Sadece Keyifle Gülümsüyorum…
Buna benzer bir teklif almıştım ama söylenilerek =))
Yarım yamalak da olsa hepsi içten, duyarlı ve tertemiz.
Etiket: ışıl_drama
ÖZLEDİM…
Bak yine geçti zaman…
Ben seni yine özlemekteyim.
Öyle özledim ki seni… Hatta sesindeki tınıyı…
Alışamadığım tek şey bu senin özlemin…
Her şeye alışıyor da insan, içindeki özlemi bir türlü söz geçiremiyor…
İçime bakınca neler gördüğümü bir bilsen…
Öyle özledim ki seni…
Beni sevme şeklini öyle özledim ki…
Bana sorsan sana olan özlemimi…
Bende belki tam anlatamam sana olan hasretimi…
Her gece seni düşünerek uyuyorum, ne kadar uyumak denirse ona…
Belki rüyama gelirsin diye düşlüyorum…
Ama yine yoksun işte… Yine gelmezsin rüyalarıma…
Canımın taaaa içi, öyle özledim ki seni…
Herkese adil olmak istiyorum, hiç değilse bize zarar vermemeyi,
Huzurlu olmayı, bu arada mutlu da olmayı ya…
Niye hiçbiri bir arada olmuyor, yüreğimi susturamıyorum…
İçimde sürekli senin eksikliğin ve özlem çığlıklarıyla dolu…
Biliyor musun bu yazıların içine ruhumu da koyup göndermek isterdim sana…
Nasılsa bana bir hayrı yok, yaramaz bir çocuk gibi söz dinlemiyor ya…
Öyle ya da böyle, işte özledim ben seni…
Sendeki beni, bendeki seni, yüreğimizdeki bizi…
Ne çok özlemişim fark edebildin mi???
Işıl
Bana Biraz Hüzün Ver Usta, Sek Olsun!
bana biraz huzur,
bir duble de rakı getir usta
bir de değiştir şu plağı
canım bugün içli şarkılar dinlemek istiyor
hani şu damar dediklerinden
ortaya da birkaç meze koy,
kafi…
hiç yiyesim yok aslında
masa zengin görünsün…
ağlarsam eğer sakın endişe etme
bir sevdiğim vardır,
ondandır..
çok tanık olmuşsundur böyle şeylere elbet
ben de olmuştum bir vakitler
teselli ettiğim bile oldu
anlamak için yaşamak gerekiyormuş
teselliye ihtiyacım yok,
sakın deneme
sen bardağı boş bırakma yeter
bu gece sarhoş olasım var,
bu gece içesim var be usta..!
sakın ha,
o resme dokunma!
o adam işte hala sevdiğim
onsuz rakı içememde
bilir misin,
resimde gördüğünden daha güzeldir
biz ne rakılar içtik onunla,
bana mısın demedi
soframızı görsen
sen de kıskanırdın elbet
ama sofra değildi önemli olan
sohbet be usta,
sohbet..!
bizi hep o sohbetler sarhoş ederdi,
sen bilmezsin..
içim yanıyor usta içim
hala bilmem neden gittiğini
oysa kimsenin sevmediği kadar sevmiştim onu
ve kimsenin beklemediği kadar,
bekliyorum onu….
gelmeyecek biliyorum
bunu bilmek daha da acı
pardon,
gurur mu dedin..?
yok be abicim,
o ben de kalmadı
başkasından sor istersen
bende olan her şeyi ona vermiştim,
bir daha geri gelmedi
ya, sen beni dinlerken ihmal ediyorsun
doldursana be usta,
koysana rakı…
hesaplar peşin,
sakın endişe etme
içip içip de naralar atan,
ortalığı dağıtan tiplerden değilim ben
alt tarafı biraz sendelerim
ama düşmem..
ha, bir de şarkılar mırıldanırım
şarkıların içinde çağıl çağıl akarım
istersen kapat şu pilağı,
ben senin sevdiğin namelerde de dolaşırım…
yanlış görmedin ağlıyorum işte
sorun yok,
rahat ol…
ağlayabilmek her yiğidin harcı değil
hem sen bilir misin,
asildir gözyaşları,
hiç yere düşmedikleri için
benimkiler de asil,
sevdiğim adamın gönlüne bile düşmediği için..
bakıyorum,
seni de efkar bastı
eeee, gönül kadınıyım ben
ukalaca bir itiraf gibi gelmesin sana
konuşurken ve severken,
yüreğimi koyarım ortaya
cebimdeki bozukluk sevişmelerin hepsini koyarım,
bütünlensin diye…
o bunları görmek istemedi
isteseydi kendimi de verirdim ona
nedense hepsi birden,
fazla geldi…
yapma be usta
bu şarkı söylenir mi şimdi…?
“beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın”
eh yani,
tam da damarıma bastın
ben şimdi sitem etmez miyim aşka..?
bu şarkı için dibini görürüm bardağın ama,
bana daha fazla efkar yapma..!
vakit doldu
biz biliriz nerde durmamız gerektiğini
demek sen de farkettin
gözüm hep telefondaydı, doğru
ama çalmadı
üzülme,
çalmaz..
süs eşyası olarak kullanıyorum zaten artık onu
bir hatırlayanım bile yok gördüğün gibi
eğer o arasaydı,
dudaklarım kilitlenirdi
belki de hiç konuşamazdım…
yok be usta,
hesaba niye itiraz edeyim
zaten şarkılarda ve sohbette indirim yapmışsın
senden daha başka ne isteyeyim..?
gönlünü ferah tut,
evin yolunu bulurum elbet
tamam anlaştık
bir gün yanlışla dönerse bana,
beraber geliriz…
seni unutur muyum hiç
beni dinleyen kaç kişi var ki çevremde
yine gel demen hoşuma gitti,
şımarttın gönlümü
gelirim elbet,
hiç kafanı yorma..
sen sadece şarkılara iyi bak
rakıyı soğuk tut
gönlünü ferah…
kendine iyi bak kafi
usta dedik bağrımıza bastık
aşk bizi terketse bile,
sohbetimiz baki…
PELIN ONAY
ÜÇ BÜYÜK KENT KIYASLAMASI
ANKARA
En iyi kalpli Üvey ana,
Bu şehri bu kadar yalın anlatan başka bir şey olamaz sanırım.
Sorumluluklarını bilen, asla kötü davranmayan ama sonuçta bir üvey ana
olan Ankara.
Bu şehirde insanlar bekler. Emekliliği, askerin bitmesini,
rüşvetin gelmesini, gönderdiğiniz evrakın cevaplanmasını , suskun devletin
konuşmasını beklerler.
Taşı çatlatacak bir sabırla bir şeyleri beklerler, kim bilir
bekledikleri hayattır. Belki denizi görselerdi beklemezlerdi.
Denizi su sanırlar.
Suyu görmek için göllerin kıyısına gidersiniz ama su ufka uzanmaz.
Bir suyu deniz yapan ufuk yoktur Ankara’nın göllerinde.
Oysa ne önemlidir suyun hiç bitmemesi ve uysal bir sevgili gibi
gökyüzüyle birleşmesi.
O vaatker ufuk çizgisi, o nasıl güzeldir.
Her zaman ötelerde bir şey olduğunu fısıldayan o şehvetli çizgi.
İnsanlar Ankara’da beklerler, kim bilir bekledikleri hayattır.
İSTANBUL’da
ise durum daha vahimdir.
Hayat sanki bir adım ötede duruyor gibidir.
Doğruya doğru, dünyanın en güzel şehridir İstanbul, ama hayat
eli çabuk davranır.
Daha siz elinizi uzatmadan işveli bir kadın gibi kaçar gider.
Bu yüzden hırsla kovalarlar hayatı İstanbullular.
Beklediği şeyin belki de hiç gelmeyeceğini söyleyen şeytani fısıltıya
rağmen,
Ankaralının dingin tevekküllü bekleyişinde bir huzur vardır.
Ama,
İstanbullunun hırslı kovalamacasında ne huzur vardır ne de tatmin.
Dünyanın en güzel şehri hemen kol mesafesindeyken kendilerini yiyip
yutan bir kovalamacanın içinde kaybolur giderler.
Hayat kaçar, onlar kovalar.
Ama İZMİR…
İzmir’de hayat beklenmez, kovalanmazda.
O zaten sizinle beraberdir.
Ufkun ötesini muştulayan bir deniz vardır.
Mutlulukla dolu,sakin bir sevişmenin tadındadır körfez.
Körfez vapurlarının sakin gidişinde hırslarınız yok olur,
Kovalamayı bırakırsınız, hatta martılara gevrek atacak kadar iyilikle
dolarsınız.
Ne varsa bu şehirde, bayatlamış vapur çayı bile nektar olur.
Hafta sonları denize doğru bir göç başlar.
“Ey hayat, biz Çeşme’ye gidiyoruz sen de arkadan gel” der
İzmirliler muzipçe.
Ve ne gariptir ki hayat, uslu bir çocuk gibi onların peşinden gider.
Ne garip, uçak biletinin üzerinde adımın hemen yanında yazan IZM
harflerine sevgiyle bakıyorum.
Sabırsızım, sevgilisine kavuşacak aşıklar kadar.
CEMAL SÜREYA
OKUYORUM…
Ne mi okuyorum ?
Kitaptan sana akmayan bir denizi okuyorum.
Dili dalgalı, sayfaları gök mavisi…
Çevir, çevir, çevir…
…sayfalarda bitmeyen bir özlem…
Gemiye yüklenmiş denizler gibiyim.
Beni aşkın diline çevir ki, denizin tuzu yakmasın artık içimi..
Tayfalarım talan içinde. kalbimde bir inebahtı yenilgisi…
Ne mi okuyorum…
Kayalıklara vuran dalgalar ne söylüyorsa onu okuyorum.
Seni söylüyorlarsa, seni okuyorum, özlemini okuyorum.
Ey varoluşum sebebi. Beni kurtar bu lirik bataklıktan…