Zamanı çoğu zaman bir nehir gibi düşünürüz: akar, sürükler, geri dönmez. Saatler bu nehrin kıyısına dikilmiş küçük tabelalar gibidir. Fakat modern fiziğin en kışkırtıcı sorularından biri şudur: Ya zaman gerçekten akmıyorsa? Ya evren, gözümüze pürüzsüz görünen bir film gibi, aslında inanılmaz küçük karelerden oluşuyorsa?
Bu fikrin merkezinde Planck zamanı vardır. Planck zamanı yaklaşık 5,39 x 10 üzeri eksi 44 saniyedir. Bu sayı o kadar küçüktür ki, onu gündelik sezgiyle kavramaya çalışmak, okyanusu bir çay kaşığıyla ölçmeye benzer. Bir saniye içinde, Planck zamanından akıl almaz sayıda bulunur. Eğer bir saniyeyi evrenin yaşı kadar büyütseydik, Planck zamanı hâlâ neredeyse görünmez kalırdı.
Zamanın pikseli var mı?
Bir ekrana çok yakından bakarsanız, pürüzsüz sandığınız görüntünün piksellerden oluştuğunu fark edersiniz. Uzaktan bakınca çizgi kesintisizdir; yakından bakınca kare kare dizilmiş ışık noktaları görürsünüz. Zamanın granüler yapısı fikri de buna benzer: Belki zaman sürekli değildir, belki de doğanın çözünürlüğü vardır. Planck zamanı, bu çözünürlüğün en küçük anlamlı zaman aralığı olabilir.