SEVGİLİLERİM VE TİŞÖRTLERİM

Önce kendimizi hazırlarız.Belki bir arkadaşımızı yanımıza alırız.Belki de yanlız gideriz.İki side önemlidir.Daha önce o mağzayı gezmiş,oradan alışveriş yapmış,neyin nerede olduğunu bilen biri,bize hem yardımcı olur hem de referans…Yanlız da gidebiliriz ama.Heyecanlı olur.Orada neyin olduğundan habersiz yaklaşırız.Vitrinin ışıltısı,çalan müzik,ambiyans …içeri çeker bizi.Onunla hayatımızı keşistiririz.
Karar verip ilk adımı attınız ,reyonları gezip etrafa baktınız.Size hoş gelen neydi? Rengi,boyu,fiyatı,bedeni…
Denemeye başlarız sırayla giyip çıkartıktan sonra budur deriz.İşte bu…
Onunla ilk dışarı çıkışınız;yüzünüzü güldürür.Size yakıştığını bilirsiniz.Eve geri geldiğinizde ona çok hassas davranırsınız.Özen gösterirsiniz.Zamanla bir ,iki,üç…artık özen göstermeden yatağa girersiniz.Kokunuz,teriniz üstüne siner.O yıkanıp temizlendiğini düşünürken;sizin gözünüzde rengi solmaya başlar.Dışarı çıkarken yanınızda olsun istemmiyorsunuzdur artık.Gözünüz dışarıdadır.Daha önce görmdiğiniz renkler ,modeller sanki yüzünüze gülüyordurlar.
Son kez dışarı çıkınca yada evde onunla beraber aynının karşısına geçince soğuduğunuzu anlarsınız.
Aklınıza tek bir düşünce gelir.Bu eski şeyden yakayı kurtarmanın ve yeniden mağzaya gidip alışveriş yapmanın vakti gelmiştir.

MUTLULUK PARADOKSU

Mutluluğun içimizde olduğunu söğlüyorlar.Eğer mutluluk içimizdeyse ihtiyaç kelimesinı lugatımızdan silmemiz gerekmez mi?
Ortalama gündelik bir yaşantı ele alalım.Neler yaptığımız gözden geçirelim.Sigara,alkol tüketiriz.Gazete okur,arabaya bineriz.Beton binalarda uyur,hazır gıdalardan faydalanırız…Ekonomik gelirimize göre tüketim zincirimiz oluşturup hayatımızı sürdürürüz.
peki içimizdeki mutluluk?Eğer ona ulaşırsak yani kendi kendimize yetmeye başladığımızı anlarsak ne yaparız?
Mutluyuz; öyleyse neden sigara ve alkol tüketelimki?Önceleri güzeldir.Kötü alışkanlıklarımızı bırakırız. Daha sonra örnekse sevdiğimiz pahalı , marka çikolataları neden yiyelim ki diye düşünürüz.Gereksiz lüx tüketimden uzaklaşırız.Ama yetmez başladık bir kere mutlu olmaya sıradanları eleriz.gıda ürünlerini iyice basite indirgeriz.Dış dünyadan soyutlamaya başlarız kendimizi.Dışarıda eğlenmelere son veririz.Araba satın alıp kullanmak yerine toplu taşımayı tercih ederiz.Kazanma ,hırs yapma gibi adrenalin gerektiren duygularımız azalır.İş yerinde çalışma performansımızı kaybederiz.İçimizde ki muyluluğa o kadar yaklaşmışızki;bize ağrı,sancı veren hastalıkları bile umursamayıp,ilaç kullanmıyor hale gelmişiz.Banka jredileri,mevduad hesapları,altın ,borsa,döviz umurumuzda bile değil.Paranın satın alamayacağı mutluluğu tadıyoruz.Peki sonuç
magazin sektöründen banka sektörüne,ilaç sanayinden otomobil,gıda…sektörlerine kadar bütün sektörlerin kan kaybettiklerini düşünün.Okadar kan kaybediyorlarki çarkların çok yavaş dönmesi ekonomiyı ayaktta tutmaya yetmıyor ve ekonomi çöküyor.Ama mutluyuz.
doğalgaz,Petrol kullanmıyoruz.Beton binalarda yaşayıp teknolojiden faydalanamıyoruz.Çünkü bu sistemi ayahta tutacak ekonomik güç ortalıklarda yok.Ama mutluyuz
kendi tarımımızı yapıyoruz.Tüketim çılgınlığını bir kenara bırakmış organik bir hayat yaşıyoruz.Her şey buraya kadar normal.Bundan sonra aklıma takılanı çözemiyorum.insanlık son mu bulacak?
üremeye devam edeceğiz.Binalarda yaşamıyoruz ama ilkel değiliz.Tarım yaparken komşuluklarımız yani sınırlarımız olacak.Kolonileri tekrar kurup yasalar koyacağız.Uzatmıyım…medeniyetin tekrar taşları üst üste dizilecek ve aynı yere geri döneceğiz.Yek değişen zamana karşı geride kalmamız.
Mutluluğu içimizde aramamızı söyleyenler.Neyi kastettiler acaba?Bizi bu kısır döngüye sokmak mı istiyorlar yoksa sadedece konuşmak için mi konuşuyorlar.

ANSIZIN GELEN

kendime soruyorum
neden yenemiyoruz seni?
neden kabul etmiyorsun yenildiğini?
tamam ara sıra uğruyoruz sana
belki biraz huzur için
belki de;avuçlarımız fazla terlediğinden
dudaklarımız fazla ıslandığından seni özlüyoruz
genede sevmiyoruz seni…
tavanımın kararıp,yastığımın ıslak yüzünün ,cigaramın sönük kızıllığıyla kurumaya çalıştığı an geçiyorsun karşıma
kalabalık içerisinde gülerken bazen
bazen de sevişirken
gün,güneş,mevsim,saat,takvim tanımıyorsun
soruyorum kendime neden?
neden pes etmiyorsun?
aklıma tek bir cevap geliyor
seni sen yapan varlığından sıkılıyorsun
evet…YANLIZlığından sıkılıyorsun