Doğru adam gösterisi!

Günaydın parlak güneşli güne ve tüm frekanslara. Kalbin işleri karmaşıktır, akıl bunu bilemez. Evet belki öyledir belki de değildir, her birimiz mükemmeliz. Kanıtı her an görebildiğimiz şey bu, harikayız. Hiç bi eksiğimiz fazlamız yok

Bugün şöyle 4-5 yaşlarında kıvır kıvır saçlı bi kız gibi uyandım. Uyanmaya ve çevremi anlamaya çalışıyorum. Aynaya bakıyorum mükemmelim. Güneşe ağaçlaragörebildiğim diğer şeylere bakıyorum övünç duyuyorum, onları seviyorum, kıkır kıkır gülen şirin bi kızım şu an için.

**

Bizler Dünya vatandaşı olarak doğduk, yine de Kozmozun tüm varlıklarına saygılıyız, karşılıklı onurumuzu sürdürebildiğimiz iletişime açığız.

Yayımevim olduğu zamanlarda süper fantastik-bilimkurgu yazan bi ortağım vardı, sonradan sansasyonel bence berbat bi kitapla Türkiye’de ünlü oldu (genel talep bu yöndeydi, asla yargılamıyorum), gerçi o bundan sanırım sadece maddı yetersizliğini aşabildiğine memnun olmuştur. Biliyorum çünkü hep yine de meşhur olamayan diğer harika kurgularını yazmaya çabaladı. Kimsenin tanımadığı o genç zamanlarında şöyle derdi (her tv ye çıktığımızda, dergi ya da gazeteye röp.verdiğimizde aynı cümleyi mutlaka söylerdi ve ben bunu öyle severdim ki!): “Fantazi ve bilimkurgu kitaplarında kendi isimlerimiz -ayşe,tolga,sevinç,serkan gibi-geçmezse bizler gelecek içinde yer alamayacağız demektir.”  Şunu demek istiyordu bence; “geleceği biz hayalciler, kurgucular inşa ediyoruz ve içinde John, Peter, Janet varsa Nadire, Ceyhun, Meltem de olsun. Hoş anılar ve güzel günlerdi, iyi ki yaşadık onları.

**

Doğru adam gösterisi! http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=the+truman+show
Bu kafes nasıl fark edilir?
Kafesten çıkmak için cesaret nasıl toplanır?
Ya herro ya merro diye, nasıl ölüme başkaldırılır?

**

Ölümsüz Öyküler Kulübü

Bugün bahtıma hep eski şeyler çıkıyor-benim web site saatlerdir açılmıyor, ben de birikmiş işleri yapmaya çalışıyorum- O zamanlar basında çok yer alırdık, Gazeteler dergiler televizyonlarda, Ölümsüz Öyküler yayımevi sebebiyle. Türkiye’de böyle çılgınca girişimler pek sık olmuyo ne de olsa 🙂

2001-2004 yılları arasında binlerce ham öykü, roman denemesi okudum, hem de bilgisayardan (rakam abartılı değil),değerlendirdim, yarışmalar düzenledik, kitaplarını öykülerini bastık, fantastik ve bilimkurguyu diğer yayımevlerinin gözüne sokana kadar uğraştık. o kadar çok gençle hatta çocukla irtibat kurduk ki elimde bikaç foto kalmasa hatırlamam zor. Güzel anılar, gülümseten, iyi ki yapmışım dedirten.

Hürriyet arşivi 2003’ten bi geniş röpörtajda:

Xasiork Ölümsüz Öyküler Kulübü’nü, sadece bir internet sitesi olmaktan çıkarıp, yayınevine dönüştüren süreç, Sibel Atasoy’un gönderdiği mail ile başladı. ‘‘İnternette gezerken siteyi buldum. Fantastik resimlerin, labirentlerin olduğu karmaraşık bir siteydi. Bana çok uygundu, çünkü ben düzeni sevmiyorum. Ne güzel bir yer, diye düşündüm. Mesaj atıp kutladım. Baktım cevap geldi. Sonra, geçen mayısta bir kafede Orkun’la buluştuk. Kafeden kalkarken yayınevini kurmaya karar vermiştik. O hafta düşüncemizi gerçekleştirdik. Orkun’un ve benim kitabım hazırdı. Ertesi ay ikimizin de kitabı çıkmıştı.’’

demişim. Gerçekten samimi, biraz toyca belki ama yüreklice 🙂