Roramia Dağı

roraima

Brezilya ve Venezuela arasında bulunan Roraima Dağı, dünyanın en gizemli yerlerinden birisi olarak kabul edilmektedir.Amazon ormanlarının ortasından fırlayan ve bulutların üzerine çıkan 2770 metre yüksekliğindeki Roraima Dağı, bilimadamlarının tanımıyla kayıp dünyadır.

Son derece sert kuvars taşından oluşan bu ilginç dağ, bir mimarın elinden çıkmış görüntüsü vermektedir. Çünkü 4 bir yanından yontulmuş el yapımı bir binayı andırıyor.Bu görüntüsü yüzünden uzun süre bu dağı burada yaşayan insanların yapmış olabileceği düşünüldü.Bu yönde çok sayıda araştırma yapılmasına rağmen bu tezi doğrulayacak bir bulguya rastlanmadı.

Bu sarp ve çıkılması çok zor olan dağın sadece görünümü değil, zirvedeki esrarengiz coğrafi farklılıkları da bir türlü çözülemedi. Dağın en tepesinde çok sayıda şelale bulunuyor. Bu kadar sert bir dağ’da çok sayıda şelale bulunmasının sırrı çözülemedi. Dağın zirvesinde sayısız mağara ve tüneller bulunuyor. Bu tüneller içerisinde uzunluğu yaklaşık 500 metre olan mağaralar var.44 metre yüksekliğinde ve tamamen kuvars tüneller, burada inceleme yapan yer bilimcileri bile şaşkına çevirdi.

Bazı alanları saf granitten olan Roraima Dağı, sadece kendi görüntüsüyle değil üzerinde yaşayan canılarla da şaşırtıyor. Dünyanın en küçük kurbağası bu dağın sirvesinde yaşıyor. Ayrıca dağda yaşayan bitki ve hayvanları buradan başka yerde görmek mümkün değil.

Küçük Prens, Dünya ve Dağ-9

Küçük prens büyük bir dağa tırmandı. Daha önce kendi gezegenindeki üç yanardağın dışında hiç dağ görmemişti. Bu yanardağların boyu ise sadece dizlerine geliyordu. Sönmüş yanardağı tabure olarak kullanırdı. Ona ayaklarını uzatırdı. Kendi kendine : “Bu kadar yüksek bir dağın tepesine tırmanırsam, bütün gezegeni ve gezegendeki bütün insanları görebilirim” dedi. Ama görebildiği tek şey, diğer dağların sivri dorukları oldu.

“Günaydın” dedi kibarca.
“Günaydın… Günaydın… Günaydın…” diye yanıtladı yankı.
“Sen kimsin?” diye sordu küçük prens.
“Sen kimsin… Sen kimsin… Sen kimsin…” dedi yankı.
“Arkadaş olalım. Ben çok yalnızım” dedi bu kez.
“Ben çok yalnızım… Çok yalnızım… Çok yalnızım…”
“Ne tuhaf bir gezegen!” diye düşündü. “Her tarafı kuru, her yeri dikenli, tamamen sert ve acımasız. İnsanlarda ise hayal gücü yok. Sadece sizin söylediklerinizi tekrarlıyorlar. Benim gezegenimde bir çiçeğim vardı ki, her zaman ilk konuşan o olurdu.