Iki zihnin mucadelesi- Sonsuzlugun Niyeti

“Bizim bu pireyi deve yapma ve aykirilik etme huyumuz, her birimizin basina bela olan ama yalnizca buyuculerin aci ve umutsuzlukla farkina vardiklari deneyustu bir mucadelenin sonucu: Iki zihnin mucadelesi! Bunlardan biri, gercek zihnimizdir; tum yasam deneyimlerimizin urunudur, bozguna ugradigi ve karanliga itildigi icin nadiren konusur. Oburu, yaptigimiz her sey icin her gun kullandigimiz zihin ise, bi yabanci donanimdir!”

“Iki zihin ikilemini cozmek, ona niyetlenme ile olur. Buyuculer, NIYETi cagirmak icin niyet sozcugunu yuksek sesle ve acik sekilde seslendirirler. Niyet evrende var olan bir guctur, buyuculer onu cagirdiklarinda, niyet onlara gelir ve ustaligin yolunu acar. Niyet somut, soyut, kisisel her turlu amac icin cagrilabilir ancak buyuculer, niyetin onlara yalnizca soyut bi sey icin geldigini zor yoldan ogrendiler. Bu buyuculer icin bi emniyet subabidir; aksi halde dayanilmaz olurlardi!”

Burada bir mola verip Don Juan’in son cumlesinde isaret ettigi emniyet subabini dusunelim, nedir bu ve neden olmasaydi dayanilmaz olurdu?

**

Castaneda’yi Don Juan’a goturen surecin hikayesi ve buna aracilik eden uc adam fevkalade onemli cunku tum bunlar don juan’a gore sonsuzlugun niyetini aciga vurdugu anlar, tabi anlayana! Bu oykuyu Sonsuzlugun etkin Yani kitabinin baslarinda iki bolum halinde bulabilirsiniz. Carlos’ un Sonsuzlugun niyeti tarafindan nasil avlandigini okurken belki kendimizin bilesimlerine de gidebiliriz, ola ki bu gelisimin haritasini kendimizde de yakalayabiliriz.

“Jorge Campos’ un oykusunu kendine tekrar tekrar, defalarca anlat, sonsuz bir zenginlik bulacaksin bu oykunun icinde. Her ayrinti haritanin bir parcasidir. Sonsuzlugun dogasidir bu; kendimizle yuz yuze gelecegimiz o esigi gectigimizd3 goruruz bunu. Jorge Camposun yapmaktan kacinamadigi tek hareket seni obur adamla temasa gecirmekti. Bu iki adam bi eksenin iki ucu.o eksen de sensin; bi ucta yalniz kendini dusunen, acimasiz, utanmaz bir cikarci, igrenc ama dayanikli. Obur ucta ise asiri duygusal, acilar icinde bi sanatci, zayif ve savunmasiz. Bu senin yasantinin haritasi olabilirdi; eger baska bir olasilik, sen sonsuzlugun esigini astiginda beliren olasilik cikmasaydi. Beni aradin ve buldun; boylece esigi gecmis oldun. SONSUZLUGUN NIYETI, bana senin gibi bi insani aramami soylemisti. Seni buldum; boylece esigi kendim de gecmis oldum.”

Gurdjieff’in de dikkatle belirttigi gibi Castaneda diger sayisiz insan benzerleri gibi haritasinin iki ucu arasinda gide gele bu omru tamamlayabilirdi ve ucuncu kuvvet yani sonsuzlugun niyeti devreye hic girmeyebilirdi. Boylece o da kendi SENTEZi yerine bikac cocuk birakirdi bu dunyaya ve cekip giderdi ama bu olasilik yasanmadi, hayir bu kez yasanmadi ve Carlos Castaneda basardi.

Don juan, eski cag Meksika samanlarinin “teklifsiz konusmalara” karsi resmi konusmalar fikrini gelistirdiklerini ve her ikisini de comezlerini egitme ve yonlendirmede kullandiklarini aciklar. Onlar icin RESMI KONUSMALAR, comezlerine ogrettikleri ya da soyledikleri her seyin zaman zaman ozetlenmesi icindi. TEKLIFSIZ KONUSMALAR ise, irdelenen olayin disinda hic bir seye gonderme yapmaksizin aciklamalarda bulunulan gundelik aydinlatmalardi. Buyuculer hic bi seyi kendilerine saklamazlar. Iclerini bu sekilde bosaltmek, buyuculerin bir manevrasidir. Onlari benligin kalelerini yok etmeye yoneltir.

Don Juan, SONSUZLUGU bazen Tin ya da Farkindaligin karanlik denizi olarak ifade ettiklerini ve Niyetin ise Sonsuzlugun etkin YANI oldugunu soyler, buyuculer ona HAVADAKI URPERTI de derler.

Gırtlak Müziği

İnsan her yaşta yeni bi şeyler öğreniyor, itiraf edeyim ki “gırtlak müziği” diye bi şey olduğunu bilmiyordum. Eylül ayındaydı sanırım, tesadüfen karşımıza çıktı, müziği görür görmez tanıdım! (muhtemelen genlerim tanımıştır; çünkü ilk kez duyuyordum) Gırtlağın bu şekilde kullanımının,  ağlama refleksinin beden üzerindeki etkisi gibi bir fonksiyonu var sanırım, nedir şu an bilmiyorum fakat gırtlak çakrası ile yakın ilişkisi olduğu mutlak. O günlerde internet üzerinden şu örneği bulmuştum:
http://pissesler.blogspot.com/2008/07/huun-huur-tuu.html

Sibirya Türklerinden Huun-Huur-Tu isimli  bir müzik gurubu ve sanırım gırtlak müziği dalında dünyaca tanınıyorlar.

Ne şans ki, BŞ.Belediyesi bu gurubu Mistik Sanat Festivaline davet etmişler ve bizde Carlos Castaneda çalışma gurubumuzla dün gece Aya İrini’de konseri izlemeye gittik. Hepimiz de fikir birliği etmişçesine hayran olduk. Hatta eğer mekan o kadar soğuk (fiziki anlamda) olmasaydı sanırım ikinci dikkate geçecektik, öylesine mest ediciydi. Keşke İstanbul’a kadar gelmişlerken bi kaç gösteri daha yapsalar da, daha çok sayıda dinleyiciyle buluşsalar.

Dört kişiden oluşan, birçok adını bile bilmediğim enstrüman kullanan gurubun her üyesi de aynı zamanda farklı seslerle şarkıya katılıyorlar, ve gırtlaktan gelen o seslere ek olarak aynı anda bi kaç sesi birlikte çıkarabiliyorlardı.  İcra ettikleri şey her ne ise bütün olarak hayranlık vericiydi, şarkıları sunan kişi ilk başta gayet mütavazı olarak çok eski Türkçe konuştuklarını söyledi ingilizce ile ve daha sonra sunumlarını da yarı ingilizce yarı bilmediğimiz bir lisanla gerçekleştirdi. Sanatçıların icra ettikleri o müthiş şeyin havasında (büyüklüğünde, kibrinde) olmadıkları, kendi doğal bütünlükleri içinde oldukları o kadar belliydi ki, onların neden bu konuda dünyanın bir numarası olduklarını anladım. Tek kelimeyle bu insanlar o hep bahsettiğimiz sihirli varlıkla (havadaki ürperti) bir olmuştular sanırım.

Huun-Huur-Tu Gurubundan sonra Bir kızılderili dans gurubu sahne aldı, kıyafetler göz alıcıydı, fakat beni biraz olsun etkileyen davul grubuydu, ortalarına koydukları değişik bir davulu aynı anda dört kişinin çalıyor ve bir yandan da filmlerden anımsayacağınız kızılderili nara mı desem ağıt mı desem, uygun kelimeyi bulamadığım müziği söylüyorlardı. Dans grubunda önceki grupta yakaladığımız sihri göremedik.

Bizi bu etkinlikten haberdar eden Gülşen arkadaşımıza yürekten teşekkür ediyoruz, başka kültürlerden örneklere şahit olmak her zaman çok keyifli ve zevkli fakat bu kez bizatihi özümüzden gelen bir rüzgardı bu.

Gırtlak müziği için şu yazımıza da göz atabilirsiniz: Boğaz çalma

İlave not: Bunu gelecekten yazıyorum 2022’den )zaman makinemden bahsetmiş miydim?) şu anda ülkemizde de ünlü bir gırtlak müziği sanatçımız var, kendisini instagram dünyasında buldum, yazıştık ve takipleşiyoruz. Bu müziğe aşık olmuş bir opera sanatçısı Özlem soydan, kendisini canlı dinlemek henüz kısmet olmadı ama konuyla ilgiliyseniz mutlaka albümlerini ve paylaşımlarını bulursunuz.

Hoşçakalın ben zamanıma dönüyorum.

Sonsuzluğun niyeti

“Büyücü olmak, hayal edilemeyecek şeyleri olabilir kılacak bir farkındalık düzeyine erişmek demektir. Büyücülerin eylemleri sadece soyut olan, insani özellikler taşımayan alemdedir. Büyücüler sıradan insanların arayışlarıyla hiç ilgisi olmayan bir amaca ulaşmak için mücadele verirler. Büyücülerin emelleri, sonsuzluğa erişmek ve onun bilincine varmaktır.”

Büyücülerin üstünlüğüne ilişkin en can alıcı noktayı ortaya koyuyor Don juan. Tüm insanları, enerjiyi doğrudan görebilecek farkındalığa genel anlamda sahip olanlar, büyücüleri ise enerjiyi doğrudan gördüğünün düşünsel düzeyde bilincinde olan yegane insanlar olarak sınıflandırıyor. Farkındalığı “enerji”, enerjiyi de asla durağan olmayan daima kendiliğinden devinen sürekli bir akış olarak tanımlıyor.

Kişi bir kez büyücülük yolundaki o eşiği geçtiği zaman artık başına gelen hiçbir şeyin kendi etkinlik alanında kalmadığını, sonsuzluk aleminin sınırları içine girdiğini açıklıyor. Arizonadaki ilk karşılaşmalarında her ikisinin de o eşiği geçtiğini söylüyor.

Niyet konusundan bahsediyor daha sonra. “seninle beni bir araya getiren sonsuzluğun niyetiydi” diyor. “Sonsuzluğunun niyetinin ne olduğunu saptamak imkansız, ancak o orada, senin ve benim olduğum kadar gerçek. Büyücüler ona havadaki ürperti derler. Büyücülerin avantajı havadaki ürpertinin var olduğunu bilmeleri ve fazla gürültü patırtı etmeden ona boyun eğmeleridir. Büyücüler için kafa yormak, merak etmek, tahminler yürütmek yoktur. Ellerindeki tek olasılığın sonsuzluğun niyeti ile birleşmek olduğunu bilir ve sadece bunu yaparlar.”

Tüm insanları enerjiyi doğrudan görebilecek farkındalığa sahip olduklarını söylüyor DJ, bu bana ilginç geldi, aslında benim düşüncemle tam örtüştü. Çocuklukta bariz olarak görülen şeyler Dünyanın Olması tarafında baskılandığı için biz buna son yıllarda sezgisel algılama diyoruz sanırım. Örneğin gençlik dönemlerim ve sonrasında uzunca bir süre ben sezgisel algılarımı kendi peşin hükmüm sanarak yererdim. Kaç defa kendime sezgilerim sebebiyle ceza vermiştim! Komik geliyo kulağa değil mi?