Programlamada bazı hatalar vardır: Derleyici onları görür, kırmızıyla bağırır ve daha kahveniz soğumadan yakalanırlar. Bir de Null Pointer Exception vardır. O daha zariftir. Sistem çoğu zaman size inanır; elinizde bir nesne olduğunu, onun alanlarına erişebileceğinizi, bir değer taşıdığını varsayar. Sonra siz o nesnenin kapısını çalarsınız ve içeriden ses gelmez. Çünkü orada kimse yoktur. Değişken vardır, adres beklentisi vardır, çağrı vardır; ama referans edilen bir gerçeklik yoktur. Program bir anda durur.
Varoluşsal kriz de buna şaşırtıcı ölçüde benzer. İnsan, hayatın içinde bir anlam nesnesine işaret eder: kariyer, ilişki, inanç, başarı, gelecek planı, toplumun alkışı. Ardından bu nesnenin metotlarını çağırmaya başlar: mutlulukVer(), nedenDevamEtmeliyim(), kimim(). Fakat bazen işaret edilen yerde anlamın kendisi yoktur. Belki hiç kurulmamıştır; belki eskiden vardı ve sessizce silinmiştir; belki de bize ait olmayan bir değişkene fazla güvenmişizdir. İşte o anda zihnin çalışma zamanı istisnası yükselir: “Null Pointer Exception: anlam üzerinde işlem yapılamıyor.”