Dünya bazen kötü tasarlanmış bir simülasyon gibi davranır: hava durumu fikrini değiştirir, ekonomi tansiyon hastası gibi iner çıkar, insanlar dün savunduğunu bugün utangaç bir sessizlikle inkâr eder. Bedende yaşlanma, toplumda kriz, zihinde gürültü vardır. Böyle bir evrende insanın içinden şu çocuksu ama çok ciddi soru yükselir: Hiç değişmeyen bir şey yok mu? Matematiksel Platonizm tam bu noktada sahneye, pelerinini savurarak değil, sessiz bir kesinlikle çıkar. Der ki: Evet, var. Sayılar.
Matematiksel Platonizm, matematiksel nesnelerin insan zihninden bağımsız olarak var olduğunu savunur. Yani iki sayısı, biz onu yazmadan önce de vardı; Pisagor teoremi, Pisagor doğmadan önce de doğruydu; asal sayılar, evrende onları sayacak hiçbir canlı olmasa bile tuhaf ve inatçı bir düzen içinde duruyordu. Bu görüşe göre matematik icat edilmez, keşfedilir. Matematikçi, sıfırdan ülke kuran bir kral değil; çok eski, sisli ve görkemli bir kıtaya ayak basan kâşiftir.