Bilgi Eritmek!

Acı ve sevinç OYUN ölçer malzemesidir.
Çok sayıda insan yutarak büyümüş bilgiler ACI sayesinde eritilir.
Eriyen bilgi SEVİNCE dönüşür.
Acı çeken insan BİLGİ eritmektedir. Sevinç ise kısa sürer; çünkü BİLGİ tam eritilmez özüne dönmez, bilgi leşi olarak dışa atılmaz. Bu sebeple eriyip tortulaşan BİLGİ yeni bilgiler oluşturup yeni insanlar yutmaya başlar.
Bu aşamadan her geçiş İnsanın kapsama oranını etkiler.
Bilgi edinmek değil bilgi eritmek kapsama oranına etki eder.
(Oyun Kuramı-sa)

  • Hanife Altuntas bilgiyi eritmenin acıdan başka yolu yok mudur?

    Sibel Atasoy Var çok kolay ama çok da zor! İnsan zihnine aldığı bilgiden zorla da olsa vaz geçebilir bi ihtimal fakat hücrelerine_özüne intikal eden bilgi insanın zaten kendisidir ve bu durumda bilgiden vaz geçme KENDİNDEN vaz geçme anlamına geleceğinden resmen ölüme eş bir edimdir. O halde sen söyle varmıymış başka yolu?

    Hanife Altuntas yokmuş:) ama mesela bi savaşçı için bilgiyi erime, ortalama bi insana göre daha acısızdır gibime geliyor. daha doğrusu acılıdır da , savaşçı bunu umursamadığı için kabul edilmiş bi duruma dönüşür bu.

    Sibel Atasoy E tabi, savaşçı sınıfına adım atabilmek için, kendini önemsemeyi minimuma indirmiş olmak lazım. Yoksa CC kitapları okuyup ezbere almakla savaşçı olunmuyor 🙂
  • Hanife Altuntas evet.cc nin bizatihi kendisi bunları yaşamış olmasına rağmen, onyıllar süren bi çabanın sonunda ulaşabilmişti buna..

    Sibel Atasoy Kendinden vaz geçmek zor, prensipte kendimizi sevmediğimiz için hasta eder, ve gölgemizde kendimize taptığımız için de özgürleşemeyiz. Bu ne karmaşıklıktır sister! :)))
  • Hanife Altuntas

    gölgemizi görmezden gelmekten vazgeçmek zorundayız. gölgemizle buluşmak, el sıkışmak zorundayız. diyorum amaaa demekle olmuyor işte.ben sandığım şey, 40 yıldır özene bezene inşa edilen bu yapı direniyor. illa sıkı bi depreme mi gerek var diyorum bu binaların yıkılması için? durum çok karışık gerçekten ve tek yok sahiden de – en azından benim için- savaşçının yolu olarak görünüyor. sarsılmaz niyetle bu yolda yürümek nasip olur inşallah.

    Sibel Atasoy Harika özetledin. Sen -gözlemlediğim kadarıyla-gerçekten bi savaşçısın Sister. (Gel de Dövüş Kulubünü anma)

İncitilme/Gücendirilme

“Bir savaşçı incitilebilir ama gücendirilemez.”CC
İncitilmekle gücendirilmek arasında ki fark nedir sizce?

  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü bir savaşçı incitilebilir mi sahiden?

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü savaşçı da bir insandır.onu diğer insanlardan farklı kılan, insani niteliklerinin ayırdında olması ama bunlara takılıp kalmamasıdır.

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Bi yerden birisi üzerine bi ok sallarsa sana isabet eder, yara alırsın (incinme) canın acır ama bunu sanki sana küçük ölçekli bi yıldırım çarpmış gibi algılarsan gücenmezsin (ne yani yıldırımı dava mı edeceksin!) hele öldürmediyse bir an önce iyileşmeye bakarsın sırada yapacak öyle çok şey var ki! hehehehe

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Gücenmenin motivasyonu alınganlıktır.Alınganlık, kendimize verdiğimiz kişisel önem yüzündendir.Savaşçının kişisel önemliliği yoktur.

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Savaşçı yaralanabilir ama ölmez :)))

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü her insanın geçmişten getirdiği yaraları vardır bunları fark edebilmesi için hayat karşısına olaylar çıkarır, hastalığın ağrıyla betimlenmesi gibi incinmekte insana o konuda algısının değişime ihtiyacı olduğunu gösterir..savaşçı bu anlamda incinebilir.lakin savaşçı çoook iyi bilirki biz birin hücreleriyiz ve başına ne geliyorsa bütünün harına ve şifası içindir o yüzdende başına ne gelirse gelsin gücenmez..

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Ben dediğinin ne olduğunu bildiğinden takılıp kalmaz

    Nilgün B <incinmesinin daha önce bilmeden aldığı yaraların kanaması -olduğunu bilir.Gücenmek ise alınma-kişisel önem ve yeni yara olduğundan yeni yara yapmaz-geleni kanamnın görülmesi ve şifası içinı için fırsat görür.

    Sibel Atasoy Süpersinizzz siz. Bu konu acaip anlaşılmış frekanslarca

Kusursuzluk ve mükemmellik

Castaneda’nın Kusursuzluk kavramı ile, dünyanın çeşitli şekillerde bize dayattığı “mükemmellik” kavramı arasında bir fark var mı?

  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü ‎”kusursuzluk” erkin doğru kullanımıdır.

    Sibel Atasoy örneğn tasavvufta kamil insan kavramı var, yine islam da mümin olmak var, spiritüellerde melek olmak, bi de ne olduğu bilinmeyen başarılı olmak var. Şimdi aklıma gelmeyen bi sürü hedef konulmuş, aralarında ne gibi farklar var?

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü erkin doğru kullanılması, car cur edilmemesi demektir..erk nasıl car cur edilir? kendimizi önemseyerek…o nedenledir ki DJ “kişisel yansımanın yok edilmesi” konusunu çok önemser.

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü islamda ki mümin kavramının kelime anlamı sanıyorum “inanan” demek.bu şekliyle çok geniş bir skalada yorumlanabilir..melek, duaitenin içinde olmayan bu nedenle de hata yapmayan..ama hata yapmamak demek, yerinde saymak demek anlamına da gelebilir.yani düşünülenin aksine melek olmak çok cazip bişi değil benim açımdan:) başarı ise, bize öğretilmiş dünyanın olması bilgisi içerisinde yer alan yapay bi kavram. birisi için başarılı olmanın yegane göstergesi para olabilir, başkası içinse kendi gibi olabilmek vs..

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Kamil insan olmak….,az önce derin derin bu konuıyu düşünüyordum tevafuk oldu…Başarılı olmak için her yol gerçekten mübahmıdır?

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü başarıyı nasıl tanımladığınıza bağlı bu sorunun cevabı 🙂

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü kusursuz olabilmek için, ölümü bi danışman olarak kullanmak şarttır. ölüm, zamanın ne kadar değerli olduğunu bize anımsatan bilgedir..zamanının sonsuzca olduğunu düşünen kişi, eylemlerinde kusursuzluğu aramayacaktır.. anda, gerekeni ve yapabileceğinin en iyisini yapmak kusursuzluktur.

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü yani bi eylemi yaparken gerekeni ve yapabileceğinin en iyisini yapmak kusursuzluktur diyorsun. Çok kolay görünüyor:)

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü göründüğü kadar kolay olduğunu sanmıyorum:) kişinin yapabileceğinin en iyisini yapması kendiliğinden pek mümkün bişi değil çünkü kendimizi kandırma konusunda çok ustayız biz..bunun olabilmesi için o şeyin bu dünyadaki “son hamlemiz” olduğunu iliklerimize kadar hissetmemiz şart..bu da tamam deyince olacak bişi değil..

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü ee ben kusursuzluğu bu güne kadar yanlış biliyormuşum öyleyse..hep mükemmellikle aynı şey diye düşünmüştüm..akıllı olmak, yalan yanlış iş yapmamak, başarılı olmak, iyi bi statü falan gibi..bunlarda kusursuzluk demek değil mi canım?

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü O zaman para pul sahibi, iyi bir sosyal statüde kişilerin kusursuz olmaya daha yakın durduğunu düşünmek gerekirdi. Bu durumda, tam zıddı konumda olanların bu şansı hiç olmayacak mıydı? pek adil gelmedi kulağıma.

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Bir şeyi yapmanın birçok yolu vardır.Kendi aleyhimize olmasına rağmen daha çok birimin iyiliğine bir çözüm var ise bunu yapabilmek kusursuzluktur ve kamiliyettir bence..

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Islamda mumin kelimesi Emin olan demektir inanan degil..

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü ben de “emin” diye biliyorum. O sebeple de islamın bi inanç sistemi değil emin olanların bölgesi gibi algılıyorum.

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü ‎”Kendi aleyhimize olmasına rağmen daha çok birimin iyiliğine bir çözüm var ise bunu yapabilmek kusursuzluktur ve kamiliyettir” diyosunuz, demek ki burada “kendilik” nedir durumu önem arzediyor, diğer arkadaşımızın dediği gibi kandırma olasılığı var bir de! Peki gerçeklik kandırmanın dışında mıdır? Böyle bi şey söz konusu mu?

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Kamil insan; Allah in isimlerinin kendinde tecelli eden insan. Burada muthis bir nefs mucadelesi var en zor olan aliskanliklarin (ve cok sevdigim bir soz ) ve zanlarin kirilmasi. Allah u Teala insani meleklerden ustun yaratmis denir nedeni de meleklere tum isimlerini vermemis ve ancak bazi isimleri titresimleri tasimalarina musade etmis bu melekleri bazi insanlardan ustun kilmis ama kamil insanin cok gerisinde birakmis. Islamda basari kelimesinin gectigini sanmiyorum insanin kendine karsi bir cihadi soz konusu.. Az yeyin az konusun az uyuyun nafile ibadetler (farzlar yaninda) oruc ve namaz ozellikle artirin. Bunun neden insandan beklendigi biraz dusunuldugunde kendiliginden anlasilir..

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü ‎”O kullarimdir ki benim goren gozum isiten kulagim olurlar”

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Ben castanedanin kitabinda buyuculerin hata yapmadiklari ve tesaduf olmadigi ustunde cok duruldugunu gordum. Cunku insanin benligi aradan cekildiginde ve sadece olmaya basladiginda hem kaybettigi gucunu yeniden kazaniyor hem de ondan akan zaten ilahi planin kendisi oluyor…

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü kandırdığını bilmiyorsan buna pekala gerçek diyebilirsin.

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü İnsanın en iyi kandırdığı kişi kendisidir..kendini çok kolay ikna eder, inandırır.Burada nefs -egoyu ne kadar temizleyebildiğiniz önemlidir. Bu temizlendiğinde rububiyet anlayışı açılır külli akılla külün hayrına olan anlayışa meyil verilir.

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü egoyu temizlemek kısmını biraz açar mısınız?

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü cihad yani savaş değil mi, kendilik savaşçılığı diyebilir miyiz?

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü İnsanın yaratcının yeryüzündeki halifesi olması meselesinden konuyu devam ettirirsek ;Varlığımızdaki ilahi nuru ve gücü ortaya çıkarmak zorundayız. Bir ben var ,benden içeri demiş Yunus..Tıpkı bir arkeolog gibi üstündeki tozu topraüğı silkeleyip o gizli hazineyi ortaya çıkarmaktır egoyu temizlemek.Kim ki nefsini bildi,rabbini bildi diyor kutsal kitaplar..

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü peki, ego eğer temizlenmesi silkelenip atılması gereken bir şeyse, başlangıçta ki varlığına nasıl bir anlam getiriyorsunuz?

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü bir de yukarda bi yerde- nefs-ego demişsiniz..yanlış anlamadıysam aynı anlamda kullanmışsınız..”kim ki nefsini bildi, rabbini bildi” cümlenizde nefs yerine egoyu kouarsak, egoyu bilmek- temizlemek demiyorum- rabbini bilmek anlamına mı geliyor?

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Nefsini bilmek rabbini bilmek anlamına geliyor evet..

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü nefis ve ego aynı şey midir?

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Kusursuzluk konusu gene nasıl oldu da buralara geldi anlamadım ben!! Kusura bakmayın ama YENİ DOĞAnlar da her açılan başlığın altına din terminolojisiyle yazıp çızen arkadaşlar beni bunaltmaya başladı.

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Mutasavvıfların tanımı ile psikologların tanımı aynı değildir.Burada ortak bir dil kullanmak adına aynıdır diyebiliriz.Pek çok şeyi ıskalamış oluruz ama mecburuz..

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü ben sizin tanımınızı sormuştum.

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Din terminolojisi veya Castenada terminolojisi ,

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Buda,Shiva,vs ne farkerder..

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü İngilizce ,fransızca konuşanlar sizi rahatsız etmiyorsa ?

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Benim tanımım nefs demeyi gerektirir,arkadaşlar rahatsız olmazlarsa..

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü mesele dayatmaya çalıştığınız içerik. eğer herşeyi sizin inancınızla tanrıya kitaba bağlarsak kapatalım bu mevzuları. camiye çevirdiniz ya!

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Dayatma olduğunu da nereden çıkardınız? testinin içinde ne varsa dışına da o sızar.Herkes eğitimi aldığı içselleştirdiği öğretinin jargonu ile konuşuyor.Dahası birlik boyutunda öğretilerin farklı jargonlarla aynı şeyi anlattığının keyfini sürmek yerine neden kendinizi bu din şablonuyla anlatılmış diyerek kısıtlıyorsunuz? Sizi rahatsız eden ne?

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü beni rahatsız eden, artık suyu kurumuş kuyulardan farksız din öğretisiyle her türlü tartışmanın içine dalmanız ve içinde yeni olan hiçbir şey bulunmayan söylemlerinizle insanları bunaltmanız. düşündüğünüz ne? burada din iman söylemleriyle milleti islama mı yola mı getireceksiniz?

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Suyu kurumuş olması sizin düşünceniz diye düşünüyorum.Bir olan Birdir.Herkes kendini anlayışına yakın öğretiden onu tanır.Siz new age akımları ile onu tanıyor olabilirsiniz.Bu suyun kuruduğu anlamına gelmez.Sizin onu farklı şekilde tanıyabildiğiniz anlamına gelir sadece…

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü kendinizi sadece bir kul olarak gördüğünüz dini inançlarınız çerçevesinde yeniden doğanlarda ne paylaşacaksınız bilmiyorum ama burası bugünlük fazlasıyla cuma hutbesi kıvamına geldi. siz devam edip bitirin. iyi fetvalar.

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Yeni olan nedir biliyormusunuz Hiçbirşey:)) tanımlar yeni yaratılış eski…Yeni ‘nin bu gruptaki kelime anlamı doğmatik olarak birşeyi kabul etmemek ,görüşlere ve fikirlere açık olmak,sorgulamak,varlığın keşfedilen bölümlerini sevinçle karşılamak,bulduğumuzu birleştirmek..Fikri olarak geniş olmak demek..Siz yenidoğmuşsanız ve anlayışınız eski ve kapalı ve reddedici ise ; her konuşulanı götürüp zihninizdeki bir panoda hazır şablona yapıştırıyorsanız bu gruptan da verim alamazsınız diye düşünüyorum…
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Terminolojiler bizi etkilemez, biz insanı dinliyoruz. Kelimeler bir vasıta ne de olsa 🙂
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Nefs ile ego bir degildir. Ego tanimi nefsi kapsamaz ama nefs egoyu kapsar..

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü ben hala şu egonun nasıl temizleneceğini anlamadım:P

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Islamiyetin dort nehirden olustugu soylenir. Seriat,tarikat, marifet ve hakikat.. Olmeden once olunuz hadisini hatirlarsak ve Mevlana Hz lerinin ancak dogum oldugu zaman sut olur sozunu, ki islami ruya yorumculari sutu ilim olarak kabu ederler, konumuza uzak olmadigini goruruz. Ayrica “yaratilmis hersey bir tas bile yaratilis gayesini bilir” der sufiler, kacimiz taslarin kuslarin soylediklerini dinleyebilecek duzeydeyiz. Ve meleklerin indiklerini fark edip onlarin zikirlerini duyacak. Ibni Arabi Hzretlerinin Fusus el Hikem adli eserini okudugunuzda dogma gormeyeceginize ve cok sasiracaginiza eminim. Ki kitap ruya yoluyla gelip yazdiriliyor…

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Sufizmi, deyişlerini ve İbni Arabiyi okudum, şahane buldum. Velakin neden şahane buldun diye sorun. 🙂

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü çok enteresan bi nokta: bir taşın bile yaradılış gayesini bilmesi..sufiler sizce bunu söylerken ne anlatmak istemiş? sanıyorum hepimizi bir taşın- ki cansız deriz biz ona-bu da tartışılır- bildiğimiz anlamda bi bilinci yoktur..peki burada yaradılış gayesini biliyor oluşu sonucuna hangi durumdan ulaşıyoruz?

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Nefs kelimesine odaklanip egoya oradan varmayi deneyin derim. Odevleriniz var diyelim kalkip yapmiyorsunuz bekletiyorsunuz atalet ve tembellik var, bu nefstir. Nefs otur der, uyu der, abur cubur ye der, siz bilirsiniz yediginiz bedeninize zararli ama yersiniz, kendinize engel olamazsiniz, cok cabuk ofkelenirsiniz ve baskalarini yargilarsiniz bu da nefstir, nefste her turlu yalan giybet, baskasini cekememe, deger kayiplari vs vardir biraz incelendiginde nefs bizi dogru bildigimizden uzak tutar. Bize kendi yanlislarimizi hakli ve guzel gosterir..

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Egosunu temizleyeceklere velinimet önerilir…

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Okudunuz da anladınızmı?

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü anladım çok muğlak olurdu 🙂 Ben şahane buldum
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Tas canlidir, bu soyut bir ifade degildir oyledir, goren kalp icin titresir, ben pek cok defa elimde tutugum taslara sen ne ise yararsin diye sordugumda pek cok bilgi almistim..
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Neden sahane buldunuz?
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü tüm gözlemlerimle birebir uyum içindeydiler
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü O zaman erdiniz siz he ?
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü göbek adım evrim, adım eren :)))
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Nice :)))

Not: YENİ’denDoğanlar Kulübü’nde otuzbeş üyenin bu konuda aradığı cevaplardır.

Görücü

İyi bi Görücü sana baktığında ne olup bittiğini görür ama bunu söylediğinde sana bi yararı olmaz. Öyleyse sana cevaplarını kendin bulacağın soruları sorabilenlere yönel. sa

**

Falcıyla Görücü arasında ne fark var?

Falcı, görüp söyledikleri ile övünür. Görücü ise görüp söylememeyi başardıkça ve uygun soruları sorabildiğiyle tatmin olur. Hele kişiye kendi cevabını buldurmayı başardıysa işte o zaman sevinir.

Rüya yoruculara bir bakın, ne hoş gelir onlara kehanette bulunmak.
Velakin bu hiç de özel bişey değil, kolayın kolayına kaçmaktır bencileyin. İnsanlar zaten seçim yapmamak, kendileri hakkında gereken kararları vermemek için kırk takla atmaktalar. Onlara ne yapacaklarını, ne olacaklarını bi söyleyen olsun ki kendi sorumluluklarını almasınlar, tek dilekleri bu çoğunun.

**

Ayrılmak için eşyalarımı toplamaya başladım. Don Genaro defterimi toparlamama yardım etti ve onu çantamın dibine koydu.
“Orada sıcak ve rahattır,” diyerek göz kırptı. “Defterinin hastalanmayacağına emin olabilirsin.”
Sonra don Juan ayrılmam konusundaki fikrini değiştirir göründü ve deneyimim hakkında konuşmaya başladı.
Bu arada çantamı don Genaro’nun ellerinden kapmaya çalıştım, ama daha ona dokunamadan yere düşürdü. Don Juan sırtı bana dönük konuşuyordu. Bir hamleyle çantayı aldım ve hızla defterimi aramaya başladım. Don Genaro gerçekten de onu öylesine iyi yerleştirmişti ki alana kadar canım çıktı; sonunda çantadan çıkardım ve yazmaya başladım. Don Juan ve don Genaro bana bakıyorlardı.
“Çok kötü durumdasın,” dedi don Juan gülerek. “Defterine uzanman, bir sarhoşun şişeye uzanması gibi.”
“Şefkatli bir annenin çocuğuna uzanması gibi,” dedi
don Genaro.
“Bir rahibin haçına uzanması gibi,” diye ekledi don Juan.
“Bir kadının donuna uzanması gibi,” diye haykırdı don Genaro.
Beni arabama kadar geçirene dek bu yakıştırmalarını sürdürdüler. Ayrılırken arabamın içinden kahkahalarını duyabiliyordum.(cc)

**

Güçlü bir istence sahip olup da göremeyen büyücüler olabilir. Bir bilgi adamı, dünyayı hem duyularıyla ve istenciyle hem de görmesiyle sezebilir.

Bakın burada duyu+istenç+görme birleşerek büyük bir fark yaratıyor.

İstenci güçlü ama göremeyen bir büyücü hayatı boyunca savaşçı gibi yaşamak zorundadır. Oysa bir görücünün, artık savaşçı gibi yaşaması gerekmez. O zaten her şeyi OLDUĞU gibi görür.

İnsan bi kez görmeyi öğrendi mi, hiç bişey olmadan her şey olmuş sayılır. Yani yok olmuş demektir ama yine de ortadadır.

Üstün bi görücünün oluşumundaki en önemli unsur, sınırsız yetkeye sahip bir ufak tirandır. (Ufak tiran nedir tıklayınız)

Ben o Ben-im

Her birimizin içinde bir büyücü-o ben-im var. Ancak o ne zaman dışarı çıkar biliyor musunuz? Tüm öğrenilmiş çareler tükenip, ölümden önceki tüm zaman bittiğinde, “buraya kadarmış”sözleri dudaklarınızdan döküldüğü an (üstelik artık ne üzüntü ne korku ne de umut yılanı yoktur bu sözlerin tınısında-belki çok hafiif bi hüzün), işte tam o AN, büyücü benliğiniz ortaya çıkar, gerekeni şimşek hızıyla yapar. Gözlerinizle takip etmeyi ummayın bile! Sadece o geri yerine (içinize) döndükten sonra değişen durumu görebilirsiniz. Hayretle ağzınız açık kalır. Orada bi şey olmuştur ama nasıl? :))))
(not. dikkat edin ağzınıza sinek kaçmasın)

FY: Çoğumuz defalarca deneyimlemiştir de süreklilik için gereken yolu tarif etmek gerek.

sa: e işte süreklilik için bi yol keşfedemedik çünkü yakıcı hırs ve arzulardan yoksunuz bazılarımız. Önümüze fırsatlar çıkıyor fakat büyücünün yolundan sa bilgeliği/özgürlüğü seçiveriyoruz 🙂 Üstelik Büyücülük zaten cepte, bi gerek bi tehlike anında gerekeni yapıyor o zaten:)

Ek: İçsel söyleşiyi durdur, yükünü hafiflet, kaybedecek şeyin kalmasın, zihinsel tanımlarını unut, inançlarını ve gereksiz bağlarını kopart. Boş bir deney tüpü gibi ol; malzeme hazır olduğunda hemen reaksiyona girebilecek gibi…

**

Bazıları savaşçı’yı insanlıktan çıkarıp tanrılaştırmak istiyor.

İnsanlar neden bi şeyleri tanrılaştırır biliyo musunuz? Erişebilmeleri mümkün olmaktan çıksın ve kendileri de yan gelip yatıp çocuk yapsınlar diye 🙂

**

Bir savaşçı kendi dünyasını bir av alanına çevirir. Bir avcı olarak, bir savaşçı kullanabilmek için yaratıldığını bilir. O nedenle her şeyini kullanır bu dünyanın. Bir savaşçı, istediği bir şeyi alıp kullanmaktan dolayı vicdan azabı çekmez hiç, ama şu var ki, bir savaşçının kendisi kullanıldığı ve kısıldığı takdirde aldırmaz buna ve onuru kırılmış gibi hissetmez.

**

Soran: Gerçek olanı görmek nedir?

Maharaj: Gerçeği görmek diye bişey yoktur. Kim neyi görecek? Siz ancak gerçek olabilirsiniz – ki zaten o’sunuz. Sorun sadece zihinseldir. Sahte düşünceleri terk edin, bu yeter. Doğru fikirlere ihtiyaç yok. Çünkü doğru fikir yoktur.

S: Öyleyse neden gerçeği aramaya teşvik ediliyoruz?

M: Zihnin amaca ihtiyacı vardır. Gerçek olmayandan kendini kurtarması için karşılığında ona bişey vaadedilir. Gerçekte bir amaca ihtiyaç yoktur. Sahte olandan kurtulmak başlı başına yeterince iyidir, bir ödül istemez. Bu tıpkı temiz olmak gibidir- kendi kendinin ödülüdür bu.

**

Savaşçının özgüveniyle, sokaktaki adamın özgüveni aynı şey değildir. Sokaktaki adam, seyircinin gözündeki kesinliği arar, buna da özgüven der. Savaşçı ise kendi gözlerinde kusursuzluğu arar, buna alçakgönüllülük der. Sokaktaki adam arkadaşlarına çengellenmiştir. Savaşçı ise yalnızca kendine bağlıdır.(CC)

**

Özgürleşmeniz için dikkatinizin “Ben-im”e, tanığa çevrilmesi gerek. Kuşkusuz ki bilen ile bilinen birdir, iki değil. Fakat bilinenin büyüsünü bozmak için bilenin öne çıkarılması zorunlu. Hiçbiri öncelikli değil; her ikisi de daima yeni, daima şimdi, aktarılamaz ve zihinden daha hızlı olan o tarifi olanaksız deneyimin bellekteki yansımalarıdır. (Maharaj)

Özgürlük demek, herşeyi gitmesine bırakmak, koyvermek, talep etmemek demektir. İnsanlar her şeyi elden bırakmaya pek razı değildir. Bilmezler ki sonlu olan sonsuz olanın bedelidir. Fakat gerçek vazgeçiş, terk edilecek bişeyin bulunmadığını; çünkü size ait hiçbir şeyin zaten bulunmadığını idrak ediştedir. Bu derin uyku gibidir; uykuya daldığınız zaman yatağınızdan vazgeçmezsiniz- sadece onu unutursunuz.