Algımı, yorumlama sistemini kırması için serbest bırakıyorum.

“Algılamanızı, yorumlama sistemini kırması için serbest bırakmalısınız – ağaç bir ağaçtır ve tamamen enerjidir – bu bir pragmatik harekettir. Şamanın uğraştığı şeyler fazlasıyla uygulanabilirdir. Normal tarihi gerçekliğin karakteristiklerini kıran sihirli geçişler, bunun için, yalnızca bir tavırdır.”

“Kartalın Armağanı, kitabına göre, don Juan Matus ölmemişti, o ‘içten yanmıştı’. Sen ölecek misin, yanacak mısın?”
“Ben bir geri zekalı olduğumdan, eminim ki öleceğim,” diye cevapladı Castaneda. “Keşke onun yaptığını yapabilecek bütünlüğe sahip olabilseydim… Yapamayacağım korkusu var bende. Keşke yapabilseydim. Kafamı –her iki kafamı- bununla yoruyorum.”
*

“Genç ve dinç olmak bir şey değil,” dedi Castaneda. “Yaşlı ve dinç olmak, işte bu büyücülüktür!”

*

Don Juan, bildiğimiz dünyanın, bir dizi kültürel olarak kafamıza sokulmuş “anlaşma” ile “tanım”, ve yalnızca gerçekliğin bir versiyonu olduğu önermesini yapmıştır.

“Eğer zihin ile ararsan, açıkça devamlı tekrarlanan bir durum dışında, seni hiçbir yere götürmeyecek. Bilimde, devamlı tekrarlanan sorular kendilerini ispatlıyor. Bu bizim bilimin sanatıdır … ‘Tüm bunlar değişkendir, başka bir şey değil.’ Biz sahte kontrol şampiyonlarıyız –sorunu yönetilebilir bilim seviyesine alçaltıyoruz. Ne fantezi!”

-alıntı-

Carlos Castaneda ile Yemek – Benjamin Epstein / La Jornada Newspaper – 1996

Kartalın Yayılımları

Biz algılarız.

Bu, kesin bir gerçek. Ama ne algıladığımız, aynı türden bir gerçek değil,çünkü ne algılayacağımızı öğreniriz. Görücüler, orada bi madde dünyası olduğunu düşünmemizin sebebi farkındalığımızdır der. Fakat esasında gerçekte oradaki akışkan,sürekli hareket halinde ve yine de değişmeyen, sonsuza dek sürecek olan Kartal ın yayılımlarıdır.

Eski görücülerin bize bıraktığı en önemli mirasın, tüm hisseden varlıkların varoluş nedeninin farkındalığın arttırılması olduğunun keşfi dir. Eski görücüler sadece inançla ilgili olmayan bi cevap buldular. Eski görücüler, tarifsiz tehlikeler göze alarak, tüm hisseden varlıkların kaynağı olan tanımlanamaz gücü gerçekten görmüşlerdir. Ona Kartal demişler çünkü mümkün olan birkaç kısa bakış anında, siyah-ve-beyaz, sonsuz boyutlarda Kartal’a benzeyen bir şey görmüşler. Onlar farkındalığı bağışlayanın Kartal olduğunu görmüşler. Kartal,hisseden varlıklar yaratıyormuş ki onlar yaşasın ve verdiği yaşamla farkındalığı zenginleştirsin. Ayrıca aynı zenginleşmiş farkındalığı, hisseden varlıklar ölüm anında terk edip gittikten sonra yiyip yutanın da Kartal olduğunu görmüşler.

DJ’’Bir görücü için insanlar ışık saçan varlıklardır. Bu parlaklık, Kartal ın yayılımlarının bir parçası olan yumurtamsı kozamızla kılıflanmıştır. İşte bu parça, az sayıdaki, kılıflanmış yayılımlar, biz insanları oluşturur. Algılamak,kozanın içindeki yayılımlarla, dışarıdakileri birbiriyle karşılaştırmaktır.’’

‘’Örneğin görücüler, herhangi bir canlının içindeki yayılımları görür ve bunların dışarıdaki hangi yayılımlarla uyabileceğini söyleyebilir. Yayılımları kişisel yorum olarak ışık lifçikleri gibidir diyebilirim. Olağan farkındalığın kavrayamadığı, lifçiklerin farkındalığıdır. Yine kendi yorumum, lifçikler kendilerinin farkındadır, canlı ve titreşim halindedirler, onlardan o kadar çok vardır ki sayılarının anlamı yoktur ve her biri kendi içinde bir sonsuzluktur.

Bu konuda az önce Burhan arkadaşımızın gündeme getirdiği sorular vardı:

a)Tüm yaşayan varlıkların farkındalığının , birbiriyle anlaşabilmeleri için kendine has bir öz yansıma derecesi olduğu savı (farkındalığın artması bu öz yansıma işini nasıl etkiliyor olabilir ,ya da etkiler mi? )
 
b)Son bölümde CC farkına varmamasına karşın içeri giren  tuhaf yaratıklarla geçen mücadele gecesi ve sonundaki kaçış süreci ile ilgili olarak ,
Genaro ve DJ dikkat konumlarını değiştirerek bu mücadeleye girmeyebilirler mi , bu mücadele CC ‘nin iki dikkat arasında sıkışıp kaldığı savunmasız konumundan mı kaynağını almakta? Ya da  o alana girdiğinizde .o varlıklarla bir kez karşılaşınca , belli bir üstünlük kurmadan çıkamayacağımız bir durumumu ifade etmekte ?

Kendimce şöyle cevapladım, sanırım üzerinde biraz daha konuşmaya gerek olacak:

a) İki insanın birbiriyle (kolayca) anlaşabilmeleri, kozalarının içindeki parlak bantın aynı konuma yerleşmiş olmasındandır. Farkındalığın artması, daha çok bandın aydınlatılması demek olduğundan bu tür kişiler daha çok insanla(varlıkla) kolayca iletişim kurabilir.
b)  O varlıkları Castaneda görmediği için (kendini buna-mantık dışı gördüklerine- kapatmış olduğu için) bi anlamda son derece rahat davranıyor. İçeri giren varlıklar ona soğuk hava olarak çarpıyorlar. Biz de muhtemelen günlük hayatta bunu defalarca yaşıyoruz (son zamanlarda ben bunları biraz farklı hissediyorum doğrusu). Genaro ve Dj ise, GÖRDÜKLERİ için gerek olmadıkça o varlıkların önüne çıkmazlar. Eğer gerektiyse ya da kaza eseri (bu konuda CC onları bilmeden çekmişti) karşılaşırlarsa korunma yolları var sanırım. Buna bir mücadele denebilir mi bilmiyorum, ben daha çok korunma işlemi demek ister gibiyim.
Üstünlük kurma gibi bir istek var ise büyücüde, bunun için kendi DOSTlarının yardımını talep eder muhtemelen ve bu mücadelenin o büyücünün “bilgi adamı” olma potansiyelinde gerilemeye sebep olacağını tahmin ediyorum.(Üstün de gelse-yenilse de titrşim açısından zarara uğrayacağı sanısındayım.)