Ders Çalışınca Dünya Neden Yer Değiştirir? Tetris Etkisinin Eğitimde Gizli Gücü

Bir oyunu saatlerce oynadıktan sonra gözünüzü kapattığınızda hâlâ düşen blokları görüyorsanız, yalnız değilsiniz. Buna Tetris etkisi denir: Zihin, yoğun biçimde uğraştığı örüntüleri gerçek dünyanın üzerine bindirmeye başlar. Fakat mesele yalnızca renkli tuğlalar değildir. Eğitimde asıl büyüleyici soru şudur: Bir öğrenci soyut bir kavramı yeterince derinden öğrendiğinde, artık sokaktaki merdiveni, mutfaktaki bardağı, arkadaşının cümlesini ya da kendi duygusunu farklı mı görür?

Cevap, güçlü bir evettir. Öğrenme, yalnızca belleğe bilgi dosyası eklemek değildir; algının işletim sistemini güncellemektir. Geometri öğrenen çocuk, bir masayı artık sadece masa olarak değil, dikdörtgenler, açılar, simetriler ve perspektifler toplamı olarak görmeye başlar. Olasılık çalışan biri, hava durumuna bakarken kaderin değil dağılımların konuştuğunu sezer. Ekonomi öğrenen biri, market rafında yalnızca fiyat değil, arz, talep, teşvik ve kıtlık görür. Dilbilgisi öğrenen bir öğrenci, bir cümlenin içinde gizlenmiş iskeleti fark eder. Soyut kavram, gözün içine yerleşen görünmez bir mercek olur.

Öğrenmek, Dünyaya Yeni Bir Duyu Eklemektir

Okul çoğu zaman bilgiyi zihnin tavan arasına kaldırılan kutular gibi düşünür: Gerektiğinde açılır, sınavda kullanılır, sonra unutulur. Oysa iyi öğrenilmiş kavramlar kutu değil, kas gibidir. Kullanıldıkça hareketi değiştirir. Bir müzik öğrencisi sokaktaki korna sesinde aralık duyar. Bir fizik öğrencisi salıncağa bakarken periyot, enerji dönüşümü ve sürtünme görür. Bir psikoloji öğrencisi bir tartışmada yalnızca öfke değil, savunma mekanizması, yansıtma ve bastırılmış ihtiyaç hisseder. Bu, bilginin günlük yaşama sızmasıdır; daha doğrusu günlük yaşamın bilgi tarafından yeniden biçimlendirilmesidir.

Tetris etkisi eğitim açısından iki yüzlü bir kılıçtır. Bir yüzü keskin ve faydalıdır: Tekrar, dikkat ve anlamlı pratik sayesinde kavramlar otomatikleşir. Öğrenci artık formülü ezberlemez; dünyayı formülün dilinde okumaya başlar. Matematikte örüntü sezgisi, tarihte nedensellik duygusu, biyolojide sistem düşüncesi böyle gelişir. Diğer yüzü ise tehlikelidir: Zihin, öğrendiği kalıbı her yere zorla uygulayabilir. Elinde çekiç olanın her şeyi çivi sanması gibi, yeni kavramla büyülenen öğrenci de her olayı tek açıklamaya indirgemeye başlayabilir. Bu nedenle eğitim yalnızca mercek vermemeli, merceğin sınırlarını da öğretmelidir.

Burada öğretmenin rolü, bilgi aktaran kişiden çok algı terbiyecisine dönüşür. İyi öğretmen, öğrencinin gündelik dünyasına soyut kavramlar için kancalar atar. Denklem, sadece tahtada değil; asansörün hızında, kahve soğurken, telefon bataryası azalırken görünür. Metafor, süs değildir; zihnin taşınma aracıdır. Öğrenci bir kavramı farklı bağlamlarda görmeye başladığında, beynin eski yolları yetmez olur. Yeni bağlantılar kurulur. Nöroplastisite dediğimiz şey biraz da budur: Zihnin, tekrar eden anlamlı deneyimler karşısında kendi coğrafyasını yeniden çizmesi.

Fakat bu dönüşümün derin olması için yalnız tekrar yetmez; dikkat gerekir. Dikkat, bilincin kılıcıdır. Nereye çevrilirse orayı ayırır, keser, belirginleştirir. Eğitimde Tetris etkisi, dikkatin uzun süre aynı tür ilişkilere yönelmesiyle doğar. Bir öğrenci sürekli neden-sonuç ilişkisi ararsa, dünya bir olaylar zincirine dönüşür. Sürekli oran düşünürse, büyüklükler konuşmaya başlar. Sürekli etik sorularla karşılaşırsa, sıradan seçimlerin içinde bile sorumluluk yankılanır. Böylece öğrenme, not defterinden çıkar ve karakterin derin odalarına iner.

Belki de eğitimin en cesur hedefi budur: Öğrenciye yalnızca doğru cevaplar vermek değil, dünyayı daha zengin, daha katmanlı, daha uyanık biçimde algılatmak. Tetris etkisi bize şunu fısıldar: Zihin neyle yeterince uzun dans ederse, gerçekliği onun ritminde duymaya başlar. O halde hangi kavramları öğrettiğimize dikkat etmeliyiz. Çünkü her ders, öğrencinin gözlerine takılan görünmez bir gözlüktür; bazıları dünyayı daraltır, bazıları ise taşların arasından gizli kapıları gösterir.

Madde, sadece bir kavramdır

Her tür ve kategorideki fiziksel olayı maddeyle karıştırıyoruz. Madde, bir kavramdır, bir düşüncedir. O özdeğin, tutup bir kalıba koyabileceğiniz kalıcı ve sürekli bir şeyin sembolüdür; ancak gerçek fiziksel dünyayı tutup bir kalıba koyamazsınız!
Fiziksel dünya karşımızda duran en kaçıcı ve yanıltıcı süreçtir. O belirlenemezdir. İşte tam bu yüzden ruhun bütün gereksinimlerini karşılar. Alan Watts
Madde ve mana hayatı veya dünyası adı altında yaptığımız bölünmeler gerçekten de doğallığımızın yönünü şaşırtıyor, bunu genelde hep belirtmeye çalışırım. Madde dünyası denildiğinde sanki fiziki hayatı ve dünyayı kast eder gibiyizdir ya, Alan Watts buradaki yanlışı açık biçimde düzeltir. Bu görüşü biz de Urban Shaman konseptinde hemen her edimde destekliyoruz.
İsim/kavram/sembol tüm bunlar, kaçıcı ve belirsiz fiziki oluşu, daha belirli ve alışkanlıklara indirgenmiş bir şeye dönüştürerek kontrol altına alma yöntemimiz ama bunu hep unutuyoruz yaşarken 
Uyguladığımız yöntemler sadece bir açıdan bir seferlik alınan bir fotoğraftır o bile bilgi ve bilinç seviyenizce doğru sayılabilir. Her zaman dediğim gibi, her şey doğru ancak eksiktir. Bizim anlamamız gereken, bu tür yöntem,kavram,isim,sembol gibi şeylerin kendimizi rahatlatmak için belirsizliğin getireceği anksiyeteden kaçınabilmek için alınan faydalı ancak illüzyon olduğunu temelde bilecek şekilde eğitilmiş olmamız gerektiğidir, hem de anne karnından başlayarak.
Bu belirsizlik korkusundan nasıl kaçınılabilir sorusu akla gelebilir.
Urban shaman konseptinde sıklıkla dile getirdiğimiz (bazen kendim bile uygulamayı unuttuğum!) çok basit ve önemli bir tespit var: KORKU ŞU ANIN MALI DEĞİLDİR! Korku, bedenimizi çeşitli yollar ve etkenlerce kurguladığımız bir illüzyondur. Buna rağmen olmayacağı oldurur! Bunu sürekli kendine hatırlatmanın yolunu bulmak lazım.
Şu an, eğer varlığımızı tehlikeye sokacak bir şey olursa, refleksimiz devreye girer (düşünmemiz hesap yapmamız gerekmez) ve bizi o durumdan çıkaracak en iyi hareketi yaptırır. korkuya filan fırsat kalmaz.  Beden hafızasına kaydedilen bu olaylar eğer iyi bir eğitimden geçmediysek ve bunları derhal nötürleyemezsek, korku olarak başımıza bela olur.

Devamını oku “Madde, sadece bir kavramdır” →