Stresin kaynağı dirençtir.

Stresin kaynağı dirençtir. Hawaiice ismi Ku’e, ayrı durmak anlamına gelir.

Naturel direnç, yürüdüğün yolun, yaslandığın duvarın seni taşıması gibidir. Yaratımdan gelen fiziksel limitler gibidirler. Değişikliğe ve adaptasyon esnekliğine açık olması şartıyla her şeyin yerli yerinde durması ve kendi işlevlerini yerine getirmesi, sağlıklı, doğal bir direnç göstergesidir.

Ancak İnsan, naturel olmayan dirençleri de geliştirmiş durumdadır.

4 ÇEŞİT DİRENÇ VAR:

1- FİZİKSEL DİRENÇ

Daha önceden planlanmayan olaylara bedenimizin cevap verme şeklidir. Bu bize çocukluğumuzdan beri gelmiştir, otomatik olarak bu duruma tepki veririz ancak bunun üzerinde düşünmemişizdir.

Örneğin düşeriz bir yerimiz yaralanır, kırılır, kesilir, yanarız. Bunlar mutlak değildir ancak bize böyle öğretilmiştir o yüzden mutlak diye biliriz. Oysa lavların, çivilerin, kırık cam parçalarının üzerinde yürüyen, vücuduna şişler saplayanlar ve hiç bir şey olmayan insanlar var.
Sergei hoca, şifacı şamanlık düzeyine yükselmek için temel bir sınava katılmış. Bu sınavlardan bir tanesi de lavların üzerinde yürümekmiş. Her katılan farklı bir yöntemi kullanmış olabilir, Sergei ise lav ile bir olmuş yani öncesi sonrası olmadan beklentisiz olarak ona odaklanmış ve hiçbir yerine bir şey olmadan geçmiş. (groklama yöntemini kullanmış)

2- DUYGUSAL DİRENÇ

Tepki, korku ve kızgınlıktan doğar. Lono, bunu nötrleme kararı alsa bile Ku buna fiziksel tepki döngüsüyle tepki vermeye devam eder. Çünkü Ku daha evvel bir kayıt almıştı ve o kaydı işlemeye devam eder. Korku da normaldir.

Naturel korku, tehlike belirdiğinde bir uyarma eğilimidir ve bu durum naturel olarak harekete geçmekle kaybolur. Yolda biri, araba geliyor diye bağırırsa bu ani uyarı ile korkar ve kendimizi kenara alırız, geçer gider.

Oysa kişi yaratıcı imgelem ile bir olay meydana gelmeden çok önce naturel olmayan korkuyu (kaygıyı) yaratabilir.

Tehlikeli bir olay sorunsuz atlatıldığında, sonradan ya şöyle olsaydı ya kurtaramasaydım gibi hayali korku-kaygılar stres doğurur ve hastalık yaratır.

Buna tekrarlayan şablon deniyor yani bir şey bir kere oldu ve bir daha o şeyin tekrarlaması bekleniyor. Mesela köpek tarafından bir kere ısırılmış kişi, bundan sonra her köpeğin kendisini ısıracağı gibi uydurulmuş bir korkuya kapılıyor.

Belirtileri: Paralize olmak, azalan aktivite, sertlik, anksiyete, mide bulantısı korkunun önemli göstergelerindendir.

Naturel öfke, enerjiyi ani bir durum değişikliğine odaklama niyeti olarak bir uyarı ya da doğrudan aksiyon olarak ortaya çıkar. Kişinin, doğru diye bildiği bir şeyin tam tersi ortaya çıkmıştır ve içindeki his onun doğru olduğunu anlamıştır ancak geri dönüş yapmak istemediği için öfkelenir.

Naturel olmayan öfke ise hafızadaki bir şeyi tekrar tekrar canlandırmakla oluşur. Şu anda bir kişi ya da olayla ilgisi olmayan bir hatıradan beslenerek devamlı öfke hali bedendeki çoğu hastalığın sebebidir.

Belirtileri: Şişme, enfeksiyon, ateş, iltihap, ağrı, tümör

Başımıza ne geliyorsa şu an’ın malı olmayan durumdan geliyor.

Bu durumu sağaltmanın 2 yolu vardır.

Devamını oku “Stresin kaynağı dirençtir.” →

Kent şifacılarına hatırlatmalar

Günaydın pre-shamanlara eğitimlerde önerdiğim taichi ilk 5 movement’ın videosunu buraya da ekliyorum. Umarım hepimize son derece yararlı olacak tabi günlük el masajımızı ve meridyenimizi de yapmayı unutmayalım. Bende taichi dahil hepsi 20 dakika sürüyor, tabi daha uzun da yapılabilir. İlk beş movement iyice öğrenildiyse ikincisine geçeceğim. Bahardan önce 10 hareketi iyice sindirelim ki, parklarda bahçelerde yapmaya başlayalım ne dersiniz? Aloha

Siz gündelik hayatınızda, alışkanlıklarınızda daha önce olmayan bir şeyi/şeyleri uygulamaya sokmalısınız ki, düşüncelerinizin, dudaklarınızın yeniye dair istekleri de işleme girsin. Lütfen sizlere şunu hatırlatmama izin verin; İç rüyanız ile dış rüyanız karşılıklı olarak birbirini indükler. Aloha

*

Geçen gün bir preshaman arkadaşımız hayatındaki olağanüstü değişiklikleri kastederek “bu kimin rüyası?” diye sordu. Öylesine önceden kestirilemez bir sürecin içindeydi ki inanamıyordu hatta bana “sen mi kurdun yoksa bu rüyayı?” diyecek kadar ileri gitti 🙂
Ben de güldüm tabi… Başka ne yapabilirim ki!
Hepimizin içinde öyle bir rüya mekanizması var ki, akıl sır ermez! Fabrika gibi 7X24 full kapasite çalışıyor, hem de sonsuza kadar aynı biçimde çalışmaya ayarlanmış. Bruce Lipton’un dün paylaştığım videosunu hatırlayın. Dış rüyanızın değişmesi için bazı butonlara basmak gerekiyor, evet sihir gibi ama bunu ancak siz isterseniz yapabilirsiniz, buton sizde, basacak parmak da sizde. Bilmem anlatabiliyor muyum canlarım. aloha

*

Günaydın sevgili arkadaşlar Ekte linkini verdiğim İnancın Biyolojisi kitabını mümkünse 2. ve 3 seviye eğitimden önce okumanızı rica ediyorum. İnce ve çok keyifli bir kitap olmasının ötesinde hücre yapısında bilimin geçirdiği sınavları okurken; hücre-insan karşılaştırmalarını hem yazarın gösterdiği hem de kendi bilgilerinizle kurmayı başardığınız ölçüde içsel bir tamamlanma hissine kavuşmanız olasıdır. Gezginin yolunda ilerlediğimiz süreç boyunca size kendini sık sık hatırlatacak harika bir kitap.
Aloha
http://www.idefix.com/kitap/inancin-biyolojisi-bruce-h-lipton/tanim.asp?sid=SV3V4P464B7BB7NMQUT4

**

No’ono’o ke ali’i, ehu ka ukali.
Düşünce önderdir, faaliyet (hareket) onu izler.
Hawaii atasözü

*

İnsan ne yaparsa kendi için yapar ve çevresi de bundan nemalanır, tabi aynı zamanda her birimiz de kendi düzeyimizde paylaşmaya çalışıyoruz. Kalınlığı milimetrenin yaklaşık yüzbinde biri kadar olan hücre zarının yaptığını bi insan olarak haydi haydi yapıyoruz 🙂

…Duyuları tanımlamanın bir tek yolu yok. Bazı durumlarda duyular birlikte hareket ettiği için ayırmak da anlamsız gelebilir. Örneğin restoranlardaki ses, yemeğin rengi vb. faktörler tadı etkileyebiliyor. Bu bağlantıları anlamak sinestezi(duyum ikiliği) gibi duyu anomalilerini incelemede veya bilinçle ilgili araştırmalarda önem kazanır.
Hangi açıdan bakarsanız bakın duyuları beşe ayırmak beyinle ilgili anlamsız yanlış inançlardan BİRİDİR. Tıpkı bedenlerimizin öğrenilmiş tepki repertuvarı gibi. Çarparsan morarır, kesersen kanar, ateşe tutarsan yanık olur, çarparsan kırılır gibi. Oysa bazı insanların bedenleri bu repertuvara uygun davranmıyor, sırf sahipleri onları yeniden eğittiği için! Hoş değil mi 🙂

*

Anıları yeniden düzenleme süreci, “anı yeniden birleştirmesi” denen bir grafik tarafından tasvir ediliyor. Anılar oluşturulduktan ve depolandıktan sonra, geri çağırma işlemi anıları değiştirilebilir yapabiliyor. Yani, anı aktive olduğunda aynı zamanda yenilenmeye ve yeniden birleştirilmeye de açık hale geliyor. Biological Psychiatry dergisinde makalesi yayınlanan bu araştırmanın yazarlığını yapan Bochum Ruhr Üniversitesinden Dr. Lars Schwabe şöyle açıklıyor:
“Anıları yeniden birleştirmek muhtemelen en heyecan verici olgudur bugünkü bilişsel sinirbilim dalında. Anıların bir kere edinildikten sonra modifiye edilebileceğini varsayıyor ve bizlere, sağlam ve istenmeyen anıların değiştirilebileceğine dair büyük bir fırsat sınıyor.”

Sevgili preshamanlar bu konuyu 2. seviyeden hatırladınız mı? Fiziksel direnç bölümünde tekrarlayan şablon adı altında yöntemi anlatmıştım, mükemmel sonuçlar veren bir yöntemdir. Notlarınızı bir kontrol edin, ne hakkında konuştuğumu hatırlayın lütfen. Hiç uygulama yapanınız oldu mu?
Kadim bilgilerin uygulamaları ile yeni bilgilein uygulamaları bazen eşzamanlılık yaşıyor buradaki gibi! Giderek de sıklaşıyor farkında mısınız? Aloha