DÜNYA KARARIYOR…

ABD ve Avrupa’da son yirmi yildir geliyorum diyerek yükselen gericilik dalgasi geçtigimiz birkaç sene içerisinde tepe yapti. Bugüne kadar elde edilen veriler, ABD’de her türlü tarikatin mantar gibi çogaldigini ve bunlarin sayisinin tahmin bile edilemedigini, Avrupa’da Vatikan’in nüfuzunun eskisinden çok daha fazla hissedildigini gösterdi. Uzmanlar ABD’de ve Avrupa’da yasayan pek çok insanin siyasi tercihlerini ve gündelik hayatini tamamen dini referanslarla sekillendirdigine dikkat çekiyorlar.

ABD tarikat cenneti
ABD’de, özellikle siyasi alanda tarikatlarin etkisi hizla artiyor. Büyük bir mali güce ve güçlü iliskilere sahip olan tarikatlar, seçimlere yatirdiklari paralarla destekledikleri adaylarin galip gelmesini saglayabiliyorlar. ABD’nin en büyük medya gruplarindan bazilari bu tarikatlarin kontrolünde. Bunun en önemli örnegi ABD’nin etkili gazetelerinden biri olan Washington Times’in da bagli oldugu “News World Communications” isimli medya grubunu elinde tutan Moon tarikati. Washington Times ABD’de muhafazakar yönetimin en önemli destekçileri arasinda. Uzmanlar ülkedeki sagci basinin baslica temsilcilerinden olan bu gazetenin yaptigi yayinlarla yönetimin politikalarini önemli ölçüde belirleyebildigini belirtiyorlar.

Moon tarikatinin sahip oldugu medya grubu sadece ABD sinirlari içerisinde faaliyet göstermekle kalmiyor. Bu tarikatin basta Uzak Dogu olmak üzere 150 kadar ülkede, CIA ile isbirligi içerisinde, basin alaninda faaliyet gösterdigi biliniyor. Moon tarikatinin ilgi alanlarindan birisinin de Türkiye oldugu yakin geçmiste yaptiklari bazi haberlerle ortaya çikmisti. Bu gazetede “AKP Türkiye’yi Islamofasist bir darbeye mi götürüyor?” baslikli yazida Türkiye’de Islamci darbe yapilmak istendigi seklindeki ifadeler üzerine baslayan tartisma Türkiye gündemini uzun süre isgal etmisti.

Bu tür tarikatlarin destegini arkasina alan George W. Bush liderligindeki yönetim, özellikle Irak isgaliyle birlikte bu gericiligi körükleyen ve kullanan bir politik söylem gelistirdi. Bush Irak’i isgal etmek için “Tanri tarafindan görevlendirildigini” söyleyecek kadar ileriye gidebilmisti. Irak savasi esnasinda oldugu gibi, Iran’a müdahale gündemi isindirildikça yönetimin özellikle ülke içesirisinde dini temalari öne çikardigi görüldü.

Yapilan degerlendirmelere göre, gericiligin bu sekilde tirmandirilmasi, bir yandan ABD emperyalizminin hedef aldigi halklara karsi dini farkliliklar üzerinden bir düsmanlik üretmeyi amaçliyor, diger yandan ABD’nin saldirgan politikalarini elestiremeyecek bir toplum dokusu yaratmayi gözetiyor.

ABD’lilerin yüzde 30’u köktendinci
Siyasi alanda gericiligin etkinligini arttirmasi, ABD halkinin günlük hayatini da dogrudan belirlemis durumda. 2002 yilinda Sikago Üniversitesi Ulusal Düsünce Arastirma Merkezi’nin yaptigi bir arastirmaya göre halkin yüzde 30’u kendisini köktendinci olarak tanimliyor. 2002’den bu yana bu oranin arttigi tahmin ediliyor.

ABD’den son birkaç ay içerisinde gelen haberler bile gericiligin ulastigi boyut açisindan ortaya son derece sasirtici bir tablo koymustu. Bu baglamda, Domino’s Pizza’nin kurucusu Tom Monaghan tarafindan, ABD’nin Florida eyaletinde “Katolik kasabasi” insa ettirildigi basina yansimisti. Bugünlerde bu ülkede en çok konusulan konulardan biri ise basta Hollywood yildizlari olmak üzere pek çok ünlünün üyesi oldugu Scientology adli tarikat. Tarikatin ögretisi ve üye olan ünlülerin isimleri, ülkede en çok merak edilen konular arasinda yer aliyor.

Avrupa’da gizli gündem din
Veriler hizla yükselen gericilesmeden Avrupa ülkelerinin de pay aldiklarini gösteriyor. Son olarak, Almanya Basbakani Angela Merkel’den, AB anayasasinda Hristiyanliga atif yapilmasi gerektigi seklinde bir açiklama geldi. Uzmanlar Merkel’in bu talebiyle AB’ye dini hüviyet kazandirmaya çalistigini ve bunun Avrupa’daki seküler birikime darbe vuracagi yorumunu yapiyorlar.

Bu gericilesmenin arkasinda yatan nedenlerden biri, artan issizlik ve sosyal sorunlar sonucunda açiga çikan öfkeyi basta Müslüman gruplar olmak üzere göçmenlere yönelik bir tepkiye dönüstürebilmek. Avrupa’da özellikle göçmen düsmanligi üzerinden hortlayan irkçilik, Hristiyan kimliginin öne çikarilmasi ile de destekleniyor.

Gericiligin bu sekilde yükselmesi ile birlikte, Dogu Avrupa ülkeleri basta olmak üzere, Avrupa genelinde kilisenin toplumsal hayatta son derece etkinlestigi belirtiliyor. Bunun en son göstergesi, Papa 14. Benedict’in Polonya’da 1 milyon kisi tarafindan karsilanmasi oldu. Eski Hitler Gençligi üyesi Papa’ya Polonya’da yapilan sevgi gösterisi Vatikan’in Avrupa’daki gücünü bir kez daha gözler önüne serdi.

Vatikan’in artan gücü, Katolik kilisesini toplumu ilgilendiren önemli siyasi ve sosyal konularda en belirleyici mercilerden biri haline getirdi. Bilindigi gibi geçtigimiz yil Italya’da yapilan bir referandum bu açidan büyük bir tartisma yaratmisti. Referandum yapay döllenme, kürtaj ve embriyoya ön müdahale ile ilgili düzenlemeleri halkin oylamasina sunmus, kilisenin düzenlemelere karsi çikmasi nedeniyle “hayir” oyu çikmisti.

Yine Türkiye’nin AB’ye alinip alinmamasi tartisilirken, gündemin ilk siralarinda Türkiye’nin agirlikli olarak Müslüman bir nüfusa sahip olmasi yerlesmisti. Bu tartisma büyük oranda, demokrasinin Hristiyanlik disinda bir dinle bagdasip bagdasmadigina odaklanmisti.

6 yorum “DÜNYA KARARIYOR…”

  1. Insanlarin siyasi tercihlerini bile genellikle dine olan bakis acilari bazinda verdikleri onceden beri dikkatimi cekmekteydi. Bu hem muhafazakar, hem de laik kesim icin gecerli. Turkiye’de sol partilere oy vermeyenlerin onemli bolumu, dini acidan muhafazakar olduklari icin vermezler oylarini bu partilere. Verenlerin onemli bolumu ise bu partiler laikligin savunucusu diye veriyorlar oylarini genellikle. (Bu ikinci kisma hak veriyorum, cunku dinin urkutucu yonunu gorenlerin verdikleri dogru bir karar bu bence. Ortada din tehtidi varken, baska bazlara gore siyasi tavir takinmak mevcut tehlikeyi kucumsemek olur). Fakat aci olan, normalde baska bazlara gore siyasi kararlarini verecek olanlarin bile, ortada bir din tehdidi gorduklerinde oncelik sirasini bu konuyu vermek durumunda hissetmeleri kendilerini. Bu ulkeyi kim daha iyi yonetir ve ekonomi, ic ve dis politikalar gibi konularda hangi tavirlar takinilmalidir gibi siyasi alanda asil dusunulmesi gereken konularin ikinci plana atilmasina yol aciyor din tehdidi.

    Ama asil sorun siyasi kararlarini verirken gozleri dinden baska birsey gormeyenlerde. Alelade bir vatandasa “Komunizmi neden sevmiyorsun?” diye sordugunuzda ornegin, alacaginiz cevap “Cunku konunizm dini reddeder” turunde bir cevap olmaktadir. Yani insanlar sosyalizm ya da komunizm gibi bir sol akimi, hatta sosyal demokrasiyi bile degerlendirirken, bu siyasi gorusun dine olan bakis acisina odaklaniyorlar. Sozkonusu siyasi gorusun asil degerleri, prensipleri, uygulanabilir olup olmadigi ya da temel fikir ve degerlerinin paylasilip paylasilmadigina bile gelmiyor sira. Zaten pek cok kisi bu akimlarin ne dedigini ve ne anlama geldiklerini bile bilmiyor ya, o ayri konu.

    Bu ne kadar korkunc bir durum dusunebiliyor musunuz? Insanlar siyasi kararlar alirken din bazinda dusunup aliyorlar kararlarini. Isin ekonomik, sosyal, dis ve ic politikayla kisimlari pek cok kisi icin ikinci planda kaliyor.

    Ondan sonra da neden din ile bu kadar ugrastigimizi soruyorlar bazilari. Din toplum hayatinda o kadar onemli bir etkiye sahip ki, onu asmadan insanlarin onemli bolumunu baska konulara kafa yormaya bile davet edemiyorsunuz. Din ile ugrasmayacagiz da ne yapacagiz?

    Bence bu durum din tartismalarini gereksiz ve onemsiz goren pek cok sol goruslu ve sosyalist arkadasin da dusunmesi gereken bir nokta. Sosyalist kesimden katilimcilarin yorumlari olur, derler ki “Ben aslinda din tartismalarina karsiyim. Din tartisarak bir yere varilmaz. Asil sorun ekonomiktir ve kapitalist sistem ile iligilidir. Bu sorunlar ortadan kalkarsa dinin somuru araci olarak kullanilmasi geregi de ortadan kalkacagindan dinin zararlarinin onune gecilecektir, vs” tarzinda yorumlar yaparlar.

    Bence boyle dusunen arkadaslar dinin toplum uzerindeki bu derece guclu etkisini ya gormuyor, ya da gormezden geliyor. Din engelini asip, kendi fikirlerini halkin kafasina dahi sokamadiklarini unutuyor bu arkadaslar bence. Din oyle bir blok koyuyor ki insanlarin zihnine, o engeli asip gerilere ulasmak ve demek istedigini insanlara anlatmak bile mumkun olmuyor pek cok durumda.

    Bu yuzden bence once insanlari mumkun oldugunca objektif birer dinleyici durumuna getirmek lazim. Bunun icin de en onemli kosullardan biri, din ve dini inancin etkisinin zihinlerden silinmesini veya bu etkinin azaltilmasini saglayacak yonde girisimlerde bulunmaktir. Bu ise egitimle olacak birsey. Bu forumlarda yapmaya calistigimiz da az cok o zaten yillardan beri.

  2. “din ve dini inancin etkisinin zihinlerden silinmesini veya bu etkinin azaltilmasini saglayacak yonde girisimlerde bulunmaktir. Bu ise egitimle olacak birsey.”

    Hangi eğitimle?

  3. İnsanların olaylar arasındaki sebep sonuç ilişkisini kurmasını sağlayacak laik ve bilimsel bir eğitim ile

    Ama bu cehalatten beslenen politikaların ve politikacıların dünya genelinde dahi hakim olmasından dolayı bu süreç kolay değil ama imkansızda değil aksi takdirde yeniden bir ortaçağ karanlığına gireceğiz hiç şüpheniz olmasın

  4. Dünya ve insanlık öyle bir noktaya gidiyor ki bundan dolayı hiçte kötümser değilm. Ne kıyamet senaryolarına ne yeni yetişen nesil aman şöyle kötü böyle duyarsız masallarına, ne de ortaçağ karanlığına dönüyoruz söylemlerine katılmıyorum.

    xenix

  5. “Dünya kararıyor” başlığını benim “Beyaza boyayalım kampanyası” yazımla birlikte okuyun lütfen.

  6. İnsan/İnsanlık cinnet geçiriyor, bu konuda ben de kötümser değilim (!)

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.