İnanç ve Matematik

Bir oyundasınız. Kehanetlerine güvendiğiniz bir kahin var. Ve karşınızda iki tane kutu. Kutulardan biri şeffaf ve içinde 1 altın var. Diğer kutu şeffaf değil, içinde bir kese altında olabilir veya olmayabilir.
İki seçenek hakkınız var;
– Ya karanlık kutuyu alacaksınız
– Yada iki kutuyu birden alacaksınız. (Evet yanlış okumadınız, iki kutuyu birden)

Şöyle bir durum var yalnız. Kahin sizin davranışınıza göre karanlık kutuya bir kese altını yerleştirir yada yerleştirmez. İki kutuyu alacağınızı tahmin ederse karanlık kutuyu boş bırakacaktır. Eğer karanlık kutuyu alacağınızı tahmin ederse içine bir kese altını koyacaktır.

Siz olsanız ne yapardınız? Unutmayın seçiminiz kahinin tahmininden sonra olacaktır..

Boşlukta 3 dakika

Derin bir nefes alın, müziği dinlemeye “bilmiyorum” diyerek başlayın ve müzik süresince zihninize gelen şeyi yine bilmiyorum diyerek ve yeniden derin nefes alarak öteleyin.
Üç dakika boşlukta durun bu şarkı boyunca lütfen.

11 Echo of the East

“Bilmiyorum”la başlamak beni Seraph’a vardırdı. Serap ise Kahine.

Matrix’de insanların özgür seçim yapmalarını gerçekten isteyen tek program Kahindir. Aynı zamanda geleceği görebiliyor, çünkü programın kodunu biliyor. Aynen tanrı gibi. Bu bize Seraph’ın neden onu koruduğunu gösteriyor.

Serap nedir?

Matrix’de ajanları yenebilen iki program vardır: Neo ve Seraph!
Kimdir Neo?
Neo yetenekli bir bilgisayar korsanı ve onun ilahi bir şekilde varolması dünyayı ele geçiren orjinal makinaların yapay zekalarını bulan insan üzerine dayandırılmış olmasıdır.
Nasıl? İlk filmin başında Neo’ya gelen adama Neo’nun verdiği diske bakın. Üzerinde “DISC AI” yazıyor. Yani yapay zeka diski. Neo diski “Simulacra ve Simulasyon” isimli içi boş kitabın içinden alıyor. Bu kitap Fransız Postmodernist Filozof Jean Baudrillard tarafından yazılmıştır. Neo “Nihilizm üzerine” yazan kısmı açıyor!!!
Nihilizm hiçbirşey gerçekte bilinemez demektir. Baudrillard’ın simulasyon kavramı gerçekliği yaratmanın kavramsal ya da mitolojik modeller sonunda olduğudur. Bu modellerin gerçekçilikle ne kaynağı ne de bağlantısı vardır. Model gerçekliği sezişimizdeki kararlılık olmuştur. Ve morpheus ilk filmde “Gerçekliğin çölüne hoşgeldiniz” demektedir. Bu kitabin Matrix’e ilk adımın atıldığı yer olduğunu söyleyebilirim. Bu yüzden disk yapay zekaya giden anahtarı taşıyor ve böylece makinaları nasıl yokedebileceklerini bilebilecekler.
Nedir peki Neo’nun sırrı?

İki kayık bi de helikopter

Bu fıkranın papazlı, hahamlı, keşişli,  her neviden versiyonu var, ben yeniden yazmayım diye imamlı olanı aşağıda paylaşıyorum:

Bir gün imama söylemişler sel olacak köyü terk ediyoruz sende gel, imam ben gelmem dinim bütün bana birşey olmaz demiş, herkes gitmiş imam camide sel başlamış hoca bakmış işler kötü minarenin ilk katına çıkmış hemen kayıkla gelmişler hocam gelin kurtaralım sizi, hoca yine demiş ben gelmem, ikinci kata çıkmış sel oraya kadar gelmiş yine bir kayık gelmiş hocam bak öleceksiniz gelin diye, hoca benim dinim bütün allah beni korur demiş.  Sular yükselince hoca minarenin üstüne çıkmış, helikopter gelmiş hocam bak gidecek yeriniz kalmadı gelin, hoca yine demiş allah beni korur. Derken sel minareyi geçmiş hoca ölmüş cennete götürmüşler, hoca meleklere ben tanrıya kızgınım ona okadar güveniyordum beni kurtarmadı demiş, tanrı yukardan seslenmiş ben o salağa iki kayık bi de helikopter gönderdim kendisinin suçu……..

Kıssadan hisse almak lazım. Ben bu fıkrayı seneler önce ilk duyduğumdan beri bayılırım. Maneviyatla ilgili herşey bu dünyanın varlığı ve tertibi ile ilgilidir, yani gösterge burdadır.  Başka bi yerde boyutlar ve cennetler beklentisi insanın elini kolunu bağlıyor.

Gizemle, mistisisizmle, dinle, maneviyatla ilgileniyoruz; çünkü bu dünyayı seviyoruz, onun iyileşmesini sevinç dolmasını arzu ediyoruz. Peki nasıl olacak? Devamını oku “İki kayık bi de helikopter” →