Dünyanın kuzey kutbu ile göney kutbu arasında bir delik açtığımızı düşünürsek bu deliğe bıraklılan taşın hareketi nasıl olur?
Dünyanın kuzey kutbu ile göney kutbu arasında bir delik açtığımızı düşünürsek bu deliğe bıraklılan taşın hareketi nasıl olur?
Serbest düşmeye başlar, dünyanın merkezinden geçerken en yüksek hızına ulaşır, sonra tekrar yavaşlamaya başlar ve diğer kutup noktasına ulaştığında hızı tekrar sıfır olup tekrar serbest düşmeye başlar. Yani bir sarkaç gibi iki kutup arasında gidip gelir.
Hava sürtünmesini hesaba katarsanız, git gide azalan şekilde bir salınma yapıp dünyanın tam merkezinde durur.
Sürtünmesine de gerek yok bence… Tam merkezde çekildiği yer sonbulacağı için durur. Yüklendiği kinetik enerji varsa belki merkezi biraz geçer ama geçer geçmez yine geri döner. Kinetik enerji yer çekimi tarafından emilecektir. Taş merkeze geldiği andan itibaren karşı kutbun yer çekimi taşa karşı itme şeklinde kuvvet uygulamaya koyulacaktır….
katılıyorum
Deliğin içerisinde hava olmadığını düşünürsek (uzay boşluğu gibi) nasıl davranır peki?
Çözme çalışmalarım sürüyor şu ana kadar 3 tane a4 kağıdı bitirdim ama daha çözemedim. Bence kağıdı kalemi elinize alıp öyle çözün ve kürenin hacim(dünyayı küre gibi düşünürsek) formülü, kepler çekim yasası ve zamansız hız yasasını bilmeden yapılamaz. Ya da yapsanızda emin olamazsınız. Birde sürtünmeyi işin içine katmıyoruz. Yoksa limit hız falan işin içine girer. O zaman kağıt kalemi alıp çözmektense dünyanın eksenine bir delik açıp gerçekten ne olacağına bakmak daha kolay iyi bir fikir olur :))
Tabin isminizin başında prof veya doç gibi kısaltmalar bulunmuyorsa 🙂
Zaten benim verdiğim cevap da düşünerek değil, anımsama yoluyla hasıl oldu Research. Lise yıllarında, daha doğrusu üniversite sınavına hazırlanırken bir derste tartışılmış ve çözülmeye çalışılmış ve sonucu da böyle çıkmıştı diye hatırlıyorum.
Hatta şöyle demişti hocalarımızdan biri; “Evet çocuklar, düşününce biraz tuhaf gelebilir ama, karşı kutuptaki deliğin başında bekleyenler önce kendilerine doğru bir taşın gittikçe yavaşlayarak geldiklerini görecekler, sonra bu taş tam önlerinde duracak ve tekrar düşmeye başlayacak”
Gerçi xenix de bir ara öğretmenlerinden bahsetmişti ya..neyse ben susayım:))
Karmaşık sayılar işi karıştırdı aslında. Soruyu çözerken bir uzunluğu karmaşık sayı olarak verdi bilgisayarım. Orda tıkandım, biraz deneme yanılmaya başvuracağım çözeceğime ben inandım sende inan Gamaro :))
Gamaro zaten çözmüş, sürtünmesiz ortamda gamaro’nun cevabı doğru. Sürtünmeli ortamda benim yazdığım.
Nasıl çözdün anlatsana sürtünmeli ortamda
Bizim hocalar iyi hocalardı, ben hep söylerim zaten :))
Enerjinin korunumu yasasından çözdüm.
Elma kuzey kutbunda E=mgh potansiyel enerjisine sahiptir. Merkezde E=1/2mv2 maksimum kinetik enerjisine sahiptir. Eğer sürtünme girerse işin içine sürtünmeye harcanan enerji toplam enerjiden eksilecektir. Ve durmaksızın eksileceğinden en sonunda elma ortada durur (0 enerji ile).
Eğer sürtünme olmazsa enerji korunacağından, sonsuza kadar potansiyel enerji kinetiğe, kinetik enerji potansiyele dönüşüp duracaktır ve bu da bir salınımdır.
Maksimum kinetik enerjiye merkezde sahip olmaz. Çünkü çekim yasasına göre elma aşağıya yani daha doğrusu merkeze giderken yolun ortalarında bir yerde ivmesi, G*M(dünya)/(R’2(Dünyanın elmanın merkeze uzakluığı ya da yarıçap)) değerinden başlayarak 0 değerine kadar parabolik olarak azalır. Sonra ivme eksi değerini alır. Aslında ivmenin eksenle arasında kalan alan daima pozitiftir ama yukarıdan elmayı atan gözlemci bu noktadan sonra elmanın yavaşladığını görür. Ve elmanın hızının nerde 0 olacağını ancak hesaplayarak bulabiliriz.
Bende öyle diyorum, dünyanın merkezinde ivme sıfır olur fakat hız maksimum olur. İvmenin azalması hızın azaldığı anlamına gelmez.
Sizin dediğiniz dünyanın merkezine gelmeden elmanın yavaşlaması???
Yani merkeze yakın bir yerden elma atarsak yukarıya doğru mu çıkacak?
İvme merkeze varmadan 0 olur sonra eksi değer alır. İvme eksi olunca hız azalmaya başlar.
Evet
Evet çünkü:
R=Dünyanın yarıçapı
G=Çekim sabiti
M=Dünyanın kütlesi
Elma f=m.a kuralına tabiidir.
Elmanın yere düşmesi bildiğiniz gibi yerçekiminden kaynaklanır. Ve yine bildiğiniz gibi düşmek aslında merkeze doğru gitmek demektir. Yani uzayda düşmek diye birşey yoktur zaten.
Elmanın düşmesi için gereken kuvvetin formülü F=GMm/R^2
m.a=GMm/R^2 eşitliğinden a(yerçekimi ivmesi) ni buluruz.
Bu ivme görüldüğü üzere M ye bağlıdır ve M nin yönüne de bağlıdır.
İlk başta sanki bütün dünyanın kütlesi merkezde yoğunlaşmış gibi işlem yapılır.
Sonra elma R yolunu bir müddet aldımı gözlemciyle elma arasında kalan dünyanın kütle merkezi hesaplanıp ters bir f kuvveti elde edilir.
Bu ters kuvvet elmadan gözlemciye doğrudur ve ivmeyi 0 yapar bir müddet sonra ve bu olay merkeze varmadan gerçekleşir.
Tüm bunlar xenix’i siteye çekmek için di mi?:)
Sanırım kütle merkezi konusunda yanıldım 🙁
Arkadaşlar ben bir şey sorayım; Merkeze doğru ilerlerken özellikle merkeze doğru yaklaştığında, Az da olsa taşın çevresi tarafından da bir çekim söz konusu olmaz mı?
Alanya’da Kızılkule vardır. Kuleden deniz bir hayli yüksektir ve atılan taş asla denize düşmüyor. Atlasanız denize düşeceğinizi sanıyorsunuz ama, attığınız taş denize düşmüyor. Hep düşünmüşümdür: Yer yandan da mı çekiyor? Biraz garip bir soru oldu ama, formülleri sizin kadar bilmiyorum, uslamlama benimki… Hoş görüle:)
Dünyanın ortasına bir delik açarsanız eskilerin deyimiyle “cereyan yapar”.
Sayın Aktaş, orada muhtemelen yer yandan çekmiyor, gök yandan itiyordur. Yani bilimsel tabirle hava vorteksi vardır. Halk arasında ki tabirle rüzgar oraya sürüklüyor olabilir. Bir diğer ihtimalde Piza Kulesi gibi eğik bir kule olabilir.
xenix
Ekvatordan aşağısının kopuk olduğunun düşünürsek nasıl olur?
YANİ YARIM KÜRE ŞEKLİNDE OLURSA
Eğer sürtünme yoksa, ağırlık merkezine simetrik şekilde serbest salınım yapar.
Sürtünme varsa ağırlık merkezine kadar yavaşlayan salınım yapıp durur.
xenix
Uzay boşluğuna uçmayacağından emin misin?
Sürtünme yoksa, zaten taş, boşlukta gidip geliyordur.
Bu yüzden eminim, senin yukarıya doğru attığın taş, nasıl uzay boşluğuna gitmiyorsa bu taşta gitmez korkma.
xenix
Korkmuyorum :))
Bence Hüseyin Aktaş’ın durumu göz yanılması. Çünkü bende Baraj’a yüksekten taş atarken çok kolay suya ulaştıracağımı hissediyorum ama ilginç bir şekilde yetişmiyor.
Sonsuzun ilk yorumu doğru ve eklenecek birşey bulunmuyor.
Merkeze yaklaştıkça g artmaz, azalır. Aşağı doğru gittikçe ağırlığı artmaz, azalır.
Geriye bir tek 2. madde kalıyor. O da doğru.
xenix: Takiplerim
Bu taş bir yere kadar gider, bir yerden sonra dünyanın derinliklerindeki yoğunluktan dolayı havada kalır. Taş bildiğin havada yüzer. Bu kadar basit aslında.
Bu sorunun bide şu şekilde sorulduğunu hatırlıyorum, yine aynı delikten içeri doğru sürünerek girerseniz diğer uçtan çıktığınız zaman ilk ayaklarınız mı yoksa başınız mı çıkar ?
Önce çıkar ellam.
Muhtemelen parçalarınız ayrı ayrı çıkarlar.
xenix: Takiplerim
Olasılıkları söyleyeyim:
1)Sürtünme varsa Bıraktığın andan itibaren elmaya etkiyen kuvvetler
aşağıya doğru Ağırlık (mg) ve yukarıya doğru havanın sürtünme kuvveti.
cismin ivmesi g olacak ve merkeze yaklaştıkça g artacağından sürekli hızlanacak.
Aşağıya doğru gittikçe ağırlığı da artacak.
Elma tam merkeze geldiğinde duramaz kazandığı hızdan dolayı hareketine devam eder fakat bu sefer çekim kuvvetine karşı iş yaptığından yavaşlar.Hızı tam sıfır olduğu anda durur ve geriye doğru hareket eder yine kazandığı hızdan dolayı duramaz ama en sonunda tam merkezde durur.
2)Sürtünme yoksa basit harmonik hareket yapar sürekli gidip gelir.
3)Diğer bir teori Kaçış ( Kurtulma Hızı) ile alakalı.Her gezegenin bir kurtulma hızı var.
Eğer elma bu hıza ulaşırsa ( Dünya için bu hız 11,2 km/s ‘dir) kütle çekim alanındaki kinetik enerjisi bağıl potansiyel enerjisine eşit olur ve elma uzaya fırlar.Ama bu hıza ulaşması zor.
4)Elma aşağıya doğru inerken Dünya da Güneş etrafındaki dönme hareketine devam edecek.Yani elma , o boşluğun bir tarafına çarpabilir bu da dengeleri tamamen değiştirir.
Sonuç olarak hiçbirzaman deneyemeyeceğimiz birşey , bir sürü şey olabilir.
Dediklerimden hiçbirşey anlamamışsn.
G=m.g ‘den ezberlediğiniz Fizik formüllerini pratiğe uyarlamak yanlış birşey.
Dünyanın çekim ivmesi merkezine doğrudur.Merkeze yaklaştıkça g azalır tamam.
Ama benim burda bahsettiğim şey sence yer çekimi kuvveti mii? Yoksa serbest düşme yapan cismin ivmesi mi ? Yazduğım yazıyı bir daha oku.
Merkezde mıknatıs var gibi düşün en dibe doğru çekiyor o çektikçe ivmen artar.
Serbest düşme yapan cisimlerin ivmesi nedir? ”g” dir.
Cisim aşağıya doğru hızlanacak.
Elma atıldığı andan itibaren dünya da Güneş etrafında dönmeye devam edecek.Elmanın kenarlara çarpma olasılığı var.
Yorumum -2 almış 🙂 Siz hakikatten Fizik bildiğinize emin misiniz?
xenix doğru söylüyor. g zaten serbest düşme yapan cismin ivmesidir. Merkeze doğru azalır. Siz hız ile karıştırıyorsunuz. Hız artar demek isterken, ivme artar diyorsunuz. Hızın artmasını da açıklamıştım yukarıda.
Ayrıca dünya güneş etrafında dönerken içindekilerle birlikte döner. Bağımsız hareket etmezler.
Sayın Sonsuz,
elma deliğin içinde bir yerde asılı kalmaz mı? Bunun ivmelenme vs ile olmasından ziyade dünyanın derinliklerinin yoğunluğuyla ilgisi var. Haksız mıyım?
Bir teselli ver …
Hava sürtünmesi veya bir başka sürtünme varsa gidip-geldikten sonra epey, asılı kalır. Ama sürtünme yoksa, yoğunluk olsa bile bu yoğunluk onu hep çekeceğinden hız kazandıracaktır.
parçuket anladığım kadarıyla elf, senin yaşlarda veya daha küçük. İlgileniver kendisiyle. Temel fizikten başla anlatmaya.
xenix: Takiplerim
Vay be hic dusunmemistim, saniyordumki soganin cucugu gibi dunyanin ortasi cekim merkezi , Halbuki orda cekim sifir (yada her yonden esit cekim) .
Tasi goturup orya biraksak hic bi yere gitmez yani, bu durumda tasin hareketi eliptik hizlanma , sifir ivme maximum hizla merkezden gecis ve eliptik yavaslama oluyor. surtunme de sonumleyici .Yani Sonsuzun ilk yorumu..
surtunme olmasaydi ve ivme sabit kalsaydi ~1130 saniyede merkeze varirdi .eliptik ivme azalmasini dusunursek … destekli salliyorum ~50dakikada falan merkeze variyor..Surtunme hesaba katilinca sanirim (empati kurarak tahmin-kendimi o delikte dusunerek) ~9 saatde merkeze varir.(tasin sekli aerodiamik, yuzeyi cilali, delik yeterince genis kenarlara carpma olmuyor hava sIkIsmasi olmuyor kabul ediyorum)
Arkadaşlar soru şu:
Zamanın en küçük yapı birimi ”AN” ise, AN’da zaman gecer mi yoksa zaman durur mu?
Veya bir saniye içinde çekilmiş 500 adet fotoğrafı düşünelim, bu fotoğrafların herbirinde zaman durmuştur fakat ardarda devam ettiklerinde hareketli görünmesini sağlayan şey nedir?
Yorumlarınız bekliyorum.
evrende hareket durdurulamaz…Dolayısıyla hangi küçük kesirde olursa olsun, zamanın durması diye bişey olmaz…göreceli olarak durmuşmuş gibi görünür.
çekilen fotoğrafın basıldığı kağıt bile her an eskimektedir.
@Xenix top sende 🙂
Aşkolsun bana güven yok mu? 😛
Oradada şart koşulmuş ”sonsuz hassaslıkta olursa” diye yani ancak teorik olarak mümkün olabilecek bir durum kastedilmiş.
Burada ise evrenin gerçek işleyişine göre bir durumdan bahsediliyor.
Neyse Xenix gelince doğrusunu söyler nasılsa ben boşa yorulmayayım……Paramparçaaaa ouyyh paramparçaaaa..:((
link to sonsuz.us
Baal burda bu sorunun çok benzerini sormuştum 🙂 Ayrıca zaman durabilir. 3+1 boyutlu evrende asla engel olamayacağımız hareketimizi kartezyen koordinat parametrelerini(x,y,z) değerlendirecek şekilde kullanırsak +1 olan zamana birşeycik kalmaz. Zaman durur.
Zaman sürekli değildir zaten. An’lardan oluşur. Her bir AN parçası [s:Planck süresi] kadardır. Bu an’larda zaman yoktur, yani geçmez.
xenix: Takiplerim
Planck süresinden daha kısa zaman olamaz mı? neden olamaz?
ölçememekten kaynaklanan bir durumda zamanın geçmediğini düşünmek bana kalırsa doğru değil.
Ölçememizin sebebi teknolojik yetersizlik değil ki!?
xenix: Takiplerim
planck zamanı konusunda fizikçilerin mutabık olduğu nokta ölçülebilecek en kısa zaman olduğudur..yani daha kısa bir zaman dilimi yoktur şeklinde bir mutabakat yok…
Ben de onu diyorum. Yoksa planck zamanı ölçülebilmiş bir şey değil zaten. Yani daha o kadar hassas ölçüm aletlerimiz yok.
Mutlak soğuk, ışık hızı, gibi bir sabittir. Hani daha küçük bir zamanın olması “ışık hızından daha yüksek bir hızın olması” gibi teorik olarak veya varsayımsal olarak mümkün. Veya mutlak soğuktan daha soğuk vs.
(Elbette bunlar şimdilik sabit, belki sabitlikleri ve değerleri değişebilir)
xenix: Takiplerim
teorik doğrular konusunda ben hep şunu düşünürüm…
eğer muhammedin doğru söylediğini kabul edersek ,başka neleri de doğru kabul etmek zorunda kalırdık?
o yüzden a doğruysa,b doğruysa,c doğruysa …d de doğrudur…. şeklindeki düşüncelere pek fazla saygı göstermiyorum..
şuan en hızlı makinanın, milyon katı daha hızlı çekeni yapılsa bile plank zamanın yakınında yöresinden geçen bir kısa zaman aralığına ulaşılmıyor…kaldı ki planck zamanından daha kısa bir zaman dilimi olup olmadığı kesin olarak bilinen bir olgu değil.
bu yüzden arkadaşın sorusunun bugün için en doğru cevabı bence evrenin durduğu bir anın olmadığı yönünde olmalıdır…
çekilmiş fotografta bile aslında zaman akmaktadır ve hareket vardır.
Peki evren oluşurken oluşan ve ömürleri 2-3 saniye olan parçacıklar hakkında ne düşünüyorsunuz? Işık hızında gittikleri için onlar için henüz zaman hiç geçmemiştir yani hiç akmamıştır. Ve bu deneysel olarak ölçülebiliyor.
Bazı şeyleri bulmak için ışık hızına çıkmamız veya planck zamanını ölçmemiz gerekmiyor. Deneyler gözlemler bizi bu sonuçlara götürdüğü için bu sabitler var.
xenix: Takiplerim
deneysel ispat arttığı ölçüde bende sabitlere karşı saygımı arttırıyorum yani hepten saygısızlıkta bulunduğumu düşünmeyin..
ama benim için önemli her zaman gerçek deneyimdir… demek istediğim buydu.
yani teorik mevzularda sürekli kuşkucuların tarafında kalmayı tercih ederim…big bang hakkında bile kesin nokta konulduğunu düşünmüyorum….şu an için kesin olan evrenin hızla genişliyor olduğu ve evrende her yönden sabit sayılabilecek elektromanyetik bir dalganın algılandığıdır.
Nasıl bi taş atıyoruz ?
Yuvarlak.
bunu ya da benzerini ben de düşündüm;
fizik bilmediğim ve anlamadığım için ben de kendi düşüncemden-uslamlamlardan ve felsefeden yaralandım tabi;
Zeno ve Parmenides’i (o dönemi) ve onların birlik- hareket ve devinime ilişkin düşünce uslamlalarını inceledim/düşündüm biraz;
zaman nedir?
bi şeyin başlayışı ve bitişi arasında geçen/akan süre mi ? süreç mi?
yani başlangıç ve bitiş arasındaki devinimin ve hareketin akış olarak hızı ya da ölçümü gözlemlenmesi ve akışı hızı ve biçimi mi?
“Zeno hareket eden ve etmeyen nesneler konusunda sıkıştırılnıca havada uçan ok devinimsizdir demiş -Kafka”
bu şöyle yorumlanır, okun bulunduğu yer burası ve şimdidir, Ok bulunmadığı yerde olmayacağıan göre;
bi yerde bu şöyle yorumlanmış;
Devim Uslamlaması. Eğer birşey deviniyorsa ya olduğu yerde ya da olmadığı yerde olmalıdır. Eğer birincisi ise gerçekte dinginliktedir. Eğer ikincisi ise açıkça olanaksızdır.
Uçan Ok. Uçuyor görünen bir ok gerçekte durgundur çünkü kendine eşit bir yer kaplayan herşey uzayda dinginlikte olmalıdır ve bu bir ok için de böyledir. Bu uslamlama Burası gibi Şimdinin de değişmez olduğunu varsayar. Burası Orası değildir ve Şimdi Sonra değildir.
link to ideayayinevi.com
burada belki nesneye göre- nesnenin kendine göre- devim-devinim var mıdır? ve nedir? sorulabilir? ve belki başka şeyler;
anı zamanın en küçük parçası oalrka görüyoruz ya da düşünüyoruz ama zamanı birim olarak bölen/parçalayan ne?
bi şeyin en küçük parçasının (yada biriminin) adı da birdir ve bütününün (kendisininin) adı da;
Bi çok uzakdoğu felsefesi ya da düşünür zamanın şimdiden ibaret tek bir an olduğunu geçmiş ve geleceği de içinde barındırdığını düşünür;
zamanı nasıl düşünmeliyiZ?
bilmiyorum;
bilmiyorum ama bi tüm olasıklar gezgininde bi akış çizgisi ya da hattı gibi mi? belki bilmiyorum;
şunu düşündüm, hepimiz düşünmüşdür, zamanı durdursak/ya da dondursak, düşsel ve düşünsel olarak ki aslında hareketi durdurmuş olacağız değil mi?
bunun üzerine durmuş hareketin ya da zamanın içinde bilinç ya da yine kendim olarak gezinebildiğimi düşündüm ve burada ki zaman algısı ne olacaktı benim için bunu düşündüm;
şeyler akmayacaktı ve devinmeyecekti, kaç boyutlu olurlarsa olsunlar bi resim gibi sabit olacaklardı ve ben akacaktım ve zaman benim için oalcaktı ve akacaktı ama bi yaşlanma-eskime söz konusu olmadığında ise zamanın bi anlamı ölçülme gereği kalmayacaktı sonsuz olacaktı-
Aynı şekilde yaşam ya da bilinç sonsuz olduğunda da zamanın bi ölçüm aracı bi şeyin başlaması ve bitişi arasındaki belirlenim olması dışında ne anlamı kalır diye düşündüm, Ama yine de bana ve zihnime ilişkin bi an ve zaman olacak;
Bi de felsefeyle ilerlersek şu var;
Zamanın zaman içinde ve dışında olması,
zamanın zaman cinsinden ölçülen/ölçülebilen iç ya da dış sarganı/sarganları/yüzeyi
tüm bunları ve başkalarını düşünebilirsiniz, elinizde mutlak matematiksel bi veri ya da kesinlikli bi şey olması gerekmiyor, algı ve kavrayışınız gelişecektir ve bu size sunacaktır;
hayır şunu dedim bakın,
geçmişi belirlenmiş bitmiş ve kopuk açık ya da kapalı-sönük (anı ve veri ya da gözlemden bağımsız veri bütünü)
şimdiyi sabit -değişmez müdahale edilemez müdahalesiz (içinde bulunulan akışkan müdahale edilemez)
(gelecek şimdinin üstüne gelir görürüz ve dokunup müdahale edemeyiz ona)
geçmiş kayıp ve yitik gibidir;
ve geleceği açık ve belirsiz görürüz
geleceği belirleyen ne
geleceği belirleyebiliriz bi ölçüde;
gelecek çok olasılıklı ve açık düşünülür;
—
hayır kendi kavramlarınızı kullanın ben bunu tavsiye ediyorum;
kendi terminoljinizi;
sizin algılayış terminolojiniz;
bireysel zaman ve evrensel zaman gibi ayrımlar yapın size kalmış;
ya da geçerkliğe ilişkin şeyler eve olaylara ilişkin zaman ve zamanlar;
kavram çarpıtılmalı ve anlamı esnetilmeli geliştirmelidir; böylece devinir;
düşüncenizde yapılar oluşturmalısınız ve kendi anlamlarınızı bütünlemelisiniz; çünkü diğerlerininin söylediği şeyleri anlamıyorsunuz;
ama nesneleri-şeyleri-olayları bütünden inceleyin tarayın gözlemleyin ve üzerine düşünün;
elinizde nesnel bi sonuç verisi olmasa ve bulunmasa bile daha bütünsel ve geniş bi kavrayış ve düşünme biçimi oalcak, bu daha ço kşey görmeye ilişkindir;
bu hayalgücü-gözlem-gerçek verisi ve diğer başka şeylerle desteklendiğinde;
gerçekliğin bütün nesnelliğininin elinizde olmasını mı istiyorsunuz büyük bi keyifle ve bilinçle devinip oyun oynamak mı karar verin?
şeylerin tümünü bilmek/görmek sana ya da bana ya da bize ne sağlayacak;
ne istiyoruz biz?
dışarıda bi gerçek yapmak mı?
şeyleri değiştirmek mi?
multu bi dünya yapmak mı?
zamanla bizim ilgilenmemizi sağlayan şey ne? zamanı kavramayı bize dayatan ne?
zaman evrensel bi yapı ve var orda duruyor, gözlemlenebiliyor; kavrayış içinde herkes için yeterli bi anlamı var ve o anlam bütün;
soyut düşünüşler ya da fiziksel gözlemsel ölçümler ve bilim sonuç olarak ne yapacak ve ne sağlayacak;
gerçekliği etkilemek ve yeniden biçimlendirmek mi?
kavrayış ve biliş ya da hatta bilim bize sonuç olarak ne getirecek, gerçek cevaplar mı sunacak;
gerçek cevaplar bile gerçek evrensel yasaları ve sonuçları etkilemeyecek; bağımsız devinim sürecek;
güzel bi dünya yapmak içinse; güzel bi dünya yapmak için tüm bilgilere ihtiyaç yok;
bilmek içinse bilmek öğrenmeye ilişkindir;
dünya sonunu arayıp duruyor; herkes sonunu ve ötesini arıyor;
bilim arayışı zaman arayışı her şey sona-sonrasına ve ölümüne ilişkin ;
dünya sonunu arayıp duruyor; herkes sonunu ve ötesini arıyor;
bilim arayışı zaman arayışı her şey sona-sonrasına ve ölümüne ilişkin ;
çok etkileyici
niçeyi düşündüğümde böyle delice yazdığını hissederim bi de senin yazıları okurken bazı paragraflarda oluyo:=)
benim yazımın altında değil ama bu yorum bana galiba gelişi;
ben bi deli;
kendi kendime ses bulur içimden çalar dururum öyle bazen;