Siz hiç BAKladınız mı?

BAK, Biricik eşsiz BEN’ini yitirmeden BİRLEŞİKLİĞİN tadına ve yararlarına ulaşabilmenin eğlenceli ve aydınlatıcı yöntemidir demiştik. Oygulamaya katılanlar neden böyle iizah ettiğimizi anlayacaklardır, gerçekten de “bilmiyorum” hali insanın biricik Beni’ni (parçacık durumu) yarı yarıya geri çeker ve evren boşluk sevmez, boşaltılan kısma birleşikliğimiz hücum eder (dalga yanımız), hem de hangi konuda bilmediğimizi ifade etmişsek (yönelttiğimiz soru) o konunun cevabı haline geliriz. Zaten bu işlem günlük hayatta da tıpkı böyledir ancak bütünlüğümüz tarafından farkındalıksız olarak yürür gider. Oysa bir BAK seansında katılımcılar ve moderatör, her iki hallerinin de farkındadırlar.

Oyuna katılmayanlar için (hatta bir kez katılanlar da bunu tam çıkarsayamamış olabilir) BAK’ın sorulara nasıl cevap verdiğini anlatmak istiyorum. Bir çok oyun modere ettiğim için yavaş yavaş bende bazı gözlemler ortaya çıkabilmeye başladı. BAK, sorulan bir konuyu, rollendirilebilmiş etkileşimleri kanalı ile tüm gelişimini resmediyor ve nihayetinde şu andaki son durumu eğilimler halinde gösteriyor.

Gelecek henüz netleşmedi. BAK’ın bunu bilmesi mümkün değil, bilseydi özgür iradeden bahsedilmesi olanaksızlaşırdı! Tüm dünya üzerindeki en son eğilimin, önümüzde belirginleşmesi bence müthiş kıymetli bir veridir. Bunu seçim öncesi araştırmalarına benzetebilirsiniz. Olay yaklaştıkça eğilimler,netleşir! Buna rağmen değişmez değildir. Yeterli sayıda yapılan radikal seçim her şeyi alt üst edebilir. Gerçekten ilginç durumlar var. Bu oyunu anlamak için kuantumun basit ilkelerini öğrenmeyi öneriyorum Çünkü bu bizi büyüden bilime geçirir.
BAK Birleşik Alan Kullanımı hakkında: Tıklayınız
Uygulamalarımız ve deneyenlerin yorumları ile şimdi facebook’da sayfamız var:

Radyolar, YENİ’den DOĞAnlar

Günaydınlar, aslında bi zamandır metro fm e sardımdı ama bugün farklı bi kanal dinleyeyim dedim. Zaten her gün epey bişeyi şeyi farklı yapıyorum (unutursam hatırlatıyorum kendime). Bi zamanlar (18 yıl önce) adada yaşarken ve yanımda küçük pilli bi radyo varken bi yerel istasyonu çok sevip dinlerdim. Bi gün deniz bisikletimle bi saat pedal çekip Fethiyeye gittim, radyonun yayın yaptığı yeri bulup şahsen teşekkür ettim. Sonra onlar da bana bi program yapmamı teklif ettiler. Uzatmayayım ben de Özgür Radyoda haftada bir “adım adım” diye bi program yapmaya başladım. Üç ay sürdü, sonra da radyo radikal söylemlerinden dolayı kapandı. Oysa ben çaldıkları alevi türkülerini çok seviyordum. Neyse, ilk programımda oldukça heyecanlanmıştım çünkü öylece ağzının ucunda duran siyah bi topa (mikrofon), o sanki yüzlerce kulakmış gibi konuşabilmeyi hissetmek zordu. İnsan bi şekilde teması, yansımayı duyumsamak istermiş orada bilfiil yaşarak öğrendim. http://www.joyfm.com.tr/live/ Gününüz harika geçsin frekanslarrrrr

**

Sevgili arkadaşlar, bizler, sayfanın sağ üst köşesinde göreceğiniz altı yöneticiyiz; dört kadın iki erkek, öyle şu an için kendiliğinnden oluşan, zaman içinde değişebiliriz. Her birimizin paylaştığı yazılar, bağlantılar ve yaptığımız yorumlar aynı isimle çıkar (YENİ’den DOĞAnlar Kulubü), hangimizin hangimiz olduğunu biz dahi bilemiyoruz 🙂 Ama tahmin etmeye çalışmak zevkli bi oyun oluyor. Siz de bu oyuna katılmak ister misiniz, kim kimdir oyunu’na? 🙂 Ayrıca sayfamızı beğenip aramıza katılanlarınızdan kimliği bu potada saklansın diye “yönetici” olmak isteyen olursa memnuniyetle kabul ederiz. Oyun olsun bizim olsun.

http://www.facebook.com/pages/YEN%C4%B0den-DO%C4%9EAnlar-Kulub%C3%BC/342197982471290

**

Bilinmeyenin engin maceraları olabileceğini; az çok deneyimlemiş olsak da dünyadaki izdüşümleri ve birleşim noktasının hareketinin (algımızın sabitlendiği nokta), bizler için her türlü günlük uğraşımız kadar emin olduğumuz/olağan kabul ettiğimiz bir mekanizma oluşu sebebiyle biliyoruz. Peki özgürlük, birleşim noktasının kayış yerleri ile alakasız bir durum mudur? Bu konuda düşünmüş olan var mı?
Bilinmeyenin engin maceralarını özgürlük arayışına tercih eden var mı burada? Varsa neden? Gerçek bi sorudur, merak ediyorum. Bu konuda deneyiminiz oldu mu? Nasıl bi şeydi? Ne hissettirdi? Tekrar deneme isteği oluştu mu?