Bir Şaka Nasıl Türleşir? İnternet Memelerinin Gizli Evrim Laboratuvarı

İnternet memelerine yalnızca komik resimler, absürt videolar ya da üç saniyelik kahkahalar olarak bakıyorsak, dijital ormanın en ilginç yaratıklarını gözden kaçırıyoruz demektir. Çünkü bir meme, tıpkı biyolojik bir gen gibi çoğalır, seçilir, mutasyona uğrar ve bazen de yok olur. Aradaki fark şudur: Genler bedenleri kullanır, memeler zihinleri. Genler DNA ile taşınır, memeler ekran görüntüleri, altyazılar, remixler ve grup sohbetleriyle.

Richard Dawkins, meme kavramını ilk kez kültürel aktarım birimi olarak ortaya attığında internet henüz bugünkü gibi bir kaos sirki değildi. Ama kavram, dijital çağda adeta doğal yaşam alanını buldu. Bugün bir şaka, Tokyo’da bir öğrencinin paylaşımıyla doğup İstanbul’da bir caps’e, Berlin’de politik bir slogana, São Paulo’da dans videosuna dönüşebiliyor. Bu süreçte orijinal fikir sabit kalmaz; değişir, kırılır, uyarlanır, hatta bazen kendi anlamının tersine evrilir.

Dijital Doğal Seçilim

Biyolojik evrimde hayatta kalmayı çevre koşulları belirler. İnternet memelerinde ise çevre; algoritmalar, topluluk normları, dikkat ekonomisi ve kolektif mizah duygusudur. Bir memenin yaşayıp yaşamayacağını belirleyen şey onun doğru zamanda, doğru biçimde, doğru duyguya temas edip etmediğidir. Çok karmaşık olan unutulur. Çok açıklayıcı olan sıkıcı bulunur. Çok geç gelen, fosil olur.

Başarılı bir meme genellikle üç özellik taşır: kolay kopyalanabilirlik, esnek biçim ve duygusal tetikleyicilik. Bir görüntünün üzerine farklı cümleler yazılabiliyorsa, o meme çoğalmaya uygundur. Bir şablon hem aşk acısını hem ekonomik krizi hem de pazartesi sendromunu anlatabiliyorsa, çevresine uyum sağlıyordur. İnsanları güldürürken aynı anda öfkelendiriyor, utandırıyor ya da rahatlatıyorsa, sinir sisteminde iz bırakıyordur.

Mutasyon: Şakanın Hayatta Kalma Taktiği

Her paylaşım küçük bir genetik hata gibidir. Bir kullanıcı yazıyı değiştirir, diğeri görüntüyü bozar, bir başkası bağlamı ters yüz eder. Bazen bu değişiklikler memeyi öldürür; bazen de onu daha güçlü hale getirir. Mesela sıradan bir tepki görseli, beklenmedik bir politik olayla birleşince yeni bir türe dönüşebilir. Artık o sadece komik bir yüz değildir; toplumsal hafızanın kısa, keskin ve paylaşılabilir bir sembolüdür.

Burada önemli nokta şudur: Memeler bilinçli tasarım ile kör seçilim arasında tuhaf bir bölgede yaşar. İnsanlar onları kasıtlı olarak üretir, ama hangi memenin patlayacağını kimse tam olarak bilemez. Tıpkı doğada olduğu gibi, başarı niyetin değil uyumun sonucudur. Bir ajans milyonluk kampanya yapar ve unutulur; bir genç uykusuzken yazdığı saçma bir cümleyle kültürel salgın başlatır.

Algoritmalar Yeni İklimdir

Eskiden memelerin yayılımını forumlar, bloglar ve arkadaş grupları belirlerdi. Bugün algoritmalar dijital iklim sistemleri gibi davranıyor. Hangi memenin sıcak akıntıya kapılıp milyonlara ulaşacağını, hangisinin soğuk veri çukurunda kaybolacağını çoğu zaman platformların görünmez tercihleri belirliyor. Bu nedenle modern memetik evrim yalnızca insan psikolojisiyle değil, makine mantığıyla da şekilleniyor.

Bu durum memeleri daha hızlı ama daha kırılgan hale getiriyor. Bir meme birkaç saatte küresel olabilir, fakat ertesi gün yaşlanmış sayılabilir. Dijital kültürde zaman, biyolojik zamandan çok daha acımasızdır. Dinozorlar milyonlarca yıl sürdü; bazı memelerin ömrü öğle arasından kısadır. Yine de bazıları kalıcılaşır. Çünkü sadece güldürmezler; bir dönemin ruhunu sıkıştırılmış dosya gibi taşırlar.

Sonuçta internet memeleri, çağımızın mikro-mitolojileridir. Küçük görünürler ama büyük şeyler anlatırlar: korkularımızı, arzularımızı, politik öfkemizi, yalnızlığımızı ve kolektif zekâmızın ne kadar oyuncu olabileceğini. Bir meme paylaştığınızda sadece şaka yapmazsınız; kültürel evrimin laboratuvarında küçük bir deney başlatırsınız. Belki ölür gider. Belki mutasyona uğrar. Belki de geleceğin dijital fosillerinden biri olur.

Mem&Memetik Nedir?

Mem (İngilizce: meme), bir kültür içerisinde kişiden kişiye aktarılarak geçen fikir, davranış veya bilgi parçalarına denir. Mem kavramı, genlerle özdeşleştirilir ve genlerin biyolojik olarak aktarılması gibi, memlerin de kişiden kişiye ancak genetik olmayan yollarla aktarıldığı düşünülür.
Memler üzerinde de, tıpkı genler ve bireylerin üzerinde olduğu gibi “seçilim baskıları” olduğu düşünülmektedir. Çünkü bir mem (düşünce, davranış, fikir parçası) eğer ki yeterince güçlü, işe yarar ve/veya inandırıcı değilse, aktarılmasına son verilir ve yok olur. Bu olay, canlıların Doğal Seçilim etkisi altında elenmesine benzetilir. Benzer şekilde, bu seçilim etkisi altında memlerin gelişip evrimleşebileceği düşünülmektedir. Bu; bilgi, fikir veya davranışların dallanıp budaklanması ve gelişmesi olarak karşımıza çıkmaktadır.http://www.evrimagaci.org/yazilar/mem-ve-memetik-nedir Kısacası, bu bilim dalının hala alması gereken belli bir yol vardır. Ancak bazı kavramları oldukça iyi açıklaması sebebiyle, gitgide güçlendiği de bir gerçektir. Ne var ki bilim, karşılıklı fikirlerin sürekli çatıştığı ve hep daha iyi fikirlerin bu sayede geliştiği (diyalektik) bir bilgi türü olduğundan, memlerin hayatımızda yer bulup bulmayacağı, gelecekte daha net bir şekilde ortaya, yine bilim insanları ve onların özverili çabaları sayesinde konulacaktır.

Bu konunun CC’de bahsi geçen ismiyle “inorganik varlıklarla” ilişkisi olabileceğini hissediyorum.

Daha çarpıcı olması için şöyle bi örnek vereyim: Birisi bi dedikodu çıkarıyor, etkileyiciliğine göre bu toplumda fırtına gibi esiyor ve çıkaran merciye geri döndüğünde o kişi bunu realite olarak algılıyor! Kendi kuyuna düşebildiğin müthiş bi bulaşıcı virüs.

TE: Eğer yanlisim yok ise, toplumda genlere benzer şeylerin olduğu varsayılıyor. Yani bunların diziliminde evrimlesmis bilgilerin kalması gerekiyor. Bilgiler sürekli evrimsellesmiyor mu? O zaman memler de evrimselesmesi gerekiyor değil mi? Ama evrimsellesen bişey meme olamaz ki? Dawkings insanlarda genlerin olduğu gibi toplumda da bilgilerin memlerde yazılı olduğunu söylüyor. Bu betimleme bana biraz sönük geliyor

sa: Bana çok tanıdık geliyor. Şüphesiz bu kuram henüz araştırma safhasındadır. Örneğin ikibin yıl boyunca İsa diye birinin varlığı ve öyküsü insanları etkiledi, hatta öyleki bunları kurgulayanlar da inanmaya başladı. Bu yetmezmiş gibi İsanın hikayesi evrimleşiyor! Hatta son yüzyılda doğu dinleriyle evlendi, şimdi onun çocukları piyasada cirit atıyo (benimevdeki fındık fareleri gibi!) … Yani özetle dostum artık ayağımızın altındaki basamağın gerçekliğine kendimizi bile inandıramayacak durumdayız.

TE: Bir de memlerin kendi başlarına hayat sürdürdüğünü düşünürsek, yani “bencil genler” gibi hayat surduruyorlarsa “ayvayı” yedik. Senin bahsettiğini konu da bambaşka bir konu. Her toplumun kendine göre “yalanları” yok değil mi? Toplum başkalarından izole kaldıkça kendi yalanina inanıyor. Bu nedenle kapalı toplumlarda tv yayını ya kisitlaniyor, ya da yasaklanıyor.

sa: Niye bambaşka bi konu? İkimiz bu memetik konusundan biraz farklı şeyler anlamak istemişiz gibi geliyor bana 🙂

TE: Bu konuda aldığım teknik eğitim baskın oluyor galiba. Tabii ki insan değişik algilayabilir. Benim korktuğum taraf, meme inananlar bunu kayıtsız şartsız bilime de sokmak istiyorlar.