Evren Bir Statik Site Olsaydı: Kader, Derleme ve Önceden Yazılmış Sayfalar

Bir statik site üreticisi ilk bakışta mütevazı bir araçtır: Markdown dosyalarını, şablonları ve görselleri alır; ardından bunları ziyaretçiye hazır HTML sayfalarına dönüştürür. Jekyll, Hugo ya da Eleventy gibi araçlar, web sitesini kullanıcı geldiği anda icat etmez. Site çoktan derlenmiştir. Ziyaretçi yalnızca önceden kurulmuş bir dünyada dolaşır. İşte bu teknik ayrıntı, ontolojinin en eski sorularından birine beklenmedik bir pencere açar: Gerçeklik de bizim karşılaşmamızdan önce, bütün ayrıntılarıyla “derlenmiş” olabilir mi?

Deterministik evren modelinde her olay, önceki koşulların zorunlu sonucudur. Başlangıçtaki madde dağılımı, fizik yasaları ve zamanın akışı verildiğinde, sonraki her an teorik olarak hesaplanabilir olur. Bu görüşte gelecek, henüz bizim deneyimimize sunulmamış olsa da nedensel zincirin içinde zaten içerilmiştir. Statik bir sitedeki “hakkımızda” sayfası da ziyaretçi o bağlantıya tıklamadan önce vardır. Tıklama, sayfayı yaratmaz; yalnızca ona erişim sağlar.

Derleme zamanı ile yaşanan zaman

Burada güçlü ama dikkatle kullanılmalıdır bir benzetme vardır. Statik site üreticisinde iki zaman düzeyi bulunur: Derleme zamanı ve çalışma zamanı. Derleme sırasında içerik, şablon ve kurallar birleşerek somut dosyalara dönüşür. Çalışma sırasında ise tarayıcı bu dosyaları gösterir. Deterministik ontolojide de buna benzer biçimde, evrenin temel yasaları bir tür “derleme mantığı” gibi düşünülebilir. Bizim yaşadığımız anlar ise bu mantığın ekranda görünür hâle gelmesidir.

Bu bakış, özgür irade tartışmasını da keskinleştirir. Eğer her bağlantı hedefi önceden oluşturulmuşsa, ziyaretçinin seçimi ne kadar gerçektir? Elbette kullanıcı hangi menüye tıklayacağına karar verir. Fakat seçebileceği sayfalar, sitenin yapısı tarafından önceden sınırlandırılmıştır. İnsan da karar verir; ancak karar veren beynin biyolojisi, geçmiş deneyimleri, toplumsal koşulları ve o andaki fiziksel durumu kararın oluşumuna katılır. Determinizm, seçimin yaşantısal gerçekliğini inkâr etmek zorunda değildir; daha çok seçimin nedensiz, gökten düşen bir başlangıç olduğu fikrine itiraz eder.

Yine de evreni statik siteye tamamen indirgemek yanıltıcı olur. Bir site üreticisinin derleyicisi dışarıdan tasarlanmıştır; evrenin ise dışsal bir programcısı olduğuna dair bilimsel bir kanıtımız yoktur. Ayrıca kuantum fiziği, doğanın en temel düzeyde mutlak biçimde öngörülebilir olup olmadığı tartışmasını canlı tutar. Bazı yorumlarda rastlantısallık gerçek bir özellikken, bazılarında görünürdeki belirsizlik daha derin bir düzenin sonucu olabilir. Yani kozmik kaynak kodunu henüz elimize almış değiliz.

Statik modelin asıl felsefi değeri, zaman algımızı sarsmasındadır. Biz geleceği açık, geçmişi kapalı bir alan gibi deneyimleriz. Oysa blok evren yaklaşımı, geçmişin, şimdinin ve geleceğin dört boyutlu bir bütün içinde birlikte var olabileceğini ileri sürer. Bu görüşte yarının sayfası “henüz yayınlanmamış” değildir; yalnızca bizim bulunduğumuz zaman bağlantısından erişilebilir değildir. Zamanın akışı, sitenin dosya sistemindeki değişimden çok, okuyucunun sayfalar arasında ilerleyişine benzer.

Belki de en kışkırtıcı soru şudur: Eğer hayatımız önceden derlenmiş bir yapıysa, etik sorumluluk anlamsızlaşır mı? Hayır. Bir sayfanın önceden var olması, içeriğinin etkisiz olduğu anlamına gelmez. Kararlar, sonuçların nedenidir; pişmanlık, öğrenme ve hukuk da nedensel ağın parçalarıdır. Bir insanı ikna etmek, eğitmek ya da uyarmak, sistemin içine yeni bir neden yerleştirmektir. Determinizm bizi kuklaya çevirmekten çok, davranışlarımızın hangi koşullarda değiştiğini daha ciddi incelemeye çağırır.

Statik site üreticileri bize küçük bir teknik ders verir: Görünürde anlık olan şey, çoğu zaman daha önce kurulmuş bir yapının sonucudur. Ontoloji ise bu dersi evrene uygular ve sorar: Biz gerçekten yeni sayfalar mı yazıyoruz, yoksa büyük bir derlemenin içinde satır satır mı görünür oluyoruz? Kesin yanıt bilinmiyor. Fakat sorunun kendisi, ekrana baktığımızda yalnızca bir web sayfası değil, varoluşun çalışma biçimine dair bir metafor görmemizi sağlar.