A Love Symphony

Bahçelerin arasından şu anda
Çiçeklerin konuştuğunu duydum,
Beyaz gül senin kaşlarını anlattı,
Kırmızı gül senin yanaklarını;
Zambak eğilmiş başını,
Hepsi en güzel halinde baktı ve dedi ki
Sen daha güzelsin.

Ormana içlerine gittim,
Ve vahşi kuşların ötüşünü duydum
Sen ne kadar tatlıydın; diye şakıdılar,
Cıvıldadılar; öttüler aynı şeyi.
Ardıç, karatavuk, ketenkuşu, duraksamadan,
Nakarat tekrarladı,
Ve tekrar başladı çünkü
Sen daha tatlıydın.

Ve sonra denize gittim,
Ve onun da çağladığını duydum,
Kadim bir gizemin bir parçası,
Senden ve benden yapılma.
Kaç bin yıl önce
Seni sevdim, ve sen çok tatlıydın-
Daha kalamazdım, ve böylece
Tekrar ayağına kaçtım.

Çeviri Aydın Sakar

Along the garden ways just now
I heard the flowers speak;
The white rose told me of your brow,
The red rose of your cheek;
The lily of your bended head,
The bindweed of your hair:
Each looked its loveliest and said
You were more fair.

I went into the wood anon,
And heard the wild birds sing
How sweet you were; they warbled on,
Piped, trilled the self-same thing.
Thrush, blackbird, linnet, without pause,
The burden did repeat,
And still began again because
You were more sweet.

And then I went down to the sea,
And heard it murmuring too,
Part of an ancient mystery,
All made of me and you.
How many a thousand years ago
I loved, and you were sweet–
Longer I could not stay, and so
I fled back to your feet.

Arthur William Edgar O’Shaughnessy

Summer Has Come Without the Rose

Yaz gül olmadan mı geldi
Veya kuşları geride mi bıraktı?
Üstündeki mavi mi değişti
Dünya! yoksa kör müyüm?
Büyüyen her çiçeği değiştirecek misin
Yoksa sadece burayı mı,
Bana seni seviyorum dediği
Ve şimdi de sevmiyorum dediği

Üstündeki gök gerçek gibiydi
Ağaçtaki gül gerçek
Kuş gerçek gibiydi yaz boyu
Ama hepsi yalanmış bana
Dünya, sende iyi bir şey var mı
Hayat, aşk veya ölüm veya ne?
Seni seviyorum diye şarkı söyleyen dudaklar
Sevmiyorum dediğinden beri

Sanırım güneşin öpücüğü zorlukla düşecek
Bir çiçeğin altın kasesine
Sanırım kuş benden gelip geçecek
Ve yazdan vazgeçecek
Issızlığın ortasındaki güzel mekan
Vahşi otlar unuttunuz mu
Dudakları nasıl aşkla öperdi beni
Şimdi öpmeyen?

Bana dürüst veya yalancı ol
Gel her türlü
Yaz!-ne yaptığın umurumda mı?
Değiştiremeyeceğin tek yer
Otlar, yapraklar, toprak, çiğ
Noktayı işaretlediğim mezar.-
Burası onun beni bir zamanlar sevdiği
Ve şimdi sevmediği yer.

Arthur William Edgar O’Shaughnessy

Çeviri: Aydın Sakar
HAS summer come without the rose,
Or left the bird behind?
Is the blue changed above thee,
O world! or am I blind?
Will you change every flower that grows, 5
Or only change this spot,
Where she who said, I love thee,
Now says, I love thee not?
The skies seem’d true above thee,
The rose true on the tree; 10
The bird seem’d true the summer through,
But all prov’d false to me.
World, is there one good thing in you,
Life, love, or death—or what?
Since lips that sang, I love thee, 15
Have said, I love thee not?
I think the sun’s kiss will scarce fall
Into one flower’s gold cup;
I think the bird will miss me,
And give the summer up. 20
O sweet place, desolate in tall
Wild grass, have you forgot
How her lips lov’d to kiss me,
Now that they kiss me not?
Be false or fair above me; 25
Come back with any face,
Summer!—do I care what you do?
You cannot change one place,—
The grass, the leaves, the earth, the dew,
The grave I make the spot,— 30
Here, where she used to love me,
Here, where she loves me not.

Arthur William Edgar O’Shaughnessy

Biz müzik yapıcılarız,

Biz müzik yapıcılarız,
Ve düşleri düşleyenler de biziz,
Yalnız dalga kıranlarda gezinen,
Ve ıssız akıntıların kenarında oturan.
Dünyalar kaybedenler ve dünyalar terkedenleriz,
Üzerlerine soluk ayın parıldadığı;
Fakat biz kımıldatanlar ve çalkalayanlarız,
Dünyayı ebediyen, anlaşılan o ki.

Harika ölümsüz şarkılarımızla
Dünyanın en büyük şehirlerini kurarız,
Ve inanılmaz bir öykü ile
Bir imparatorluğun zaferini biçimlendiririz.
Canı isterse, bir düşü olan bir adam
Gidip bir tacı fetheder;
Ve üçü yeni bir şarkının bir ölçüsüyle
Bir imparatorluğu alaşağı eder.

Biz, geçmiş zamanlarda,
Dünyanın gömülmüş geçmişinde,
Ninova’yı yarattık içgeçirmelerimizle,
Ve hatta Babil’i neşemizle;
Ve devirdik onları kehanetlerimizle
Geçmişe, yeni dünyanın bedeline
Çünkü bir düştür her çağ, ölen
Veya yeni doğmakta olan.

Arthur William Edgar O’Shaughnessy

Çeviri: Aydın Sakar -18.02.2012

“We are the music-makers,
And we are the dreamers of dreams,
Wandering by lone sea-breakers,
And sitting by desolate streams.
World-losers and world-forsakers,
Upon whom the pale moon gleams;
Yet we are the movers and shakers,
Of the world forever, it seems.

With wonderful deathless ditties
We build up the world’s great cities,
And out of a fabulous story
We fashion an empire’s glory:
One man with a dream, at pleasure,
Shall go forth and conquer a crown;
And three with a new song’s measure
Can trample an empire down.

We, in the ages lying
In the buried past of the earth,
Built Nineveh with our sighing,
And Babel itself with our mirth;
And o’erthrew them with prophesying
To the old of the new world’s worth;
For each age is a dream that is dying,
Or one that is coming to birth.”
― Arthur William Edgar O’Shaughnessy, Music and Moonlight; Poems and Songs

Çeviriyi yapan Aydın arkadaşımızın ellerine sağlık, velakin niyetine de öncelikle teşekkür ediyorum. Türkçeye bi şair kazandırdın. Ve müthiş bi şiirle