Tek bir yıldız altında

tek bir yıldız altında(wislawa szymborska )

rastlantıdan, onu gereklilik olarak adlandırdığım için özür dilerim
eğer yanılıyorsam, gereklilikten de özür dilerim
mutluluk onu sanki benimmiş gibi aldığım için kızmasın bana
ölüler anılarımda yanıp söndükleri için ne olur darılmasınlar
zamandan, dünyanın bir saniye içinde gözden kaçırılan çokluğu adına özür dilerim
eski aşkımdan yenisini ilk sandığım için özür dilerim
uzak savaşlar, evime çiçek getirdiğim için bağışlayın beni.
kanayan yaralar, parmağıma iğne battı, bağışlayın
uçurumdan bağıranlar, menueti çaldığım plak için özür dilerim
istasyondakiler, sabah beşteki uykum için özür dilerim
kışkırtılan umut, bazen gülüyorum affet.
çöller, bir kaşık suyla koşmuyorum diye affedin beni
ve sen atmaca, hani yıllarca aynı
hep aynı kafes içinde, devinimsiz aynı noktaya bakan
doldurulmuş olsan bile hoşgör beni.
aytendemetkesilmiş ağaçtan masanın dört ayağı adına özür dilerim
büyük sorulardan, küçük yanıtlar için özür dilerim
gerçek, bana pek önem verme
ağırbaşlılık, göster bana yüce ruhunu
varlığın gizi, dayan eteğinin kuyruğundan ipleri yoluşuma
ruhum, beni suçlama, sana ara sıra sahip olabildiğim için
her şeyden, her yerde olamadığım için özür dilerim
herkesten, herkes olamadığım için özür dilerim
biliyorum aklamaz hiç bir şey beni yaşadığım sürece
cünkü, kendim, yine kendim engelim.
dilim, bana kızma acı sözleri ödünç alıyorum
ve sonra onları daha yumuşak göstermek için çabalıyorum diye

*

Resim, benin pazar oyunu: Ayten Demet

Hayat Yolu

Herkes arabayı nasıl hareket ettireceğini biliyor ama çok azı nasıl durdurulacağını bilir. Hatta diyebiliriz ki, çoğu kişi arabalarını kullanan değil, arabalarınca kullanılan oluyorlar.
Not. Araba sembolünün “hayat yolu” olduğunu bilir miydiniz?

*

İki üç gece önce bi rüya görüyorum, detaylarını bildiğimiz kelimelerle izah edebilecek gibi değilim, tamamen bilmediğim şeyler: Fizikçilerin dediği gibi ORADA Bİ KIPIRTI VAR! Sadece şu sözcükleri duyorum: META MORFOZ… Bu kelimenin anlamını bildiğimi düşünüyorum ama bi türlü aklıma gelmiyor rüyada fakat kelimeyi unutmayıp bu hayata taşımak için çok uğraşş verdim ve gerçekten de bu kelime ile uyandım. Hala anlamı boştu, sözlükten bakmak zorunda kaldım. Kafam iyice boşalmış benim hahahaha.

*

Soyuttan somuta, somuttan soyuta tercüme hayat boyunca durmaksızın yapılan zevkli bir faaliyet olmalı, eğitim sistemimizi buna adapte etmeliyiz, oyun haline getirmeliyiz.Tek ayakla sekerek ilerlemek zahmetlidir, yoksa bi yanlışlık yok hiç bi şeyde.

*

soyut çiçek-orjBugünun resim oyunu: soyut çiçek…
Ilk kez oynadım bu renkleri

Yaratımın İkili Doğası ve ufuk Çizgisi

PaperArtist_2013-06-30_13-21-02   Yeni Oyunumuz; Ağ Aşkına

**

Yaratımın ikili doğasına katılmanın hikayesi: Önce hayalindekini yansıtamadığın için düş kırıklığı hatta nefret oluyor, sonra her bakışta biraz alışıyorsun, gelip geçerken yavaş yavaş empati kuruyorsun,biraz sempati gelişiyor. Derken, hayalindeki siliniyor, sen yaratınla baş başa kalıyorsun, sevmeyip de ne yapacaksın! hahahahahhahaha

*

Ufuk çizgisi yerle göğün birleştiği noktadır, masalsı deyişle devin dudaklarıdır. Nasıl durursak duralım, nereye çıkarsak çıkalım ufuk çizgisi daima gözlerimizin hizasından geçer.  Bu doğal sabiti metaforik olarak düşünebilse insan, düşündürtebilse düzen, eminim pek çok sorun sanılan gevşeyip akıverecektir. El çabukluğu marifet; gözlerinizle Ufuk Çizgisi arasında dünya tüm gizemiyle beliriverir, yuvarlak, tombiş ve harikulade 🙂
İster yere ister  gökyüzüne bakarsın, ister ayrı sayar ister Bir ayarsın.
Keyfin bilir eğer bilirsen, yoksa el bilir sen değil sen.

Küçük anılara devam

Yarın iki harika kardeşimden birinin doğum günü. Onları çok seviyorum. Varlıkları bana her zaman sevinç ve övünç kaynağı oldu. Gerçi bazen “Ya terlik sefası?!” diye hatırlatırlar. Küçükken beni artık deliye çevirdiklerinde (araları iki yaş bile olmayan erkek çocukları tahmin edersiniz) ayağımdaki terliği çıkarıp artlarından koşarmışım 🙂 “peki vurabiliyo muydum” diye sorarım. “Eh işte yetişebilirsen bazen” diye gülerler.

Yurt dışında olan kardeşime hdiye olarak oturup bi resim oyunu boyadım, iyi ki doğdun canım

**

Ben küçükken, babamın kocaman makaralı bir teybi vardı, çoğu kez onunla ingilizce öğrenme oyunları oynardık; fakat onu başka işler için de kullanıyordu sanırım. Örneğin biri trajikomiktir: Annem bi köy okulunda müdürlük yaparken, derslere geç gelen (ve köyde bazı dedikodulara sebep olan yaşamları sebebiyle) genç öğretmenlerle ilgili anlaşmazlık yaşadığında, ona bu teybi verdi ve okulda onlarla konuşurken bunu hep kayda almasını istedi. Annem meseleleri böyle germek istemediği için karşı çıktı. Ama babama karşı çıkılamadığı için (dediği dedik,sabit bi adam), sonunda bunu yapmak zorunda kaldı. Ve ne oldu dersiniz? Bu genç öğretmenler aralarında birleşerek annemin Atatürk düşmanı olduğu gerekçesiyle resmi şikayette bulundular ( O zamanlar en feci suç buydu!). Soruşturmalar senelerce sürdü annem teybi kullanma konusundaki isteksizliğinde haklı çıkmıştı . Çünkü suçlama komikti,  o bilim dinine inanan genç bi cumhuriyet öğretmeniydi! Bu tür bir suçlama dışında başka her bi suçlama daha akla yatkın gelebilirdi! Hahahahahaha… Babam ise yaptığı işin (teyple gezme) ne kadar doğru olduğunun kanıtı saydı bu tuhaf ötesi olayı.; çünkü sanırım babam insanların ağzından çıkanı kulağının duymadığını ve sürekli işlerine geldiği şekilde kendilerini kendi yalanlarına ikna ettiklerini düşünüyor ya da hissediyordu.

**

Günaydınnn frekansslarrr… Güneş tam şu anda tepeyi aşıp gösterdi parlak yüzünü. Şimdi ekranı göremeden yazıyorum artık ne denk gelirse. Sarkıtlar beni şaşırttı yıllar yıllar var ki bu kadar yaklaşmamıştık onlarla. Sivas geldi birden aklıma. Orada birbuçuk yıl oturmuştuk, 12 yaşındaydım. Annem her zamanki gibi alışveriş listesi ve para verip beni sabit pazara gönderdi. Eskimolar gibi giyinmiştim. Soğuk filan algılayacak yaşta da değildim zaten. Karlı ana caddeden dikkatli adımlarla (kayıp düşmekten pek korkardım) yürürken eczanenin önünden geçtim. Kapısının yanında yukardan aşağıya asılmış dev bir termometre vardı. Gözüm ona takıldı ve -22 derece olduğunu gördüm. O gün amma soğuk gibi öylesine geçmiştim ama bugün waawww o neymiş yaaa demekteyim. Hayat  güzel, sarkıtlardan sakınarak güneşle bakışalım, hala yaşıyorolmak muhteşemmm… Burada o kadar çok yaşadım ki hala doyamamış olduğuma inanmak güç :)İnsan zevkli bişeye doyamaz diye düşünürdüm ama insanınhayatında öyle sekanslar oluyo ki “bal yiyen baldan usanıyor!” hahahahahaha Nefes almak, sağlıklıolmakk, duyabilmek , koklayabilmek, antenleri salındırmak, ohhh buna doyulmaaz sankiiii… günaydın canlarımmm

Bu hayatta çok yakınlarıma gelen dostlarla hep aynı yerlerden (şehirlerden ve benzer mekanizmalı hayatlardan) geçmiş olduğumuzu duymak beni şaşırtıyordu. Belki de ben şaşırmayı seven bi yaramazım sadece kimbilir:) mucukss hepiciğinize… Keşke dışardaki detaylara ben de çoğu insan kadar hakim olabilseydi ve karış karış gezmek zorunda kaldığımız anadoluya, insanlara ve dahi başka dış şeyleri daha iyi görebilmiş olsaydım. O zaman böyle tek tük küçüklük anıları yerine elimde dev bi anılar paketi olurdu.Velakin her şeyin bi şeyi var tabii! hahahahahaha Belki de o zaman hep anda sakin şapşal sibel olamayabilirdim. Hep birlikte muhteşem olmaya organize etmiş bizi evrim hazretleri :))))

**

Aslında ben uydurduğumu bilmiyordum, yedi yaşında Sivaslı diye minicik bi ilçede okula başladığımda bir cumhuriyet bayramı kutlamasına götürdüler bizi. Eve döndüğümde babam her zamanki gibi bitmek bilmez sorularını yönlendirdi bana:”Eee kefken, bugün neler yaptın?” ben de kuş gibi cıvıldayarak töreni anlattım ve davul zurna eşliğind oynadığımızı söyledim. Dedi ki “sen oynamayı biliyor muydun?” ben de gayet saf biçimde “yooo uydurdum” demişim 🙂 tabi babam bunu yıllarca söyleyip güldü. Fakat sonraki yıllarım gösterdi ki ben gerçekten uydurukçuyum :)))

Beyaz Bir Atkı

Senin rüyaların, benim iz düşümlerim
ipek telciklerle bağlı elime koluma
Ben kıpırdadıkça sen görüyorsun
Ben uyuduğumda ölüyorsun.

Seninle kardeşten öteyiz, biliyorsun
Ben transparan bir elbiseyim
Sense üzerimdeki ışıltı
Ben durduğumda ölüyorsun

Bir bisiklet selesinde
Rüzgara ve güneşe doğru gidiyoruz
Bir şarkı mırıldanıyoruz
Beyaz bir atkı gibi uçuyor geriye
sa-2005
*Resim oyunlarımdan; bisikletli kız