Soru yöntemiyle duvarı aşmak!

Yeni bir bilgi kişiye açıktan “bu böyledir” şeklinde söylendiğinde, kişinin mantık süzgeci onu yabancı madde şeklinde algılayıp ya siliyor ya da daha sık rastlananı; onu alıp zihin içinde bi yere hapsediyor. Çünkü bünyemiz bağışıklık sistemimiz yoluyla kendini dış varsaydığı her  yeni şeye karşı korumaya almış.

O sebeple doğrudan bilgi yayının pek işe yaramadığını uzun senelerdir bilmekteyiz. Sızıntı, sızdırma ve  Plasebo tekniklerininin doğrudan iyileşme ya da yeni şeyi bünyeye alma konusunda çok etkili olduğunu defaten ele almıştık tekrarı gereksiz olacak.

Bilinen bir öykünün sonunu kendi iradesiyle değiştirebilme yetisine sahip brujolardan bahseder Don Juan. Bu teknik de yabana atılacak gibi değil. Gerçekliğin bilerek ve isteyerek eğilip bükülmesi artık zamanımızda hele çocuklarımızın zamanında sanırım sıkça kullanılacak.

Fakat aslında soru sorma tekniği galiba en kolay yöntem! Kişiye cevabı siz buldurursanız bağışıklık sistemi için hiç sorun olmuyor :)))

TÜBİTAK’tan bir proje daha

 AA

TÜBİTAK, fare sütünde, özellikle kanser tedavisinde kullanılan insana ait ‘interferon gamma’ isimli bir protein üretti

“Türk malı buzul ayısı” adı verilen dünyanın donmaya dirençli fare geliştirerek adlarını duyuran TÜBİTAK araştırmacıları, transgenik farelerin sütlerinde hücrelerin kontrolsüz bölünmesini önleyen ve özellikle kanser tedavisinde kullanılan insana ait “interferon gamma” isimli bir protein üretti.

“Dünyada ikinci, Türkiye’de ise ilk kez” başarıya ulaşılan çalışmayla kanserin yanı sıra hepatit, viral enfeksiyonlar gibi çok sayıdaki hastalığın tedavisinde kullanılan bu protein mevcut yöntemlere göre daha sağlıklı bol ve ucuza üretilebilecek.

AA muhabirine çalışmayla ilgili bilgi veren, TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM) Gen Mühendisliği ve Biyoteknoloji Enstitüsü Transgen ve Deney Hayvanları Laboratuvarı Sorumlusu Başuzman araştırmacılarından Doç. Dr. Haydar Bağış, genetik yapılarında yabancı rekombinant DNA parçası taşıyan hayvanlar olarak tanımlanan “transgenik” hayvanların üretim tekniklerinin gelişmesiyle biyoloji, tıp ve veterinerlik alanındaki araştırmaların hız kazandığını ifade etti.

Çeşitli rekombinant proteinleri meme bezlerinde sentezleyen transgenik hayvanlara “Biyoreaktörler veya Bacasız İlaç Fabrikaları” adı verildiğini anlatan Bağış, Türkiye’deki ilk transgenik fare eldesi çalışmalarının 1990’da kendisinin başkanlığındaki bir ekip tarafından başlatıldığını bildirdi.

 İnsan interferon-gamma (IFN) proteininin bir bağışıklık sistem düzenleyicisi olduğunu ve hastalıkların tedavisinde kullanımı için insan hücrelerinden elde edilme zorunluluğunun bulunduğunu anlatan Bağış, bu durumun bu proteinin üretimini kısıtlayıcı bir etki yarattığını dile getirdi.

 Bağış, yaptıkları testlerde transgenik farelerin meme bezlerinden süte salınan insan gamma interferonun hücre bölünmesini durdurucu etkisini de saptadıklarını bildirdi.

Başta kanser olmak üzere, bağışıklık yetmezliği, hepatit, viral ve göz hastalıklarının tedavisinde kullanılan ilaçların etken maddesinin de IFN proteini olduğunu anlatan Bağış, şöyle konuştu: “Çalışmamızda fare sütlerine salınan bu proteinin aktivitesi test edildi ve sonunda süte geçen bu proteinin sınırsız bölünme özelliği gösteren hücreleri yavaşlatarak durdurduğu tespit edildi. Yani interferon gamma, bu hücrelerin bölünmesini durdurucu bir etki yaptı. Böylece bu proteinlerin kanser tedavisinde daha bol, saf ve sağlığa uygun ve ucuza üretilmesinin de önü açıldı. Çünkü günde çok az süt elde edilebilen fareler yerine günde litrelerce süt alınabilen çiftlik hayvanlarına da uygulanabilir bir yöntem ortaya çıkarılmış oldu
Çalışmalarının geçen yıl Antalya’da yapılan Uluslararası İmmünoloji Kongresinde en iyi poster ödülünü aldığını belirten Bağış, uluslararası bilimsel bir dergide de yayımlanmak üzere olduğunu söyledi.

Doç. Dr. Haydar Bağış, bu çalışmadan elde edilen sonuç ve bulguların günde litrelerce süt alınabilen transgenik çiftlik hayvanlarının üretiminde kullanılabilmesi için Türkiye’de yasal düzenlemelerin yapılması gerektiğini de bildirdi.