Dış Borçlar ve Türkiye’nin En Büyük “özel” Şirketleri

<img src=”https://sonsuz.us/files/dis_borc.jpg” align=”left” style=”margin : 9px />Türkiye’nin en büyük “özel” şirketleri (2009 yıl sonu rakamlarına göre) [1]

İlk 10’u aktarayım;

1- Tüpraş
2- Petrol Ofisi
3- Türk Telekom
4- Turkcell
5- Enka İnşaat
6- Shell&Turcas Petro
7- Philip Morris Sabancı Pazarlama
8- Opet Petrolcülük
*9- Türk Hava Yolları
10- Arçelik

Türkiye’de dış borçlar son hızla artarken özelleştirilen şirketlerden “kar” edememiş olmak arasındaki ters orantıya ne dersiniz? Türkiye’nin 2002 yılındaki dış borçları 128,6 Milyar Dolar iken, 2011 yılında bu rakamın 306,6 Milyar Dolar’a yükselmiş olması sizin de kafanızı karıştırmıyor mu?

THY ile ilgili dosyada yer alan (sözde) usulsüzlük iddialarını göz ardı etmeyerek bu şirketlerin AKP’nin cebini ne kadar doldurduğuna bakalım.. İlk 10’da yer alan bütün şirketleri araştırmak ve verilerini aktarmak vakit alacağından şimdilik yalnızca Tüpraş’ın ortaklık yapısına biraz göz atacağım;

Genel bilgi:

Tüpraş’ın % 79,98’ine sahip olduğu DİTAŞ, bir ham petrol tankeri, bir ürün tankeri ve petrol taşımacılığındaki deneyimi ile Tüpraş’ın operasyonlarında önemli bir yere sahiptir. Tüpraş’ın lojistik ihtiyacını sağlayan bu bağlı ortaklığa, 27 Aralık 2006 tarihi itibariyle bir yenisi eklenmiştir. Opet Petrolcülük A.Ş.’nin % 40 oranındaki Aygaz A.Ş.’ye ait hisselerinin, 380 milyon ABD doları bedelle satın alınması yoluyla Tüpraş, özelleştirilmiştir. Sektörün en hızlı büyüyen şirketi konumunda olan Opet, Tüpraş’ın vizyonu doğrultusunda hizmet alanını genişletme stratejisinin önemli bir parçası olarak kabul edilmektedir. [2]

Biraz araştırınca Tüpraş özelleştirilmeden önce piyasalarda ve dünya ekonomisindeki payının hayli büyük olduğunu rahatlıkla görürüz[3]. Özelleştirilmeden sonraki kadrolaşmaya bakıldığında nedense hiç de şaşırmadığımız bir tablo ortaya çıkıyor.[4] Genel kurulundan hademesine kadar AKP’ye mensup insanların doldurulmasından sonra Tüpraş’ın aslında kime satıldığını fark ediyoruz.

IMKB verilerinde özelleştirmeden önce enflasyona göre düzeltilmiş konsoline baktığımızda karşılaştığımız veriler gayet olumlu görünüyor.

—> CARİ DÖNEMDE DURAN VARLIK HAREKETLERİ:

31 Mart 2004 tarihinde sona eren döneme ait maddi duran varlıkların hareketleri aşağıdaki gibidir:

a)Satın alınan, imal veya inşa edilen maddi duran varlıkların maliyeti: 36,198,203 Milyon TL. (31.12.2003 tarihinde 131,555,132 Milyon TL.)

b)Satılan veya hurdaya ayrılan maddi duran varlık maliyeti : 21,997 Milyon TL.
(31.12.2003 tarihinde 21,377,749 Milyon TL.)

c)Maddi duran varlıklarda meydana gelen değer düşüklüğü: 2,794,662 Milyon TL.
(31.12.2003 tarihinde 30,794,556 Milyon TL.)

İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) gerçekleştirdiği “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu” araştırmasının 2004 yılı verileri, Tüpraş’ın üretimden satışlara göre Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşu olduğunu bir kez daha tescil etmiştir. Tüpraş, 500 kuruluşun toplam üretiminin %7,7’sini, kârının %7,6’sını ve ihracatının %3’ünü tek başına gerçekleştirmektedir. Ayrıca Tüpraş, tüm kuruluşların ürettiği toplam katmadeğerin %22,4’ünü tek başına üretmektedir. [5]

Bütün bunların yanı sıra, çoğu TÜSİAD üyesi para babalarının RTE tarafından susturulduğuna en sonki olay olan ‘kadınların kürtaj hakkını’ istedikleri protestoda kendisi de bir bayan olan TÜSİAD başkanı Ümit Boyner’in ağzını bıçak açmayışından anlıyoruz. 2004 yılı öncesi KİT’lerin bolluğundan faydalanıp KOÇ tarafından ortaklığı alınan Tüpraş ise -birçok şirket gibi- hayal kırıklığı yaratmaya devam ediyor.

Ayrıca IMKB tabanından istediğiniz şirketin geçmiş verilerine ulaşabilirsiniz. Tüpraş için bakınız; http://www.imkb.gov.tr/FinancialTabl…tatements.aspx

Konuyla ilgili Mustafa Sönmez’in tahlillerini kendi ağzından aktarayım. Her ne kadar bazı konularda kendisinden çok farklı bir siyasi çizgide olsam da TÜSİAD ve KOÇ-Tüpraş hakkında söylediklerine katılıyorum.

Buyrun:

“(…) Sırtına yüklediği devasa borç yükü ile büyüyen TÜSİAD üyesi sermayenin, düşük kur politikası çıkarınaydı ve bu politikayı sürdüren iktidara mahkum hale gelmişlerdi. Kimler yoktu ki bunların arasında? 3 Haziran tarihli Milliyet’te Zeynep Aktaş’ın haberi, yabancı para pozisyonu ekside olan 177 firmanın ilk 30’unun büyük holdinglerin firmaları olduğunu ortaya koyuyordu. Bu firmaların başında 6 milyar TL ile Koç’un Tüpraş’ı, 5 milyar TL ile Türk Telekom geliyor. AKP muhibbi Zorlu’nun enerji firması , Migros, Oyak’ın Erdemir’i, Aksa Enerji, Ak Enerji, Tofaş, Efes, Türkcell, Torunlar, Vestel, Coca Cola, THY, Acıbadem Sağlık, Arçelik, Boyner- Altınyıldız , döviz borcu olan ve olası bir döviz şokunun kabusunu yaşayan, ekonomide istikrarsızlık olmasın diye, AKP rejiminin her hukuk dışılığını, siyasi cüretini görmezden gelip sineye çeken TÜSİAD üyesi bazı grup şirketleri…”

AKP’nin Tüpraş payından aldıklarını yazmaya gerek bile yok sanırım. Biz hayırlı olsun deyip halkın emeğinden çalınmış “bol kazançlar” dileyerek kitle bilincinin dışında kalmaya devam edelim, e mi!

“İyi uykular halkım” demek de adettendir. Eklemeden edemeyeceğim…


Kaynaklar;

[1] http://www.capital.com.tr/siralamalar/html/2010.htm
[2] http://www.tupras.com.tr/detailpage….lDirectoryID=3
[3] IMKB 31 MART 2004 TARİHİ İTİBARİYLE
SPK’NIN SERİ: XI NO:1 VE
SERİ: XI NO: 20 VE 21 SAYILI
TEBLİĞ’LERİNE GÖRE HAZIRLANAN
ENFLASYONA GÖRE DÜZELTİLMİŞ
KONSOLİDE MALİ TABLOLAR
[4] http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/gost…aspx?id=124770
[5] http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=3075

NOT: Yukarıdaki “dış borçlar” grafiği, Hazine Müsteşarlığı veri tabanından alınmıştır.

Halkların Demokratik Kongresi (HDK)

Halkaların Demokratik Kongresi nedir?

Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku’nun ardından Ekim 2011’de birçok sol partinin de katılımıyla resmi kuruluşu gerçekleştirilen Halkların Demokratik Kongresi (HDK), tüzük tartışmalarının sonlanmasından sonra kurulmuş oldu. BDP, EDP, EMEP, ESP, SDP ve Yeşiller Partisi gibi partilerin yanı sıra, bazı yerel kuruluş, örgüt ve halkevlerinin de desteğini alan HDK, hızla büyümeye ve halk arasında kabül görmeye başladı bile… Mayıs 2012’de partileşme kararı alan Kongre hareketinin tüzüğünde ezilen etnik gruplardan feminist, eşcinsel haklarına kadar geniş bir yelpazeyi kapsayan maddelere yer verilmiştir. Üzerinde durulan bazı başlıklar şöyle; demokratik açılımlar, emek mücadelesi, azınlık hakları ve etnik kimlikler, toplumsal cinsiyet ve kadın mücadelesi, ekoloji, toplumsal yaşam ve gençlik. Aşağıda tüzüğünün tamamını aktaracağım. Öncelikle amaçlar doğrultusunda biraz bilgi vereyim.

Sonuç bildirgesinde yer alan bazı ifadeler şu yönde: “Halklarımıza yöneltilmiş tüm baskı ve haksızlıkları ortadan kaldırmak, barış içinde ve insanca yaşayabileceğimiz bir Türkiye’yi kurmak üzere Kongre Girişiminin çağrısıyla bir araya gelen her türden baskı, sömürü ve ayrımcılığa karşı olan bireyler ile kuruluş, örgüt, inisyatif, dernek, parti ve hareketlerin sözcü ve üyeleri, halkın kendi yönetimini kurmasını sağlamak için birlikte mücadelenin koşullarının olgunlaştığı, farklılıklarımızın zenginliğimiz ve gücümüz olduğu bilinciyle Halkların Demokratik Kongresi’ni kuruluşunu ilan ediyoruz”

Bunların dışında ‘yeni anayasa’ talebine de yer verildi. 12 Eylül darbe anayasasının ortadan kaldırılmasını, tüm kurumlarının dağıtılmasını, fiili uygulamalarına son verilmesini amaçlayan yeni bir Anayasa hazırlanması öngörülüyor.

“Halkların Demokratik Kongresi, süre giden savaş ve çatışmanın kaynağında yatan tekçi ve inkarcı yurttaşlık tanımının anayasa ve yasalardan kaldırılması; bütün kimlik ve kökenlere eşit mesafede bir “yeni anayasa” yapılması; tüm kimliklerin farklılık ve varlıklarının korunması; eşit ve özgür yurttaşlık hukuku içerisinde yaşama hakkına sahip olduklarının tanınması için mücadele edecek, başta anadilinde eğitim hakkı olmak üzere eğitim ve kültür politikalarının hazırlanmasına ve uygulanmasına halkların katılımının hayata geçirilmesi, kadının emeğinin, bedeninin, kimliğinin üzerindeki baskı ve sömürü mekanizmalarının son bulması için mücadele edecek, egemen sınıflara ve cinse tanınan imtiyazların kaldırılması için çaba gösterecektir.”

Partileştiğinde tüzüğünün daha sağlam bir tabanda yeniden yapılandırılacağına eminim. Şimdilik genel fikir oluşturulması için, tüzük şöyle:

Madde 1: Kongrenin adı ve kısaltması

Kongrenin adı Halkların Demokratik Kongresi, kısaltması HDK’dır.

Madde 2: Kongrenin Tanımı

Kongre, tüm ezilenlerin ve sömürülenlerin; dışlanan ve yok sayılan bütün halkların ve inanç topluluklarının, kadınların, işçilerin, emekçilerin, köylülerin, gençlerin, işsizlerin, emeklilerin, engellilerin, LGBT (Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans) bireylerin, göçmenlerin, yaşam alanları tahrip edilenlerin; aydın, yazar, sanatçı ve bilim insanları ile bütün bu kesimlerle mücadele yürüten güçlerin her türden baskı, sömürü ve ayrımcılığı ortadan kaldırmak ve insan onuruna yaraşır bir yaşam kurmak üzere bir araya geldiği ortak bir dayanışma ve mücadele zeminidir.

Madde 3: Kongrenin Amaçları

Kongre, mevcut anti-demokratik siyasal sisteme karşı, halklardan, ezilenlerden, yok sayılanlardan, doğadan, emekten, özgürlükten, eşitlikten, barıştan ve adaletten yana olanların demokratik bir toplum ve insanca bir yaşam için ortak mücadeleyi örgütlemeleri gerektiğinin bilinciyle;

a) Türkiye’de yaşayan tüm halkların demokratik temelli siyasal hak taleplerinin tanınması; başta anadilinde eğitim hakkının sağlanması gelmek üzere kimlik ve kültürlerinin korunması ve geliştirilmesi yönünde gerekli mücadeleyi yürütmeyi;
b) Dışlanan ve ayrımcılığa mâruz kalan tüm inanç topluluklarının ve inanmayanların düşünce, ifade, vicdan ve ibadet özgürlüklerinin eşit vatandaşlık hakları temelinde çözüme kavuşturulması için mücadele etmeyi;
c) Kapitalizme ve emek sömürüsüne karşı tüm işçilerin, emekçilerin, yoksul köylüler ile tüm çalışanların onurlu, adil, güvenceli, güvenli ve sağlıklı çalışma koşullarına ve sosyal güvenliğe sahip olma hakkını savunmak; siyaset yapma, siyasal ve sendikal örgütlenme özgürlüğü önündeki tüm yasal ve fiili engelleri kaldırmak için mücadele geliştirmeyi;
ç) Yoksulluğa itilen köylüler, emekliler, yaşlılar ve işsizler gibi toplumsal kesimlerin ortak mücadelesini geliştirmeyi;
d) Emperyalizmin dünya halkları üzerindeki egemenlik politikalarına; ekonomik, siyasi ve askeri anlaşmalarına, kurumlarına; sömürgeciliğe ve işgallere, askeri üslerine karşı mücadele etmeyi; bölge ve dünya halklarıyla enternasyonalist dayanışmayı geliştirmeyi;
e) Siyasal, ekonomik ve toplumsal yaşamın her alanında cinsiyetler arası eşitsizliğe karşı çıkarak, erkek egemen sistemin ve kadınlara yönelik şiddetin ortadan kaldırılması için mücadele etmeyi;
f) Gençliği, tekçi, milliyetçi, ayrımcı, cinsiyetçi eğitim sistemine ve eşitsizliği derinleştiren sınav sistemine terk eden; işsizliğe ve ucuz işgücü sömürüsüne mahkûm kılan politikalara karşı, siyasete aktif katılımlarının ve temsiliyetlerinin önündeki tüm engellerin kaldırılması, herkese parasız, eşit, demokratik, bilimsel ve anadilde eğitimin sağlanması konusunda mücadele etmeyi;
g) Çocukları ilgilendiren bütün işlem ve faaliyetlerde, çocuğun hakları ve yararının temel alınması gerektiği yaklaşımıyla çocukların şiddet, ihmal, suistimal, her türlü istismar, kötü muamele ve ayrımcılıktan korunması, başta eğitim ve sağlık olmak üzere tüm kamu hizmetlerinden eşit ve parasız bir biçimde yararlanması için mücadele vermeyi;
h) Lezbiyen, gey, biseksüel ve trans bireylerin heteroseksizmden kaynaklanan kamusal ve toplumsal yaşamda mâruz kaldıkları şiddet, dışlanma, ayrımcılık, nefret suçu ve söylemlerine karşı mücadele geliştirmeyi;
ı) Engellilerin kamusal ve toplumsal yaşama eşit koşullarda katılım sağlayabilmeleri için, ayrımcı uygulamalara ve engellerinden kaynaklanan sorunlarına karşı çözüm üretilmesi yönünde mücadele geliştirmeyi;
i) Çözümsüzlüğe terk edilen Kürt sorununda kalıcı bir barışın sağlanması ve Kürt halkının tüm sorunlarının demokratik çözüme kavuşturulması için mücadele vermeyi;
j) Ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı, özgür ve demokratik birlikteliği ilkesi çerçevesinde, demokratik özerklik de dahil olmak üzere halkların ihtiyaç duyduğu çeşitli yönetim biçimlerinin tartışılması ve hayata geçirilmesi için mücadele geliştirmeyi;
k) Militarizme ve siyasi iktidarların bu doğrultudaki politikalarına karşı, barış ve halkların kardeşliği temelinde politikalar savunmayı, zorunlu askerliğin kaldırılması ve vicdani ret hakkının tanınması için mücadele vermeyi;
l) Kapitalizmin doğayı, doğal varlıkları ve yaşamı metalaştırarak sömürmesine, yaşam alanlarını yok etmesine karşı, doğanın, insanın, hayvanların ve tüm canlıların yaşam haklarının güvence altına alınması için mücadele yürütmeyi amaçlar.

Madde 4: Kongrenin İlkeleri

a) Kongre, tüm demokratik muhalefet güçlerinin özgül mücadele alanlarını ortak mücadele alanı olarak kabul eder;
b) Devletten, sermayeden, hükümetlerden ve onların kurumlarından bağımsızdır;
c) Halkların kendi gelecekleri ile ilgili her konuda demokratik temelli hak taleplerini ve kararlarını esas alır;
ç) Demokratik muhalefet güçlerinin irade ve inisiyatifinden hareketle bileşenlerin, ifade, düşünce ve inanç özgürlüğünü tanır; demokratik, katılımcı ve şeffaf bir işleyişi benimser;
d) Kongre bileşenleri, kongreye kurumsal ve bireysel kimliklerini koruyarak katılabilir;
e) Delegelerin insanlığa, halka, doğaya ve mensubu olduğu tüm kongre kurullarına karşı sorumluluğunu esas alır;
f) Tüm karar alma süreçlerinde azınlık görüşlerin ifade haklarını korur;
g) Tüm karar alma mekanizmalarında cinsiyet eşitliğini esas alır ve uygular;
h) Tüm karar alma mekanizmalarında gençlerin temsiliyetini esas alır ve uygular.
ı) Tüm karar alma mekanizmalarında bireylerin temsiliyetini güvence altına alır ve uygular.
i) Aday olduğu takdirde engellilerin karar alma mekanizmalarında temsiliyetini güvence altına alır.

Madde 5: Kongre ve Organları

Kongre delege sayısı Genel Kurul’ca belirlenir. Bu konuda gerek gördüğü takdirde Genel Meclisi görevlendirebilir. Genel Kurulu, içinden seçilen 121 kişilik yürütme organı olarak Genel Meclis ve onun çalışmalarını koordine edecek olan 25 kişilik bir Yürütme Kurulu, aynı meclisin üyelerinin içinde yer aldığı ve muhtelif alanlarda ve konularda görev yapacak olan sürekli komisyonları, gerek bu düzeyde ve gerekse yerel düzeyde ortaya çıkabilecek doğrudan politik olmayan kimi sorunların çözümüne karşılıklı görüşmeler yoluyla yardımcı olması hedeflenen etik kurullarıyla, kamuoyu önünde ve TBMM’de bu yapılanma adına sözcülük yapan temsilcileri, bölgedeki il temsilcisi delegelerin bir araya gelmesiyle oluşan ve coğrafi olarak yirmi bölgede oluşturulan Bölge Meclisleri, İl Meclisleri ve İlçe Meclisleri, programın ortaya koyduğu bakış ve bu tüzügün belirlediği işleyiş doğrultusunda faaliyet göstermek üzere merkezi ve yerel düzeyde faaliyet sürdüren delegeleri ve kendilerini bu yapılanmanın yarattığı mücadele mecraında gören ve ona muhtelif şekillerde (geçici komisyon, yayın, bülten, internet desteği, etkinliklere katılma, vb.) emek veren birey ve toplum kesimlerinin, faaliyetlerin, örgütlenmelerin oluşturduğu ortak mücadele ve direniş odağına, bu bütünü ifade eden bir kavram olarak KONGRE denir.
Kongre, aşağıda sıralanan organlardan ve bu organlarda yer alıp, belirlenen örgütsel birim ve mücadele alanlarından seçilerek gelen delegelerden oluşan ve demokratik işleyişe sahip bir mücadele platformudur:

Madde 6: Genel Kurul

a) Kongre’nin en yüksek karar organıdır.
b) Kongre Programı’nda yer alan konulardan hareketle ve mevcut siyasal gelişmeleri dikkate alarak ihtiyaç duyulan bütün kararları almak ve Genel Meclis ile komisyonları bu kararların gereğini yerine getirmek üzere görevlendirmekle yetkilidir.
c) Bir yıllığına Genel Kurul’un belirlediği yerel birimlerden seçilen delegelerden oluşur. Genel Kurul, delege sayısını kendisi belirler.
ç) Kongre, toplumsal gerçekliği ve mücadelenin ihtiyaçlarını dikkate alarak, program ve tüzüğünü kabul eden kurumların ve bireylerin Genel Kurul’da dengeli temsilini sağlar.
d) İki toplantı arası dönemde, program ve tüzüğü kabul ederek Kongre’ye katılma iradelerini ifade eden kurum ve örgütlü çevreler ile bireylere dair Genel Meclis tarafından iletilen teklifleri karara bağlar ve genel ilkeler ışığında Genel Kurul’da temsilini sağlar.
f) Kongre’yi destekleyen milletvekilleri, il belediye başkanları ve eski milletvekilleri Kurul’un doğal delegeleridir.
g) Genel Kurul oluşumunda kadınlara % 50 kota uygulanır ve kadın başvurularıyla doldurulur. Dolmayan kota boş bırakılır.
h) Genel Kurul oluşumunda 27 yaş ve altında olanlar için en az % 10 gençlik kotası uygulanır.
ı) Yılda iki kez, Mart ve Ekim aylarında toplanır. Delege tam sayısının yarıdan bir fazlasının katılımıyla toplanır. Toplanma yeri Ankara’dır. Gündemini komisyonların ve yerel meclislerin taleplerini de dikkate alarak Genel Meclis hazırlar. Delegelerin 1/15’inin isteği üzerine gündeme yeni konular önerebilir ve buna Genel Kurul karar verir.
i) Olağanüstü toplantılar Genel Meclis’in kararıyla veya Genel Kurul delegelerinin 1/5’inin imzalı çağrısıyla gerçekleşir. Toplantı, çağıranların belirlediği gündemle ve bir ay içinde yapılır.
j) Genel Kurul toplantıları kotaların dikkate alındığı beş kişilik bir heyet tarafından yönetilir. Bu heyet delegelerin 1/10’unun önerisiyle Genel Kurul tarafından belirlenir.
k) Genel Kurul, Kongre Programı ve Tüzüğünde öngörülen amaç ve hedefler doğrultusunda gerekli görülen kararları alır ve yürütme için Genel Meclisi görevlendirir.
l) Program ve tüzüğe ilişkin değişiklik ve kararları toplam üye sayısının en az 2/3’ünün olumlu oyuyla alır. Diğer kararlarını Genel Kurul’a katıldıklarını imzalarıyla belirten delegelerin 2/3’ünün olumlu oyuyla alır. Alınan kararın yeniden görüşmeye açılabilmesi için toplam delegenin 1/3’ünün istemi gerekir.
m) Yürütme faaliyetini gerçekleştirmek üzere kendi içinden 121 delegeden oluşan Genel Meclis’i seçer. Kadın ve gençlik kotası uygulaması bu seçim için de geçerlidir.
n) Gerekli gördüğü konularda yönetmelikler çıkarır.
o) Komisyon konularını ve buralarda çalışma yapacak delegeleri belirler.
ö) Dayanışma amaçlı olarak delegelerden mali destek talep edilmesine karar verir.
p) İki toplantı arası dönemde, program ve tüzüğü benimseyerek Kongre’ye katılma iradelerini ifade eden kurum ve örgütlü çevreler ile bireylere dair Genel Meclis tarafından iletilen teklifleri karara bağlar ve ilkeler ışığında Genel Kurul’da yer almalarını sağlar.

Madde 7: Genel Meclis :

a) Kongre Genel Kurulu’nun seçimli iki toplantısı arasındaki dönemde, bu kurulun almış olduğu kararların onun adına yürürlüğe konulması yönünde, program ve tüzükte ifade edilen amaç ve hedefler için çalışmalar yapar.
b) Olağan olarak 45 günde bir toplanır ve toplanma yeter sayısı üye sayısının 2/3’üdür.
c) Genel Meclis’in çalışmalarını yürütmek üzere, içlerinde milletvekilleri de bulunan en az 3’ü kadın 6 üyeden oluşan, Genel Meclis ve Yürütme Kurulu’nun vereceği temsiliyet ve sözcülük görevini yürütmek üzere Divan Heyeti ile 19 üyeden oluşan Yürütme Kurulu’nu seçer.
ç) İhtiyaç duyulan konularda çalışma yapmak üzere geçici komisyonlar oluşturur ve Genel Kurul bünyesinde oluşturulan daimi komisyonlarla koordinasyon içinde çalışır.
d) Toplantılarını en az biri kadın olmak üzere en az üç kişilik bir heyet yönetir. Bu heyette Divan Heyeti ve Yürütme Kurulu’ndan üyeler de yer alır.
e) Genel Kurul’un olağan ve olağanüstü toplantılarını hazırlamakla yükümlüdür.
f) Kararlarını üye tam sayısının en az 2/3’ünün olumlu oyuyla alır.
g) Genel Meclis, Genel Kurul’un çalışma ilkeleri çerçevesinde faaliyet yürütür.
h) Genel Meclis delegelerinin 1/5’nin istemi veya Yürütme Kurulu’nun gerekli gördüğü hallerde olağanüstü toplanır. Olağanüstü toplantı gündeminde çağrıya neden olan konu yer alır. En geç bir ay içinde toplanır.
ı) Milletvekilleri istedikleri takdirde Genel Meclis toplantılarına söz haklarıyla katılabilirler.
i) Genel Meclis ihtiyaç duyduğu durumlarda danışma amaçlı genişletilmiş toplantı yapabilir.
j) Çalışan istihdamı ve mekan kiralama gibi hususlarda karar alır ve uygular.
k) Çalışmalarının giderlerini delegelerin dayanışma ve destekleriyle karşılar.
l) Kongre Program ve Tüzüğünü kabul ederek katılma iradelerini ifade eden kurumlar, örgütlü çevreler ve bireylere dair önerileri Genel Kurul’un ilk toplantısına götürür.

Madde 8: Daimi Komisyonlar

a) Programda değinilen ve Genel Kurul’da belirlenen konular kapsamında Genel Kurul’da kurulur. Çalışmak için başvuran delegelerin ve konunun uzmanlarının katılımıyla çalışmalarını yürütür. Komisyonlarda görev yapan delegelerin süreleri Genel Kurul’un süresiyle sınırlıdır.
b) Genel Kurul ve Genel Meclis’in ihtiyaç duyduğu konularda sürekli çalışma yapar. Bu yönde rapor, dosya, karar tasarısı, yönetmelik, proje, konferans, seminer, eğitim, toplantı, kampanya, etkinlik, bildiri, broşür, afiş, kitap, vb. hakkında çalışmalar yapılması için Genel Kurul’a ve/veya Genel Meclis’e öneriler sunar.
c) Komisyonlara delege olmayan uzmanlar sürekli veya geçici olarak katılıp katkı sunabilirler.
ç) Çalışmalarında Genel Kurul ve Genel Meclis’in çalışma esasları geçerlidir. Bu konuda yönetmelik çıkarılır. Konularla ilgili kararlar salt çoğunluk üzerinden gerçekleşir. Kararlara şerh konulabilir, ama şerh kararın gerekçesinden uzun olamaz.
d) Genel Meclis’le ilişkilerini Yürütme Kurulu üzerinden sürdürürler.
e) Komisyonlar çalışma yer ve koşullarını kendileri belirler.
f) Komisyonların çalışmaları için belirledikleri ihtiyaçlar Genel Meclis tarafından karşılanır.
g) Komisyonlara katılım gönüllü başvuru esasına dayanır.
h) Genel Kurul, Genel Meclis ile bölge, il ve ilçe meclisleri ihtiyaç duydukları durumlarda geçici komisyonlar da kurabilirler. Aldığı görevi teslim ettiğinde bu komisyonlar dağılır. Çalışma ilkeleri Daimi Komisyonların ilkeleriyle aynıdır.
ı) Komisyonlar ihtiyaç duydukları durumda yerel meclisler ve yerel komisyonlarla doğrudan iletişim kurabilir, yazışma yapabilir, dosya alışverişinde bulunabilirler.
i) Komisyonların yaptıkları çalışmalar, ilgili meclisin gerekli görmesi halinde görevlendirilen kurul ve kişiler tarafından kamuoyuna ve basına açıklanır.
j) Genel Kurul toplandığında aşağıdaki konularda daimi komisyonlar kurulur: Hukuk, Ekonomi, Uluslararası ve Bölgesel Sorunlar, Antiemperyalizm ve Enternasyonal Dayanışma, Emek, Eğitim, Sağlık, Engelliler, İnsan Hakları, Çocuk Hakları, Kültür ve Sanat, Bilim ve Teknoloji, Kürt Sorunu ve Barış, Yerel Yönetimler, Enerji, Ekoloji, Ayrımcılığa Karşı Mücadele, LGBT Bireylerin Sorunları, Hayvan Hakları, Örgütlenme, Halklar ve İnançlar, Vicdani Red ve antimilitarizm, Tecrit ve Hapishaneler, Sağlıklı Çevrede Yaşam ve Konut Hakkı, Hakikatleri Araştırma, Arkeoloji ve Kültürel Varlıkları Koruma, Çiftçi, Alternatif Kentsel Planlama. Ayrıca Genel Kurul ihtiyaç duyulan diğer komisyonları kurar. Kadın ve Gençlik “Meclisler” şeklinde örgütlenir.

Madde 9: Genel Meclis Divan Heyeti ve Yürütme Kurulu

a) Genel Meclis’in çalışmalarını yürütmek üzere onun içinden seçilen, içlerinde milletvekilleri de bulunan en az 3’ü kadın 6 üyeden oluşan, Genel Meclis ve Yürütme Kurulu’nun vereceği temsiliyet ve sözcülük görevini yürütmek üzere Divan Heyeti ile 19 üyeden oluşan Yürütme Kurulu’ndan meydana gelir. Divan Heyeti ve Yürütme Kurulu birlikte çalışır.
b) Görev süresi Genel Meclis’in görev süresiyle sınırlıdır. Genel Meclis gerekli gördüğü takdirde uygun değişiklikleri yapar.
c) Genel Kurul’da belirlenen daimi komisyonlar ile Genel Meclis’in faaliyetleri için ihtiyaç duyularak oluşturulan geçici komisyonların çalışmalarının gerektirdiği düzenlemeleri yapar ve koordinasyonu sağlar.
ç) Faaliyetlerin yürütülmesi sırasında ihtiyaç duyulan kararları üye tam sayısının 3/5 çoğunluğuyla alır. Gerekli hallerde, programın öngördüğü doğrultuda, Genel Kurul ve Genel Meclis kararları çerçevesinde ve güncel gelişmelere dair tutum ve tavır belirler, çağrılarda bulunur, basına ve kamuoyuna açıklama yapar. Görüşmelerde bulunur ve Genel Meclis ve Kongre’nin temsilini sağlar. Çalışma usulleri, Genel Kurul ve Genel Meclis’in çalışma ilkeleri esasına bağlı olup, çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.
d) Her hafta olağan bir şekilde ve en az 2/3 çoğunlukla toplanarak gündemindeki konuları görüşür. Olağanüstü toplanması Divan Heyeti ve Yürütme Kurulu’nın kararı veya meclis üyelerinin 1/5’inin istemi üzerine gerçekleşir.
e) İş bölümünü Genel Kurul’un ve Genel Meclis’in belirlediği alanlara göre ve daimi komisyonların çalışmalarını dikkate alarak yapar.
f) Genel Meclis’in olağan ve olağanüstü toplantılarını ve gündemini hazırlamakla yükümlüdür.
g) Genel Meclis adına yerel meclislerle ilişki sürdürür.

Madde 10: Bölge Meclisleri

a) Genel Kurul’un belirlediği illerin kongre delegelerinin bir araya gelmesinden oluşur. Bölge Meclisi sayısını ve illerin hangi bölgelere dahil olacakları hususunu Genel Kurul kararlaştırır.
b) Kongre Programı, Genel Kurul ve Genel Meclis kararlarının bölge gerçekleri bağlamında yürürlüğe sokulması için gerekli çalışmaları yapar.
c) Genel Kurul ve Genel Meclis’in çalışma ilkelerine uygun olarak faaliyet yürütür. Bu konuda yönetmelik çıkarılır.
ç) Çalışmaları üçer aylık dönemlerde değişmek üzere, kotalar gözetilerek bölge bünyesindeki her ilden bir delegenin içinde yer aldığı bir yürütme heyeti tarafından düzenlenir. Toplantı yeri, tarihi, gündeminin belirlenmesi ve gerekli belgelerin temini bu heyet tarafından yapılır. Toplantılarını içinde yürütme heyeti mensuplarının da bulunduğu üç kişilik bir divan yönetir.
d) Bölge Meclisleri ayda bir toplanır ve gündemindeki konuları görüşüp gerekli kararı alır. Genel Meclis ve Genel Kurul’a dair önerileri yürütme heyeti, illere dair kararları İl Meclisi mensubu delegeler iletir.
e) Bölge Meclisi Yürütmesi’nin, bölgedeki il meclislerinden 1/5’inin istemi veya Bölge Meclisi bünyesinde bulunan delegelerin 1/5’inin istemesi halinde olağanüstü toplanır. Öncelikli gündem maddesi, toplanmasını isteyen delegelerin önerdiği madde olur.
f) Bölge Meclisleri’nde 2/3 oyla karar alınır. Alınan kararın yeniden görüşülmesi için 1/3 üyenin istemi gerekir. Oylamalar açık işaret yoluyla yapılır. 1/3 üye isterse gizli oy açık sayım yapılır.
g) Bölge Meclisi gerekli görürse bölgeyle ilgili geçici komisyon kurar. Bu komisyonlar genel esaslar dahilinde çalışır.
h) Çalışmalarının gerektirdiği giderler meclis delegeleri ve bünyesinde bulunan il meclislerinin dayanışmasıyla karşılanır.

Madde 11: İl Meclisi

a) İlin, seçilmiş delegelerinin ve ilçelerden gelen seçilmiş delegelerin bir araya gelmesinden oluşur. İl Meclisi mücadele alanlarından gelen yeni katılımlarla genişleyebilir. Delege niteliklerini taşıyan başvurucuların İl Meclisi’ne katılımı, İl Meclisi’nin 2/3 oyuyla belirlenir.
b) Üç aylık dönemler için, en az biri kadın olmak üzere en az 3, en çok 7 kişiden oluşan bir yürütme heyeti belirler. Toplantıları, gündemi, toplanma yeri ve tarihi bu heyet tarafından belirlenir.
c) Ayda bir toplanır. Kongre Programı, Genel Kurul, Genel Meclis ve Bölge Meclisi’nin kararları ve ilin sorunları bağlamında gerekli çalışmaların yapılması için kararlar alır ve yürürlüğe sokar.
ç) Kongre’yi destekleyen milletvekilleri, il belediye başkanı ve il eski milletvekilleri İl Meclisi’nin doğal üyesidir.
ç) Genel Kurul ve Genel Meclis’in çalışma ilkelerine uygun olarak faaliyet yürütür.
d) Bölge Meclisi, Genel Meclis, Daimi Komisyonlar ve Genel Kurul’la, yürütme ve görevli delegeler aracılığıyla ilişki kurar, karar ve önerilerini iletir.
e) Yürütme çağrısıyla veya İl Meclisi bünyesinde bulunan delegelerin 1/5’inin istemesi halinde olağanüstü toplanır. Öncelikle olağanüstü toplanmaya yol açan konu görüşülür.
f) İl Meclisleri’nde kararlar, meclis tam sayısının salt çoğunluğuyla alınır. Alınan kararın yeniden görüşülmesi için 1/3 üyenin istemi gerekir. Oylamalar açık işaret yoluyla yapılır. 1/3 üye isterse gizli oy açık sayım yapılır.
g) İl Meclisi, Genel Meclis’in yürürlüğe koyduğu çalışmaların yerel izdüşümü için gerekli gördüğü yerel etkinlik kararlarını alır ve uygular. Yerel sorunlarla ilgili İl Meclisi’nde alınan kararlar ışığında kamuoyuna ve basına açıklama yapabilir; toplantı, miting, seminer, eğitim, kampanya, şenlik, festival, gece, vb. düzenleyebilir; bildiri, broşür, afiş, kitap, rapor, dosya, vb.’ni İl Meclisi olarak yayınlayabilir, ihtiyaç duyduğu komisyonları kurabilir.
h) İl Meclisi’nin çalışmalarının giderleri delegelerin dayanışma amaçlı destek ve katkılarıyla karşılanır.

Madde 12: İlçe Meclisi

a) İlçe delegeleri ile Kongre’nin amacı ve ilkeleri doğrultusunda çalışmalara katılmak isteyen ve o ilçede oturan ve/veya çalışan ve bu yerel meclisin mensubu olan bireylerden oluşur.
b) Altı aylık dönemler için, kadın kotasına uyulmak kaydıyla en az 3, en çok 7 kişiden oluşan bir Yürütme Heyeti belirler. Toplantıları, gündemi, toplanma yeri ve tarihi bu heyet tarafından belirlenir.
c) Kongre Programı, Genel Kurul, Genel Meclis, Bölge Meclisi ve İl Meclisi’nin kararları ile ilçe sorunları bağlamında gerekli çalışmaların yapılması için kararlar alır ve yürürlüğe koyar. Kararlar toplantıya katılanların 2/3 çoğunluğuyla alınır. Toplantıya katılanların1/3’ünün istemesi halinde kararlar gözden geçirilir. Oylamalar açık işaret yoluyla yapılır. 1/3’ünün istemesi halinde gizli oy açık sayım ilkesi uygulanır.
ç) İlçe belediye başkanı, İlçe Meclisi’nin doğal üyesidir.
d) İlçe Meclisi ihtiyaç duyduğu hallerde kalıcı ve geçici komisyonlar kurar. Komisyonlar genel esaslar dahilinde çalışma yürütür. Komisyonlara katılım gönüllüdür.
e) İlçe Meclisleri ayda bir toplanır ve gündemindeki konuları görüşüp gerekli kararları alır. Karar ve önerileri İl Meclisi, Bölge Meclisi, Genel Meclis, Daimi Komisyonlar ve Genel Kurul’a Yürütme Heyeti ve görevli delegeleri aracılığıyla iletilir. Genel Kurul ve Genel Meclis’in çalışma ilkelerine uygun olarak faaliyet yürütür.
f) Yürütme’nin ve İlçe Meclisi bünyesinde bulunan delegelerin 1/5’inin istemesi halinde olağanüstü toplanır. Öncelikle toplanma gerekçesi olan konu görüşülür.
g) İlçe Meclisi, Genel Meclis ve İl Meclisi’nin yürürlüğe koyduğu çalışmaların yerel izdüşümü için gerekli gördüğü yerel etkinlik kararlarını alır ve uygular. Yerel sorunlarla ilgili kararlar ışığında kamuoyuna ve basına açıklama yapabilir; toplantı, miting, seminer, eğitim, kampanya, şenlik, festival, gece, vb. düzenleyebilir; bildiri, broşür, afiş, kitap, rapor, dosya, vb.’ni İlçe Meclisi olarak yayınlayabilir, ihtiyaç duyduğu komisyonları kurabilir. Üretim ve yerleşim esaslarına göre meclisler kurmak için çalışır.
h) İlçe Meclisi’nin çalışmalarının giderleri delegelerin ve katılımcıların dayanışma amaçlı destek ve katkılarıyla karşılanır.

Madde 13: Delegelik

a) Program ve tüzüğü benimseyip, belirlenen esaslar dahilinde, yaşam veya çalışma alanına en yakın birimden seçilerek Kongre’nin kurullarında görev alan kişiye delege denir.
b) Delege her türlü göreve aday olma, kurullar içinde ve dışında görüşlerini açıklama hakkına sahiptir.
c) Delege, yerel meclis esas alınarak genel kurul tarafından çıkarılan yönetmelik esaslarına göre seçimle belirlenir. Görev süresi bir yıldır. Bir delege en fazla iki Yürütme Heyeti’nde görev alabilir. Delegeliğin düşürülmesi için, seçimin yapıldığı birim meclisinde 2/3 oy gerekir. Oylama gizli oy, açık sayım esasına göre yapılır. İşlemin yürürlüğe girmesi için İl Meclisi ve Genel Meclis’te de aynı usullerle oylanması ve 2/3 oy oranıyla kabulü gerekir. Söz konusu delege her düzeyde ilgili kurullar nezdinde gerekli açıklamaları yapma hakkını kullanır. İtiraz için Genel Kurul’a başvurabilir. Genel Kurul bu yönde alınan kararları görüşme yapmaksızın gizli oy açık sayım esasıyla ve 2/3 oyla kaldırma yetkisine sahiptir
ç) Delege yer aldığı meclis ve/veya komisyonlarda hem yerel ve bölgesel sorunlara, hem de genel sorunlara dair kararların alınması ve ilgili kurullar vasıtasıyla yürürlüğe konulması için çalışma yürütür.
d) Delege, mensubu olduğu yerel mecliste alınan yerel ve diğer sorunlara dair kararları gerektiği takdirde İl, Bölge ve Genel Meclis’e ve Genel Kurul’a taşır. Ayrıca farklı bir düşünceye sahipse bunu açıklamakta özgürdür.
e) Üç kez üst üste mazeretsiz olarak İlçe, İl ve Bölge Meclisi ile Genel Meclis toplantılarına katılmayanın delegeliği düşer. Yerine gelecek delegenin nasıl belirleneceği Genel Kurul’un çıkaracağı yönetmelikte belirlenir.
f) Delege, mensubu olduğu meclislerin ve Genel Kurul’un giderlerini karşılamak üzere belirlediği dayanışma ve destek taahhütlerini kabul eder.
g) Delegelerle ilgili doğrudan politik olmayan sorunlar Genel Kurul ve İl Meclisleri düzeyinde oluşturulan Etik Kurullar’da, tarafların katılımıyla görüşülerek sonuca ulaştırılır.

Madde 14: Fahri Delegelik

Fahri delege, program ve tüzüğü kabul eden, Kongre yerel meclislerinin henüz oluşmadığı ya da delege belirleme yeterliliğine sahip olmayan birimlerde, söz konusu meclislerin kurulması, yeterli hale getirilmesi için, üst kurulun bilgisi dahilinde çalışma yapan Kongre mensubudur. İl Meclisi toplantılarına söz ve oy hakkına sahip olarak katılır. Fahri delegeler Bölge Meclisi ve Genel Kurul’a katılmazlar.

Madde 15: Milletvekilleri ve Belediye Başkanları

a) Emek Demokrasi ve Özgürlük Bloku çalışmaları kapsamında, 12 Haziran 2011 itibariyle seçilen partili ve bağımsız milletvekilleri Kongre’nin TBMM’deki temsilcileri olup, Kongre Genel Kurulu’nun doğal delegeleridir.
b) Kongre’yi destekleyen partilerin milletvekilleri ve bağımsız milletvekilleri Genel Kurul’un doğal delegeleridir.
c) Kongre’yi destekleyen eski milletvekilleri Genel Kurul’un doğal delegeleridir.
ç) Kongre’yi destekleyen il belediye başkanları Genel Kurul’un doğal delegeleridir.

Madde 16: Etik Kurul

a) Delegeler ve delege grupları ile Kongre kurulları arasında doğan ve doğrudan politik olmayan sorunların karşılıklı görüşmeler yoluyla çözümüne katkı sunulması amacıyla Genel Kurul ve İl Meclisleri düzeyinde, kota ilkeleri dikkate alınarak, en az üç en fazla yedi delegeden oluşan heyete Etik Kurul denir.
b) Etik Kurul hakemlik ya da iç hukuk uygulayan bir kurul olmayıp, karşılıklı diyalogla sorunların aşılması için uygun zeminin yaratılmasına katkıda bulunur.
c) Çalışma usul ve ilkeleri Genel Kurul tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

Madde 17: Delegenin Görevleri ve Seçim Sistemi

a) Delegeler seçimle belirlenir. Seçim esas ve usulleri Genel Kurul tarafından hazırlanan yönetmelikte belirtilir.
b) Delege seçimleri her yılın 1-30 Eylül tarihleri arasında yerel birimlerde yapılır.
c) Seçimlerde tüzükte yer alan kadın ve gençlik kotaları uygulanır.
ç) Seçim süreci Genel Meclis tarafından görevlendirilen bir heyet tarafından yürütülür.
d) İllerde seçim süreci İl Meclisi tarafından görevlendirilen bir heyet tarafından düzenlenir.
e) Seçme ve seçilme hakkını kullanmak için program ve tüzüğü kabul etmek yeterlidir.

Madde 18: Kayıt Tutma Sistemi

a) Kongre bünyesindeki çalışmalar saydamlık ve eşit bilgilenme esası üzerinden yapılır. Her kurul bünyesindeki delegelerin ve hesap vermekle yükümlü olduğu kurulların mensuplarının doğrudan ulaşabileceği iletişim ve bilgiye ulaşım sistemlerini kurmak ve kayıtlarını böyle bir sistematik içinde tutmak zorundadır.
b) Genel Kurul iletişim, eşit ve saydam bilgilenme hakkı için gerekli tedbirleri alır.

Madde 19: Dayanışma

Kongre, faaliyetlerini her düzeydeki kurullarında yer alan delegelerin ve yerel meclis mensuplarının dayanışma ve katkılarıyla yürütür.

Madde 20: Geçici Maddeler

Kongre’nin kuruluş döneminde, Genel Kurul delegelerinin belirlenmesinde aşağıdaki ilke ve yöntemler uygulanmıştır:
a) Kuruluş dönemi delegelerinin belirlenme usulü yalnızca bu dönem geçerlidir.
b) Kurumlar ve örgütlü yapılar, en az biri kadın olmak üzere iki delege ile, gençlik örgütlenmeleri bir delege ile Genel Kurul’da temsil edilirler.
c) İllerde belirlenecek toplam delege sayısı 692 olup, bu sayının illere paylaşımında başta milletvekili oranı olmak üzere diğer bazı kriterlerin dikkate alınması benimsenmiştir.
ç) Delegelerin genel olarak il düzeyinde, karşılıklı görüşmeler ve mutabakatlar yoluyla belirlenmesi, yeterli şartların olmaması nedeniyle seçim ilkesinden uzak durulması benimsenmiştir.
d) İllerde yapılacak delege belirleme çalışmalarında kurumlar ve örgütlü yapılar için % 60, bireyler için % 40 delege dengesinin uygulanması benimsenmiştir.
e) Büyük illerde ve ulaşım güçlüğü bulanan illerin ilçeleriyle delege dengesinin sağlanmasında ilgili kurulların katkılarıyla ve görüşmeler yoluyla çözüm bulunması benimsenmiştir.
f) İllerde yapılan toplantılarda delege adayı olarak belirlenenlerin liste olarak genel bir onaya sunulması yoluna gidilmesi benimsenmiştir.

Madde 21: Yürürlük

Bu tüzük Kongre Genel Kurulu tarafından kabul edildiği tarihte yürürlüğe girer.

Kanser

Kanser…

En kısa haliyle hücre deformasyonu olarak bilinir. Ya hücrelerin hatalı bölünmesi ya da bölünememesi olarak açıklanabilir. Tıptaki daha detaylı açıklamasını bilemiyorum… Zaten bilmek gibi bir kaygım da yok. Belki de değildir.. Yalnızca burada hiç yapmadığım bir şekilde duygularımı paylaşacağım… Bu yazıda ne yazdım diye dönüp okumaya niyetim yok. Sızlanacağım biraz da sayıklayacağım işte. Bu kadar…

Dört gün içinde…

Birisi çok yakınım.. Canım, gülüşü ve kocaman gözleriyle dünyaları aydınlatan, şen kahkahalarıyla gönlüme ışık tutan… Yüreğime alıvermeye niyetlendiğim.. Belki cumbalı bir evimiz olur da, karşılıklı birer kahve içip “Ahhh İstanbul…” diye hayıflanabilmeyi istediğim insan… Ya da Beyoğlu’nda yalpalayarak nahoş bir halde ve tabii ki ben hafif sarhoş, koluna girip “Bilir misin Fatih neden fethetmiş bu koca İstanbul’u….” diyerek belki bininci kez aynı hikayeyi anlatacağım ve yine aynı kahkahaları duyacağım işte tam da o insan… Hani her insan bir renktir ya.. İşte o, beyaz‘dır. Dupduru duygularıyla, sevgisinin pürlüğüyle, dalına karalar bulaşmamış bir renk… Beyaz. Birkaç gündür bekliyoruz. Kanser olabilirmiş… Olamaz dedim. Olmamalı da… Sonra sesim kesildi. Yutkunamadım. Ağır… Çok ağır…

Olamaz.

Kelimelerimin de sonu gelmiyor. Hep üç noktalı… Tutuk bir burukluk var işte.. Ne bileyim… Kekeme kelimeler. Hiç de beceremem ya.. Donar kalırım. Zaman da durmuş gibi..

Diğeri arkadaşımın annesi. Tanışamadık. Belki de tanışamayacağız. Çok geçmiş… Göğsünde başlayıp kemiğe sıçradığında fark edilmiş. Bir kaç hafta bile sürmeden… Bugün öğrendim. Tanışamadık… Anne… Elimdeki kahve kayıvermiş olduğum yere. Annesiymiş. Canına can veren kadın. Geç kaldık. Tanışamadık… Kahvem gibi sütsüz ve az şekerliliğin kekremsiliğini gördüm gözlerinde.. Elimden kayıverdi. Yetişemedik. Geç kaldık.

Sonuncusu daha şanşlı. Öğretmenimin babası. Öğretmenim dediğime de bakmayın, yakın arkadaşımdır, dertdaşımdır. Bir Amerikalıdan beklenmeyecek kadar naif, sıcak ve bilgi doludur. Babası hemşireydi. Dört ay kadar sonra emekli olacaktı. Tıraş olurken birden boynundaki yumruyu fark ediyor.. Tam da iki hafta önce öğrenmiş. Gırlak kanseriymiş. Meğerse iki gün öncesine kadar hiç bir şey söylememiş. Dün hemen ameliyata almışlar. Umutluyuz. Bugün gözlerimin içine bakıp anlatırken hissettim, belki tanışırız. Tırmanmayı seviyormuş. Yaşı epey ilerlemiş olsa bile, belki bir gün bir dağ yamacından aşağı doğru inerken boynundaki ize aldırmadan gülüşürüz dedik. Öğretmenim de benim babasıyla tanışmamı istediğini ve “belki” yapacağımız dağ gezimizin ona iyi geleceğinden bahsetti… “Biz seninle o patikada yine alemin felsefesine dalıp konuşurken, babam da yanıbaşımızda olur, olacak..!” Bunu söylerken umutluydu. Umutluyduk… Umutluyuz.

Sesim hala kesik kesik… Beklemekteyiz. Hani pazartesileri sevilmez ya.. İşte bir sebep daha.. Bekleme haline, pazartesi bana gelecek bir telefonun ardından son vereceğiz… Sessizliği yırtan bir ses.. Bir “alo” sesinden bu kadar korkacağım aklıma dahi gelmezdi…

Sustum!

* İdealist Ateistler ile Materyalist Teistler

Bu konuda iki soru üzerinde duracağım:

1) Her ateist materyalist midir/olmalı mıdır?

2) Materyalist bir dindar olabilir mi?

Konu ve sorular hakkındaki fikirlerimi belirtmeden önce, bazı kavramları konunun daha net anlaşılması açısından literatürdeki karşılıklarını baz alarak açıklığa kavuşturmak istiyorum. Tanımlamalarla konuyu dallandırmak istemediğim için, olabildiğince kısa tutacağım. Farklı bir tanımlama yoluna gitmek isteyenler, ayrıca fikirlerini belirtebilirler.

Materyalizm: Kısaca; evrendeki tek tözün madde olduğunu, varlığın fiziki bir nitelik taşıdığını ve evrende tinsel bir tözün bulunmadığını öne süren görüş, ve indirgemeci bir öğreti olarak materyalizm yalnızca maddeye varlık yükler, zihin ya da ruha bağımlı bir gerçeklik ya da ikinci dereceden bir varlık verir veya ruhun hiçbir şekilde varolmadığını öne sürer. Gerçek dünyanın, halleri ve ilişkileri itibariyle değişen maddi şeylerden meydana geldiğini savunan maddecilik, maddi bir şey ya da nesneyi ise, sadece mekan ve zaman içinde olma, şekil, büyüklük, kütle, katılık, sıcaklık türünden fiziki özellikler sergileyen bir şey olarak tanımlar. [1]

İdealizm: En geniş anlamıyla, tinsel güçlerin evrendeki tüm süreçleri ya da olup bitenleri belirlediğini savunan tüm felsefe öğretilerini içerecek biçimde kullanılan terim. Var olan her şeyi “düşünce”ye bağlayıp ondan türeten; düşünce dışında nesnel bir gerçekliğin varolmadığını, başka bir deyişle düşünceden bağımsız bir varlığın ya da maddî gerçekliğin bulunmadığını dile getiren felsefe akımını niteler. Doğadaki şeyleri ya da nesneleri, her şeyin özünü oluşturan tek bir gücün ya da enerjinin geçici görünümleri olarak görür; varlığın tüm görünüşlerinde tek bir anlamın yattığını düşünür; varoluşu tek bir birlik olarak algılar; aklın sağladıklarının dışında gerçekliğe ulaşmanın olanaksız olduğunu öne sürer; gerçekliği “idea”olarak belirleyip maddeyi bunun bir yansıması sayar. [2]

Ateizm: Ateizm konusunda belli bir tanımlama yapmadan önce, ateizmi kalıplara sokmak niyetinde olmadığımı belirtmek istiyorum. Kısaca; teizme karşı oluşmuş bir duruştur diyebilirim. Ateist, Tanrı veya Tanrıların varlığını boş bir hayal ürünü bulan kişidir. Çoğu zaman yanlış ifade edildiği şekli ile (tanrıtanımaz kelimesinde olduğu gibi) tanrıyı inkar eden kişi değildir. Çünkü “inkar” varolan bir şeyin reddedilmesi anlamı taşır, oysa ki ateistlere göre tanrı varolmadığı için onun “inkar edilmesi” de yanlış bir terminolojik kullanım olacaktır. [3]

(*)Dindar: Konuda geçen “dindar” kelimeleri genel anlamda Müslüman, Hristiyan, Musevi gibi tek tanrılı ve organize dinlerin mensupları olan teistlere itafen kullanılmıştır.

Bu kısa tanımlardan sonra sorulara geçebiliriz:

1) Her ateist materyalist midir/olmalı mıdır?

‘Hayır’ diyerek en kısa ve net yanıtı vereyim. Açıklamak gerekirse;

2005 yılı verilerine göre Dünya genelinde kendisini “ateist” olarak adlandıran insanların oranı %2.3, “teist olmayan”(non-theist)lerinkisi ise, %11.9’dur. Türkiye’de bu oran %2-3 civarlarındadır. Kendisini ateist olarak tanımlayanların arasında bazı Uzak Doğu dinlerine mensup olan insanlar da mevcut. Örneğin, Theravada Budizmi, Şamanizm, Taoizm (aslında Taoizm çoğunlukla din değil, bir yöntem olarak alınsa da, belli bir sistematiği olduğundan din demek yanlış olmaz) gibi bazı dinlerde de tanrının varlığına rastlanılmaz. Bu dinler de belirli bir tanrı veya tanrıları benimsemezler. Fakat genel oluşumları itibariyle idealist bir tutum içerisinde inançlarının sürekliliğini sağlamaya çalışırlar. Bunların dışında Nagualizm ve Toltec’çiler gibi bazı öğretileri takip edenlerin bazıları da -materyalist-ateist olabileceği gibi- idealist-ateisttir. Bu ateist dinlerden Theravada Budizm’ini ele alırsak idealizm ile ateizmin nasıl örtüşebileceğini görmemiz daha kolay hale gelecektir.

Bu dinin amacı, nirvanaya ulaşıp –inandıkları- reenkarnasyon döngüsünden kurtulmaya çalışmaktır. Bunların yanı sıra; içsel dinginlik, egodan kurtulma, alçakgönüllülük gibi vasıfları edinirken, bunların aksi olan açgözlülük, kindarlık gibi duygulardan arınmak için çabalarlar. Buda’nın ölümünün ardından onun öğretilerini takip etmek isteyen insanlarca bazı kurallar ve gereklilikler eşliğinde dinleştirilmiştir. Nirvana’ya ulaşmak için basamak olarak Nibbana bir basamak olarak görülebilir. Nibbana, geçmişte yaşanan olayları hatırlanması ve dünyadaki olaylara ‘bağlanmanın’ terk edilmesi anlamına gelir [4] Bu da ‘uyanış’ı beraberinde getirir. Gerçi Uyanış(Bodhi) dedikleri olayın 3 farklı şekli vardır.

•Savaka Bodhi: Herkes tarafından ulaşılmaktadır.
•Pacceka Bodhi: Öğretmenin yardımı olmadan ve öğrenim görmeden ulaşılmaktadır.
•Samma Sambodhi: Uyanışa ermenin en son ve en mükemmel şeklidir.

Bu dinde genel ve bilinen anlamda bir Tanrı yoktur.Dahası, idealist öğelerle birleştirilmiş bir ateizm vardır. Onlar da bir tanrının olamayacağı konusunda çoğunlukla ortak bir fikirde birleşirler.

Yukarıda bahsettiğim dinlere üye olmayan bir ateist de idealizmi benimsemiş olabilir. Nihilistler, materyalist olmayan ateistlerdir. “hiç”çilikten beslenen ve genellikle idealist öğeler barındırmasa da nihilistler de ateisttir.

Yani ateist olmak için materyalist olmak gibi bir zorunluluk yoktur.


1) Materyalist bir dindar olabilir mi?

“Evet” olabilir. Yine uzun şekilde neden materyalist-dindarın olabileceğini açıklamaya çalışayım.

Bana göre, materyalist olan birinin dindar olmaması gerekir. En azından olmasa iyi olur diyebilirim. Fakat bazı açılardan bakıldığunda, durum öyle değil. Şu anda “Hem maddeci olacaksınız doğmaları rededeceksiniz hem de doğmayı da savunacaksınız… Veya hem bir yaratanın varlığını savunacaksınız akabinde maddeci felsefeyi savunacksınız…” benzeri fikirleri savunanlar sergüzeştte bulunanlar olabilir. Kısmen de haklıdırlar aslında..

Bilincin tahmin edemeyeceğimiz kadar sayısız reaksiyonlarla oluşması rastgelelik ilkesi gereği indeterminist olması, dindarın bu konudaki düşüncesiyle aksi yöndedir.Çünkü dindar insanlar akıl ve bilincin yanısıra evrenin de bir Tanrı tarafından determinist bir yapıyla oluşturulduğunu savunurlar.
Materyalist dindarlar, evrenin karmasikligi ile materyalist olup bu karmasayi bir Tanriya bağlarlar. Materyalizmi noumenal yapılandırma ile açıklayıp her şeyin aslının madde olduğunu ve Tanrının da bu maddelerin yaratıcısı olduğunu düşünürler de diyebilirim.

Başka bir düzlemde ele alırsak, iş veya çevresinde materyalist, özel hayatında dindar olan birçok bilimadamı veya kişi vardır. Örneğin, Newton, ilahiyatçı, din felsefecisi ve din tarihçisidir. Fizik konusunda materyalist olup kendi özel hayatında dindardır. Aynı şekilde Müslüman olan İbni Rüşt, materyalist çalışmalar yapmıştır. Bunlardan bazıları; retinanın fonksiyonunu tanımlayarak görme açıklamak, iğne deliği kamerasını kullanmak, ışığın hızının sabit olduğunu söylemek, kütleçekim (gravitation) üzerine tartışmalar yürütmek, gökcisimlerinin de dünyayla aynı yasalara uyduğunu ileri sürmektir… Newton’un birinci yasası olarak bilinen cisimlerin herhangi bir kuvvet etki etmedikçe hareketlerine devam edeceğini de söylediği biliniyor, ayrıca momentum tanımını kullandı ama matematiksel olarak tanımlayıp formüle etmediği de bilinenler arasında.. Bilim önlüğü giyildiğinde dindarlığı bir adım geride bırakan inançlılar, materyalist dindarlar olarak tanımlanabilir.

Toparlamak gerekirse, aşağıdaki eklediğim iki zıt kutuplardan yalnızca birisi olabilirsiniz. Fakat farklı sıradakilerden herhangi birisi olabilirsiniz. Aynı anda hem bilimsel hem dogmatik olamazsınız. Veyahut hem teist hem ateist olmak mümkün değildir. Ama bilimsel teist, dogmatik ateist, idealist ateist, materyalist teist olabilirsiniz. En bilinen ayrım ise; Teist-idealist-dogmatik; Ateist-maeryalist-bilimsel olmak yönündedir. Bunların bu eğilimde olması, diğerlerinin mümkün olmayacağı anlamına gelmez.

Teist < — >Ateist

İdealist < — > Materyalist

Dogmatik < — > Bilimsel

Tarihte Bugün : 30 Mart 1972 Kızıldere Katliamı!

Ertuğrul Kürkçü çıkmazı…

Aslında bu konu üzerinden kimi sosyalist cenahta sevilmeyen Ertuğrul Kürkçü’yü tartışmak istiyorum. Özellikle çoğu Cepheliler Ertuğrul Kürkçü’nün katliamdan önce polisle işbirliği yaptığı konusunda hem fikirdirler.

Ama öncelikle, Kızıldere’nin suyu neden “kızıl” akar bir bakalım..

“Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu liderlerinden Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın 12 Mart darbesinden sonra idam edilmelerini engellemek için, Mahir Çayan ve arkadaşları NATO üssünden kaçırdıkları İngiliz ve Kanadalı teknisyenlerle birlikte Tokat’ın Kızıldere köyüne geldiler. Mevzilendikleri muhtarın evinde devlet güçleri tarafından imha edildiler; katliamdan sadece Ertuğrul Kürkçü kurtulabildi. Samanlığa saklanarak kurtulduğu biliniyor. ”

Olayın vuku bulduğu gün hakkında anlatılanlar tüyler ürpertici… Eski MİT mensubu Mehmet Eymür, konuyla ilgili yaptığı konuşmada yorgun olduklarını ve o yüzden herkesi öldürdüklerini düşündüklerini söylemişti. Köydeki görgü tanıklarının iddiasına göre, Türk askerleri ve NATO amblemi taşıyan askerler köyü kuşatmıştı. Ardından Mahir’lerin saklandıkları muhtarın evine yaylım ateşi açıp herkesi hunharca katletmişlerdi!

Kayıtlara geçen isimler bildiğim kadarıyla : Mahir Çayan, Cihan Alptekin, Ömer Ayna, Ertan Saruhan, Sinan Kazım Özüdoğru, Hüdai Arıkan, Saffet Alp, Sabahattin Kurt, Nihat Yılmaz, Ahmet Atasoy ve Ertuğrul Kürkçü..

Kızıldere Katliamının önemi, bence Denizlerin tutuklanıp idama mahkum edilmesinin ardından hala “bir umut” olarak nitelendirilen Çayan hareketi devlet terörü tarafından sindirildi. Bu bir kırılma noktasıdır. Halkın gerek psikolojin gerekse refleksif destekleri de bu katliamdan sonra şekillenmiş gibi görünüyor.

“Söz yeniden Ertuğrul Kürkçü de… Kürkçü, 1979’da Niğde Cezaevi’nde Uğur Mumcu’ya, Mahir Çayan’ın öldürüldüğü an’ı şöyle anlatır:

“İlk ben çıktığım için sabah, daha sonra da Mahir ‘Sen çık şunlarla konuş’ dedi. Ben çıktım, arkadan da Mahir, Cihan, Saffet çıktılar yukarıya… Evin çatısı var, topraktan, kiremit çatı, oradan merdivenle çıkılıyor, tek katlı bir ev. (…) Birlikler mevzilerine girmeye başladılar, makineli tüfek yuvalarının arkasına girmeye başladılar ve bizimle konuşmak isteyen adamlar geri geri gitmeye başladılar. ‘Ne oluyor?’ deyip, biz bir ölçüde geri çekildiğimiz zaman dört bir yanımızdan makineli tüfeklerle eve ateş açıldı. Önceden iki üç arkadaş kendini aşağıya attı. Ben onların arkasından, en arkada Mahir kalmıştı. Baş aşağı düştüm. Merdivenlerden yuvarlandım. Toparlanıp, doğrulmaya çalışırken yukarıdan kanlar boşalıyordu. Tam deliğin ağzına Mahir’in kolu sarkmış, kafası da kısmen sarkmış ve kanlar akıyordu, ben fırladım… Bir iki el bombası attım dışarıya. Makineli tüfek ateşi sürekli devam ediyordu. Fakat bir şey göremiyorsun, zaten. Ayrıca tesir sahası dışına çıkmışlardı. Bir şey kestirmek mümkün değil. Ve Mahir’i indiremedim.”