Sokağın Eski şarkısı

.

Sokak lambaları gölgeleri sever
çoğalır çocuklar oynarken
o kadar istekli
o kadar biz olmaya
o kadar oyunbaz
artar hareleri gitgide

içimizden geçeni bilir
hesapsız sobelenmek bile güzel
an içinde
“elim sende”

sokak lambası evinize üç beş adım yakın
ve uzak
ama olsun
elim sende

Islık çalmayı bilmeyen
damdaki denize giremez
saklanamaz dağlarına
kaçakta olduğu günler
soluk soluğa kalır ormanında
ve güneş tam dalacakken denize
ıslık çalmayı öğrenir
en çiçeğimiz
son anda

Dün mahallede
ne kadar oynadıysak
dayak yediysek ne kadar
yenildiysek yendiysek
yan mahalleyi

o kadar güzel
o kadar masum uyurduk

Kirli karanlık ve siyah
gecelerin suçlu sabahlarına
uyanmadan önce

Şimdi …

NK: BŞ: kendiyle konuşmalara kulak misafiri olmak

.

Mayın

Mayın

Zaman benim sabır benim
hepsi bohçam içinde karar benim

/Vaktaki bin sekiz yüz seksen üç. Ferman okundu baş üstüne;
tütün içen tütün eken karakaşlı karagözlü kavruk eller
tütün eksinler tütün üstüne, duyun-i umum üstüne reji üstüne/

O gün bu gün vuruldu sırtıma
bir acı bir ur
vur Allah vur
yüklendi kambur
harç ödedik
haraç ödedik
tabaka tabaka borç ödedik
ciğerimizden hiç eksilmedi duman

beşimizi bire saydılar
balyalar gibi hesaba katılmadı
yirmi bin baş
yirmi bin telef
pusulara düştük
kurşunlara geldik
yenildik
kolculara
…

/Yokluğu evirdiler, evirdi kadınlar bebeklerini
arpayı paylaştı atlar ilk kurşundan kurtuluşa kadar
on iki kardeş on iki memet, on iki ali; yendiler on ikiyi/

Aynı gün karar verildi
aynı gün
on iki keser
on iki çiviye
on iki sefer

basmayın sırtıma
mayın var
yüklü sırtıma basmayın
hayın var

bilirim
tartısı tartmaz feleğin sırtımdaki kamburu
omzumdan ağar kaynar sular
beni yakmaz
beni yakmaz ama
etmez mi ederim
sözün/ün yarısı kadar
…

/1950 – 1970 :
ağa toprağını bildi devlet sırrını. Ya ben,
kimi kim bildim; derdimi uğraş edindim kendime

mayın ektin ekin diye, ektin beni yem diye
mayınla kilitledin kalbimi fitil elinde
her çaktığında fitili dalımdan bir gül eksildi bir çitil
gün gelir, gün gelir isterim diye
bir beni belledin bir beni ; kem diye/

Vakit dar abuzer
vakit dar
karabulutları aralasınlar
kurşunlar
namlulardan üçer beşer fırlar

vakit dar abuzer
kurşunlar avazımdan hızlı
benden önce verirler kara haberi
köye benden önce ulaşırlar

kuşlar abuzer
kuşlar
kanatlarına alırlar mı beni
beri yanına taşırlar mı kapıların
beyaz bulutlar mayınları gösterir
öyle değil mi abuzer
mayınlara basmam ben
ölmem
öldüremezler abuzer
mavi bulutlara mayın döşeyemezler
…

/toprak anaya kuma getirdiler
ayırdılar oğuldan kızdan yardan ettiler
toprak anayı kısır ettiler, gözünü bağlayıp hapsettiler
acı tohum ektiler, acıları acıyla yönettiler/

Ah be çocuk
ah be çocuğum
içimden koptu gel
gel öpeyim seni
ala şafakta ezanlar öpmesin
canımdan böldüğüm tenini

belleyin çocuğumu dedi zalha anası
o’nu güneş doğurdu
ay doğurdu
bu topraklar doğurdu
adı abuzer

on sekizinde
zar içinde kalmasın
bahtı çalmasın diye karaçalıya
dolandım karaçalıları
yanık olsun
yaman olsun istedim düşleri
toprak olsun ekip biçsin
tarım olsun
geçim olsun
ırgat yerine makineler mektepler
ne varsa medeniyette
abuzerimin de olsun
…

/1970-1980 :
Seni tam on ikiden tanıyorum.
Cereyanın muma çevirdiği vakitlerde, şan-lı tepsiler içinde avane teresler içinde
kilis gecelerinde bol keseden bol dökerken konsomatrislerine

Seni arsız yürüyüşünden tanıyorum
sınır işinden namussuz gülüşünden
kasaba otellerinden lobilerden, soğukoluk tünellerinden
kaşıkçılıktan ulan kaçakçılıktan, namlulardan kurşunlardan
patır-patır düşen başlardan emdiğin kandan
tekmilinden tekamülünden, emir alışından isteğinden
işaretinden ve en büyük numarayı çevirişinden
seni gördüm. gördüm seni, bir ayağın kunduracıda
kim bilir kim öteki ayağın hangi yazı-turacıda/

Pusulasız yolcular gibi ceylanım
kekliğim ürkek
bir dal arar bir dam
göçten yorulmuş kanadıyla kuşlarım

umut benim bulut benim dağ benim
rüzgar benim rüzgarım
başıma sardığım poşu güneş eskitir
güneş benim

bilirim başıma narh koyanı
bilirim gövdemi kemiren kurtları
benim başımdır
alınıp satılan
üç dal gövdesi
bir fidan
…

/Atlasta bir yer değildir vatan, vatan evimdir, rahat ettiğim yerdir
gidip gelemem, varıp göremem, ekip biçemem, toprağım mayın ekilidir.
toprağım kilitlidir. Deyin bana bezirganlar deyin
vatanım neresidir

vakit geldi. Hep on ikiye kurdunuz saatleri
ve beni hep on ikiden vurdunuz

/Keleş ekmek fiyatına süt fiyatına, mayın dulları götüremez evlerine
kim alacak senin kelleni kim tuz ekmek fiyatına.
öbek-öbek mayın, dama-damar sınır içinde, kol- bacak içinde
parça-parça geçerken onca kaçak içinde, beni vuranlar içinde
memleket içinde, memleketi sırtından vuranlar içinde

rezanların bertil sayar hesap-kitap içinde/

Çarığımın teki mayın
hani benim diğer ayağım
elim kolum dilim çığlığım hangi kitapta
duyulmaz sayhalarım
ne yana baksam kerbela
her taşın altında pusu her taşın altında bir yılan
dipsiz kuyularda birikir bela

bir yanım dağ bir yanım ırmak
dağ kendine yaslanır yatağında uyur ırmak
kalbim bedeninde mahpus
kalbim gün sayar

elbet kendine varır
yola çıkmış kervanlar
…

/1980-2007:
senin başkentlerin başka kentlerin, senin parçala böl yönetlerin,
senin yeşilin üniforma yeşilin, barış yeşilin; kore’de sırtıma geçirdiğin yelek.
Hangi toprak tohumsuz, susuz, emeksiz
hangi toprak kamufle; varın bakın, ayrık otlar ekilidir diplerinde/

Big-ben‘in akrebi on iki
on iki çalar menkul demokrasi
statue of liberty

telaviv kudüs ağlama duvarı

arabın yelelellisi
petrol ekber
dolar ekber

saat on iki
kalbim çalındı
kapım çalındı
evim çalındı

sufle ve replik; money repuplic
…

At sahibine kişner bir de huysuzlandığı zaman …
…

Takvim yaprakları için notlar : 1995/31-123

Yol

Yol

.

Kimi arıyorsan git o’nu bul Bu senin sevdan
Nasıl istiyorsan öyle sor Hangi kitabı okuyorsan

O’nun söylediği kadar sensin Son cüz anladığın kadar
O’nun derkenar notları var Senin okumadığın kadar

İster yükseklere çık İster yüksekten bak aleme
Sana görünmez gerçek Düşmediysen kendi derdine

Her kim içinde yakar Gönül gören lambasını
Her kim içinde açar Varacağı menzil kapısını

Kimse sormaz kul musun köle mi Sorarsan kendine
Yak gerekirse bütün kitapları Yeniden yaz kavmine

nevzat kırkpınar

MNK – 02 / Bitmeyen şiirler : kendiyle konuşmalara kulak misafiri olmak

BİR

Bir

.

bir sabah oluyor
bir akşam
giden bir
gelen bir
birlikte yaşıyoruz
bir hayatı
birimizin içinde

bir daha seviyoruz birini
bir daha ayrılarak birinden
bir bir tüketiyoruz birini

içimizdeki
birin büyüklüğü kadar
bir oluyoruz
bire bölüyoruz hayatı

.

90/nevzat kırkpınar

KUŞLARA KUŞKULU SORULAR

I.Kelaynak

yalın ayak
başı kabak
kelaynak
aynaya en son kim bakacak

II.Hakkerim

kadılar müftüler gördün
hakemdir
hakimlere sordun
kuş oldun diyar uçtun
hakkın “kerim”de olduğunu
ner’de gördün

III.Muhabbet

ömür şeysin muhabbet kuşu
ayırt etmezsin adamın hasını, posasını
neler konuşursun neler
nereden bulursun bunca lakırdıyı
has mısın haspa mısın, anlayamadık
muhabbet olsun diye maksadın,
bizimle kafa mı bulursun

bir şey anlatmaksa derdin,
çok beklersin muhabbet ola
nerede bizde kuşdilini öğrenecek o kafa

IV.Papağan

seni gidi dalkavuk kuş
yaranacağını mı sandın bize
birde çatlatırcasına öğrendin dilimizi
boşuna uğraşma çözemezsin halimizi
sen yarım,
biz yamalak
ahmak kim,
erdem hangimizde
kim,
kimin içinde

V.Gönül

kimin kuşu kondu gönlüne,
sevdiğin mi
seni seven mi dediler
benim kuşum uçuyor mu hala,
kondu mu birine
kim kimdir,
kaç kuş besler gönlünde
o kuşlar neden uçar,
iklimden iklime

kuş dediler aldırmadılar,
boka kondun kurtarmadılar
on’ca haltı yedin mutlu musun,
sorması ayıp,
sahi sen kuş musun

VI.Bülbül

/gibi/ konuşmak
kimine kolaydır
zora gelince
seni hep dört duvar arasında görünce
özgürlük türkülerini ilk sen yazdın,
vuslat şiirlerin bizden önce

duvarın önü mü,
arkası mı,
bu meseleye gelince
sen bülbül olabilir miydin,
çile çekmeyince

önüyle arkası birdir duvarın,
içindeki bülbül ötmeyince

VII.kartal
sen kartalsın,
kartalsın ya uçarsın yüksekten
pençelerin bulutlarda bilenir
gözlerin baktı mı,
ikiye böler adamı
güçlüler malum o sensin
diğerleri kanatlarının altında,
affedersin

dedik ya sen kartalsın,
karıncayla hiçbir işin olmaz
o alt tarafı yerde bir karınca
sor bakalım karıncaya
zerrecik cüssesiyle niye çalışır,
gün boyunca

dedik ya sen kartalsın
kartal olmanın bedelini
gün gelir karıncaya ödersin

nevzat kırkpınar

98/Bitmeyen Şiirler: kendiyle konuşmalara kulak misafiri olmak