Şirinler

Bir Düşülke Olarak Şirinler
Bazen ormanın sesini dinlerim
Kuşların cıvıltısını
Geyiklerin kahkahasını
Tavşanlar kayaların üstünden zıplar
Herkes onları dinlemekten hoşlanır
Tabii her zaman değil!
Şair Şirin

TV izlemem. Bunun çeşitli ve yazıyla ilgisi olmayan nedenleri var. Ama
çocukluğumdan beri kaçırmadığım bir çizgi film dizisi var; Şirinler.
“Çok uzun yıllar önce ormanın derinliklerinde” diye başlayan bu
sevimli toplumun hikâyesi aslından erdemden var oluşa, dayanışmadan
bireyselliğe, özgürlükten kötülüğe çeşitli bilgi alanları,
olgular, durumlar ve kavramlara ilişkindir. (Zaman’la ilgili yazımda
–Bahçe s. 14- artık muhalefet ve biçimlerinin de bizzat sistemin
yaratıcı-yapıcılarınca tanımlandığı, hatta oluşturulduğunu öne
sürmüştüm. Bu yazının sonrasına denk gelen Matrix filmi iyi bir örnek
olmuştur. Bu filmde kişiler gerçekliği ve gerçeklik bilgisini radikal
biçimde sorgulamaktadırlar. Oysa şikayet edilen şey bizzat bütün film
ekibi ve Pazar potansiyelince korunmuştur ve korunmaktadır. Filmde anılan
yazımla veya diğer şeylerle ilgili başka çıkarımlar yapmak da
mümkündür. İşte Şirinleri buna benzer filmlerden ayıran şey; bireyin, onun tıkanmasına neden olan gerçeklikle karşılaşması ve çoğu zaman onu yeniden üretmesi değil, kolektif bir yapı içerisinde yaşaması-yaratılmasıdır. Şirinler’de gerçekleştirilen devrim, sürekli ve toplumsaldır. Yani Şirin Hayatı yaratılmış,
gerçekleştirilmiş bir şeydir.) Son derece gelişmiş ve bütüncül bir
bilincin ürünü olan dizi, kendi içinden çözüm üretebilecek donanıma
ve belirgin bir bağımsızlığa sahiptir. Buradaki yöntem, süregelen
ilişkileri yinelemek değil, yenilemektir.

Şirinler toplumu tam olarak 103 kişiden oluşur. 103. kişi, yıllar önce
ormanda kaybolmuş, bizim Tarzanımız gibi Devamını oku “Şirinler” →