Çevrim katsayısı

YENİ’den doğanın bir haftasının, eski’nin bir yılına denk düştüğünü keşfettim.
Baştan beri zamanda bi farklılık hissediyordum fakat bir türlü iki sistemin çevrim katsayısını bulamamıştım. Dün bunu bildim.
Bu hesapla çevrim katsayısı (yaklaşık)=360/7=52
Yani eskiye oranla tüm devreler 52 kez hızlı devridaim etmekte.
Böyle olabilir mi gerçekten?
Sizlerin gözlemleri var mı bu konuda?

Bu arada önceki gün kuaförüm şaşkınlıkla; “senin yeniden orjinal saçların çıkmaya başlamış!”dedi. Yeni’den doğmanın bu kadar etkin ve hızlı görünür sonuçları olması beni pek şaşırtmadı ama sevindirdi 🙂
    • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü çok içten isteyerek yoğunlaştığım bir konu bu.bedenimi ‘tamir’ edebilmek.:)))))

      YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Olacağına şüphe yok, yetki istemeden isteyin!

      YENİ’den DOĞAnlar Kulubü yeterki olmuş yetki! Fakat sehven oluşan cümle bana daha anlamlı geldi: “yetki istemeden isteyin!”
    • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü dün bi yazı okuyordum ‘enerji bedeninizi dengeleyin’ benim okuduğumu algıladım ise :enerji bedeninizi engelleyin! aymadan önce ‘a bu nasıl olur neden engelleyelim ki? diye epey düşündüm:))))) sonra belki de dengelemeye ekstra çaba harcamak engellemeye neden olur,bu doğal süreçte gerçekleşince kendiliğinden oluşmalı.
    • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü dilin dualitik ve komik yönlerine iyice aymaya başladık 🙂

      YENİ’den DOĞAnlar Kulubü hemde nasıl:) düşüncelerin hızına dilim yetişmeye çalışınca çok komik dialoglar ortaya çıkıyor.
    • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü kendime daha çok vakit ayırıyorum..meditasyonu arada yapardım..şimdilerde gün içinde bir ana ve aralar mevcut.Rahatça düşünüp enerji bloklarım var mı yok mu,beni engelleyen ‘tortu’ları hemencecik bulup analiz etme vs.:)))))
    • SA: Kısaca bir yılda 52 yılda yaşadığın tüm devreleri yiyip bitiriyorsun!
    • Sibel A: Kozmik mi Komik mi?
      Aradaki “Z” harfinin işlevini bilen beri gelsin.
      • Gülgün Z harfi alfabenin son harfidir.Süregelen algısallıktaki komikliğin ”sonu” geldiğinde kozmikliğe geçiş yapılır:))))

        İlkay om,bir mantraydı hatırladığım kadarıyla.İçten dışa yayılmaya başlayan titreşimleri yükselten bir Hint mantrası.kOMik..kOZmik olunca..yayılan,büyüsel !!! bir uydurukçu da ben:)))

        Firdevs T Akrofonoloji ye gore arastirma ve gelistirmeyi temsil edermis: ‘muazzam guc ve enerjisi varmis.
      • Hürriyet Kalalı ‎…bi de Z raporu vardır; her işletmenin gün sonunda almak zorunda olduğu.:-)

        Sibel Atasoy A evet onu unutmuşum,oysa iyi bilirim. Zzzzzz raporu :))

        Firdevs Ari nin cikardigi ses de diyelim hatiri kalmasin:-)

        Turan Erdal Kosmos, kaos, komik…bunlar kati kurallar ile kurallsizlik arasinda oynuyor.

        Nilgün B zeronun =sıfırın baş harfi … siıfırlayınca komik mi oluyor acaba:))) ya da alfabenin son harfi…ne gelince

        Sibel Atasoy İnsan isterse ne kadar yaratıcı olabiliyor değil mi?

Burcu, ben feci dağıldım yani!”

İnsan gerçekten de ne oldum değil ne olacağım demeliymiş.  Eski yıllarda reklamların tek karesi bile sinirimi oynatırdı! Beyin yıkama ve para harcatmaya dolayısı ile kölevari çalışmaya mecbur ediyorlar diye sevmezdim. Üstelik yüksek ses, tekrar eden cıngıllar beni neredeyse bayılacak kadar fena ederdi.

Onaltı yıl önce TV seyretmeyi, gazeteyi dergiyi terk ettim. Son bikaç yıldır bazı Amerikan dizileri izliyorum ama hala gündelik yayınlarla ilişkim yok. Fakat bu arada çok sevdiğim bir arkadaşım sayesinde reklamlara başka türlü bakmaya başladım. Bunlar sanki başka bir frekansta başka bi yayın yapıyorlardı! Bilimkurgu gibi olacak ama gerçekten öyle. Hatta bikaç yıl önce bi Vichy reklamı izlerken birden başka şeyler dinlemeye ve görmeye başladığımı hissetmiş ve çok şaşırmıştım. İste versin google’dan aradım, hemen adresi verdi:

http://agnia.blogcu.com/buyuculuk/533671

Neyse ben aslında son bi kaç gündür başıma gelen şeyi anlatacaktım. Üç gecedir yatağa yatıyorum, az sonra anlatacağım bir reklamdan kesit geliyor aklıma, sesi kulaklarımda çınlıyor ve beni katılırcasına güldürüyor, öyle ki dakikalarca tekrar tekrar gülüyorum. Kendimi durduramıyorum. Tabi bu arada gecenin bi saatinde çınlayan kahkahalarım komşuyu rahatsız ediyor mudur diye de endişeleniyorum.

Bu durum ilgimi çekti ve ben de bu tür tepkiler uyandıran reklamları bana göründüğü şekliyle paylaşmaya karar verdim.

Böylece başlattığımız “Reklamdan al haberi” kategorimizin ilk reklamını irdelemeye başlıyorum:

Reklam, bir reklam filmi çekilen set görüntüsü ile başlıyor. Reklam cıngılını bağırarak söyleyecek genç delikanlı, başla komutunu aldıktan sonra kendine verilen repliği değil kendi isteğini söyleyiveriyor. Şaşıran yönetmen çekimi kesiyor, “ne söylüyorsun sen? Tekste böyle bişey yok” diyor.

Delikanlı fütursuzca, kendi söylediği repliğin daha güzel olduğunda ısrar ediyor.

Tam o anda kırmızı bi pencereyle dış bir ses devreye giriyor ve delikanlının repliğinin daha güzel olduğunu kabul ediyor. Ve anında delikanlının istediği her neyse, onu aynen bağışlayıveriyor. Ve bağışlanan şey sadece delikanlıya değil o sesi “tanıyan” herkese şamil oluyor.

Buraya kadar pek bişey yok fakat işte o anda beni gülme krizine sokan sahne geliyor: Önünde gerçekleşen bu sahneden şaşkına dönmüş olan uzun saçlı yönetmen, son derece kırgın ve üzgün bir sesle yardımcısına şöyle diyor:

“Burcu, ben feci dağıldım yani!”

Bu cümlede hem otoritesinin elinden gitmiş olduğu kırıklık, dert yanma ve hem de bu acıyı yardımcısı olan kadına fatura etme isteği var!

Burcu’yu ise nerdeyse hiç görmüyor ve duymuyoruz. O faturaların yüklendiği bir hayalet. Bir kadın asistan!

“Burcu, ben feci dağıldım yani!” Bu cümle ve görüntü tekrar tekrar  bana geliyor ve ben katılırcasına gülüyorum.

Mesele bundan ibaret. Fakat bu kadar gülünce, reklama dönüp bi daha bakma isteği duydum ve işte gördüklerim:

Edebiyat ve görsel kurgularda “dış ses” genelde Tanrının sesi gibi yorumlanır.

Şimdi Tanrı ne istediğini ve ne vereceğini bir tekst(ne olduğunu söylemeye gerek yok) ile reklam şirketine (peygamber) önceden vermiş, gerekli anlaşma yapılmış.  Eski reklamlarda (eski dünya)artık burada tanrının işi kalmaz. O kendi işine bakar. Yetkiyi almış olan peygamber de ortada görünmez, onun buyruğunu gerçekleştirecek bi yönetmen (yönetici, kral vs) tayin etmiştir, O gereğini yapar. Hatta yaparken de kraldan çok kralcı olur genelde. Oyunun çekildiği sahnelerde tanrı yerine geçer artık, dediği dedik çaldığı düdüktür, ona nerdeyse tapınılır. Vekil tanrı diyebiliriz yönetmene.

Oysa bu reklamda ne oluyor?

Tanrı anlaşmaya sadık kalmıyor! Neden? Bilmiyorum J Ya oyuncu genç öyle sevimli ki, onun her dediğini emir telakki ediyor. Ya da oyuncu genç “oldurma” yetkisini bi şekilde kapmış, tanrıyla birlikte çalışmaya başlamış. Haydaaaa!…

Peki ama bu işin faturasını Burcu mu çeksin yani? Gerçi önceleri onun da yanına yaklaşılmazdı havasından, yönetmeni her daim nerde bulacaksın, o da tanrının vekilinin vekiliydi. Üstelik hep el altında olan gerçek vekildi. İşleri hep o yapar, cezayı da ulufeyi de o dağıtırdı, çok çok çalışırdı inanın. Gösterdiği bu insanüstü çabayı da bir gün tanrı vekili olabilme ümidiyle yapabilirdi, yoksa dayanılmaz yani J

Yani güldüğüm kadar yok muymuş sorarım sizlere?

Bu arada benim göremediğim sembolleri de siz söyleyin kuzum J

 sa. 26.02.2010-Beylerbeyi