Neden Rüya Kampı?

Neden Rüya Kampı?
Neden atölye çalışması, eğitim, kurs vs değil de kamp?
Bakın TDK, kamp için ne demiş:
“Çadır, baraka vb. eğreti araçlardan oluşturulan konak yeri
“Beni öyle bir dinlenme kampına alsınlar ki kapıdan girerken kimlik kartımla birlikte kişiliğimi de kapıda bırakayım.”
Bu tanıma katılmakla birlikte ilaveten; hayat sürecimde bilfiil kamp deneyimlerimden şunu öğrendim: Bir kamp için ne kadar plan program, hazırlık yaparsanız yapın, çoğu kez evdeki hesap çarşıya uymayacaktır. Bu sebeple kamplara beklenmedik durumlara açık olanlar, maceraya atılabilecekler, kendine meydan okuyanlar katılırlar.

Rüya Kampı etkinliğimiz için Tıklayınız

Rüya Kampı başladı

İlk Rüya kampımız sürprizlerle başladı ve gerçekten işlerliği olduğunu gördüğüm bir hava içinde devam ediyor. Şu an öğle sonrası yüzme-dinlenme molasına girdik. Bu hafta, hatta son ana kadar ilginç şekilde hastalık ve başka nedenlerle beş iptal yaşadık. Hastalık ve sorunlarla boğuşan arkadaşlarımıza en içten şifa dileklerimizi sunuyoruz.
Evdeki hesap çarşıya uymuyor! Hele artık hiç uymuyor:)
Velakin biz evdeki hesaba değil ÇARŞIya razı olanlarız.
Sürprizlere açığız.
Bize sunulmuş hayat piyangosuna müteşekkiriz.

**

Gerçekliklerin nasıl oluştuğunu, sürdürülebilir kılındığını anlamak için bir binanın, boş araziye nasıl yapıldığını an be an izleyin. Ne kadar sürerse bir yıl, beş yıl ve sonunda o gerçekliğe taşınanları da izleyin, taşınma kamyonlarını, bavulları denkleri seyredin. Ne kadar çok insanın bunca yıl içinde o gerçekliğin inşasına katkı sunmuş olduğunu iyi seyredin. Müteşekkir olacaksınız.

Olgunluk

Büyücülük doğal bişeydir aslında, fakat hedef değildir bana göre. Olgunluk, her halin varlığının doğal olduğunu anlamakla başlıyor. Örneğin Don Juan da büyücülük yerine bilgi adamı olmayı arzu ediyordu. Ancak bi bilgi insanı (herhalde anadolucası insanı kamil olsa gerek) özgürlüğüne kavuşur. Ya da tersi, ancak özgürleşen biri, bilgi insanı olur.

**

Erkek-kadın fizik bedeninde olmak eski dünyada isimden sonra en belirleyici ayraçtı ama şimdi artık her iki yön birleşiyor, dengeleniyor ve BİR insan olunuyor. Ben böyle görüyorum. Tabi geçiş aşamalarında huysuzluklar olur biras 🙂

**

Gece rüyaları, gündüz rüyaları, vizyonlar… Şu anın kalitesini yükseltmak için tüm zamanlardan gelen mesajlar. şu anınızın kalitesini yükseltmek ilginizi çekiyor mu?

http://www.facebook.com/RuyaKampiDunyaYili2012

**

Bilinç alanını ,bilinçdışına doğru genişletmeye başlayan birey, iç dünyasını keşfeder, kendini tanımaya başlar, yaşadığı dünyayı yeniden görür ve varoluşsal yolculuğunda bir basamak daha evrilir.

Birey bilinci, gölgelerle çarpışa çarpışa güçlenir.
Tüm zamanların en büyük kandırışı bu manevra olabilir hani…

Lisan’ın dualitik olduğu kadar komik zekası bana kozmik şakayı andırıyor!

Du Bakali ne olacak?

Ben Rüya görüşmeciliği öğretmeye niyetliyim de katılımcılar bize ne öğretecekler? Bilmediğim ben neler anlatacak? Bütün bunlar bi muamma!

Büyük öykücü Aziz Nesin’in “Du bakali ne olacak?” diye bir öyküsü vardı hatırlarsanız. Yazar orada apaçık görünen gerçekleri kabullenmeyen bir kocayı hicvediyordu. Gerçekten çok lezizdi.

Gel gör ki, şu an öyle bir zaman yaşamaktayız ki, Aziz Nesin’in o saf ötesi koca rolü bize oldu özlenen rol!

Hep soracağız, 2 kere 2 kadar açık ve net görünse bile soracağız: “Du bakali ne olacak?”

Rüya Kampı

Merhaba sevgili dostlar,

Bu yıl rüya çalışmasını yalnızca kişisel terapiler düzeyinde yapmıştık; ancak rüya görüşmeciliği sistemi de sıkça sorulur hale geldiği ve İstanbul dışından da katılım sağlayabilmek için bu kez farklı bir uygulama yapmaya karar verdim.

Rüya kampı, sadece üç kişilik mini bir guruba, iki tam gün boyunca rüya analizi uygulandığı ve ilerde Rüya Görüşmecisi olmak isteyenlerin seçimi için bir basamak teşkil edecek atölye çalışmamıza verdiğimiz isim.

Katılımcılar bu eğitim süresince bir yandan rüyalarının çözülmesi yoluyla aydınlanacak diğer yandan soru sorma yöntemini öğrenerek, kendilerine ve çevrelerine yararlı olabilecek büyük bir yetenek kazanacaklar.

Toplam 13 saatlik yoğun bir çalışma ve yanı sıra keyifli bir ortamda hafta sonu geçirmek için rüya konusuna özel ilgisi olan arkadaşlarımıza dikkat çekici bir fırsat sunduğumuzu düşünüyoruz. Özellikle sağlık ve farkındalık konusunda eğitmenlik yapan kişiler, psikologlar için danışanlarına büyük yardımı olabilecek bir sistem olduğunu da belirtelim. Daha önce bu eğitimi alan arkadaşlarımız, çalışmalarında kullandıklarını ve çok iyi sonuçlar aldıklarını belirtiyorlar.

Karamürsel’deki merkezimizde yapılması planlanan “Rüya Kampı” hakkında detaylı bilgi -Etkinlik programı ve tarihleri – için lütfen [email protected] adresinden bizimle iletişime geçiniz.

Tabi bu çalışmamızı, yakından tanıdığınız kişilerle paylaşmanızda bir sakınca yok, hatta beni çok sevindirir.

Ayrıca, kendi çevrenizden üç kişilik gurup oluşturabiliyorsanız, hafta içi size özel bir zamanlama yapabilmek de mümkün olabilir.

Sorularınız için buradayım 🙂

sevgi ve selamlar

sa

Rüya kadına benzer; ilk sözü söylediği gibi son sözü de söyler. (DR.Jung’un bi dostuna yazdığı mektuptan)

Farkındalık, biz insanlara dışarıdan gelen bir etki değil, içteki tıkanık ve karartıların şifası neticesinde ulaşılan parlaklık seviyesidir.
Fizik bedende bir rahatsızlık olduğunda modern tıbbın öncelikle ne yaptığını hatırlayalım; Röntgen ya da daha gelişmiş yöntemlerle bedenin sorun/karartı bulunan bölgelerini belirlemeye çalışır. İşte rüyalar da psişenin (bir bütün olarak insanın) röntgen filmleridir.

Bu filmlerin (rüyaların) dilini çözmek için hiç şüphesiz bir uzmana ihtiyaç vardır. Aslında uzman, bu sembol lisanını bilen kişi değil, sembol lisanını ortaya çıkarabilecek olan “soru tekniğinin” uzmanıdır.

Bir G.Jung izdeşi olan Gayle Delaney şöyle söylüyor:” Rüyalar, gerçekten düşündüğümüz ve hissettiğimiz şeyi bize anlatırlar, düşündüğümüzü ve hissettiğimizi ileri sürdüğümüz şeyi değil. Uyanıkken kendimizi körleştirebilir ve bir budala yapabiliriz; ama uyurken bunu asla yapamayız! Rüyalar tıpkı ruhumuzdan gelen bir mektup gibidir; güç, bilgi, yaratıcılık ve sağlık kaynağıdır. Eğer rüyalarımızı göz ardı edersek kendimizi “herkes için erişilir olan ama çoğu insanın farkında olamadığı” zekâdan yoksun bırakmış oluruz. “