Satrançta feda, aceminin gözünde çılgınlık, ustanın elinde ise cerrah bıçağıdır. Bir taşınızı, bazen de en parlak taşınızı, daha büyük bir düzenin içine bırakır ve tahtanın görünmez damarlarında akan gerilimi değiştirirsiniz. Vezir gider, ama rakibin şahı nefessiz kalır. Fil düşer, ama bir çapraz açılır. At kaybolur, ama zaman kazanılır. Hayatta da çoğu büyük hamle, küçük bir ölümle başlar: gururdan, konfordan, haklı görünme arzusundan, bazen de yıllardır taşıdığımız kimlikten vazgeçmekle.
Feda ile taviz arasındaki fark, niyettir. Taviz çoğu zaman korkudan verilir; feda ise görüşten doğar. Taviz, kendini küçültme refleksidir. Feda, daha geniş bir benlik adına dar benliği kurban etmektir. Satrançta taş kaybederken aslında seçenek kazanıyorsanız bu fedadır. Hayatta da bir şeyden vazgeçtiğinizde ruhunuz daralmıyor, aksine daha berrak görüyorsa, orada bir yenilgi değil, strateji vardır.