamı vardır.

    Buyurun TDK:

    amatör sıfat Fransızca amateur
    1. sıfat Bir işi para kazanmak için değil, yalnız zevki için yapan, hevesli, meraklı (kimse), özengen, profesyonel karşıtı
    2. Bir işi meslek veya alan uzmanı olmadan yapan
    3. Acemi
    4. alay yollu Beceriksiz

    Burada birisine amatör demek, 1. anlamı ile övgü, 4. anlamı ile alay olarak kullanılabilir. Şimdi ben burada saçma bulduğum şekilde, başını örtenler inançları nedeni ile değil, siyasi sembol olarak takıyorlar saçmalığına girmeyeceğim. Yani yo yo yo siz inanmak anlamında söylemediniz, herkesin anladığı anlamda söylediniz diye iddia etmeyeceğim. Beyin okuma gücüm yok.

    Ama şunu unutmayınız ki, söylediğiniz sözü ne amaçla söylediğiniz kadar, karşınızdakinin ne şekilde algıladığı, tarihte, konu ile ilgili kaynaklarda nasıl geçtiği, bu konudaki kabuller, öğretiler de çok önemlidir.

    Şimdi gelelim tekrar şahitliğe, şehadete, yani şahitlik etmeye, yani tanıklık etmeye…

    Şahitlik ederim yahut şehadet ederim ki veyahut tanıklık ederim ki sözcüğünü kullandığınız zaman bu gün 100 kişiye sorduğunuzda, kimse “inanıyorum” anlamında kullandığınızı düşünmez.

    Hâkim size “anlat bakalım, tanıklık ettiğin olayı” diye sorduğun da, “evet şahidim olaya, sağdan kız geldi, sol da oğlan vardı, kafasına şişeyle vurduğuna şehadet (tanıklık, şahitlik) ederim” dediğiniz de, herkes olayı gözlerinizle gördüğünüzü düşünür. Ama aslında olayı görmeyip, sadece öyle olduğuna inandığınızı söylemek istiyorsanız ve işin esasında ise olayın öyle olmadığı, sizin de görmediğiniz ortaya çıktığında, savunmanızda “Ben anlattığım şekilde olduğuna inanıyorum, o nedenle şahidim demiştim” derseniz ceza almaktan kurtulamazsınız. Bilginiz olsun, bizi kandırabilirsiniz ama Türk adaletini asla 🙂

    Bunun yanında TDK kurumunun güncel sözlüğünü açıp (http://www.tdk.gov.tr) baktığınızda şahitlik, tanıklık, şehadet ile ilgili şu sonuçlara ulaşılıyor:

    şehadet isim (şeha:det) Arapça şeh¥det
    1. isim Tanıklık
    2. Yüksek bir ülkü uğrunda ölme, şehit olma
    şahitlik -ği isim
    1. isim Tanıklık
    tanıklık -ğı isim
    1. isim Tanık olma durumu, şahitlik, şehadet
    2. Tanığın yaptığı iş, şahitlik, şehadet
    kelimeişehadet isim, din b. () (kelime’işeha:det) Arapça kelime + şeh¥det
    1. isim, din b. (
    ) İslam’ın beş şartından biri olan ve “Tanıklık ederim ki Tanrı’dan başka ilah yoktur ve Muhammed onun kulu ve peygamberidir.” anlamındaki söz
    tanıklık etmek hukuk
    1. hukuk mahkemede, tanık olunan bir durumu söylemek, şahitlik etmek
    2. sosyal bir olayı, dönemi yaşamış olmak
    şehadette bulunmak
    1. tanıklık etmek

    Gördüğünüz gibi güncel sözlüğün hiçbir yerinde inanmak anlamı görülmüyor!

    Sonra dedim ki, ya bu ebubekir rumuzlu arkadaşımız peki bu tanıma nereden ulaşmış? Baktım elimdeki sözlükte de böyle bir anlamı yok. Sonunda bir baktım ki, siz Türkçe sözlüğe bakmamışsınız, işinize gelen bir yere bakmışsınız, araştırmışsınız, kurcalamışsınız ve epey uğraştıktan sonra şehadetin arzu ettiğiniz anlamını bulmuşsunuz ama nerede! Kişi adları sözlüğünde, Güncel Türkçe Sözlükte değil, Büyük Türkçe Sözlükte değil. Ha derseniz ben kelime-i şahadet getirirken zaten kişi adı olarak kullanıyorum ama kişi adı olarak kullanıp, oradaki anlamı ile ifade ediyorum diyerek kendinizi ve düşüncenizi savunacak olursanız, zaten pes deriz, daha da size bu konuda bir şey anlatmaya çalışmayız.

    Ama sizi suçlamıyorum, bir olayı kitabına uydurmak, islam çok barışçıl bir dindir demek için işte günahkârın birisi yolda yürüyormuş filan diye başlayan uydurma hikayeler anlatıp, bakın gördünüz mü diyip, yüzlerce aksi ayeti görmezlikten gelmek, dinde zorlama yoktur diyip, bir yandan dinden çıkanı öldürün fetvasını arka planda savunan, savunmak zorunda olan müslümanlar, Muhammedin 6 yaşında kızla değil de, 9 yaşında kızla evlendiğini iddia etmek, yahut yok yok 9’da değil 60’ına yaklaşmış Muhammed 18 yaşında kızla gerdeğe girdi diyebilmek için İslam tarihini, kabul gören hadis kitaplarını, kabul gören Buhari’yi vs’yi bir süreliğine, bu konu kapanana kadar reddetmek, gerektiği zaman da söylediklerine ispat getirmekte yaratıcı davranmak, dediğim gibi kitabı, kitabına uydurmakta çok başarılıdırlar. Aynen sizin gibi… Kimin aklına gelir, Türkçe sözlük diyip, kişi adları sözlüğündeki anlamı buraya taşımak, pes 🙂 Samimi tavsiyem bu düşünce tarzından kurtulunuz. Burada bu konuyu araştırmayıp, okumayan yüzlerce kişiyi, hatta olabilir ki beni de kandırabilirsiniz ama önemli olan kendinizi kandırmaya devam etmeyin lütfen.

    Şimdi gelelim sizden yola çıkarak genel müslüman tavırlarına örnek vermeye, amaç gülüp eğlenelim…

    link to youtube.com

    Prof. Dr. Galin Biserof Asenof’un allah diyen sivrisinek araştırması ile ilgili bir video. Görülüyor ki, sayın profesörümüz hayatında sadece tek bir araştırma yapmış, o da sivrisineğin allah dediğini bulmak olmuş. Onun dışında yaşadığına dair hiçbir şey, delil yok. Yani burada müslüman kardeşlerimiz düşüncelerini ispatlamak için biraz uydurmuşlar. Aynı uzaya çıkan astronotun sözde ezan sesi duyup Müslüman olması gibi, yahut Kuran’dan şifre çıkaracağım diye bazı ayet ve sure sayısı üzerinde değişiklik yapıp, bulduğu rakamı tutturma çabaları da tarihe geçen milyonlarca sıradan “müslüman yalanından” birisi olarak geçip gitmiştir. Çoğu kişi bunları birbirlerine anlatır, inançlarının bir dayanağı olarak görürler. Ha belki siz bunların yalan olduğunu ortaya çıkınca red edersiniz hatta yapanları lanetlersiniz ama yüzlerce yıl önceden gelen, kulaktan kulağa taşınılan ayı ikiye ayırmanın doğru olduğundan şüphe dahi duymazsınız. Yahut göğe yükselme olayından vs vs. Daha hangi birisini saysam, yüzlerce sayılabilir sanırım.

    Bunun yanında, hadi diyelim ki siz, şahitlik etmeyi, inanmak anlamında yani kişi adları sözlüğünde kullanıldığı anlamında kullandınız :))))))))))), tamam hadi bunu kabul edelim, sonuçta siz öyle söylüyorsunuz. Peki dünyadaki tüm Müslümanların ben şahitlik ederim, tanıklık ederim diyerek söylediği sözü bu amaçla mı kullandıklarını düşünüyorsunuz? Zaten çoğu müslüman daha bu kelime-i şahadetin içeriğini bile bilmiyorlar, aynı yine çoğu müslümanın okudukları duaların, namazdaki surelerin veya duydukları ezanların anlamlarını bilmedikleri gibi. O nedenle bir genelleme yaptığımızda, müslümanların ortak yanının anlamını bile bilmedikleri şeyleri inanarak söylemeleri, bilmelerinin mümkün olmadığı konularda yeminler etmeleri, tanıklık etmedikleri şeye tanıklık ettiklerini söylemeleri gibi, genel müslüman özelliğinin yalancılık odluğunu söyleyemez miyiz? Elinizi vicdanınıza koyun, karşımıza çıkan 100 müslümandan 99’u böyle ise ve bir siz istisnasanız, istisnalar kaideyi, genellemeyi bozar mı? Zaten sizde istisna nasıl oldunuz, bir sözcüğü kelime anlamı ile değil, Türkçe sözlük anlamı ile değil, Türkçe deyimler sözlüğü anlamı ile değil, Türkçe atasözleri anlamı ile değil, Türkçe kişi adları sözlüğü anlamı ile kullanıyorum diyerek istisna oldunuz. O nedenle müslümanlar hakkında bir genelleme yaparken, göz ardı edilebilecek bir örnek olduğunuzu düşünüyorum.

    “keske önce TDK´ya göz atsaydiniz..” demişsiniz bana ya keşke keşke :)))))

    Demek kimsenin bu anlamı aklına gelmiyor, Güncel Türkçe Sözlükte yahut Büyük Türkçe Sözlükte yazmıyor ama siz bu anlamında yani inanmak anlamında kullanıyorsunuz tanıklık etmeyi, şehadeti, şahitlik etmeyi. Diyorum ya, hadi bize söyleyin, hadi kendinize söyleyin ama sakın ola bu tür bir ifadeyi mahkemede filan inanmak anlamında kullanmıştım, ama ben şahit oldum derken gördüm demedim ki, öyle inanıyorum anlamında söylemiştim diye kendinizi savunmaya çalışmayın. Başarısız olursunuz.

    Gerçi bunları söyledikçe müslümanları daha fanatikleştiriyor muyum, sonrasında onlar fanatikleştikçe, ne de olsa onlarla dolu bir dünyada yaşıyorum diye kendime bir zararı dokunur mu diye de aklıma köşesine ucuna gelmiyor değil ama işte biz müslüman olmayanlarla müslümanlardan ayıran bir özellik de, menfaatimiz olan yerde değil, doğru olduğunu düşündüğümüz yerde olmamız, menfaatimize olduğunu düşündüğümüz şeyi söyleyen değil, doğru olduğunu düşündüğümüz şeyi söylememizdir zaten. 60’ına gelmiş bir kişinin 6 yaşında birisi ile evlenmesi, 9’una gerdeğe girmesi dünyanın her yerinde, herkese göre yanlıştır ama bir müslüman bunun yanlış olduğunu söyleyemez, Muhammed yanlış yapmıştır diyemez.

    Muhammed yüzlerce yıl önce değil de, 40 yıl önce dünyaya gelmiş olsa ve o gün söylediklerini bu gün söylese, yine inanırdım, yine peygamber olarak kabul ederdim mi dersiniz, yoksa yüzüne bile tükürmeye layık olmayan bir deli olarak mı görürdünüz acaba? Belki o günün şartlarında söyledikleri, uygulamalar yanında biraz göze hoş görünen şeyler olabilir ama bugün öyle midir? Kölelik hala serbesttir Kuran’da yasaklanmamıştır mesela.

    “Kuran’ın Allah’ın sözü olduğunu biliyorum” mu diyorsunuz yoksa samimi olarak her ortamda, “Kuran’ın Allah’tan esinlendiğini söyleyen (iddia eden) Muhammed’in ağzından çıkan sözler olduğunu duydum” mu diyorsunuz?

    Tamam, parantez içi ifadeyi kullanmanıza gerek yok ama şu açık bir gerçektir ki, hiç kimse Kuran’ın Allah’ın sözü olduğunu bilemez. O nedenle doğru olan söylem, Kuran’ın Allah’tan esinlendiğini söyleyen Muhammed’in ağzından çıkan sözler olduğunu duydum, öyle söylendi, öyle okudum” olabilir. Bilimsel ve doğru olan budur.

    Hatta Muhammed bile kendisine malum olan sözlerin, iddia ettiği arı vızıltılarının Allah’ın sözü olduğunu söylemesi doğru değildir. Demesi gereken, bana bir şeyler malum oluyor, bu malumluluğun Allah denilen ilahi varlıktan geldiğine inanıyorum, düşünüyorum demesi gerekir. Sonuçta kendi söylediğine göre Kuran aracılarla kendisine iletiliyor. Kendisine bu sözleri taşıyanın da Allah olmadığına göre, Allah’ın bu sözleri ona emanet ettiğini de görmediğine göre, kendisine malum olan sözlerin Allah’tan geldiğinden kendisi bile emin olamaz ki, yüzlerce yıl sonra doğan birisi olsun.

    Bakış açınızı anlayabilmek, olaya ne kadar bilimsel bakıp, bakmadığınızı görebilmek, anlayabilmek için soruyorum.

  16. Ya mesajı yazıp gönderdikten sonra açılan sayfada yazımı görünce, harcadığım zamana acıdım. Hiç kimseye, hiç bir faydası olmayacak bir konuda gereksiz yere, hem de konu başlığı ile ilgili olmayan hususlarda uzatmışım da uzatmışım. Gerçi istense, daha 10 katı daha yazılacak şey bulunabilir ve her ne kadar Kuran inanmayanlara, kendisinden olmayanlara hakaretlerle dolu olsa da, benim amacım müslümanlara hakaret etmek de değil ama sorular sorarak tarafsız gözle dışarıdan görmelerini sağlamaya çalışıyorum. Başlık sahibi yahut cevap yazdığım kişi mesajımı silmemi isterse silebilirim.

  17. Rahat olun, yarısından sonrasını “okuyamadım” ben de zaten:))

  18. Emeğine sağlık, gayet güzel özenerek yorum yapmışsın. Ebubekir de bize fındık iyi gelir diyor, hani yerseniz hesabı.

  19. Hamlet, yazı uzun ve hatta biraz da sıkıcı. Ama diğer yandan esaslı fikirleriniz, aralarda parlamış. Onları daha da parlatmanız doyurucu olacak, buna şehadat ge.. yok yok İNANIYORUM 😉

  20. Eleman yukarıda yine üfürmüş…

    “kur´an,”tek esli”ligi önerir”

    …

    Bir tanecik TEK EŞLİLİĞİ ÖNEREN AYET istiyorum.

    Kuran orada…forum burada.

    Kuran dan “tek eşliliği öneren” tek bir ayet istiyorum.

    Haydi bre ebubekir…

    Bak sana: “BEN ATMAM, UYDURMAM” mesajı verme fırsatı.

    Bana Kuran dan bir tane tek eşliliği tavsiye eden, ayetten de vazgeçtim, İFADE getir…

  21. Ayrıca…eğer yukarıdaki ifadenin yani “”kur´an,”tek esli”ligi önerir”” iddiasının sahibi olan eleman kuran dan bu dediğini destekleyen bir ayet ya da ifade getirebilir ise, bu güne kadar bu elemanı hedefleyen her türlü hakaret ve de olumsuzluk içeren ifadelerimden dolayı özür dileyeceğim.

    haydi bre ebubekir…

    …ara bakalım!

  22. Ben Kuran’ı savunan birisi olmasam da, geçmişte ezberlemiş birisi olarak Kuran’ın tek eşliliği önerdiği yahut savunduğu mu diyeyim ayet vardır diyebilirim:

    Nisa suresine bu konuya değinilmiştir:

    Nisa 3. Yetimler konusunda adaleti koruyamayacağınızdan korkarsanız, sizin için temiz kılınan kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikâhlayın. Eğer bu durumda adaleti gözetemeyeceğinizden korkarsanız, bir tek kadınla yahut yeminlerinizin/sağ ellerinizin sahip olduklarıyla yetinin. İşte bu, haksızlığa sapmamanız için en uygun yoldur.

    Bu ayette, adaleti gözetemeyeceğinizden korkuyorsanız tek kadınla yetinin deniliyor. Sonra yine aynı surenin 129. ayetini ekliyorum:

    Nisa 129. Tutkunluk derecesinde isteseniz de kadınlar arasında adaleti sağlamaya asla güç yetiremezsiniz. O halde tam bir eğilimle bir yana yönelip de öbürünü askıdaymış gibi bırakmayın. Barışı esas alıp sakınırsanız, Allah çok affedici, çok merhametli olacaktır

    Bu ayette de hırs derecesinde adaletli davranmaya çalışsanız bile buna asla güç yetiremezsiniz demektedir.

    Bu iki ayeti birleştirerek, çok kadınla evlenmek islamda haramdır diyenler bile olmuştur.

    Benim düşüncem Muhammed’in çok kadınla evlenmesinin bir yolu da diğerlerinin az kadınla evlenmesi olduğundan ve kendisine, güç sahibi zenginlere özenenler olmasın, olursa da önlerine bir engel konulabilsin diye böyle bir ayet olmasını uygun görmüş olmalı. Yine Nisa’nın içerisinde hür kadın ile evlenmeye güç yetirememekten korkanların bir köle ile evlenmesini teşvik eden ayet vardır.

  23. “Nibelunga tarafından Cts, 25/02/2012 – 02:40 tarihinde gönderildi.
    Hamlet, yazı uzun ve hatta biraz da sıkıcı. Ama diğer yandan esaslı fikirleriniz, aralarda parlamış. Onları daha da parlatmanız doyurucu olacak, buna şehadat ge.. yok yok İNANIYORUM 😉
    “

    🙂

    Güzel bir konuya şehadet etmişsiniz (eee şehadetin bir anlamı da ne de olsa 6’ıncı anlamı “İŞARET” miş).

    Sonun da Sonsuz.us’da herkes bir konuda birleşmesini sağlamış oldum. Yazımın uzun ve sıkıcı olması konusunda bir konsensüs sağlandı gibi görünüyor 🙂

    Ama bunun yanında fikirlerim ile ilgili iltifatlarınız için, her ne kadar onları nasıl parlatabilirim bilemesem de teşekkür ederim. Bende güzel bir şehadet (7’inci anlamı “İZ”) yarattı.

    🙂

  24. Oldukça savunuyormuş…hele üçer dörder den sonra baya bir yakışıklı kaçmış.

    🙂

  25. çoğu dürtü gibi tek eşliliği de insanlık mülkiyet ile yaşamına sokmuştur. yer edinme ve yalnızlık kaygısı duymayan bireyler pek ala çok eşli yaşayabilirler. nitekim aborjinlerin dediği gibi, “bir çiçekle bahar gelmez” .)

  26. Çok eşlilik doğal olandır. Bakın yine doğru olan veya yanlış olan demiyorum, doğal olandır.

  27. Bu konuya bir ara döneceğim, nasıl olsa sırtımdaki yumurta küfesini boşalttım. 🙂

    Doğada çok eşliliğin yanı sıra tek eşlilik de yok mu?
    Ben bazı hayvanların (Kim ulan onlar diyormuş xenix:)…) tek eşli yaşadığını hatta eşini yitiren kuğuların intihar ettiğini falan duymuştum. Bu konuda bilgisi olan var mı? Yani tek eşli yaşayan hayvanlar hakkında bilgisi olan?…

  28. Bildiğim kadarıyla angutlar tek eşliydi. (Elbette bir kaç tür daha vardır )

  29. eş denince de akla sadece dişinin gelmesi ise ayrı bir şamata konusudur…

  30. Çok eşlilik hakkında yorum okuyacağım derken şahadet’in kelime anlamına takıldım. 🙂

    Hamlet, savınız ebubekir tarafından teknik olarak çürütülmüştür.

    Bu kadar uzun yazmanızın nedeni de haklı çıkma çabanızdır.

    Hangi sözlükte olursa olsun, eğer TDK tarafından yazılmışsa dikkate almak gerekir. Sonuçta dil hakkında yegane referansımız orasıdır.

    Genel kullanım olarak kimsenin inanmaya yorduğunu ben de sanmıyorum.

    Savınızın teknik olarak çökmesi ne kadar hazinse, bir kelime oyunundan faydalanarak bütün müslümanları yalancı konumuna koymaya çalışmanız da aynı derecededir. Kendi yaptığınızda hiç bir yanlış nokta görmezken, ebubekirin yaptığını topyekün lanetlemeniz beni hayal kırıklığına uğrattı. Kelime anlamı hakkında kısmen de olsa yanıldığınızı kabul edip yaygın kullanımına dayanarak bunu ileriye sürdüğünüzü ifade etmeniz daha şık olurdu. Sonuçta kelimenin bir anlamının başka olması sizin şahsi görüşünüzü değiştirmeyecek. Sadece müslümanların ilk dakikadan itibaren yalan söylediklerine dair argümanınızı yitireceksiniz. Sonraki dakikalarda yalan söylediklerine dair yeni argümanlar bulabilir, yeni kelime oyunlarıyla din karşıtlığınıza zevkle devam edebilirsiniz.

  31. İnsan hem tek eşlidir hem çok eşlidir. Ama kendini damızlık görme gibi bir huy var, o karıştırıyor bütün işi. En iyi damızlık muhammed’tir, şehadet ediyorum.

  32. Hamlet’e katılıyorum. Kimse kuranın allah sözü olduğunu bilemez, muhammed bile bilemez, sadece inanır.

  33. Sayın Toruk Makto, sanırım benim yazımın uzun olması nedeniyle dikkatli inceleme imkanı bulamamışsınız.

    Çünkü ben zaten

    “Yani yo yo yo siz inanmak anlamında söylemediniz, herkesin anladığı anlamda söylediniz diye iddia etmeyeceğim. Beyin okuma gücüm yok. “

    demiştim. Yani eğer birisi ben inanmak anlamında söylüyorum derse, öyle dediğini kabul etmekten başka bir çarem olamaz. Yani ben halen, hayır hayır o anlamda söylemedin iddiasında bulunamam, demişim.

    Sonra da “Savınızın teknik olarak çökmesi ne kadar hazinse” demişsiniz ama benim dikkat çektiğim şey ve anlatmak istediğim şeyi siz de söylemişsiniz zaten:

    “Genel kullanım olarak kimsenin inanmaya yorduğunu ben de sanmıyorum. “

    demişsiniz. Yani tamamen bana hak vermişsiniz. Benim öne sürdüğüm savımın tam anlatmak istediğine dikkat çekip, hakverip, savınız çöktü demek komik oluyor.

    Benim demek istediğim de buydu, bir şeyi söylediğinizde, karşınızdakinin anlama ihtimali en yüksek olan ihtimali önemlidir. Sizin de kabul ettiğiniz üzere bunun genel kullanımı ve genel anlaşılma şekli “inanıyorum” şeklinde değildir.

    O nedenle illa çöken bir şey varsa, benim savım değil, dindarların, kitabına uydurma çabalarıdır maalesef çöken şey.

    Yine “bir kelime oyunundan faydalanarak bütün müslümanları yalancı konumuna koymaya çalışmanız…” demişsiniz ki, yine tarafsız, yahut vicdanlı herkesin öngöreceği üzere, ille bir çalışmadan bahsedeceksek, bir kelime oyunundan faydalanarak bütün müslümanları yalancı konumundan kurtarmaya çalışanlardan bahsedebiliriz ancak.

    Hem sizin de dediğiniz gibi bu kelimeyi kimsenin “inanma” anlamında kullanmadığını kabul edeceksiniz, hem de asıl kelime oyunu yapıp, inanma anlamını ön plana çıkaranları haklı göreceksiniz, pes yani, bu müslüman kafa çalışma şeklini bir türlü anlayamadığım gibi, tüm anlama çabalarım da müslümanlarla ilgili daha olumsuz düşüncelere sahip olmama neden oluyor, çünkü her şeyi kendi kitaplarına uydurmak için eğip, büküp, hatta tam tersine çevirmeye çok yatkınlar.

    “Kelime anlamı hakkında kısmen de olsa yanıldığınızı kabul edip yaygın kullanımına dayanarak bunu ileriye sürdüğünüzü ifade etmeniz daha şık olurdu.” demişsiniz ki, benim yazımı gözucu ile bile okumadığınızı düşünmeye başlayacağım neredeyse. Ben, eğer birisi bu sözü Türkçe Büyük Sözlük anlamı ile değil, herkesin anladığı anlamda da değil, bilmemne sözlüğünde yazan 9 anlamından 7. anlamı ile kullandığını, benim anladığım değil de, kendisinin bu anlamında kullandığını söyleyerek ifade ederse, kabul etmekten başka bir çarem olamaz diyerek buna dikkat çekmişim zaten yazımda. Sadece, iletişimde, bir ifade kullanırken, dışarıdan nasıl anlaşılacağının da önemsenmesi gerektiğine dikkat çekmişim.

    Ben şimdi burada bir kelime kullanırım, hem de benim apaçık bunu hakaret amaçlı kullandığım belli olan bir kelime kullanırım. Her okuyan bunun hakaret olduğunu anlar, bilir. Ama bu kelimenin bilmem kaçıncı anlamı da değil, TDK Büyük Sözlük anlamı da değil, kişi adları sözlüğünde, bilmemkaçıncı anlamı hakaret olmayan bir anlamdır, ben kendimi savunmak amacıyla, yo yo ben küfür, hakaret anlamında söylememiştim, şu sözlükte, şu anlamının, eş anlamlısı olarak, o anlamda yazmıştım demem çok anlamlı olmaz diye düşünüyorum.

    Türkçe lastik gibidir derler, nereye eğer, bükersen, oraya uzar derler, o nedenle bir kelimeyi kullanırken, herkesin açıp baktığı sözlük manasından birisi de olmayan bir anlamda kullanıyor ve 100 okuyanın 99’unun anladığı anlamda kullanmıyorsanız, kendinizi doğru ifade etmek yeteneğinden yoksunsunuz demektir.

    Hal böyle iken, bir de hem de beni suçladığınız, benim yaptığımı iddia ettiğiniz şeyi siz yapmışsınız. Beni başkalarının söylediklerini kendi düşünceme göre yorduğum iddiasında bulunup, sonrasında benim yazım ile ilgili olarak “Bu kadar uzun yazmanızın nedeni de haklı çıkma çabanızdır.” tespitinde bulunarak, yazım ile ilgili benim söylemediğim bir tespitte bulunmuşsunuz. Bari yaptığınız suçlama ile aynı yazı içinde, karşınızdakini suçladığınız konuda aynı suçu işlemeyin.

    Sonra da “yeni kelime oyunlarıyla din karşıtlığınıza zevkle devam edebilirsiniz.” diye bir şey söylemişsiniz ki, artık yazınızı sırf hakaret, laf sokmak amaçlı yazdığınızı düşünmeme neden oluyor, arka arkaya gelen bunca dayanaksız suçlamalar ve bu nedenlerle aynen size iade ediyorum ifadelerinizi.

    Eğer ortada bir kelime oyunu yapan varsa, savunduğunuz kişinin yazdıklarında aramak lazım bu kelime oyununu. Kullandığım kelimenin herkes tarafından anlaşıldığı şekilde, Türkçe Büyük Sözlük anlamı ile de değil, bilmemne sözlüğünün bilmekaçıncı anlamında kullandığımı iddia eden ben değilim. O nedenle bu hakaretini al, ebubekir’e münasip şekilde sununuz. (ki ben hala o kişi inanma anlamında kullandım diyorsa, öyle kabul etmek zorundayım da diyen birisiyim. Hala nerede, neyin kelime oyunu yapıyormuşum merak ettim.)

    (müslüman olduğunuzu farzediyorum, yanlışsa düzeltiniz),
    Bir de beim din karşıtlığımdan bahsetmişsiniz ya, inandığınız değerlere dua ediniz ki, benim din karşıtlığım, inandığınız allahın, kitabın ve buna inananların, inançsız karşıtlığı boyutunda değil!

    Ben birisi dine girdi yahut çıktı diye katledilmesini vazetmem. Birisi karikatür çizdi yahut kitap yazdı diye katli vaciptir demem. Birisi tweeter da içinde hakaret bile olmayan bir düşüncesini dile getirdi diye idama mahkum etmem. Dua edin ki, din karşıtlığım inandığınız değerlerin dinsizlik karşıtlığı ile kıyaslanamayacak kadar barışçıl, anlayışlı ve hakaretlerden, tehditlerden uzaktır.

    Bir de bu bahsettiğim olaylara, yaşadığımız ülkedeki müslümanların verdiği yorumları okuyorum, karikatür çizenlerin katli, şeytan ayetlerini yazan yazarın katli, Muhammed hakkında hiçbir hakaret içermeyen çocuk yaştaki kişinin idam kararı hakkında yapılan yorumları okuyorum da, öldürülmelerine hak veriyorlar ya, işte o zaman şu sözün gerçekçiliğine bir kez daha inanıyorum ve altına imazamı atıyorum:

    “İyi insanın iyi şeyler, kötü insanın kötü şeyler yapması için dine ihtiyaç yoktur. Ama iyi bir insanın kötü şeyler yapması için din şarttır.”

    Gerçekten de öyle, iyi bile olsa insan, müslümanlıkla, kuranla ilgili her şeyi doğrudur şartlandırılması ile adam bile öldürebilir maalesef. Yazık, yazık… Kuranda bahsi geçen ve cennet vaadi olan, (yaklaşık 11 yaşı ifade eden) turunç göğüslü sabileri hayal ederek, eğilip kalkmaya devam edin, ne diyeyim.

    Bir dua tavsiyesinde daha bulunayım. Dua ediniz ki yine, inandığınız gibi bir allah olmasın. Yatıp kalkıp, inandığım gibi bir allah yoktur umarım diye dua ediniz. Çünkü inandığınız özelliklere sahip bir allah varsa ve göndermediği bir kitaba, o gönderdi diye inanıyorsanız, ona ait olmayan sözleri, o söyledi diye iddia ediyorsanız, sizi cehenneminde cayır cayır yakacaktır. Diyorum ya dua edin de inandığınız gibi bir allah olmasın. Yoksa yandınız…

  34. Kelime oyununu sadece sizin yaptığınızı söylemedim ki. “Savınızın teknik olarak çökmesi ne kadar hazinse” derken ebubekirin de aynı şeyi yaptığına dikkat çekmiş oluyorum. Oysa daha kolay bir manevra sahası vardı. Kelime genel kullanım olarak öyle algılanmıor olabilir ama kelimei şahadet getirirken herkes bunu inanmak anlamında kullanır diyebilirdi. Bu bence daha etkili olurdu.
    Size bir konunun belli bir bölümünde hak vermiş olmam hakkınızı teslim etmemden kaynaklanır. Konunun bütününde yaptığınızı doğru bulmadım. Amacım ne şiş yansın, ne kebap yansın tavrından hareketle eyyamcılık etmek değildi.
    Sonuç itibari ile hem kalben hem de teknik olarak müslümanların ilk dakikada yalan söylemediğinde hemfikir miyiz? (Ortadaki verilerin hepsi bu yönde)

    ““Yine “bir kelime oyunundan faydalanarak bütün müslümanları yalancı konumuna koymaya çalışmanız…” demişsiniz ki, yine tarafsız, yahut vicdanlı herkesin öngöreceği üzere, ille bir çalışmadan bahsedeceksek, bir kelime oyunundan faydalanarak bütün müslümanları yalancı konumundan kurtarmaya çalışanlardan bahsedebiliriz ancak. “ demişsiniz.
    Sizce ikisi de aynı şey değil mi? Hatta ilk olması itibari ile sizinki daha ağır basmıyor mu?

    ““Hal böyle iken, bir de hem de beni suçladığınız, benim yaptığımı iddia ettiğiniz şeyi siz yapmışsınız. Beni başkalarının söylediklerini kendi düşünceme göre yorduğum iddiasında bulunup, sonrasında benim yazım ile ilgili olarak “Bu kadar uzun yazmanızın nedeni de haklı çıkma çabanızdır.” tespitinde bulunarak, yazım ile ilgili benim söylemediğim bir tespitte bulunmuşsunuz. Bari yaptığınız suçlama ile aynı yazı içinde, karşınızdakini suçladığınız konuda aynı suçu işlemeyin. “
    Bu suçlama ya da saldırı değil. Tespit ve yorum. Değerlendirirseniz sizin için iyi olur kanısındayım. Zamanında hepimizin yaptığı ve bir şekilde çaktırmadan yapmaya devam ettiği bir şey. Özellikle de forum ortamlarında. En azından bu kadar bariz belli edecek şekilde yapmamaya özen gösterirseniz iyi olur. (sizin için) Beni rahatsız etmez.
    Bunları söylememin bir nedeni de ebubekir’in çoğu zaman tek taraflı yargılanıp asılmasıdır.
    O söylemiş olsa kimse kaale almazdı. Muhtemelen benim gördüğümü herkes görmüştür fakat bu şekilde kimse ifade etmekle falan uğraşmaz. Çünkü muhatap ebubekir. Müstehak diye düşünürler. 🙂 Görüşlerinin tamamını paylaşmıyor olsam da ortaya koyma şekline başından beri saygı duymuşumdur, beğenmişimdir. Amacım onun avukatlığını yapmak da değil. Müslümanlığa bu kadar sallamanın yersizliğini ve şeklinin gereksizliğini ifade etme gereği duymuş olmam. Görüldüğü üzere kendisini aşkla şevkle savunuyor ve bundan keyif alıyor. 🙂 Zaten Hz. Muhammet’in götürdüğü hatunlardan, esirlerden, oradan buradan sıkıştırılacak onlarca şey var. Haybeye uğraşmayın yani.

    Sadece kötü müslümanları görmenin de kimseye faydası olmaz. Bu ülkeye ve dünyaya hayrı dokunmuş yüzlerce zararsız ve insaflı müslümanı da görmezden gelmemek gerekir. Sonra, bir insan düşünsel dünyasını dinle kısıtlamaya meyilliyse bu tercihinden dolayı suçlanamaz. Küçümsediğimiz o sınırın içinde bile görülmeyen muhteşem şeyler olabilir ve o insan için son derece doğru bir tercih olabilir. Sizin için böylesi daha iyidir, onun için öylesi. Bütün dünyayı sizleştirmeye çalışmanızın size zarar olur sadece…

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.