Gerçekten o rüzgar mı?

“O anda aniden çıkan bir rüzgar bana çarptı ve gözlerimi yaktı. Söz konusu bölgeye baktım. Kesinlikle olağanüstü bir şey yoktu.
“Hiçbir şey göremiyorum” dedim
“Az önce hissettin” diye cevap verdi Don Juan Matus
“Ne? Rüzgar mı?”
“Sadece rüzgar değil” dedi sert bir şekilde. “Sana rüzgar gibi gelebilir çünkü sadece rüzgarı biliyorsun.” CC
 
Bu bizim her gün başımıza geliyor fakat farkında değiliz. Tanımlanmış olanlar; stabil, güvenli bir ortam yaratıyorlar evet, teşekkürler ve fakat bunun karşılığında özgürlüğümüzü sınırlıyorlar.
Her şeyin bedeli var.
Hiç bir şey göründüğü gibi olmak zorunda değil.
Mutlaklık iddiasıyla savaşıp durmak bize ne getirip ne götürüyor?
Daha dün ben bakınca şimşek hızıyla kaçan bir gölge gördüğümü söylesem bana iyi bir nöroloji uzmanı mı önerirsiniz?
Görüyor musunuz dipteki şüpheyi?
Ben görüyorum.

Sorular- Cevaplar ve Rüzgar

Dün gece epeydir merak ettiğim ve hatta açıklığa kavuşmadığı için şaşırdığım konuda sorular gitti evrene, sıkıntılı şeyler değil sadece merak saikiyle oldu, beklentisizce oldu ve sonra uyudum. Gece saat dörtte uyandım, kalkıp körfezi seyrettim. Her şey olağandı. Bir saat sonra tekrar uyumuşum, soruları çoktan unutmuşum, boş boşum.
Sabah uyandım, sorularıma adeta kalem kalem ayrıntılı cevaplar verilmiş 🙂Eskisi gibi şaşırmıyorum pek, gülümsüyorum. Annem biraz telaşlandı gerçi aman yine mi o sıkıntılı sürece gireceksin (yazma süreci) diye, anneme göre bu zahmetin karşılığı yok ve o yavrusunu korumaya çalışan tipik anne 🙂İçimde her şeye karşı bir minnet duygusu var, hayrolsun inşallah.

Cevaplar çok çeşitli olabilir, nerden geldiği de önemsiz zaten-lineerlikten medet ummayı bırakınca- Bu durumda önemli olan tek şey kalıyor; ben!   Bu cevapları üzerinde çalışmaya değer bulacak denli beğeniyor muyum? Ona gerçekliğe dönüşmesi için şans verecek miyim? Bütün bu işlemler esnasında bana coşkuyla eşlik edebilecek güçte mi? Kararı verecek olan ben olduğumdan bilincimin 3 yönü tarafından değerlendirilmesine fırsat vereceğim kısa bir süre 🙂  genelde öyle yaparım

Bir de şu var sıkça gözlemlediğim; Bi şeyler olsun, değişsin istediğimiz durumlar var, hep olur, gayet insani. Bunların nasıl olacağını, ne yapmamız lazım diye çok irdelediğimizi hatta bazen bunları takıntı haline getirdiğimizi düşünüyorum. Oysa bi şekilde su akar yolunu bulur 🙂 Burada önemli olan onun nasıl olacağından çok bu süreçte kişisel dikkatimizi nelerin üzerinde tuttuğumuzdur. Malum energy flows where attention goes. Gerisi hikaye

* Devamını oku “Sorular- Cevaplar ve Rüzgar” →

Sonsuzluk, ulaşılmaz olmak ve Rüzgar

Sonsuzluğa göre bir savaşçı için tek zahmete değer girişim özgürlüktür. Başka her türlü girişim aldatıcıdır. Her şeyi bir saat içinde feshedebilir misin?

*

Büyücüler insanlara boşlukta hayranlık duymazlar. Onlarla konuşur, onları tanırlar. Başvuru noktaları saptarlar. Kıyaslama yaparlar. Senin yaptığın biraz çocukça. Uzaktan hayranlık besliyorsun (Castanedanın bilişsellik profösörü Lorca’ya duyduğu hayranlığı kast ediyor). Kadınlardan korkan adamın başına gelenlere çok benziyor bu. En sonunda er bezleri korkusuna üstün gelir ve kendine ilk merhaba diyen kadına tapınmaya başlar.

*

Büyücülerin öncülü, bi şeyi içeri almak için, onu koyacak bi alan bulunması gerektiğidir. Günlük yaşamın ayrıntıları ile tepeden tırnağa doluysan, yeni hiçbi şey için yer yoktur. O yer oluşturulmalı.  Ne demek istediğimi anlıyor musun? Eski çağların büyücüler, yaşamını “özetlemenin” o alanı oluşturduğuna inanırlardı. ÖZETLEME bunu gerçekten yapıyor ve çok daha fazlasını da elbette.

*

“Dünyasını sıkıp onun biçimini değiştirmediği için ulaşılmaz olur kişi. Hafifçe dokunuverir ona, gereksindiği sürede kalır orada, sonrabir iz filan bırakmadan tez ayrılır oradan.” CC

*

“Dünya giz dolu bir yerdir, özellikle alacakaranlıkta.” Çenesinin hareketiyle rüzgarı imledi Don Juan “Bizim peşimizden gelebilir bu. Bizi bitkin düşürebilir, hatta öldürebilir de .Günün bu saatineo yalnızca bi rüzgar olmaz, bu saatte yalnız erk olur. Oun rüzgarın içinde saklanan, fırıldak gibi dönen bir sarmal, bi bulut bi duman ya da bi yüze benzediğini  söyler DJ, belirli bir doğrultuda ilerler, ya yuvarlanıyormuşçasına ya da döne döne ilerler. Bi avcının doğru biçimde hareket edebilmesi için bütün bunları bilmesi gerek.”

Sekiz dal parçası koparıp yere o dalların altına kendini saklar ve sessizcce durabilirsen, rüzgar en çok yirmi dakika içinde kesilir. İnanmıyorsanız deneyin 🙂

 

Özgürlük-Sonsuzluk

Rüzgar için neden pek çok kişi “özgürlük” anlamını uygun bulur?
Bana göre rüzgar çok belirgin bir düzenin esiridir, alçak basınç -yüksek basınç arasında helak olan havadır. Basınç ise havanın ısınmasına bağlıdır. Yani  Rüzgar, güneş enerjisinin dönüşmüş bir biçimidir denebilir.
Acaba rüzgarın hangi yönü insanlara özgürlüğü anımsatıyor?

*

Mutlak Kesinlik, hayatın durması anlamına gelirdi ve bu da sonsuzluktur bi anlamda. Sonsuzluğu bu kadar kafaya takan insanoğlu gerçekten mutlak kesinlik aradığını biliyor mu? Ya da sonsuzluktan başka bir beklentisi mi var? Ne bekler sonsuzluğa gönül vermiş insan? Mesele yoksa sadece bedenin-ya da BEN’in- ölmemesi midir?

  • Aşkın Vezir Sanıyorum en çok 35 yaşta sabitlenmiş bir sonsuz beden,sonsuzluğa gönül verenlerin olmasa bile,sonsuzluğu dileyenlerin hatırı sayılır çoğunluğuna yeterli olurdu…

    sonsuzluğa gönül vermiş insan ölmemeyi değil tersine ölmeyi diler..Ben ve bedenin olmadığı an olmalı sonsuzluk..Elimizdeki eldivenlerle ne kadar dokunabilir ki suya…ve nasıl hissedebilir ki onu…

  • Sibel Atasoy Acaba bu gerçek simyacılar, değişimin sonsuzluğunu mu arıyorlardı?

     

    Turan Erdal Mutlak kesinligi ben herhangi bir anda fotograf cekmeye benzetirim.

     

    Aşkın Vezir Öyle olmalı diye düşünmekteyim..Hatta öyle ki değişimin sonsuzluğu dediğimizin de bir son olması ironisi ile birlikte..Nasıl bir sarmaldır hep yenilendiğini hissettiğimiz..Ve aslında sabit..Hepsi sadece bir an,sonsuz tek bir an…

     

    Sibel Atasoy Finans jargonunda buna bilanço da diyebiliriz. Fakat bu da pek mutlak kesinlik sayılmaz, o resme bakanların her birinin her bakış anında başka şeyler ortaya çıkıp bazı şeyler yok olacaktır

     

    Sibel Atasoy pan-enteistik görüşün açıklamaları çok sınırlı google türkçe aramalarında,sanki o yöne biraz dikkat göstermek gerekirmiş gib igeliyor bana, en azından sonsuzluğu anlamak için

     

    Turan Erdal Kanimca simyacilar herseyin özünü ariyorlardi. Özden yola cikarak herseyi degistirme yetisine sahip olmayi amacliyorlardi.

     

    Aşkın Vezir Her şeyin özünü değiştiren ve bilinen,görünen “o” yapan öz’ü aramak…ne kadar tanıdık…

     

    Sibel Atasoy Kendini aramayı çağrıştırıyor bana

     

    Turan Erdal Simyacilar herseyi altina cevirmek istiyorlardi. Neden altin olsun ki? Altin cok degerli oldugu icindi galiba. En cok degerli olan seylerin arasinda kendimiz de variz, maddeyi altina degistirirken ayni zamanda kendi de degisiyor.

     

    Sibel Atasoy Aynı zamanda altın yaratıcılıkla, gümüş ise tutarlılık ve sabırla ilişkilendirilmiş.

    Aşkın Vezir Bu durumda yine Pan-enteist yaklaşıma gelmekteyiz..Neden ve sonuç’a dair öz’ün birliğine.Sonsuz neden&sonuç ilişkisinde simyacının varacağı yer kendini bulmak dışında ne olabilirdi ki…Herşeyin altına çevrilebilir olduğu bir an’da altın istenilen olmaktan çıkacaktı..YA sonra…