Çağdaş köleliğin günleri sayılı!

Böylece, geçen ay o kapıları açıp da geçmiş potansiyellerin gelip sizi Şimdi ânında ziyaret etmesine izin verdiğinizde, bu potansiyellere izin vermekle Tanrı benliğinizin yarısına izin verdiğinizi ileri sürüyorum. Geçmişte belli şeyler deneyimlediniz – işten kovuldunuz, örneğin. Bu iyi bir şeydir. Tobias buna değindi ve ben de pekiştireceğim. Er ya da geç, sevgili dostlar, köleleştirmeye dayalı o ağır kitle bilinci ağından çıkmanız gerekecek – ve ben açıkça ona bu adı veriyorum. Bu, çağdaş (modern) günlerin köleliğidir. Lütfen. Lütfen – size özgür olduğunuz söyleniyor, ama değilsiniz. Bunu biliyorsunuz. Diyorlar ki, “Ha, istediğin herşeyi yapabilirsin.” Bir kez olsun bunu yapmayı deneyin. Özgür değilsiniz. Bu köleliktir ve biz onunla da oynayacağız. Onu aşacağız.

Bu, kendi adınıza çalışmanızla ya da en azından kesinlikle sevdiğiniz bir şey yapmanızla sonuçlanacak. Ama eğer o işte ya da o döngüdeyseniz… ben bunun bugün Dünya’da hâlâ var olduğuna bile inanamıyorum, ve giderek de beter olacak. Sürekli kölelikten, bir başkası için çalışmaktan, ‘o adam’ için çalışmaktan, maaş çekinden ve oturmaktan oluşan bu sistem… Ah Tanrım, eğer küçücük bir bölmede oturuyorsanız, Pazartesi günü gidip onu bir balyozla yıkın. (kahkahalar) Ve sonra iyi bir avukat bulup mahkemeye gidin ve deyin ki, “Bir insanı böyle bir bölmeye koymak insanlık dışıydı”, ve sonra tazminat olarak büyük bir para talep edin ve büyük bir olasılıkla da kazanırsınız. Ya böyle olur, ya da bunu gerçekleştirirken çok iyi bir zaman geçirmiş olursunuz. Ama bunların hepsi yanlıştır. Hepsi yanlıştır.

Böylece, biz geçmişe gittik. Potansiyelleri açtık – hiç gerçekleştirilmemiş ya da eyleme geçirilmemiş olanları, ama onlar yine de oradadır. Enerjileri orada, potansiyelleri orada, sevgileri orada. O, hiç iletişim kurmadığınız bir veçhedir, böylece onu içeri aldık.

Bugün, geleceğe gidelim… geleceğe. Bu, biz yola çıkmadan ilginç bir soruyu gündeme getiriyor. Gelecek, alnınıza yazılı mıdır? Hayır. Dünya’daki insanlarla bir anket yapılsa, yaklaşık yüzde 99.7’si için kesinlikle öyledir. Onlar buna izin veriyorlar. Bunu seçiyorlar. Yani bizim bakış açımızdan bakacak olursanız, onlar bir yazgı kalıbını izliyor.

Şimdi, bu yazgı bir anlamda kişisel bir yazgıdır, çünkü onu bir noktada seçmişlerdir. Ama yaşamlarını diğer insanların  yönetmesine izin vermişlerdir. Yaşamlarını, veçhelerinin yönetmesine izin vermişlerdir. Kendileri vazgeçmiştir. Yalnızca kendilerini kontrol etmekten vazgeçmiş değillerdir – onlar kendilerini fazlasıyla kontrol eden varlıklardır – ama diğer herşeyden vazgeçmişlerdir. Teslim olmuşlardır. O nedenle de yazgıları belirlenmiştir. Karmik yollarını izliyor ve bunun olmasına izin veriyorlar. Diyorlar ki, “Bu benim karmam,” karma sözcüğünü kullanmasalar bile.

Onlar, ruhun lineer (doğrusal) gelişimine inanıyor ve onu izliyorlar. Aptallık; sanki bunu yapmaları gerekiyormuş gibi, sanki bunu onlara Tanrı yaptırıyormuş gibi, sanki başka seçenekleri yokmuş gibi. Onlar ayrıca kitle bilincinin yazgısına da inanıyorlar, ki bu çok, çok yoğun, çok, çok ağırdır; o matriksten, o ağdan kurtulmak zordur – ya da değildir. Bu, bir seçim yapmak kadar kolay olabilirdi, ama o zaman yaşamınız değişir. Çoğu insan bunu gerçekten istemez. Ve ben eleştirel değilim, bir gözlem yapıyorum. Bunu beğenmiyor musunuz? Eleştirmiyorum, yalnızca gözlemliyorum. (kahkahalar, Adamus güler)

Böylece onlar yazgıdan oluşan bir hayat yaşıyorlar, ayrıca, çok güçlü inanç sistemlerine sahiplerse, özellikle de dinsel açıdan, spiritüel inanç sistemlerine sahiplerse, bu da yazgıyı yaratır. Onlar, cennet ve cehenneme gitmenin yolu budur ve bunlar iki (ayrı) yöndür diye inanıyorlar. Bu, yazgıdır. Bu, iki seçenekli yazgıdır, ama kendilerine verdikleri tek seçenek budur.

Böylece çoğu insan yazgıyla yaşıyor ve aslında, çoğu insan yazgıya inanıyor. Onlar, kendileri adına yazgıyı seçen ve onlara ne olacağını söyleyen beş para etmez bir Tanrı’ya inanıyor. Ve bu hiç umurlarında olmadı… biliyor musunuz, zihin bazen ne kadar kısıtlanmış olursa olsun, durup da “Eh, Ruh’un neden umurunda olsun ki. Ruh bana bunların tümünü neden yaptırsın ki? Ne yani, kendimi kime kanıtlayacağım? Neye kanıtlayacağım?” diye sormak için çok da keskin bir zihne gerek yoktur. Mantık istediği kadar değişsin, bu mantıklı değildir. Bu hiç de mantıklı değildir. Ama programlama, ipnoz, örtücü-katmanlar öylesine güçlü ki, aksi halde çok parlak olan adamları ve kadınları alıp onların aptallaşmasına, çok aptallaşmasına neden oluyorlar.

Yani… çoğu insan yazgının yönlendirmesiyle yaşıyor, oysa yaşamak zorunda değiller. Yaşamak zorunda değilller. Sudan çıkmış balık gibiler. Ha, bunun neye benzediğini bilirsiniz – yani yazgısız olmanın. Siz geçmişte şöyle diyen bir deneyimden geçtiniz, “Rehberleriniz gitti. Artık kural mural yok. Kontratlarınız bitti.” Bu, yazgı değil midir? Kısa bir dönem için sanki eğlenceli değil miydi, ama sonra eskimedi mi? Bu, kendi kendinize yüklediğiniz bir yazgıdır. Ama sonuçta gerçekten bir yazgı yoktur. Ama eğer yazgının çatısı altında yaşamışsanız, (yazgısız olmak) bir süre sonra gerçekten biraz daha rahatlaşır. Bir süre sonra kolaylaşır ve siz kendinizi çıplak, korunmasız ve incinebilir hissedersiniz, bir yazgı olmadığında çok incinebilir halde hissedersiniz. Ama yazgı yoktur. Gerçekten yoktur.

Peki, bir dakikaya kadar yolculuk edeceğimiz gelecekte ne var. Ve aslında biz gerçekten oraya yolculuk edeceğiz. Ve etmeyeceğiz! (kahkahalar) Artık hiçbir şey gerçek değil. Çok akışkan – çok, çok akışkan – ve bu iyi bir şeydir.

Adamus

Ustalık serisi- Gelecekteki potansiyeller

Gerçek, kapıdan çıkıp gidiyor!

İnsanlık gerçeğe odaklanmaktan hoşlanıyor, kendini gerçeğe demirlemekten hoşlanıyor. Diyor ki, “Bu böyledir.” Zihin buna bayılıyor. Aslında, siz ve varlığınızın diğer parçaları da bundan az çok hoşlanıyorsunuz.

Gerçek. Gerçek size, netlik, açıklık olduğunu düşündüğünüz şeyi veriyor, ama aslında size kısıtlamalar veriyor. Diyorsunuz ki, “Gerçek: güneş yarın doğacak.” Belki de doğmayacak. Aslında aranızdan birkaç kişi, az önce geldiğimde ve giriş konuşmamı yaptığımda, parlakça kendi kendine şöyle düşündü, “Hmmm, Adamus bugünün Pazar olduğunu söyledi, Kasımın 8’i dedi,” ve hangi yıl olduğunu söyledimse. Bu aslında gerçektir, bir yerlerde. Bir yerlerde dinlemekte olan Şambra için. Ve gerçek değildir, çünkü eksiktir. Eksik.

Eski Enerjiden Yeni’ye en büyük geçişlerden biri, gerçek olanın artık gerçek olmamasıdır. Kendinize güvenmedikçe, kendi enerji yönetiminiz üzerinde çalışmadıkça – Pakauwah kadar basit bir şeyle nasıl bağlantı kuracağınızı (bilmedikçe), bununla başa çıkmak zor olacaktır. Pakauwah’ınız yalnızca sizin hayal edilmiş – ya da gerçek – hayvan veçhenizdir.

Yani, gerçek kapıdan çıkıp gidiyor, ve siz tekrar ve tekrar ve tekrar bununla karşılaşacaksınız, ve bu zihninize meydan okuyacaktır, ve diyeceksiniz ki, “Ama bu gerçek,” şu zemin tahta. Ya da öyle mi? Bunun bir bölümü gerçektir. Herhangi bir şeyin bir bölümü gerçektir, tümüyle yalan olsa bile. Ve zihniniz şöyle demeye başlar, “Ama, ama…”  Ah, işte bu, derin bir nefes almak zamanıdır.

Zihniniz, kalıplara ve yapılara ve belli inanç sistemlerine programlanmıştır. Zihnin bu gelişim modelini, ve arkasında yatan yoğunluğu ve inancı alıp da, bunu kendinize ve ruhunuza uygulayabilseydiniz, olağanüstü olurdu – tabii, “Belli bir noktada bu çok yoğun inanç sisteminin ötesine genişlememe izin vereceğim” diyen bir şeyi işleme dahil ettiğiniz sürece. Zihin bir inanç sistemidir – çok yoğun, çok gerçek. Parlak bir iş (çıkardınız). Zihin öylesine akıllı ki, kendine inanan, kendine güvenen, ve aslında yalnızca kendini görebilmek için diğer herşeyi kapatan çok parlak bir veçhesini yaratmıştır.

Zihni yaratmak gibi parlak yaratım sırasında, onu kendinden özgürleştirecek o küçücük tetiği, o küçük donanımı da yaratmış olabileceğinizi düşünmüyor musunuz? Bunu yapmış olabileceğinizi düşünmüyor musunuz?

Bunu yaptınız. Bunu yaptınız. Orada bir tetik var. Orada, zihnin kendi kalıpları içerisinde, deyim yerindeyse, bir mekanizma var – yalnızca küçücük bir düğme, bir tuş, diyelim – ve zihni kendinden özgürleştiren o küçük düğmedir. Ama biliyor musunuz? Siz, bir patlamayla zihninizin ötesine geçmenize izin verecek bu mekanizmayı yaratacak kadar parlaktınız – ve ben “bir patlamayla” diyorum, çünkü öyle olacak. Aklınızla, zihninizle bağlantılı olan pek çok enerji var. Onu açtığınız zaman, patlayacaktır.

Ama bu mekanizmayı, bu salıverme mekanizmasını yaratacak kadar akıllıydınız – zihin gerçekten de çok akıllıdır, çünkü onu siz yarattınız – ve zihin dedi ki, “O düğmeye sakın ha basma!” (kahkahalar)

Böylece burada ilginç bir açmaz söz konusu. Onun orada olduğunu biliyorsunuz. Onu hissediyorsunuz. İnanç sistemlerinden, yapılardan özgürleşmenin orada olduğunu biliyorsunuz, ama kapısına bir nöbetçi koydunuz ve o nöbetçiye, ne olursa olsun, ona söylediğiniz hiçbir palavraya inanmamasını söylediniz. Bu yüzden, nöbetçisi olan o kapıya geldiğiniz zaman – ki bir ordu dolusu nöbetçi onu koruyor – gelip de “Hey, hmm, ben geldim. Gitmek zamanı,” dediğiniz zaman, size inanmayacaklardır.

Bu çok parlak bir oyundur, ama Tanrı kim? Nöbetçiler mi? Hayır… hayır, nöbetçiler değil. Sizsiniz. Tanrı sizsiniz. Yaratıcı sizsiniz. Kendi gerçekliğini seçebilenler sizsiniz. İstediğiniz her şeyi seçebilirsiniz. Her türlü programlamayı, her türlü inanç sistemini, şartlandırmayı, tekrarlanan her kalıbı, yalnızca bir nefes alarak ve kendinize güvenerek aşabilirsiniz. Nefesi almak kolaydır; kendine güvenmek, çok zordur – çok, çok zordur – ya da değildir. Ya da değildir.

Yeni Enerji’ye cesaretle girmeyi sürdürdüğünüzde, ki burada hepiniz için muazzam bir destek var, ama ona girmeye devam ettikçe, artık gerçeğin olmadığını göreceksiniz. Size fizik (kurallarıyla) ve bilimle ve tıpla ve mimarlıkla ve mühendislikle ve televizyonlarla – herşeyle – ilgili söylenenler artık (gerçek) değildir, çünkü siz, o her neyse, onun sadece bir yanını ya da bir potansiyelini görüyorsunuz, oysa çok daha fazlası vardır. Çok daha fazlası.

Bu gömlek size mavi gibi görünebilir, ama başka alemlerde gerçekten – buna başka alemlerden bakan gözler onu tümüyle farklı bir şey olarak görür. Nerede olduklarına ve ne yaptıklarına bağlı olarak ya hiç renk görmezler, yani insanın fiziksel doğasında tanımlandığı biçimiyle, ya da bu maviyi daha sarı tonlarında ve büyük bir olasılıkla da yeşil tonlarında görürler. Diğer alemlerdekiler renk görmezler – yani sizin gördüğünüz gibi görmezler – o zaman, bu mavi midir? Bir meleğe sorun. O size diyecektir ki, “Yok canım.” Herhalde turuncudur. Kim bilir? Üstüne üstlük, onlar için görmek zordur, çünkü onlar enerji kalıplarına (modellerine) bakarlar. Fiziksel gerçekliği görmezler.

Ben, bir meleğin fiziksel doğada var olabileceği ve görebileceği en yakın konumda bulunuyorum, çünkü Cauldre gözlerinin açık olmasına izin verdi. Yani ben şimdi yine de enerjilerinizi görebiliyorum ama, bu güzel yüzleri de görüyorum.

Böylece, tüm gerçek kayıp gitmeye başlayacaktır. Akıl eriyip gitmeye başlayacak ve siz zaman zaman kendinizi çaresiz ve aptal hissedeceksiniz. Randevularınızı kaçıracaksınız. (kahkahalar) Adları unutacaksınız. Ve birisi çıkıp size diyecek ki – ve siz de buna bir an için inanacaksınız – ama birisi yaşlandığınızı söyleyecek, ya da bir parçası olduğunuz o tarikat şeyinde, ya da her neyse, fazla zaman geçirdiğinizi söyleyecek. Ve siz, geçici bir an için buna inanacaksınız, özellikle de şu yaşlanma kısmına. Ama yaşlanmıyorsunuz. Ve şimdi bunu dengelemek için bir dolu haplar ve vitaminler falan almaya da koşmayın, çünkü bedeniniz zaten bunların tümüyle nasıl başa çıkacağını biliyor, ona izin verirseniz. Ona sadece izin verirseniz.

Böylece, tüm gerçekler değişmeye başlayacak ve bu da sizin yönünüzü çok kaybetmenize neden olacak. Herşey kayıp gitmeye başlayacak. Evet, yine de araba kullanmanız gerekecek, ve araba kullanma belleğinin kayıp gitmesine ne zaman izin vermeyeceğini bilecek kadar bilge olan bir parçanız var. (kahkahalar) Önce diğer şeyleri salıvereceksiniz.

Gerçekler değişmeye başlayacak ve siz, çevrenizdeki dünyanın pek de gerçek olmayan gerçekler üzerine kurulduğunu farkedeceksiniz. Bu çok değişik ve baştan çıkarıcı görünse de, zaman zaman çok korkutucu olacak, çünkü bildiğiniz şekliyle dünya eriyip yok olacak.

Onun yerini neyin alacağını daha sonra konuşacağız, ama öylece hiçliğe girmeyecek kadar parlak olduğunuzu anlayın. Siz, kısa bir dönem için hiçlik gibi görünecek olsa da, çok yeni bir şey yaratıyorsunuz.

Gerçek, kapıdan çıkıp gidiyor. Gerçek, kapıdan çıkıp gidiyor. Herkes tarafından pek kabul görmüş olan Newton’un kuralları, kapıdan çıkıp gidiyor, ve belki de uygun olarak. Bunun, tüm o etki tepkinin ve çekimin ve tüm o diğer kuramların, geçici bir durum olduğunu Newton’un kendisi söyledi. Dedi ki, “Ama bu yalnızca bir potansiyeldir, seçtiğimiz ve birlikte yaşamayı (kabul ettiğimiz) bir potansiyeldir ama (potansiyellerden) yalnızca biridir.” Ama bu, kapıdan çıkıp gitmeye başlıyor.

Son zamanlarda biraz sersemlemiş mi hissediyorsunuz? Son zamanlarda biraz bağlantısı kesilmiş gibi mi hissediyorsunuz, ille de kendinizle değil, ama diğer şeylerle? Çünkü gerçek değişecektir.

Siz gazetelerde gerçekleri okuyorsunuz. Onlar gerçek değildir; onlar sınırlı inanç sistemleridir. Gerçekten.  Gerçekten. Siz gerçekleri kitaplarda okuyorsunuz ve ipnotik bir biçimde sanki yol buymuş gibi onları içinize alıyorsunuz, “İşte gerçek bu. Bu, hemen burada, şu kitapta yazılı.” Ben, hiç gerçeklere dayanmayan kitaplar yazdım, ama bu onları asılsız yapmaz. Yalnızca farklı bir bakış açısıdır, ve bakış açıları şimdi değişecektir.

Böylece, derin bir nefes alalım. Pakauwah’ınız ve kendinize olan güveniniz, gerçeklerin artık gerçek olmadığı gerçeğine (kahkahalar) uyumlanmanıza yardımcı olacaklar.

Adamus

Ustalık dizisinden-Gelecekteki potansiyeller

Geçmişten gelen potansiyeller

Üstatlık / Yüksek Lisans Dizisi -2, 10/03/2009

Biz tümüyle yeni sınır bölgelerini keşfedeceğiz, ve bu her zaman rahat olmayacak. “Rahat/Rahatlık” aslında bir yanılsamadır, tıpkı Leap! filminde dendiği gibi, herşey bir yanılsamadır. Biz bugün o yanılsamaların bir kısmını araştıracağız. Bu sizi rahatlığınızdan edecek, çünkü rahatlığınız alışkanlıklardan başka bir şey değildir. Alışkanlıklar rahattır, onlardan nefret etseniz bile, onlardan hoşlanmasanız bile. Onlar, bir yanınızın oynamaya bayıldığı oyunlardır, çünkü bir dereceye kadar incineceğinizi biliyorsunuz; ama öte yandan kendi enerjinizin sadece belirli bir tamamlanma, doyum, genişleme miktarına sahip olursunuz.

Bu monotonluğa, bu tuzaklara yakalanmak çok kolaydır. İçinizdeki bir şey, “Yeter artık. Yeter artık” dedi. “Ben bu gruba katılacağım. Ister sadece on kişi, ister on milyon kişi olsun, umurumda değil, ama bu Yeni Enerji zamanında orada olacağım” dedi.

Evet, gerçekten, diğer insanlar – size gülebilirler. Sizi küçümseyebilirler. Size nefret dolu mektuplar ve epostalar yollayabilirler. Ve bazılarınızın duyduğu gibi, size şeytanın bedenlenmiş hali diyebilirler. Ama siz, aslında neler olup bittiğini anlayan ve içinizin derinliklerinden gelen bir çağrıya yanıt veriyorsunuz. Hakkınızı vermem gerekir. Bir oyun oynuyorsunuz – bunu benimle de sık sık oynuyorsunuz – olan biteni bilmiyormuş oyununu. En ufak bir fikriniz yok sanıyorsunuz. Ama içinizin derinliklerinde bir fikriniz var. Neler olup bittiğini biliyorsunuz.

İçinizdeki bir şey korkuyor. Bazılarınız benimle ilgili bir korkuyu dile getirdi. Ben size bir şey yapmayacağım. Kendi kendinize yapmanıza izin verebilirim (kahkahalar) ama ben size bir şey YAPMAYACAĞIM.

Ama siz bunu hissediyorsunuz – içinizden korku yükseliyor – çünkü biz yeni şeylere dalıYORUZ. Nelerden vazgeçmek zorunda kalacaksınız? Acı/ıstırap olacak mı?  Yalnız mı kalacaksınız? Yaşamınızda, nasıl başa çıkacağınızı bilemeyeceğiniz değişimler mi olacak? Aklınızı mı kaçıracaksınız? Kim bilir? Kim bilir? Ama içinizdeki bir şey, farketmediğini biliyor.

Kelimenin gerçek anlamıyla yaşamadığınızı biliyorsunuz – var oluyordunuz ama yaşamıyordunuz – ve bunu biliyordunuz, çünkü renklere baktığınızda, o rengin daha fazlasına sahip olduğunu biliyordunuz.

  Şimdi, siz bunu benim fark ettiğim gibi fark etmiyorsunuz. Ve hâlâ o eski oyunları oynama, kendini-kısıtlama tuzağına düşüyorsunuz, ama biz bunu aşacağız. Size Üstat dediğimde, bunun ne anlama geldiğini anlayacaksınız, ve bu öylesine kullandığım bir kelime değildir. Sadece uzun süredir araştırıp incelediğiniz için değil. Gerçekten, ben ya da Kuthumi ya da Sam – sevgili Sam – ne kadar Üstatsa, siz de o kadar Üstatsınız. Bunu farkedeceksiniz, ve renklerin ötesinde renkler, seslerin ötesinde sesler olduğunu farkedeceksiniz. Yaratım yerine yazgıyla oynamanın ne büyük bir oyun olduğunu fark edeceksiniz.

 Verilen Ev Ödevlerinin Üzerinden Geçme

 Biliyor musunuz, Eski Enerji çok öngörülebilen kalıplarla çalışır. Bu nedenle matematiğe ve bilime ve fiziğe bölünebilir; o çok, çok öngörülebilirdir. İçinde gerçekten yeni olan eğriler ya da virajlar çok azdır, ve gelen eğri ya da virajlar da çok yavaştır. Gerçek bilinç değişiminin meydana gelmesi binlerce ve binlerce yıl alır.

Sizin deyiminizle, Yeni Enerji’yle Eski Enerji’nin bileşimi, olağanüstüdür. Beklenmedik – ve bu, bugün vereceğim mesajlardan biridir, ve gelecek ay göstereceğiniz o küçük diada çıkacak – beklenmedik değişimler. Ve bugün size soracağım soru şudur, gerçekten beklenmedik olana hazır mısınız? En güzel şeyi yaratacağınız konusunda kendinize güveniyor musunuz?

Ve “evet” yanıtını vermeden önce – çünkü bunun palavra olduğunu biliyorum. (kahkahalar) Siz kendinize güvenmiyorsunuz, değişimlerden korkuyorsunuz, bundan sonra ne olacağını merak edip duruyorsunuz. Ölümüne aç kalacak mısınız? Sokağa atılacak mısınız? Farketmez. Farketmez. Ölmüyorsunuz, asla. 

Böylece, son toplantımızda konuştuğumuz ev ödevi çok önemliydi. Onurlandırmak. Şu geçtiğimiz ay başkalarını onurlandırmak için kaç tane fırsatınız oldu? Bir seçime sahiptiniz – onurlandırmak ya da yargılamak; onurlandırmak ya da eleştirmek; onurlandırmak ya da onlara ne oluyor diye şaşmak. Başkalarını onurlandırmak… kendinizi de onurlandıracaksınız, ve o onurlandırmaya ihtiyacınız da olacak, çünkü Yeni Enerji gerçekten yaşamınızın bir parçası haline geldiğinde, çok, çok, çok hızlı, çok çabuk iş görür. Ve başkaları ve kendiniz için sahip olduğunuz onurlandırma, kolaylık anlamına gelecektir… Yeni Enerjiyle tezahürlerinizde, yaşamınızda nasıl çalıştığınızın kolaylığına. Onurlandırmak çok, çok önemlidir.

Biz yaratmaktan söz ettik – herhangi bir şey. Geçenlerde bunu Wisconsin’deki toplantımızda vurguladım. Herhangi bir şey yaratın, ne olursa. Şambra, birçoğunuz, o uzun, uzun tartışmalara girmekten hoşlanıyorsunuz. Buradan (başını gösterir) konuşmaktan hoşlanıyorsunuz, ve olan da tam olarak bu oluyor. Biraz çıldırmaya başlıyorsunuz. Yaşamınızda şeylerin neden yolunda gitmediğinden, ya da hallolmadığından konuşmayı seviyorsunuz. Ve ben size bir yanıt verdiğimde – ve burada tabi ki rüya halinden söz ediyoruz – size “Bir şey yap. İzin ver” diyorum, tıpkı Richard’ın yaptığı gibi, ama Richard gibi dibe dalmayın. “İzin ver.” Bir hafta sonra yine çıkageliyor ve başka bir tartışma başlatmak ve farklı bir yanıt almak istiyorsunuz. Nedense, bu uzun tartışmalara neredeyse bağımlı oldunuz. Sanırım bir yanınızı tatmin ediyor. Gerçekten, onlar öyküdür. Onlar uzun öykülerdir, ve size geçici bir erteleme sağlıyorlar. Size – öyle sanıyorsunuz – size azıcık bir şey yapmama ve öğrendiklerinizi bu Dünya’da uygulamaya sokmama izni veriyorlar.

Sonra, Pakauwah’nız ile, hayvan toteminizle çalışmak var. Şimdi, bazılarınız dedi ki, “Eh, ben bunu daha önce yaptım.” Ama böylesini değil. Bazılarınız diyor ki, “Bu, kulağıma, sanki geriye gidiyormuşuz gibi geliyor,” ama bir anlamda, evet, çünkü bunu yapmaya alışkınsınız. Ama biz onu kullanacağız, çünkü o Pakauwah, Robert, dışarı çıkacak ve senin için iş görecek. Sizi bekleyen potansiyellerin enerjilendirilmesine yardımcı olabilir. Gizlice izlemede de kalabilir. Şu anda salondaki diğer enerjileri gözleyebilir.

Herhalde farkettiniz, bugün bu burada oldukça açık. Zaman zaman, rahatsızlığa neden olmaya çalışan bir dolu karanlık enerjiler ve varlıklar oluyor. Bugünse burada neredeyse hiç rahatsızlık veren yok. Ha, etrafta asılılar. Bu karartma panjurları bile onları uzak tutamıyor, ama bir mesafede duruyorlar, çünkü filler ve panterler ve atmacalar ve kaplanlar ve birkaç yılan, bir kaplumbağa (kahkahalar) ve tüm o diğer Pakauwah’lar var.

Ve Pakauwah’larınız, özellikle de panter gibi olanlarınız, saldırıya uyumlanmadılar. Onları herhangi bir insana zarar vermek için porgramlamadınız. Ama, biliyor musunuz, orada zaman zaman takılan o karanlık varlıklardan biri Pakauwah’ınızı hissettiğinde, ah, bu çok açık mesaj oluşturur – “Bu kişiye bulaşma.” Onlar… bu sanırım, evinizde bir alarm sisteminizin olmasına benziyor da diyebilirsiniz. Hırsız, (sizin eviniz yerine) komşuya gidecektir. Bu daha kolaydır. Hızlıdır.

Pakauwah’ınız orada olduğunda, tıpkı şu anda birçoğunuzunkinin burada olması gibi, bu güzel bir… bu güzel bir enerji türü oluşturur. Bir engel ya da duvar değildir. Bir kalkan değildir. Siz bir duvar yaratmadınız. Ama o yalnızca sizin şöyle diyen bir parçanızdır, “Bu egemen/mutlak bir varlıktır, başka bir yere git. Başkasına bulaş. Egemen/mutlak varlık.”

Bu varlıklar, bu karanlık varlıklar, onlar akıllı değil bu arada. Sadece sizi korkutabiliyorlar diye, ya da birkaç başı döndürüyorlar diye, ya da kusmanıza neden oluyorlar ya da bu tür şeyler yapıyorlar diye, onlara kendi enerjinizden, kendinizden çok, çok fazla veriyorsunuz. Gerçekten o kadar akıllı değiller. Toteminizi gördüklerinde, o zaman bunun bilinçli bir insan olduğunu bilirler.

Totemlerinizle çalışın. Onlarla uyuyun. Onları yürüyüşe çıkarın. Biz birkaç dakikaya kadar onları burada yürüyüşe çıkartacağız. Arabanızda olmalarına izin verin, ve onların dönüştüğünü fark edeceksiniz. Onlar biçim değiştirebilirler, bu arada, ve değiştirirler de. Bazılarınız, bir atmaca seçmişken onun bir an sonra yunusa dönüştüğü gerçeğinden rahatsız oldu. Ne olmuş yani? O sadece enerjidir – özgür hareket ve biçim içindeki enerji. Bir an atmacanın enerjilerini ve atmacanın güzelliğini kullanmak, ve sonraki an yunusla olan doğal yakınlığınız ve bağlantınız.

Pakauwah’lar kendi biçimlerine ya da formlarına geri dönme eğilimindedirler. Eğer yunusa dönüşen bir atmacaysa, o atmaca biçimine geri dönme eğiliminde olacaktır. Ama herhangi bir şey de olabilir. Sizin için seçtiğiniz her yoldan iş görebilir. Başka alemlere gitmek için oradadır. O, sizin adınıza alemlere gidecek veçhenizdir. Siz hemen burada, bu gerçeklikteki onca başka çalışmayı gerçekleştirirken, sizin o diğer yanınız da çalışıyor. Onunla bağlantı kurduğunuzda… bu arada, o yaratıcıdır. Çok, çok yaratıcıdır. Sizin o bir yerlere gönderdiğiniz ifadeniz, sizden daha büyük ya da daha akıllı değildir. Size ne yapılacağını söylemez. O, size hizmet etmek için buradadır. Onunla çalışın. Siz tekil değilsiniz. Tekil değilsiniz. Andrah bunu herkesten daha iyi bilir. Ama, insanların garip bir alışkanlığı olduğunu da bilir… siz kendinizi fazla-tanımlamak istiyorsunuz.

Şimdi, bunun öbür yanı ki Andrah size bunu da söyleyecektir, kendilerini fazla-parçalamış kimselerdir – çoklu kimlikler. Parçalara bölünmekten korkuyorsunuz. Peki ya size zaten parçalara bölündüğünüzü ve sonra kendinizi nasıl yeniden birleştirmeyi öğrendiğinizi söylesem? Kendinizi nasıl yeniden biraraya getireceğinizi biliyorsunuz, çünkü burada bulunan her biriniz, Andrah’ın da bildiği gibi, şu ya da bu zamanda, bu yaşamda ya da bir başkasında parçalandı, yani kendinizi nasıl yeniden biraraya getireceğinizi biliyorsunuz.

Şimdi bu bilgi ya da bilgelik içinizde olduğuna göre, şimdi açılmanıza, genişlemenize izin verin – Pakauwah, hani sözünü ettiğimiz o rol yapma. Kendinizi tanımlama eğilimindesiniz – David, seni seçiyorum ama, sen herkesi temsil ediyorsun – David’i tanımlamak istiyorsun, ve David’i tanımlarken de çok akılcı oluyor, kalıplar oluşturuyorsun, çok sıkışıp kalıyorsun. Yeni Enerji, birlikte gerçekleştireceğimiz çalışma yeni tanımlamayla ilgili, yalnızca bedenin, zihinsel bir kişiliğin olmadığı. Biliyor musun ki, sen hiç de geçmişin değilsin. Değilsin – hiç biriniz – geçmişiniz değilsiniz, Kathleen Barry. Bizim konuştuğumuzu hatırlamıyorsun. Oysa ben senin için daha özel olduğumu sanıyordum. (yoğun kahkahalar)

Geçmişiniz olduğunuzu düşünüyorsunuz, oysa hiç de değilsiniz. Bu yanılsamadır. Geldiğin yer değilsin, Larry. Ha, bir parçan evet; ama sadece çok küçük, küçük bir parçan.

-devam edecek-

http://kirmizicember.org/2009/10/03/saud-2-%e2%80%9cgecmisten-gelen-potansiyeller%e2%80%9d/#more-445

Deneyimlerinizin İzini Sürün ve Paylaşın

Ustalık Serisi -1- devam 7

Ben sizden deneyimlerinizin izini sürmenizi isteyeceğim. Bu bir günlük olabileceği gibi, bir blog ya da kendiniz için aldığınız notlar da olabilir; uzun uzadıya yazmak zorunda değilsiniz, ve bunu her gün yapmanız da gerekmiyor. Biz birlikte yeni topraklarda bir maceraya atılıyoruz. Siz Yeni Dünya’ya giriyorsunuz, ama bu kez Yeni Dünya Avrupa’nın öbür tarafındaki toprak parçası değil. Yeni Dünya yeni bilinçtir, Yeni Enerji.

Bir günlük tutun. Ona ihtiyacınız olacak. Onu isteyeceksiniz. O, özellikle zor olan günlerde bir noktadan ötekine nasıl geldiğinizi anlamanızı sağlayacaktır. Ben ‘zor’ derken, eski tarzların, biçimlerin zorluğunu kastetmiyorum; zorluktan kastettiğim, zihnin kandırılması, hiç mantıklı gelmemesi anlamındadır.

Bu da dikkatinizi çekmem gereken bir başka nokta, bazı şeyler size hiç mantıklı gelmeyecek. Sizden bu konuda rahat olmanızı isteyeceğim. Bir yanınız anında devreye girip analiz etmek ve mantığını falan anlamak isteyecek, ve onda hiçbir mantık bulamadığınızda, her türlü mantığa ve fizik kurallarına kafa tuttuğunda, çok rahatsız olacaksınız. Ve o zaman gerçekten çok tuhaf hissedeceksiniz. Kendinizi fazlasıyla kontrolden çıkmış hissedeceksiniz. Eski Enerjinin güvenliğine geri koşmak isteyeceksiniz.

İşte bu, durup derin bir nefes almak ve deneyimlemek zamanıdır; bunun nasıl bir şey olduğunu deneyimlemek. Bunların tümünü bırakın gitsin. Bazılarınız başının döndüğünü hissedecek, aklınızı şimdi sandığınızdan çok daha fazla kaybediyormuşunuz gibi hissedecek, gözleriniz kararacak, gözlerinizde sorunlar, ve tüm o diğer şeyler olacak. Bırakın geçip gitsin. Bunlar Yeni Enerjiyi bütünleştirme deneyiminin bir parçası, öncüler olarak birlikte yaptığımız yolculuğun bir parçasıdır.

Not tutun. Bu, diğer Şambrayla paylaşmanıza da yardımcı olur, ve paylaşımda – kendi öykünüzü, kafa karışıklığınızı bir başkasıyla paylaşmakta – büyük bir güzellik vardır. Şimdi, siz öykülerinizi paylaşırken, bu öyküleri okuyan ya da dinleyenlerin ahkâm kesmemesini istiyorum. Paylaşımın altında “önerilerinizi takdirle karşılayacağım” demedikçe, bir dolu istenmeyen öğütler vermeye kalkmayın. Hiç kimseye, neyi doğru ya da yanlış yaptığını söylemeye başlamayın.

Şu anlayış – Tobias geçenlerde bunu gündeme getirmişti – yanlış bir şey yapmadınız. Yanlış yapamazsınız. Bana güvenin. Yapamazsınız. Gerçekten kötü olan birçok deneyim yaşayabilirsiniz, ama yanlış yapamazsınız.

Ben kimsenin kimseyi deneyimi yüzünden eleştirmesini ya da fazlasıyla analiz etmesini istemiyorum. Ben o deneyimin onurlandırılmasını istiyorum. Paylaşımın bir nedeni de budur, onurlandırılmak için, başkaları ondan öğrenebilsin diye. Ben kimsenin bu deneyimleri küçümsemesini istemiyorum. Öykünüzü paylaştığınız için asla utanmak zorunda kalmanızı istemiyorum – tabii benimle yapacağınız soru ve yanıt için buraya çıkmadıysanız. (kahkahalar) Yani Şambra, öykülerinizi paylaşın.

Onurlandırmak

Sizlerle dört nokta üzerinde duracağım. Benden ve yoldaşlarımdan tekrar tekrar onurlandırma kelimesini duyacaksınız. Onurlandırma. Bu çok önemlidir. Biz tek tek her birinizi onurlandırıyoruz, ne olursa olsun. Yaptığınız herşeyi, olduğunuz herşeyi onurlandırıyoruz. Yargı yoktur.

İlerlerken, sizin de aynı şeyi yapmanızı isteyeceğim. Diğer herkesi onurlandırın. Hoşlanmadığınız insanları onurlandırın. Sizi kızdıran insanları onurlandırın. Birlikte çalıştığınız insanları onurlandırın. Bu mesaj tahtasında iletişim kurduğunuz insanları onurlandırın, ki bu arada, bu mesaj tahtasının temizleneceğini umuyorum. Orada çok az onurlandırma var. Orada bir dolu dram var, bir dolu onurlandırma yok.

Onurlandırmak, birine saygı duymak demektir, aynı fikirde olun ya da olmayın, ama bulundukları yere saygı göstermek. Bu, onların seçtiği deneyimdir.

Biz onurlandırmayı pekiştireceğiz. Onurlandırma şefkattir. Tobias, sevgi hakkında çok konuştu, ve bu güzeldi. Sizin sevgiye susamış olduğunuz bir zamandı, sevgiyi tartışmamız gerekti, ama şimdi onurlandırmak zamanı – diğer herkesi onurlandırmak. Biliyorum, birçoğunuz başkalarına karşı eleştirelsiniz. Şimdi onları onurlandırmaya başlayın. Bu, aynı fikirde olmanız gerektiği anlamına gelmiyor, ama onurlandırın.

İnsanların bulundukları yere nasıl geldiklerini onları onurlandırarak anlamaya başlayacaksınız. Kendi bulunduğunuz yere nasıl geldiğinizi anlamaya başlayacaksınız. Dünyanın kesinlikle mükemmel olduğunu anlamaya başlayacaksınız. Siz onurlandırmanın dışına çıktığınızda Dünyadaki hataları, ya da hata olduğunu sandığınız şeyleri görüyorsunuz, çünkü yargılayıcı gözlerle bakıyorsunuz. Korkan gözlerle bakıyorsunuz aslında. Şeyleri onurlandırdığınızda, onların tam olarak olması gerektiği yerde olduğunu anlarsınız.

Kendinizi onurlandırdığınız zaman, artık işlemden geçirmelere gerek kalmaz. Ben kara tahtamda bunun altını çizeceğim. Kendinizi onurlandırdığınızda, artık işlemden geçirmelere gerek duymazsınız. Kendinizi onurlandırdığınızda, asla bir kurban değilsinizdir. Biz “onurlandırmayı” tekrar ve tekrar yineleyip duracağız, taa ki gerçekten içinize işleyene dek.

Rol Yapın

Bugünü açarken değindiğim bir başka önemli şey de, ben bir aktör olmaya bayılırım. Yani, sanki Adamus değilmiş gibi hissedilen Şaudlar ve atölye çalışmaları olacak, oysa odur. Ben farklı zamanlarda farklı biçimlerde geleceğim size.

Rol yapmak harikadır. Tek tek her birinizi bunu yapmaya başlamanız için cesaretlendireceğim. Onlar sadece sizin veçhelerinizdir, ama sizi seven ve sizin de onları sevdiğiniz ve geri gelen veçhelerinizdir. Kendinizin bu karakterlerini yaratmaya başlar ve aslında yaratıdaki enerjinin ne denli akışkan olduğunu fark edersiniz. Ama kendinizin o sıkı sıkıya tanımlanmış karakterinde sıkışıp kalır ve salıvermeye korkarsanız, kalıplarınızı tekrar ve tekrar yineleyip durursunuz.

Yaratın

Çok önemli – çok, çok önemli – olacak bir başka şey de, bir şey yaratmaktır, herhangi bir şey. Yaratı, içinizdeki Tanrı’yı ifade etmenin doğal yoludur. İnsanlar, yaratan-olmamaya, rutinlerin, alışkanlıkların peşinden gitmeye şartlandırıldılar. Alışkanlıklar oluşturuldu, yerlerine yerleştirildi, ve sizden de onların peşinden gitmeniz talep edildi. Ve bu öyle bir hal aldı ki, enerjinizi çok körelmiş, çok yıpranmış bir duruma getirdi.

Bir insan herhangi bir şey yaratmadığı zaman depresif olur. Endişe, vesvese içinde olur. Üzgün olur. Kafesin içinde tutsak kalmış bir hayvan gibi olur. Bu nedenle, ben sizden herhangi bir şey yaratmaya başlamanızı isteyeceğim. Herhangi bir şey, ne olursa.

Bugün burada bazı kitapların yaratıldığını gördünüz. Yaratılmış olan bir müzik dinlediniz. Taştan bir duvar yaratın, eğer yapmayı seçtiğiniz buysa. (kahkahalar) Bir akvaryum satın alın ve evinizde bir akvaryum yaratın. Bir şey yaratın, Şambra. Ben sizlerin yaratıcı olmadığınız, alışkanlıkların peşinden gittiğiniz günlerin yüzdesini farkında olmaya başlamanızı istiyorum.

Yemek yapmak – yaratmanın ne muhteşem bir yolu, üstelik mideniz ve bedeniniz de buna bayılıyor. Yaratıcı olmak, nereye gittiğini bilmeden arabanıza atlayıp gitmek anlamına da gelebilir. Alışık olduğunuz yollardan gitmek yerine, öylesine uzun uzun yol almak.

Şu anda buraya bağlanmış olan bazılarınızın harika fikirleri var, oyun gibi – oyun tahtaları gibi. Onları yaratın; yaratmadığınız için kendinize bahaneler uydurmaktan vazgeçin.

Bu Şambra enerjisiyle ilerlemenin gereklerinden biri de yaratmaktır. Yaratmayacak olursanız sizi bundan sorumlu tutacağım. Bunun öyle muhteşem bir şey olması gerekmiyor. Dünyayı değiştirmesi gerekmiyor. Çok basit olabilir. Tığ işi yapın. Herhangi bir şey. Bir resim yapın. Bir şarkı söyleyin. Bir şiir yazın. Farketmez. Sanatsal olması gerekmiyor, sadece yarattığınız bir şey olması gerekiyor. Herhangi bir şey. Bir takı. Bir film. Herhangi bir şey.

Bu sizi o ağır örtücü-katmanların bazısından, sizin depresyon dediğiniz şeyden kurtaracaktır. Ki o depresyon falan değildir. Sizi etkileyen bir durgunluk, bir tıkanıklıktır. Ha, ve siz, “Eğer kendinizi depresif hissediyorsanız; sanki kimse sizi sevmiyormuş gibi, hiç enerjiniz kalmamış gibi, ve yorgun hissediyorsanız, şu hapları alın” diyen o televizyon reklamlarını izliyorsunuz. Hayır, hap almayın. Yaratıcı olun. Ne olursa.

Biz bundan tekrar tekrar söz edeceğiz, ve benim ayağa kalkıp gözlerimi açtığım, izleyicilerin arasında dolandığım ve yaratılarınızı sorduğum zamanlar olacak. Yani lütfen hazırlıklı olun. (kahkahalar)

Ha, şimdi söylemem gereken bir şey daha var. Cauldre, şu gözlerin açık olması olayından hoşlanmıyor. Ama sana hemen şimdi söyleyeyim, Cauldre, evet, izleyicilerin arasında dolaşacağım. Eğer bunu gözlerin kapalı yapmak istiyorsan, bu senin bileceğin iş. (kahkahalar) Ama sana şimdiden söyleyeyim, gözlerin açıkken bunu yapmak daha kolay olacaktır.

Bir Hayvan Totemi

Eğleneceğimiz bir şey daha, çok önemli. Ben sizin – hayal gücünüzle – kendiniz için bir hayvan totemi yaratmanızı istiyorum. Bugünden başlayın. Bunun çok iyi bir nedeni var. Biraz açıklayayım. Bazılarınız hayvan totemlerine çok aşina. Aslında ona verilen çok eski bir ad var. Bu çok eski bir uygulamadır, ama biz onu bir Yeni Enerji biçiminde kullanacağız.

Size ait olan bir hayvan yaratın. Bu bazılarınız için bir ayı olabilir, bir baykuş olabilir, güzel bir atmaca olabilir, harika bir tavşan olabilir. İstediğiniz herhangi bir hayvan olabilir – şu anda Dünya’da varolan bir hayvan. Dünya’da varolan bir hayvan – varolan bir tür – ve ben sizden onu hayal etmeye başlamanızı istiyorum.

Diyelim ki, hayvan toteminiz olarak bir geyik seçiyorsunuz. Ben sizden, gerçek hale gelene kadar onu hayal etmeye başlamanızı istiyorum. Yani öyle bulanık bir resim olması değil de, onu neredeyse hissetmeye başlamanızı – kürkünü, derisini; onu gerçekten koklayabileceğiniz noktaya gelinceye kadar – ille de av eti gibi kokması gerekmiyor, ama onu koklayabileceğiniz, gözlerinin içine bakabileceğiniz noktaya gelinceye kadar.

Biz bu aracı, bu totemi, önümüzdeki uzunca bir zaman boyunca yapacağımız birçok şey için kullanacağız. O sizindir. Başka herhangi birinin değil. Sizin dışınızda değildir. Sizin bir parçanızdır.

Biz bu totemle, hayal edilmesine yardımcı olduğunuz bu hayvanla çalışacağız, ve o sizden geliyor. Şu rol yapmanın bir parçasıdır. Bu, sizin can dostunuz, hizmetkârınız, evcil hayvanınız olacak bir varlıktır. Sizi anlayacaktır. Onu (bir yerlere) gönderebileceksiniz. Siz sıradan insanca şeylerle meşgulken, kendinizin bu parçasını, başka şeyler yapmak üzere geçmişinize ve geleceğinize ve başka boyutlara gönderebileceksiniz.

Bu totem ayrıca size yardım edip – korumak doğru kelime değil, Cauldre – tüm çevrenizdeki enerjilerin farkında olmanızı sağlayacak. Evet, şu an Dünya’da bazı çok karanlık enerjiler, çok manipüle eden enerjiler var, ve onlar aslında artıyor, şiddetleniyorlar. Doğrusu, gelip içinize korku salmak istiyorlar, çünkü bu yoldan besleniyorlar. Enerjinizi, manipüle edebilecekleri bir yere getirmek istiyorlar. Bunların büyük bir kısmı fiziksel olmayan varlıklar, ama hâlâ bu karanlık sanatların bazısını uygulayan fiziksel varlıklar da var. Bunun yalnızca onlara karşı çalışacağını hâlâ öğrenmiş değiller.

Ama totemleriniz tüm çevrenizdeki, sizi hemen kuşatan boyutlardaki ve çok uzaklara genişleyen boyutlardaki enerjilerin farkında kalmanıza yardımcı olacaklar. Birlikte geçireceğiniz bu birkaç yıl boyunca en iyi dostunuz olacaklar. Ona hemen bir ad takmayın; biz bunu daha sonra yapacağız. Şimdiyle, birlikte yapacağımız bir sonraki toplantı arasında bunu geliştirmeye başlamanızı isteyeceğim.

Şimdi, anında bir tepkiyle toteminizin, örneğin, bir ayı olacağını söyleyebilirsiniz, çünkü ayıları hep sevmişinizdir. Ya da kaplumbağlara duyduğunuz yakınlık yüzünden bir kaplumbağ olacağını söyleyebilirsiniz. Ama bunu bir süreliğine salıverin. O gelişmeye başlayacaktır. Siz geliştirmeye başlayacaksınız. Tümüyle farklı bir şey ortaya çıkarsa, şaşırmayın. Ve sonra ona nefes vermeye başlayın. Hayatınızı ona soluyun. O sizdir.

Tam olarak neye benzediğini hayal etmeye başlayın, ama değişebileceğini de anlayın. Gelişebilir. Onun niteliklerini hissetmeye başlayın ve diğer boyutlara nasıl uçup gidebildiğini ya da sürünebildiğini; sizin adınıza nasıl araştırabildiğini; sürekli tetikte kalarak size nasıl hizmet edebildiğini hissetmeye başlayın.

Böylece, ev ödeviniz budur – bu totem. Gelecek ayki toplantımızda bunun kadim geçmişi hakkında ve ilerlerken onu nasıl uygulayacağımızı da konuşacağız. Ama bu önümüzdeki ay boyunca kendinizin bu yeni parçasıyla aşina olun.

O sizin – nasıl desek – alemleri gören köpek gözünüz ya da gören balık gözünüz olacak, totem olarak hangi hayvanı seçtiyseniz. Ve farketmez. Hangi hayvanın daha güçlü ya da daha akıllı ya da daha hızlı ya da her neyse olduğunu düşünmeye başlamayın. Farketmeyecek. Gerçekten, farketmeyecek. Bu daha çok  kendinizin bu parçasıyla kurduğunuz ilişkiyle, onu sizin adınıza bir yere gönderebilme yeteneğinizle, sizi farkında ve tetikte tutmak üzere onu orada bulundurma yeteneğinizle ilgilidir.

Biliyorsunuz, bilgi paketleri ileten şu Internete sahipsiniz. Pakauwah’lar sizin deneyim, his, duygu; sıfır ve birlerin (bilgisayarın temel sisteminin) ötesinde bir şey iletmenize yardımcı olacaklar, ama… Bu – ben cesur bir bildiride daha bulunacağım – bizim totemlerle ya da Pakauwah’larla gerçekleştireceğimiz şey, temelde, elektronik İnternetinize karşı, Yeni Enerji “bilinç İnterneti”nin başlangıcı olacak. Biz yavaş yavaş başlayacağız, ama siz kapsamlı hisleri başka insanlara nasıl gönderebileceğinizi keşfedeceksiniz. Sadece küçük küçük mesajlar ya da görüntüler değil de, kapsamlı hisleri. Böylece bu onun başlangıcıdır.

Şimdilik tek bir mesaj olacak, çünkü biz, özellikle de önümüzdeki yıl ilginç ve dengesiz gibi hissedilebilecek topraklara adım atacağız, ama bu (yeni alan) hiç de dengesiz değildir. Sadece sizin insan benliğinizin kafasını karıştıracaktır.

Böylece, bugünü bitiriyoruz. Bugün soru ve yanıt olmayacak. Gidip yaşamı deneyimlemek için özgürsünüz, ve sevgili Şambra, herşeyin olması gerektiği gibi olduğunu, hatırlayın.

Evrende herşey yolunda, ve bu yüzden, ve bu nedenle Ben o Ben’im, Adamus.

Yeni Enerjiyi Keşfetmek

Ustalık(Yüksek lisans) eğitimi-1’den alıntı:

Yeni Enerji burada. Önceki Şaudlarmızda uzun uzadıya ondan söz ettik. O burada, o, Yuva’nın dışında yaratılmış olan, sizin tarafınızdan yaratılmış olan bir enerjidir. Onun fizik (kuralları) ve özellikleri, çalışmaya alışık olduğunuz titreşimsel enerjiden belirgin bir biçimde farklıdır. Bu, yaşamınızdan titreşimsel enerjiyi tümüyle bertaraf edeceğiz demek değildir – hiç değildir. Biz, Yeni Enerji denen şeyi bütünleştirmeye başlayacağız.

Açıkçası, ne ben Adamus, ne Tobias, ne de Yükselmiş Üstatların herhangi biri, onun nasıl çalıştığını tam olarak bilmiyoruz. Bazı kuramlara sahibiz. Bir fikrimiz var, özellikle de Dünya üzerinde son zamanlarda yaşamış olanlarımızın. Onun yaşamınızda nasıl iş göreceğine ilişkin bazı genel fikirlere sahibiz. Biz sizinle, Yeni Enerjiyi nasıl getirebileceğinizi anlamanız konusunda çalışacağız.

Bu, zaman zaman, belki, zorlayıcı, kafa karıştırıcı olabilir, çünkü Yeni Enerji hakkında bildiğimiz bir şey varsa, o da onun, Eski Enerji gibi kendine şablonlar ya da kalıplar oluşturmadığıdır. Eski Enerji sanki tek bir iz üzerinde gider. Kendini tekrar ve tekrar ve tekrar yineleme eğilimindedir, taa ki büyük bir dışsal kuvvet ya da uyarıcı onu kendi eski kalıbından dışarı atana kadar. Birçoğunuz yaşamının şu son yıllarında bundan geçti, Eski Enerjinin o eski kalıbından çıkmaya çalıştı. Böylece, gelmekte olan, sizin tarafınızdan yaratılmış olan bu bir tür aşıyı, ama sizi Eski Enerjinin o eski kalıbından çıkartmak için yaşamınızda bazen travmatik – genellikle travmatik – bir olay yaratan enerjinin aşısını olmak durumundasınız.

Yeni Enerji oldukça farklı iş görür, ama nasıl, emin değiliz. Temel olarak, siz bu keşfin parçası olmayı kabul ettiniz. Dünya üzerinde onun nasıl getirileceğini ve ne yaptığını anlayacak öncülerin bir sonraki düzeyi olmayı kabul ettiniz. Siz burada olup bu Yeni Enerjinin… bu arada, onu siz yarattınız. O sizindir. O, eski titreşimsel enerji gibi Tanrı’nın bir armağanı değildir. O (titreşimsel enerji), Ruh’un size armağanıydı; buysa sizin kendinize verdiğiniz armağandır. O aynı kalıpları oluşturmaz. Her uygulandığında aynı şekilde yanıt vermez.

O güçlüdür. Oysa sizin bazen Eski Enerjiye çok sinirlendiğinizi biliyoruz, zaman zaman zayıf görünüyordu, ve siz Eski Enerjinin hep daha fazlasını toplamaya, biriktirmeye çalışıyordunuz. Para ya da güç gibi ya da buna benzer başka bir Eski Enerjiyi biriktirmeniz ya da depolamanız gerekiyordu. Eski Enerjiden bir depo inşa etmeniz gerekiyordu, çünkü bazen çok yavaş çalışıyordu. Çok zahmetliydi. Son zamanlardaki sabırsızlığınızın ya da sıkıntınızın bir bölümü de “Daha iyi bir yol olmalı. Bunu gerçekleştirmenin farklı bir yolu olmalı” demenizden kaynaklanıyordu, ve bu farklı yol mevcuttur, ve siz bu nedenle buradasınız. Ben bu nedenle buradayım.

Biz onu içinize getirmenin yollarını araştıracağız, çünkü o şu anda insan enerji alanınıza yakın bir yerlerde ve sizi kuşatıyor, ama aslında tümüyle alanınıza girmiş değil. Bunun bir nedeni de, zamanı gelmediği içindi. Siz tüm dikkatinizi öylesine sorunlarınıza ve işlemden geçirmelere vermiştiniz ki, onun içeri girmesi uygun olmadı. (Çünkü girecek olsaydı) birçok devrenin atmasına neden olurdu. Onunla biraz oynadınız. Ha, geceleri başka boyutlara yaptığımız akınlarda hepimiz biraz birlikte oynadık onunla. Siz parmağınızla ona hafifçe dokundunuz ve sonra birazcık da tadına baktınız, ama şimdi onu yaşamlarımıza getireceğiz.

Şambra denen bu grubun gerçekleştireceği çok önemli şeylerden biri, onu kişisel olarak deneyimleyebilmeniz için Yeni Enerjinin gelmesine izin vermek olacak. Ve size hemen şunu söyleyeyim, bu korkulacak bir şey değildir. Yeni Enerjide korkulacak hiçbir şey yok. Eski titreşimsel enerjide bu bazen söz konusudur, çünkü o, karanlığın, korkunun, tarihinizin, zorluklarınızın unsurlarını içerir. Böylece bazen bir Eski Enerji dalgasının yaşantınıza girdiğini görür ve biraz kaygılanırsınız, çünkü o, eski şeyler – anılar, enerji kalıpları – içerir. Yani doğrusu onun gelmesinden biraz kaygı duyabilirsiniz.

Yeni Enerji şu anda en saf halinde. Çok yalın bir varoluş halinde. İçeri girmeye hazır. Sizin için, hatta bizim için, aldatıcı olan yanı ise, onun tepkilerinin ya da yanıtlarının ve kalıplarının tümüyle farklı, ve gücünün de oldukça bilinmez olmasıdır.

Adamus

Sibelin notu: Bu ustalık kelimesi Bir Kadını Öldürmek Kitabında yazdığım bir cümleyi anımsatıyor az önceden beri fakat tam çıkaramıyorum, şimdi onu bulacağım…