Ertuğrul Kürkçü çıkmazı…
Aslında bu konu üzerinden kimi sosyalist cenahta sevilmeyen Ertuğrul Kürkçü’yü tartışmak istiyorum. Özellikle çoğu Cepheliler Ertuğrul Kürkçü’nün katliamdan önce polisle işbirliği yaptığı konusunda hem fikirdirler.
Ama öncelikle, Kızıldere’nin suyu neden “kızıl” akar bir bakalım..
“Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu liderlerinden Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın 12 Mart darbesinden sonra idam edilmelerini engellemek için, Mahir Çayan ve arkadaşları NATO üssünden kaçırdıkları İngiliz ve Kanadalı teknisyenlerle birlikte Tokat’ın Kızıldere köyüne geldiler. Mevzilendikleri muhtarın evinde devlet güçleri tarafından imha edildiler; katliamdan sadece Ertuğrul Kürkçü kurtulabildi. Samanlığa saklanarak kurtulduğu biliniyor. ”
Olayın vuku bulduğu gün hakkında anlatılanlar tüyler ürpertici… Eski MİT mensubu Mehmet Eymür, konuyla ilgili yaptığı konuşmada yorgun olduklarını ve o yüzden herkesi öldürdüklerini düşündüklerini söylemişti. Köydeki görgü tanıklarının iddiasına göre, Türk askerleri ve NATO amblemi taşıyan askerler köyü kuşatmıştı. Ardından Mahir’lerin saklandıkları muhtarın evine yaylım ateşi açıp herkesi hunharca katletmişlerdi!
Kayıtlara geçen isimler bildiğim kadarıyla : Mahir Çayan, Cihan Alptekin, Ömer Ayna, Ertan Saruhan, Sinan Kazım Özüdoğru, Hüdai Arıkan, Saffet Alp, Sabahattin Kurt, Nihat Yılmaz, Ahmet Atasoy ve Ertuğrul Kürkçü..
Kızıldere Katliamının önemi, bence Denizlerin tutuklanıp idama mahkum edilmesinin ardından hala “bir umut” olarak nitelendirilen Çayan hareketi devlet terörü tarafından sindirildi. Bu bir kırılma noktasıdır. Halkın gerek psikolojin gerekse refleksif destekleri de bu katliamdan sonra şekillenmiş gibi görünüyor.
“Söz yeniden Ertuğrul Kürkçü de… Kürkçü, 1979’da Niğde Cezaevi’nde Uğur Mumcu’ya, Mahir Çayan’ın öldürüldüğü an’ı şöyle anlatır:
“İlk ben çıktığım için sabah, daha sonra da Mahir ‘Sen çık şunlarla konuş’ dedi. Ben çıktım, arkadan da Mahir, Cihan, Saffet çıktılar yukarıya… Evin çatısı var, topraktan, kiremit çatı, oradan merdivenle çıkılıyor, tek katlı bir ev. (…) Birlikler mevzilerine girmeye başladılar, makineli tüfek yuvalarının arkasına girmeye başladılar ve bizimle konuşmak isteyen adamlar geri geri gitmeye başladılar. ‘Ne oluyor?’ deyip, biz bir ölçüde geri çekildiğimiz zaman dört bir yanımızdan makineli tüfeklerle eve ateş açıldı. Önceden iki üç arkadaş kendini aşağıya attı. Ben onların arkasından, en arkada Mahir kalmıştı. Baş aşağı düştüm. Merdivenlerden yuvarlandım. Toparlanıp, doğrulmaya çalışırken yukarıdan kanlar boşalıyordu. Tam deliğin ağzına Mahir’in kolu sarkmış, kafası da kısmen sarkmış ve kanlar akıyordu, ben fırladım… Bir iki el bombası attım dışarıya. Makineli tüfek ateşi sürekli devam ediyordu. Fakat bir şey göremiyorsun, zaten. Ayrıca tesir sahası dışına çıkmışlardı. Bir şey kestirmek mümkün değil. Ve Mahir’i indiremedim.”
Bu nasıl bir yazıdır böyle! Cepheliler hem fikirmiş kim dedi size öyle olduklarını? Evet Cephelilerin bir bölümü böyle bir suclamada bulunur ama başka bir bölümü de kürkçünün korktugunu düşünür. Ağırlıklı sebep budur. Çarpıtarak anlatmayin. Yazıda bir çok hata var hepsine tek tek bakamam ama bu olaydan sonra direncin kırıldığı tespiti de yanlıştır. Ayrıca çayan hareketi diye bir şey de yok. Ve denizlerden sonraki ikinci güç de değiller.
Nereden nereye ey Kürkçü?
Mahir Çayan gibi bir önderden Apo gibi eli kanlı bir katilin önderlik yaptığı, etnik kökene dayanan mikro milliyetçi bir partiye…
Vah, vah gerçekten. Hele bir de Kıbrıstaki Mehmetçiğe ” işgalci ” dedin ya; Denizler, Mahirler mezarlarından kalkıp senin yüzüne tükürecekler bence.
İnsan ölmesini de bilmeli, mertçe, yiğitçe, bir şölene hazırlanır gibi ölüme de hazırlanmasını bilmeli eğer böyle bir silahlı eylemi göze aldıysa. Bazıları samanlık sosyalisti diyor sana, bence samanlık (mikro) milliyetçisi olmuşsun.
Türkiye’de Atatürkçülüğe en çok zarar veren insan Kenan Evren ve Türk soluna, devrimci hareketine en çok zarar veren de BDP saflarına geçmesiyle Kürkçü olmuştur.
Misafir,
Yazıyı asmamı bekliyormuşsunuz sanırım. Tesadüftür ki, yazıyı yayına koyduktan çok kısa bir süre sonra zilleriniz çalmaya başlamış. Neyse pek de mühim değil “misafir”..
Kendinizle çelişmişsiniz.
Bakın ben ne yazmışım:
“Özellikle çoğu Cepheliler Ertuğrul Kürkçü’nün katliamdan önce polisle işbirliği yaptığı konusunda hem fikirdirler. “
Siz ne demişsiniz:
“Cepheliler hem fikirmiş kim dedi size öyle olduklarını? Evet Cephelilerin bir bölümü böyle bir suclamada bulunur ”
Bu nasıl bir yorumdur böyle.. Benimle aynı şeyi söyleyerek mi, beni yanlışlamaya çalışıyorsunuz 🙂
Sanırım hayatınızda hiç Cepheli görmediniz veya konuşmadınız. Ayrıca benim gibi o gruba mensup insanların içinde bulunmuş olmanıza da gerek yok, kendilerinin resmi sitelerinde yayınlanan Kürkçü hakkındaki yazılarına göz atsanız yeterdi.
Bir diğer mevzu ise, yine sizin yanlış(!) anlamanızdan kaynaklanan ikincil olma konusu…
“Ayrıca çayan hareketi diye bir şey de yok. Ve denizlerden sonraki ikinci güç de değiller.” demişsiniz.
İfadelerim aynen geçerlidir!
“Kızıldere Katliamının önemi, bence Denizlerin tutuklanıp idama mahkum edilmesinin ardından hala “bir umut” olarak nitelendirilen Çayan hareketi devlet terörü tarafından sindirildi.”
O dönemdeki devletin terör saçtığını savunmak mı yanlış? Yoksa Denizler’in tutklanmasını kınayan Mahirler’in o gece insanlıktan nasiiplenmemiş kişilerce öldürülmesini söylemek mi yanlış? Okuduklarınızdan ne anlıyorsunuz bilmiyorum; fakat yukarıdaki ifadede Çayan’lar Denizlerden sonraki ikincil harekettir demedim. hala “bir umut” olan Çayanlar dedim… Yani sizin anlayabileceğiniz basitlikte yazmak gerekirse; Mahirler ve Denizler bu ülkenin UMUTlarıydı… Denizlerin mahkumiyetinin ardından bir umut daha var diyerek Mahirleri kucakladı bu halk… Hala da kucaklıyoruz. Biz kucakladıkça devlet terörü devam ediyor.
Yazıda hata yok ama anlayışta ve tarihte bir hata olduğu kesin!
K.Kerim,
Bu ülkede “mikro milliyetçi bir parti” derken yelpazeyi geniş tutmakta yarar var. Malum, iğne kendinize, çuvaldız başkasına demişler..
Zilleriniz çaldı ne demek! Terbiyesizlik yapma! Ben bu foruma üyeyim ama giriş yapamıyorum bir sorun var. Cephelilerin bir bölümü ve hepsi ayrımını yapamıyorsan o senin sorunun. Yorumumda çelişki varmış gibi ucuz oyunlara girme hiç.
Cayan hareketi tanımını bile kavrayamamışsn, o hareketin adı cayan hareketi degil thkpc dir. Lider figürü yaratıp devrimci değerlere zarar vermekten başka bir şey yapmıyorsunuz! Cepheliler kürkçü nün polisle işbirliği yaptığından ziyade korktugunu düşünürler ki bu kanı da yavaş yavaş yıkılıyor.
Diğer arkadaş da utanmasa mahir atatürkçüydu diyecek..
Foruma üye olduğunuzu biliyoruz. Madem “giriş” yapamıyorsunuz neden altına isminizi yazmıyorsunuz Hazretleri ?? Terbiyesiz olma konusunda sizden ders almak gerek. Yaptıklarınız yapacaklarınızın temitadır ne de olsa…
Çelişki varmış gibi demeye gerek yok, bariz bir şekilde yukarıda gösterdim zaten. Ucuzluk, bu çelişkiyi kabul etmemektir.
Kaldı ki Çayan ve THKP-C ideolojisi hakkında henüz tek kelime bile yazmadım, nasıl oldu da kavrayamadığımı anladınız. Hayret. Falcısınız herhalde..
Bir şeyler yazmak gerekirse de taa TİP’ten başlayıp yazmak gerekir.. İleriki yorumlarda boş saldırışları bırakıp konuya dönebilirsek yazacağım zaten..
Kürkçü’nün suçlanmasına karşıyım.Bunun için de Cephe ve Barikat’a gerekli eleştirileri de yapıyorum.Konuyu bu yönde açmamın sebebi de budur!
Her zamanki gibi henüz neyin ne olduğunu anlamadan saldırırsanız böyle kendi kendinizi rezil edersiniz.
Namag* ismim bu. Tanıyor musun beni? Sen de ciddi boyutlarda kavrama sorunu var! Cayan hareketi diye bir şey yok baştan beri onu anlatıyorum ‘çayan hareketinin’ içeriğini değil! olamaz da. Tartışırız tabi neden olmasın ama önce tdh ile ilgili bir şeyler okuman gerekiyor. Boş keseden atmakla olmuyor bu işler! Karşı devrimcilerden daha çok zarar veriyorsunuz farkında değilsiniz.
Foruma üye olduğunuzu biliyoruz. Madem “giriş” yapamıyorsunuz neden altına isminizi yazmıyorsunuz Hazretleri ?? Terbiyesiz olma konusunda sizden ders almak gerek. Yaptıklarınız yapacaklarınızın temitadır ne de olsa…
Benim eleştirilerim yorumlarınaydi ama sen hemen saldırdın, belli ki birileriyle karıştırdn. Şimdi bunun ile ilgili bir özür bekliyorum! Yaptıklarım yapacaklarım garantisiymis bir de!
Not: Namag, Grup Munzur’un bir şarkısının adıdır. Hrant için yazılmış..
Birbirinizi anlamaya çalışsanız ve kullandığınız suçlayıcı dili bir kenara bıraksanız daha iyi olur.
Çok farklı şeyler söylemiyorsunuz ama sanki dünyanın en zıt şeylerini savunuyormuş gibi tartışıyorsunuz.
G Milat Cephelilerin ‘hepsi’ dememiş, ‘çoğu’ demiş.. Fakat ‘hemfikir’ dediği için, sanki ‘hepsini’ kastetmiş gibi anlaşılmış.. Eğer bi grubun ‘hemfikir’ olduğu söyleniyorsa, burada grubun ‘hepsi’ anlaşılır.. Bu yüzden ‘çoğu’ kelimesi ile ‘hemfikir’ kelimesini bir arada kullanmak doğru değil.
Misafir arkadaş ise ‘bir bölümü’ demiş.. Yani G Milat’ın ‘çoğu’ tanımlaması mı, yoksa misafirin ‘bir bölümü’ olarak düşünmesi mi doğru ona siz karar verin.. Benim konu hakkında bilgim yok.
Ayrıca misafirin belirttiği ‘korktuğu için samanlıkta saklanması’ veya ‘ajanlık yaptı, polisle anlaştı’ ayrımı da önemli.
Benim bildiğim kadarıyla ajanlık suçlaması, İşçi Partisi gibi sol ile uzaktan yakından ilgisi olmayan, özünde Faşist partiler tarafından ifade edilir.. Belki solda da tek tük bunu ifade edenler vardır ama ben şimdiye kadar duymamıştım.. Buna bir açıklık getirilebilir.
Çayan Hareketi demek sırf lider kültünden dolayı reddediliyorsa, bunu komik buluyorum.. Marxist hareket, Troçkist hareket gibi bi çok tanımlama her kesim tarafından kullanılıyor zaten.. Bunun liderlikle, kült olmakla bir ilgisi yok.
Ama şöyle bi google taraması yapınca, ‘Çayan hareketi’ diye bir ifade hiç geçmiyor.. Kimsenin dile getirmediği bir şeyi dile getirmek de konuya bir katkı sağlamaz.
Bir de şu, Sosyalist harekete karşı devrimcilerden daha çok zarar verme durumu var.. Bu tür ‘zarar verme’ ifadesini duyunca, aklıma TSK’nın ‘Velinimetiniz ordu’ya zarar veriyorsunuz, yıpratmaya çalışıyorsunuz’ sözleri geliyor.
Tartışmalar hiçbir şeye zarar vermez, merak etmeyin.. Fakat konuyu açıklığa kavuşturmaktan uzak kullandığınız suçlayıcı dil bahsettiğiniz harekete, oluşuma daha çok zarar veriyor.
Daha üsluplu tartışılırsa, biz de sizlerden bir şeyler öğrenebiliriz.
Misafirin, tepkilerini dile getirişi eksiklik içerebilir. Ancak itirazlarında haklı…
30 Mart 1972’yi anmak üzere, THKP-C’ye sahip çıkan bir noktadan, yazılabilecek en berbat yazıyı yazmış yazar.
İnsanlara “terbiyesizlik, hadsizlik” v.b. suçlamaları yaparak tartışmayı zıvanadan çıkaran da yazarın kendisi oluyor.
30 Martı anacaksanız, işe önce 30 Mart’a gelinen tarihsel süreci anlatark başlamalısınız.
Sonra nesnel bir biçimde olayın oluşunu aktarırsın.
Daha sonra bu olaya ilişkin kendi öznel yaklaşımını koyar ve çekilirsin. Sonrası daha sonra tartışılır ya da tartışılmaz.
Bir kompozisyon yazacak kadar beceriniz yok. Bir de içerik olarak savruk olunca çekilmiyor…
Evet sırf lider kültülden dolayı itiraz ediyorum. Bizim ülkemizde şöyle bir durum var; liderler, önderliklerin önüne geçiyor. Hareketin amacı değil de mahir’in, deniz’in kendisi konuşuluyor. Sanki hareketleri onlar tek başına yaratmışlar gibi bir algı var. Bu durum hem liderlerin kendilerine hem de harekete emek vermiş diğer insanlara saygısızlık. Cayanizm dense bunu anlarım ama cayan hareketi çok yanlış bir tanım. Bu yüzden zarar veriyor diyorum. Kastettiğim şey eleştiri degil. Bazı değerlerin farkında olunmadan içinin boşaltılması. Gelip burda sosyalizm üzerine eleştiri yapsanız size sosyalizme zarar veriyorsunuz demem.
Bu arada bu forumda yorum yapmadığıma bakmayın, fazlaca takip ediyorum ve kimse benim üzerimden geçmişin muhasebesini yapmasın. Mesajın yerine gittiğini düşünüyorum!.
THKPC’ iddianamesi, Kesintisiz Devrim süreci ile ilgili olarak ve Mahir Çayan’la son okuduklarım 35 yıl öncede kaldı. Ancak hatırımda kalan şu: ” Atatürkçülük, milliyetçi devrimciliktir. ” (Mahir Çayan)
Ayrıca Çayan’ın Atatürkçülük hakkında pek de olumsuz şeyler söylediğini anımsamıyorum, eğer söyleseydi anımsardım hafızama bu konuda güveniyorum.
Benim demek istediğim açıkça şudur. Bir kır evine binlerce mermi ve bombalar yağdırılıyor, Çayan ve 9 arkadaşı katlediliyor, ama mucize olarak Kürkçü kurtuluyor ?! Hem de makinalı tüfeğe karşı bir iki el el bombası atacak kadar ortaya çıkıyor. Hani hiç makinalı tüfekle atış yapmamış olsam inanacağım da… işte At yorgun ve terli olunca yemiyor yemi.
Ben mucizelere inanmam, inansaydım Kuran’a da inanır dindar olurdum, o kadar basit.
” Devrim yolu engebelidir, dolambaçlıdır, sarptır. Her engebede düşen gerillaların kanı devrim yolunu kızıllaştırır, aydınlatır. Düşenler geride kalmazlar, onlar emekçi halkın kalbinde, ruhunda ve bilincinde devrimin ölmez ve itici sembolleri olarak yer alırlar. Kurtuluş bayrağı bu yolu tırmanan gerillaların birbirine iletmesi ile oligarşinin burcuna dikilecektir.” (Mahir Çayan)
Bu da kitabın arka kapağındaki Çayan’ın sözleriydi. Öğrencilik yıllarımda sol yumruğum havada bir şekilde defalarca söylemiştim, hatırladım yine ;-))
Artık 53 yaşındayım, Marxist-Leninist değilim, sosyal demokratım. ( Veya G.Milat’ın beğenmediği Revizyonist solcu ;-))
Neyse Kürkçü burada değil, arkasından konuşmak fazla yakışık almaz aslında. İnsan ölümden korkabilir de, bu da ayıp değil.
“Çok farklı şeyler söylemiyorsunuz ama sanki dünyanın en zıt şeylerini savunuyormuş gibi tartışıyorsunuz.”
Yukarıda da yazdım, misafirle ortalama aynı konu üzerinden savunmuşuz. Fakat nedensiz bir şekilde duruma benimle aynı şeyleri söyleyerek itiraz etmiş.İtiraz etmiş olmasında sorun yok, sorun üslubunda.. Neyse ki son iletisinden sonra daha netleşmiş fikirleri.
Sanırım Çayan’ı kültleştirdiğimi onun liderliğini THKP-C gibi kökleri derinlerde olan bir birikimden daha öne almak istediğimi düşünmüş. Böyle bir durum yok. Nasıl ki Troçki hareketi dedğimizde Troçkiyi ululaştırmıyorsak; bilakis onun fikirlerinden bahsediyorsak, aynı şey Çayan hareketi için de geçerlidir. Bilen bilir, Çayan Türk Solu Dergisinde yayınlanan yazılarıyla bile oluşumun yönlenmesine katkıda bulanan en önemli adamlardandır. Çayan hareketi demekle TİP’ten ayrılma MDD dönemlerini ve Çayan gibi düşünenlerin ayrı bir safta toplanmasını kastetmiştim. Ayrıca bu ülkede yeteri kadar kült var, Çayan’ı böyle bir kulvarda düşünmek bile saçmalıktır… Sosyalizm fikri de birliği de bu tip bir tamlama ile yıkılamayacak kadar da sağlamdır/sağlam olmalıdır.
Çayan döneminden ayrı düşünülemez. Sonuçta bütün herkes koşularla birlikte bir tepki oluşturuyor.. TİP’in kendi içindeki ayrım da, sonraki dönemlerde belirlenecek olan devrimci çerçevenin kilit noktasıdır. Bunları binlerce kez yazmaya gerek de yok aslında.. Yine de kısaca fikirlerimi söylemek istiyorum. Gerekirse ilerki yorumlarda daha çok ayrıntıya girerim. Çayan’ın oportünisit oluşum TİP içerisindeyken yazdığı yazıları incelediyseniz zaten burjuva sosyalizmini savunduğunu görürsünüz. İki aşamalı devrim… Bunda şaşılacak bir şey de yok, dönemin şartları itibariyle ve içinde bulunduğu konumdan dolayı etkilenmiş, etkilenmediğini söylemek cidden idealizm olur.Zaten TİP’ten ayrılma nedenleri de TİP’in Kemalist, oportünist ve üçüncü sınıf kapitalizme parlementer olduğu müddetçe “evet” demelerinden dolayıdır… Bu yazılarına bakarak da Çayan’ı Kemalizmi savunuyor diye düşünenler var. Sonraki dönemleri incelememiş, yalnızca bir cümleyi ezberinde tutmuş kesimler bunu sık sık söylerler.. En basitinden düşünceniz bile, THKP-C’nin Marksist-Leninist sosylist bir hareket olduğunu ve kesinlikle Kemalizmin devamı veya savunucusu olamayacağını anlarsınız…
Yazının hemen girişinde alt başlık olarak belirttim. Amacım THKP-C, THD, TİP veya Çayan’ın teorilerini tartışmak/sahip çıkmak değil, bazı sosyalistlerin neden Kürkçü’ye tavır aldığı hakkında tartışmaktı.Kompozisyon yazmak ya da ideolojiyi tartışmak gibi bir durum yok. Bu noktada art niyetlilik yaratılmış gördüğüm kadarıyla. Pek de kaideye alıncak bir şey değil, geçiyorum..
Daha önce de dedim. “mikro milliyetçi” parti derken yelpazayi geniş tutmalıyız. Hele de mevzu bahis revizyonizmse. Çayan’ın (sizin deyiminizle Atatürk’ün partisi) CHP hakkındaki fikirlerini direkt aktarayım. (Kitaplarım Türkiye’de kalmamış olsaydı daha fazla alıntı yapardım. Neyse..)
“CHP, küçük burjuva kaypaklığı içinde bocalayan bir partidir. Ve CHP doğası gereği herhangi bir devrimci harekette sonuna dek yürüyemez. İçinde bulunduğumuz Milli Demokratik Devrim mücadelesinde atacağı doğru slogan ve yapacağı eylemlerle CHP’yi etkileyecek bir proleter sosyalist partinin hali hazırda olmaması ve de içindeki anti emperyalist güçlerin varlığına rağmen işbirlikçilerin bugün için ağırlıklı olması da, CHP’nin bu bocalamasında ve gerici tavrında çok etkilidir.”
Şimdilik bu kadar yeterli sanırım.
Başlık:
Tarihte Bugün : 30 Mart 1972 Kızıldere Katliamı!
Birinci paragaraf yerine ikinci bir başlık:
Ertuğrul Kürkçü çıkmazı…
Sonraki paragraf:
Sap…
Sonraki:
Saman…
En son:
Amaaan sende… İki ters bi düz işte…
Nasıldı gamaro be?
“İlkel komünaldan iyisi yok valla şekerim, akşama buyrun gelin, hadi çav”:))
öncelikle 30 mart 1972 de kızıldere de katledilen 10 devrimci önderi özlemle anıyorum. gelelim forum konusuna, konuyu foruma koyan arkadaş, ertuğrul kürkçünün yaptığı açıklamayı da yayınlamış zaten. kendisini tanıyan ve konuşmuşluğumda olan biri olarak, ertuğrul kürkçü, bu konudan bahsetmeyecek kadar gururlu ve alçak gönüllü biridir. yıllarca süre gelen iddaaya gelince, inanın bu yorumlara gülüyorum ve saygısızlık olarak değerlendiriyorum. lütfen düşünün, yakalanıp 11 yıl ceza evinde kalan bir devrimci, hapisten çıkıyor önce yayıncı olarak hayatını sürdürüyor, ödp içerisinde yer alıyor, ödp den ayrılan bir grup devrimciyle sei ( sosyalist emek hareketi ) içerisinde yer alıyor. harika bir sol internet haber ağı olan bianet in kurucularından ve son olarak blok mersin milletvekili seçiliyor. yaşı 60 olan ertuğrul kürkçü en son olarak ankarada ki kesk eylemine katılıyor ve yoğun gaz dan etkileniyor. vay be ne iş birlikmiş, yaş 60 olmuş hala bitmemiş.
BDP sosyalist bir parti mi? PKK, Marxist Leninist bir örgüt olarak sınıf mücadelesi mi yapıyor yoksa asker, sivil, kadın, çocuk ayırt etmeden onları öldüren bir terör örgütü mü?
Geçmişte yaşamayalım günümüze bakalım lütfen. BDP Apo’yu önder olarak gören bir partidir. Yani Kürkçü, artık Apo’nun emir ve talimatları doğrultusunda politika yapan birisidir.
Tekrar iddıa ediyorum, Mahirler ve Denizler bugün nerdeyse mezarlarından çıksa, Apo’nun suratına tükürürler.
” Biz eskiden eskiden su içerdik testiden, Adem babaya kadar asiliz sülaleden…”
Evet, Kürkçü şu anda sosyalizm mücadelesi mi yapıyor Apo’nun direktifleri doğrultusunda?
GMilat BDP sosyalist Partisi’nin manifestosunu sana gönderebilirim Türkiye’den. Hemen Ebubekir’in cinleri sana ulaştırır bunu, merak etme.
Aktaş,
Gerçekten şu forum konusunda kaideye değer bir iki kelime etseydiniz, ciddiye alacaktım sizi ama.. Yahu zaten ilk girişte de yazdım diyorum amaç Kürkçü’yü tartışmak, kompozisyon falan değil diye..
Bir de laf vardır: “Dinime söven müslüman olsa” diye..
Bu sitede şu anda size 3 cümleden ibaret olan onlarca forum başlığı gösterebilirim.. Hiç kimse sayfalarca akademik yazı yazmak zorunda değil.Bunu anlayabilmiş yaşta olduğunuzu umut ediyordum.. Bu tip “kompozisyon olamayacak” başlıklardan bazıları da size ait…
Aktaş’ın yazdığı kompozisyon olamayan (kendi tabiriyle) Sap- Saman örnekleri:
link to sonsuz.us
link to sonsuz.us
link to sonsuz.us
link to sonsuz.us
vs vs vs
Meraklısı açsın baksın, Sohbet Kutusu’ndan alınmış yazılar veya maç muhabbetleri gibi üç beş savruk cümle… Ne var yani bunda?
Olabilir…
Amaç merak edilen bir konu hakkında forumdaşların fikirlerini almakmış, siz de açmışsınız.. Tıpkı benim gibi..
Şimdi ben de o başlıkların altına gidip sizin Sap-Saman benzetmenizi mi yazayım?
Neyin çabası bu?
Not: Konuyla ilgili yazınca haber verin, sizi kale alayım… Ha yok amacım trol bırakıp kaçmak diyorsanız bu konuda gayet başarılısınız.
Birinin tabiriyle : “got it şekerim?”
K.Kerim,
Size ayrıca cevap vermek istedim. Ne de olsa konu üzerinden yapılmış bir eleştiri var..
BDP’nin manifestosunu bulmak hiç de sandığınız kadar zor değil.BDP yapılanmasını kendime yakın bulmuyorum zaten.. Bazı ortak fikirleri (eşitlik, hak, sosyalist yapı vs gibi) savunuyor olabiliriz, hepsi bu kadar.. Fakat sizin gözden kaçırdığınız bir durum var. Kürkçü, BDP’den ibaret değildir. Tıpkı Sırrı Süreyya Önder gibi… Bu iki isim BDP’nin dışına taşmış, tabiri caizse kabına sığmamış isimlerdir..
CHP’nin koca parti olarak yapamadığı muhalefeti üç beş BDP’li yapar.
“Geçmişte yaşamayalım günümüze bakalım lütfen. BDP Apo’yu önder olarak gören bir partidir. Yani Kürkçü, artık Apo’nun emir ve talimatları doğrultusunda politika yapan birisidir.”
Bu cümleyi söylemek için elinizde hayli materyal olması gerekir. Birincisi eğer Kürkçü, Apo’nun direktiflerine uyuyorsa, bunu sıradan bir vatandaş olarak siz bile biliyorsanız CHP’nin muhalefet görevi neden bu duruma müdahale etmiyor gibi basit bir soru aklıllara gelir..
Tekrar etmekte fayda var: Kürkçü BDP’den ibaret değildir. Kendisini araştıranlar bilir, sosyalist zeminde gayet bilgili, hala da kendisini eşitlik mücadelesine adayan bir adamdır.. O yüzden Mahir’in en yakın arakdaşlarından hatta yapılanmanın genel sekreteri olabilecek kadar güvendiği adamlardandır.. Ama melek midir derseniz, tabii ki de değildir. Özelince yaptıkları değil, düşünceleri doğrultusunda eyleme geçirdikleri bizi ilgilendirir..
Böyle bir yazı için “bir iki kelime” edilirdi zaten; birinci kelime sap, ikinci kelime saman. Ama ben sana yine kıyak geçerek, ikiden fazla etmişim…
Verdiğin linkleri oku da geri kalmış yanların gelişsin. Onları anlamak biraz zeka istiyor çünkü…
Sen benim ”kızım” sayılırsın, yanılmıyorsam 20’li yaşlardasın, ben kendi akranlarıma göre biraz geç evlendim tek çocuğumu da evlendikten 5 yıl sonra yaptım bu yüzden böylesine biraz domestik ve arabesk kokan bir tümce ile başlıyorum yorumuma.
Herhalde ben de senin yaşındayken böylesine inatçı ve dik kafalı bir tavır sergiliyordum objektif gerçeklere karşı. Benim kızım da zaman zaman senin gibi oluyor, o yüzden sana fazla kızamıyorum. Yalnız sen de şunu kabul et, ciddi bir kendini ifade etme problemin var senin. Sanki BDP’li gibi, PKK’nin sonsuz şubesi gibi yorumlar yapıyorsun burada.
Ben BDP’yi günahım kadar sevmem, son seçim kampanyasında bazen benim çalıştığım meydanda, bizim hemen 2 metre önümüzde standları vardı, bangır bangır Kürtçe yayın yapıyorlardı. Zaman zaman içlerinden birkaçı ile konuştum, seçim günü de benim görev yaptığım okulda sandıklara çok ciddi bir şekilde sahip oldular, gruplar halinde hemen her yere koşturdular. Yine seçim günü de bunlardan birkaç tanesi ile bayağı muhabbetim oldu.
İçlerinde son derece bilgili, sosyalist (!) insanlar var. Ancak ben sözü Apo’ya getirdiğim zaman hiçbirisi onun aleyhine tek bir sözcük söyleyemiyor. Oysa bugün CHP’de Kılıçdaroğlu’nu eleştiren binlerce insan var. Hangisi demokratik sence?
Lütfen şunu aklından çıkarma. BDP’de hiçbir milletvekili, Sırrı Süreyya ve Kürkçü dahil Apo’yu eleştiremez. Apo, BDP’nin Tanrısıdır. Dolayısıyla da tüm emirler o eli kanlı bebek katilinden gelir, partinin rotasını, yörüngesini o belirler. Ona karşı çıkanlar olursa da bunlar BDP’den ayrılmak zorunda kalır.
İinsanların Sosyalizm konusunda çok bilgili, Marxist entelektüel olması onları Sosyalist yapmaz. Sonsuzda da islamı, Kuranı, hadisleri çok iyi bilen ama müslüman olmayan, (aslan yürekli) Ateistler var.
Hoşcakal.
öncelikle forum konusunun çok uzağında olduğunu gördüm ve yazdıklarına yanıt vermek kaçınılmaz oldu. demişsin ki mahirler görseydi yüzüne tükürürdü. bir kere o tarihlerde kürt solcuları da diğer solcular gibi var olan yapılar içerisindeydi, bugünkü gibi bağımsız bir kürt hareketi yoktu.
bdp nin tüm bileşenleriyle bildiğimiz anlamda sosyalist olmadığı açık. yönetim kadrosunun ise büyük ölçüde bu fikri benimsediği biliniyor. blok adayı seçilip meclise giren sosyalist milletvekillerini bdp liymiş gibi göstermek anlamlı değil. yazından anladığım kadarıyla siyasetle uğraşan birisin ve seçim işbirliklerinin nasıl olduğunu anlayabilirsin.
bu blok, ülkenin tüm bileşenlerinin ve ezilenlerin sesi olmak için bence bugüne kadar yapılmış en iyi ve geniş katılımlı yapı olmuştur. bana göre ülkemizin en önemli sorunu olan “kürt sorunu” da dahil, bir çok konuda ortaklaşmış bir bloktur. hepimiz biliyoruz ki “kürt sorunu” barışçı bir biçimde çözülemeden sıra diğer sorunlarında kolaylıkla çözülemeyeceği açıktır. işte ertuğrul kürkçü ve sosyalist diğer 2 milletvekili de bu sorunu bu bağlamda ele almışlardır. buradan, saydığın sosyalist vekillerin abdullah öcalanın ın emrinde oldukları anlamı çıkmaz.
abdullah öcalan ı kemal kılıçdaroğlu ile karşılaştırman ise çok komik, bir tanesi neredeyse hiç bir konuda net fikri olmayan, bir mücadelenin içinden gelmeyen ve bir kaset skandalı nedeniyle yönetimi gelmiş biri, biri ise diyarbakır cezaevinde yapılan zulumlerden sonra şekillenen ve uzun soluklu bir mücadelenin lideri. beğenirsin yada beğenmezsin, yanlışlıkları olduğunu söylersin ama bir gerçeklik var ki, kürt halkının büyük çoğunluğu abdullah öcalanı önderi olarak görüyor ve siyaset üstü bir yerde konumlandırıyor. bu bağlamda sosyalistleri, kendince ikilemde bırakıp başarı kazanıyormuş gibi görünme çaban inan çok anlamsız.
Seninle aynı şeyleri söyleyip, nedensiz yere itiraz mı etmişim? Sen hala söylediklerimi anlamamışsin. Benim yorumum tamamen başlığa yönelikti, sert veya kırıcı olabilir bu benim tarzım kimse karışamaz ama sen direkt olarak kişiliğime yorum yaptın ve hala kabullenemiyorsun! Sorun üslubum diyorsun! Bunu diyen birinin belden aşağı vurması gayet ilginç tabi! Bu yanlış ve saçma sapan yorum tarzı düzeltilmedikce benim tarafımdan ciddiye alınmayacaksin. Istersen yoldaşım veya ailemden biri ol fark etmez. Birey neyi ne için yaptığını ve yanlışından dönmesini bilmeli.
Kimi insanlar sosist olabilir.
Kimileri de yalist olabilir.
Kimileri solist de olabilir.
ne var ki
bir yalist ile
bir sosistin
yan yana gelişi ile
içine bir de
solist de koysanız
Sosyalist olunmuyor.
Her şeyden önce başlık yanlıştır.
Kızıldere için “katliam” tanımı egemenlerin solistlerine yakışır.
“Biz buraya dönmeye değil, ölmeye geldik” diyerek, savaşarak ölen devrimcilerin ölümü için “katliam” demek, bu kavganın kavga özelliğini küçümsemek demektir.
THKP-C Mahir Çayan’ın ideolojik-politik önderliğininağır basmasına rağmen “Çayan hareketi” diye tanımlanamaz.
Bu hareketin Kızıldere’de “sindirildiğini” söylemek ise, Devrimci Yol/ Kurtuluş/ Devrimci Sol/ Türkiye Devriminin Yolu/ Devrimci Kurtuluş/ MLSPB gibi, THKP-C’yi devam ettiren irili ufaklı bir çok örgütsel duruşu da görmezden gelmektir.
Konuyu Kızıldere ile açıp Daha ilk cümlede Ertuğrul Kürkçü üzerinden kafa bulandırmaya kalkmak ise hem Ertuğrul Kürkçü’ye hem de THKP-C’nin anısına saygısızlıktır.
Eğer Ertuğrul Kürkçü için bir tartışma yapacaksan, konuyu onunla ilgili olarak açarsın. Ertuğrul Kürkçü’nün Kızıldere’den sağ çıkmış olması, Kızıldere’nin yıl dönümünde başa alınacak bir konu değildir. Ertuğrul Kürkçü’nün sağ çıkması Kızıldere konusunun, 1971 Silahlı Direnişi’nin alabildiğine tali konularından biridir. Tali bir konuyu da birincil bir konu olarak ele alabilirsin. Buna kimsenin itirazı olmaz. Ama sen “Adı büyük içi kovuk” bir yaklaşımla Kızıldere’yi, THKP-C’yi, 71 Silahlı Direnişi’ni ikincil bir konunun içine boca edemezsin.
Hiç kimse kendi lumpenliğini Kızıldere’nin üstüne yapıştırmaya hakkı yoktur.
Neresinden baksan dökülen, gerçek anlamda ise THKP-C tarihine hakaret saydığım bu yazı, hak ettiği kadar ilgi görmüştür: Kaale alınmamış olup, ti’ye alınmıştır. Ti’ye alan ti’ye alınır!
Etik Kurul’dan Baal arkadaş, bu yazıdaki yorumlarım nedeniyle benim hakkımda şikayetçi olmuştur.
Ben de bu sayfadaki ana metinin tamamının şikayet konusu olabilecek niteliğinden dolayı kaldırılması gerektiğini söylüyorum. Eğer kaldırmayacaksanız, başlığı düzeltin: “Ertuğrul Kürkçü Üzerine” diye bir başlık atın. Böylece yaşayan biri olarak Ertuğrul’un da size belki gereken yanıtı verebilme şansı olabilir. Ama “30 Mart 1972” diye bir başlık altında bu yazılanlar yazılamaz, yazanın yakasına yapışırım!… “Ben THKP-C’nin mirasçısı ve devamıyım, sen kimsin?!” derim!…
Kendisinin bile baş’lan’gıcı olamayanlara düşmez bu iş!
Hiç bir uyarı yapılmaksızın, kızılderedeki bütün devrimciler üzerine bombalar yağdırılmak suretiyle tarih sahnesinden silme çabası katliamdir, bunu başka bir izahı olamaz. Bu durumdaki katliam tanımını burjuva söylemi olarak görmek, basit bir akıl ve kelime oyunundan öteye geçmez.
Madem ki bir etik kurulu var, Hüseyin Aktaş’in son yorumu dışındaki bütün yorumlarının ve G Milat’in ilk iki yorumununda incelenmeye alınmasını talep ediyorum.
Sayın Misafir,
THKP-C orada taraftır.
THKP-C 12 Mart faşist darbesine karşı direniş kararı almış ve bu direnişini ölesiye savunmuş ve “ON’LAR” bu nedenle gönüllerde taht kurmuşlardır.
Çatışmanın tarafları arasında “askeri güç” açısından orantısızlık vardır. Ancak bu orantısızlık tarafların iradeleri açısından bakıldığında yoktur. Fiziki olarak yenilgi varsa da, irade olarak yenilgi yoktur! THKP-C tarihsel olarak haklılığından hiç bir şey kaybetmemiştir.
THKP-C geleneğini savunanların, mazlum edebiyatına ihtiyacı yoktur!
Öncelikle misafir girişi ile yorum yapanın ben olduğumu belirteyim.
Katliam yapıldı demek mazlum edebiyatı değildir aksine düşmanın bize yaptıklarını unutmamak ve göstermektir. Yazdıklarım çarpıtılmış, bu forumda genel olarak böyle bir durum var zaten. Herkes işine geldiği gibi yorumluyor. Ben katliam durumu açıklamışım ama Hüseyin thkp-c’nin haklılığında falan bahsetmiş. Halbuki aksini hiç söylememiştim.
Ayıp olmazsa sorabilir miyim? Neden kendi nickinle değil de misafir olarak yazmayı tercih ettin ve neden kendini deşifre ettin? Konu dışı oldu ama çok merak ediyorum bunu.
Kendimi deşifre etmedim. G Milat başka biri olduğumu ima etti ben de gerekçelerimi açıkladım. Sen sadece son yorumumu okudun sanırım. Mail adresimin şifresi ve bu forumun şifresi aynıydı ve ben unuttum şifremi. Ondan dolayı giriş yapamıyordum.
Kısa değilse misafir yorumlarını okumuyorum genellikle. Senin gerekçen makulmüş. Zaten benim merak ettiğim misafir tiipi kendini deşifre etmeyecek türde olduğundan merakım ikiye katlanmıştı.
namag,
Ben senin yazdıklarınla ilgili olarak yazdıklarına hak vermek dışında pek ilgilenmedim, ta ki “katliam” konusuna değin…
Bu konuda da sana karşı çıkan bir yerden değil söylediklerim ama sen benim sözüme karşı çıktın.
“katil” öldürme demektir. (katl) “katliam” toplu öldürme demektir.
Ancak, “katliam” siyasal, sosyal anlamda “savunmasız insanların ya da tutsakların topluca öldürülmesi” demektir.
Kızıldere’deki askeri açıdan orantısızlık, ON’LARIN savunmasız olduğu anlamına gelmiyor, “tutsak” olduğu anlamına hiç gelmiyor!
On’lar tutsak edilemediği ve edilemeyecekleri için öldürülmüşlerdir… “Biz buraya dönmeye değil, ölmeye geldik” sözü bunun en açık kanıtıdır!
Burada On’ların iradesini (bu irade THKP-C’nin kendisidir!) yok saydığınızda katliamdan söz edebilirsiniz.
Orada THKP-C ile Devlet çatışmış ve THKP-C 10 kayıp vermiştir.
Eğer THKP-C orada 10 askeri öldürerek kuşatmayı yarıp kurtulsaydı, THKP-C “katliam” mı yapmış olacaktı?
Birbirine savaş ilan eden güçlerin çatışması sırasında ortaya çıkan ölümler tek tek de olsa, topluca da olsa “katliam” olarak değerlendirilemez.
Belki dışarıdan bakan bir göz bunu böyle iddia edebilir. Devlet orada isteseydi onları teslim alabilirdi diyebilir. Orantısız güç kullanılmıştır diyebilir. Savaş suçu işlenmiştir diyebilir. Bu söylemler savaşanları ilgilendirmiyor. THKP-C’nin ortaya koyduğu “şehir gerillası” ve “silahlı poropaganda” anlayışı zaten orantısız güçler arasındaki bir savaştır. THKP-C “Orantısızlık” nedeniyle düşmanı niye suçlasın ki? Bu yola bilerek ve isteyerek baş koymuşlardır. Başarıya ulaşsalardı ne olacaktı?
Kızıldere’de devlet On’ları imha etmek istemiştir ve etmiştir. Ancak taraflar arasında bir savaş vardır. Güçler orantısız da olsa taraflar “savunmasız ve tutsak” değildir. Bu nedenle katliam değildir.
Kazanınca gülmeyi kaybedince ağlamayı düşünenler bu yola baş koymasın. Bu işin yol haritasında tek tek ya da toluca öldürülmek her zaman vardır çünkü…
“Dünyanın ucunda bir gül açılmış
Efil efil esen yele merhaba
Karanlığın ucu bir ulu şafak
Sarp kayadan geçen yola merhaba”…
Dedim ya basit bir kelime oyunu sadece, akıl oyunu değil artık! Biz buraya dönmeye değil ölmeye geldik; ne kadar anlamlı bir laf aslında ama plasenk olmuş maalesef. Tabi sorarlar adama madem ki ölmeye geldiler, neden bu adamlar kaçırıldı peki? Sap-saman falan filan işte..
Katliam kelimesinin altında bir şeyleri aklama çabası seziyorum. İrade vardır diye katliam olmayacak demek. Kuşatılma altında insanlara hiç bir uyarı yapılmaksızın öldürme çabasına giriliyor ve bunun adı katliam olmuyor, olsa olsa güç oranları arasındaki denge bozukluğu oluyor. Sebep ; iradeleri vardı.
Namag,
Kısa kısa bir iki bir şeyi açıklayıp asıl konuya döneceğim. Öncelikle seni başka birisiyle karıştırmak gibi bir durum söz konusu değil. Forumdan birisi olduğun kesindi, ben de ima ettim ve haklıydım. Madem kendi nickinle giremiyordun, yorumun altına nickini yazabilirdin. Neyse çok da mühim bir ayrıntı değil. İkici olarak, senin kişiliğine bir tepki yoktu. Ta ilk yorumda da yanlış anlaşılmış olabileceğin yerleri açıkladım. “(etekleri) zil çalmak” (biz buna Akdeniz’de zilleri çalmak deriz) deyimini “endişenmek” anlamının dışında algılayıp terbiyesizlikle suçladın.Göster bakalım neredeymiş terbiyesizlik desem tek bir şey bile gösteremezsin! Hala da anlamamak konusunda ısrarcılık var sende.. Kendin istediğin gibi bir üslup takınacağını söyleyip başkalarının üsluplarına da laf edemezsin..
Bunların dışında zaten yazdıklarına katılıyorum. Kişi kültüne fazlaca el açılan bir ülkedeyiz.Bu kültte Mahir’in eklenmesi gibi bir durum kabullenilemez diye de açıkladım. Çayan hareketi derken zaten TİP’ten kopuşla birlikte Çayan’la yollarına devam eden bir topluluk kastedilmişti.MDD ve sonrasında THKP-C çevrelerince Çayan’ın örgütün beyni olduğunu inkar edemeyiz! Kastedilen şey gayet açık! Ayrıca yalnızca bir tamlama ile de içi boşaltılan bir şey olduğu söylenemez..
Katliam konusunda da haklısın, 10 kişinin üzerine sayıca hayli üstün bir askerin gönderilmesi düpedüz katliamdır. Bu konu hakkında Aktaş’a cevap yazarken uzun uzun değineceğim zaten. Bir başka nokta ise, Çayan’ın Kemalist sanılması ki, yukarıda hala bunu sayıklayanlar var… “Diğer arkadaş da utanmasa mahir atatürkçüydu diyecek..” demişsin sen de zaten.. Hatta bir yorumda 1919 ile Çayan’ın aynı devrim ruhu olduğunu savunanlar bile olmuştu…
Aktaş,
Yine boş inadın tutmuş, öyle ki katliam kelimesi bile seni tatmin etmemiş. Kızıldere’de o gece yaşananlar katliamın dik alasıdır! Bunu başka türlü tanımlayamazsın. Sırf oradaki 10 kişi silahlı diye orada insanların katledilmediği anlamına gelmez. Eğer bu mantıkla düşünürsek Dersim de katliam değildir dersin, Gazze’deki silahlı Filistinlilere yapılanlar da katliam değil dersin… Hepsi de katliamdır!
Sana en güzeli iki tarafın da silahlı olduğu bazı katliam örnekleri vereyim. Devlet terörünün ve yaptığı katliamların geldiği noktayı –belki- daha iyi anlarsın. Sonra yine istersen sırf bana bulaşmak için kendi ayarınca sana yakışan şekilde “sap-saman” yorumlar yapmaya devam edersin..
*Kios Katliamı; 1822’de, 20.000 Yunanlı, Osmanlı devleti tarafından katledildi.
*Shelton Lorel Katliamı; 18 Ocak 1863’te ABD’de, 13 kişi sendikalı oldukları için katledildi.(İşçilerin silah sayılabilecek ateryaller taşıdıkları biliniyor.)
*Hamid Katliamları; Sultan Abdulhamit’in emriyle 1894-1896 yılları arasında, 300.000’e yakın Ermeni katledildi.(Bu Ermenilerden silahlı olanlar vardı. Gerçi sen Ermeni Soykırımına da olmamıştır öyle bir şey dedin ya neyse.. İsteyen yazıklanlara şuradaki başlıktan bakabilir : Tıklayınız: link to sonsuz.us )
*Adana Katliamı; 13 Nisan 1909‘da Osmanlı İmparatorluğu‘nda Jön Türkler ve ittihat terakki cemiyetinin iktidar oldukları dönemde Adana vilayeti‘nde meydana gelen etnik çatışmalar sonucu Adana bölgesindeki 20.000 Ermeni katledildi.
*Amritsar Katliamı; 13 Nisan 1920’deisyan karşıtı tedbir olarak hazırlanan Rowlatt tasarısı‘nı protesto eden 379 Hintli, İngiliz ordusu tarafından katledildi.
*Qissa Khwani Pazar Katliamı; 23 Nisan 1930’da İngiltere devleti, Hindistan bağımsızlık mücadelesi esnasında Khudai Khdmatgar’ın silahsız protestocularına makinalı tüfekle ateş açarak 250 kişiyi katletti.
*Deir Yassin Katliamı; 9 Nisan 1948’de İsrail devleti tarafından 750 kişilik bir popülasyonu olan Filistin köyü Deir Yassin’de yaşayanların 120’si katledildi.
*Paris Katliamı; 1961’de Fransız devleti Cezayir için özgürlük mücadelesi veren 250 kişiyi katletti.
*Kanlı Pazar İrlanda Katliamı; İngiltere devleti, Kuzey İrlanda’da özgürlükleri için protesto yapan 14 İrlandalı’yı katletti.
*Rosewood Katliamı; Ocak 1923′de Florida’da bir köyde çıkan ırkçı ayaklanma sonrasında 8 siyahi katledildi.(Siyahileirn hepsi silahlıydı)
Daha bir sürü katliam örneği elimde mevcut..
Anlayışında düzelme olmadıkça, bunların hepsi de senin için katliam değildir… “Bu da mı tesadüf”çüler gibi.. Yalnızca gülünür sana : ) Dünyadaki senin dışında herkes yanılıyor zaten.. Konuyu senin algı düzeyine indirmek için baya uğraşmak gerekiyor, biliyorum.. O yüzden biraz da şu bahsedilen 12 Eylül dönemine kadar faal olan örgütlerden konu açalım.. Türkiye’de Deniz, Çayan, Kaypakkaya sonrasında oluşan devrimci muhalefet, 12 eylül dönemine kadar yükseldi. Fakat bu yükselişin yukarıda sayılan örgütlerin 12 Eylül’deki hallerini düşünmek gerekir. En son Kızıldere katliamı ve Kaypakkaya’nın da öldürülmesiyle hiç bir şey eskisi gibi olmadı.
Kızıldere anılırken Kürkçü’den bağımsız bir şeyler söyleyemezsiniz. Kürkçü’yü bu olaydan koparma çabalarından vazgeçin artık.. Bu söylemleri ezberledik.
Kimisi sosyalist olur
Kimisi devrimci olur
Kimisi liberal, kimisi anarşist
Ama herkes insan olamıyor maalesef…
“Katliam kelimesinin altında bir şeyleri aklama çabası seziyorum.”
Size kolay değil, çok kolay gelsin…
G Milat,
Sen git güzellik yarışmalarına falan katıl. Bu işler seni aşar…
Roswell Katliamı; 1947 yılında New Mexico Çölü yakınlarındaki Roswell kasabasında, üstün teknoloji bir UFO Amerikan ordusu tarafından düşürüldü ve 3 uzaylı katledildi.
Tahmin ettiğim gibi, bu tartışmada geçmişin acısı var ve yorumlar burdan doğru yapılıyor. yazık…..
Son sözlerin biraz ağır olmadı mı Hüseyin AKTAŞ. Hem biraz “beyazlar beceremez” der gibi de olmuş, ayrımcı duruyor. İnan, yakıştıramadım. Üzüldüm.
Başlıktaki yazılara göz attım da sangre’nin dediği gibi ufak görüş farklarına rağmen nedir bu gerginlik. Bir bardak suda fırtına koparıyorsun. Geçmişten gelen bir öfken var, bu açık ama bu başlık da bu yüzden heba oldu. Kaç başlığa sıçrayacak bu daha?
Mümkün olduğunca yumuşak konuşmaya çalışıyorum çünkü bu gerginliğe ben de karışmak istemiyorum, hoşlaşmıyorum bu tür şeylerden. Bu yüzden bir polemiği bu kadar uzun süre nasıl sürdürebiliyorsun onu da anlamıyorum.
Küçük insanlar kişilerle uğraşır falan filan diye bir söz vardı neydi o hatırlayamadim..
Şu kişisel sataşmalar biterse yani geçmişin acısını kastediyorum, konuyla ilgili bir kaç şey yazmayı düşünüyorum zira bazı hatalar ve yanlışlıklar var.
” Atatürkçülük, milliyetçi devrimciliktir. ” (Mahir Çayan) (Kambur Kerim’in yazdığı)
”Çayan’ın Kemalist sanılması ki, yukarıda hala bunu sayıklayanlar var…” (GMilat’ın anladığı)
E bravo yani. YGS Türkçe kısmında sıfır çekenlere hiç şaşırmamak lazım. Onlar kocaman paragrafları dar zamanda anlayamıyorlar, oysa sonsuzda 3 sözcüğü anlayamayan ne yorumcular var.
Bir de tek yanlış yanıtlı YGS sorusu çıkarayım şuradan:
Atatürkçülük milliyetçi devrimciliktir diyen M.Çayan için ne düşünülebilir?
a) M.Çayan Kemalist sanılabilir ;-)) (Mükkemmel, son yılların en absürd yorumunu yapan bu kişi , Budalalık Fakültesini kazandı.)
“İnsanlar, ya korktukları yahut da gıpta ve haset ettikleri şeylere karşı kin beslerler. (Machiavelli)”
En baştan beri bir kıvranma, rahatsızlık vardı zaten. Neyse ki söylemiş ve üzerinden bu ağırlığı atmışsın.Hayırlı olsun 🙂 Aktaş senin bu ufalmış, minicik kalmış hallerini gördükçe kahrolmamak elde değil.
Ben seni bu forumda kale almıyorum. Direkt gelip adımı verip yazmadıkça veya benim açtığım bir başlıkta ağalık taslamadıkça, niyetimin en uzağındasın. Sen, kötü lafa, nefrete bile değer bir adam değilsin. Yakamdan düş, kendin için düş… Bana göre hava hoş, gülüp geçiyorum 🙂 Bu, dava yürütme çabası, seni yiyip bitiriyor… Yazık…
Yok’sun Aktaş…
Sitede bir cevap vermem veya yorum yazmam icap ederse, yazanın kim olduğuna değil, yazılana bakıyorum..
KaptanMosey 🙂
“Bu yüzden bir polemiği bu kadar uzun süre nasıl sürdürebiliyorsun onu da anlamıyorum.”
Bir bilsek… Yahu ben bir tartışmayı uzun süre pek umursayamıyorum … Sinirim en fazla bir mendil kuruyana kadar sürüyor.. Buna bir çare bulmak gerek… Kut(l)u Bilge’den bunun sırlarını alalım :))
Namag,
Konuya devam edebiliriz. Meraktayım. Eğer varsa yanlışları belirtirseniz, öğrenmiş oluruz. Konu hakkında yazılacak hayli şey var..
K.Kerim,
Yukarıdaki ima sana değildi ama üzerine almışsın. O laf yerine gitti ve oturdu bile.. Fakat madem üzerine almışsın, Çayan’ın M.Kemal’ci olmadığını bil.. Bu kadarı yeter. Yalnızca iki aşamalı devrim fikrinden dolayı, Cumhuriyet devrimi bir basamak olarak görülür. Uzun vadeli bir sosyalist devrim öngörülen şeydir.
Konu hakkında bilginiz yoksa, size bir kaç kitap veya kısa sürede okuyabileceğiniz makale PDF tarzı bir şeyler önerebilirim. Budalalalık, cahiliyetten daha az mı kötüdür, siz karar verirsiniz.
“Kov kovlama
gıybet eyleme
elinle koymadığını elleme
gözünle görmediğini söyleme
gözünle gördüğünü
ettiğinle ört
anırma
döktüğünü doldur
eline beline diline sahip ol
ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol!”
G Milat,
“Yok” olan ne biliyor musun?
Senin devrim ve sosyalizm ile alakan!
Namag adlı kullanıcının da THKP-C ile alakası yok, buradaki görevi sana “tavşanlık” yapmaktan ibaret. Belki senin diğer bir nickindir ne dersin?…:))
Sende zerrece onur varsa, bundan sonra sosyalizmin değerlerine ilişme!
THKP-C’yi ve Ertuğrul Kürkçü’yü “küçültmek” amacıyla , sitede çizdiği grafik herkes tarafından bilinen G Milat tarafından açılan bu tartışma, benim açımdan bitmiştir!
G Milat çizdiği portre bakımından sosyalizmin bir değeri olamaz. Sosyalist olmak insan olmanın olmazsa olmazıdır! Sosyalist olmak “eline, beline, diline sahip ol”maktan geçer! Elini belini dilini kimi ucuzluklara teslim etmemekten geçer! Bunları başaramayanların devrimi ve devrimcileri tartışma hakkı yoktur!
Siz birbirinizi yemeğe devam edin! Saplantılar hastalık boyutuna gelmiş. Sadece şunu söylemek istiyorum: kimse züppelik yapmasın, saygı sınırlarını zorlamtayın haddini bilsin herkes! Thkp-c ile bağım olduğunu gösteren bir yorum mu var yukarıda! Hangi zavallı aklınla böyle bir çıkarımda bulundun? Duvara konuşmak, bazı insanlarla konuşmaktan daha iyi olabiliyor bunu bir kez daha anladım. G Milat=Namag iddiani eşime gösterdim ve hala gülüyor. Hiç bir dayanağın olmadan böyle bir iddiada bulunmak nasıl bir duygu? Gerçekten merak ediyorum, yanlışlık vicdan azabı getirir mi? G Milat da yapmıştı aynısını. Tencere kapak gibisiniz..
“Thkp-c ile bağım olduğunu gösteren bir yorum mu var yukarıda!”
Ben de onu söyledim zaten. Sizin THKP-C ile alakanız yok dedim.
Ama şu züppelik yapan kimmiş onu da bir açıklar mısınız?
Eşinize söyleyin de ağzınızı toplamaya yardım etsin. Madem ona da gösterdiniz. Ucundan tutuversin biraz.
Yahu ancak bu kadar pişkinlik olur. Bir de ben mi ağzımı toplamaliyim! Baştan beri züppelik yapan sensin. Şu iddianı temellendirmeni bekliyorum!
GMİlat 4.4.2012 ve 12:01 zaman göstergeli senin yorumuna kadar gelen tüm yorumlarda Atatürkçülük ve Mahir sözcüklerini bir arada kullanan yalnız benim.
”K.Kerim,
Yukarıdaki ima sana değildi ama üzerine almışsın.”
Yeteri kadar zeki değilseniz sakın yalan söylemeyin. En iyisi dürüst olmaya çalışmak. Her zaman, ilelebet,always, forever, everytime, be honest.
Namag Efendi!
Bakıyorum da, birazcık silkeleyince içiniz dışarı çıkıveriyor!
Bu sitede en ağır yergimde dahi, bu başlık da dahil, böylesi bir hakareti (“züppelik”) hiç kimseye yapmadım.
Sen de yapamayacağını göreceksin! Ağzını toplamayı öğreneceksin! Ondan önce de ağzını düşürüp, dağıtmamayı!
Burası “Us’unuzun sınırlarının, sonsuz’la zorlandığı alan…”dır! Usu yetmeyenlerin küfre sarılması olağandır, ama usunuz yetmiyorsa deneyin, susunuz yeter!
Yok artık!
G Milat=Namag değil, Sonsuz.Us=G Milat diyeceksin neredeyse.. Yok yok sana göre Evren=G Milat.. Her yerde beni sayıklama artık, kininden eridin bittin :))
Hahaha yaa halin içler acısı cidden de.. Bu kadar obsesifleşebileceğin aklıma gelmezdi.. Yazık..
Düştükça batıyor, battıkça küçülüyorsun. :)))
Çamurunu her gittiğin yere bulaştırma artık!!!
K.Kerim,
Sen çık aradan, zaten başlığa “çamur” geldi bulaştı.Sen de parazit yapıp durma. Sana değildi diyorsam, sana değildi! Sana yazacağım zaman zaten gördüğün gibi ismini verip yazıyorum.
CHP yorumlarına ilişmedim bile, saçmalığını daha fazla yüzüne vurmak istemiyorum. Sabrımı taşırma. Babam yaşında demem bir dahaki sefere. Ok?
Çocuk bahçesine çevirdiniz..! İki kelam edip bir konu tartışmaktan acizsiniz.
Ha bak, işte şimdi oldu; bu mesajlar seni anlatıyor!…
Oikos’un anlattığı bir anekdot geldi usuma. Neydi Oikos o?
Çingene karısı arkadaşlarına ileniyordu hani, “Klarnetsiz kalasız inşallah” mıydı o ilenç?:))
Anladığın dilden yazayım dedim? Hayırdır gocundun mu? Haddini bilmeyip asılsın iddialarda bulunursan böyle cevap alırsın fazlasını bekleme! Hüseyin Efendi! Tekrarlıyorum ya iddianı ıspatla ya da adam gibi özür dile..
Ayy yazık yaaa… Haline cidden üzüldüm valla… :)) Laf bulamayıp sağı solu hedef göstermeler falan..
Neyse “sapa samana” ayıracak pek vaktim yok.. Hadi güzelim, salatalık maskeni yap.Malum daha yarışmaya katılacaksın 😀
Özür dilemesi gereken biri varsa o da sensin Namag. Ben bir iddiada bulunmadım. Sen “iddia” denen şeyin nasıl bir kavram olduğunu öğren önce.
Hala hakaret ediyorsun ama size uçkur çözmeyeceğim, başka kapıya!…
Sen dalga mı geçiyorsun ? “Namag adlı kullanıcının da THKP-C ile alakası yok, buradaki görevi sana “tavşanlık” yapmaktan ibaret. Belki senin diğer bir nickindir ne dersin?…:))” bu yazı sana ait? Ne demek bu açıkla bakayım ama açıklarken konuyu başka yerlere getirip çıkış yolu ara kendine olur mu!