ADAPA HAN: İlk Kral.

ADAPA HAN: İlk Kral.
Sümer krallar listesinde Sümer ulusunun ilk hükümdarıdır ve bazı söylencelerde yaratılmış ilk insandır.
Adapa/Adama dönüşümüne uğramış ve Adam/Adem şeklinde söylenir hale gelmiştir. Evrenin tüm bilgisinin üçte birine sahip olduğu ve bunun Tanrı tarafından kendisine öğretildiğine inanılır.
Sümerlerdeki bu inanışa benzer bir biçimde Hz. Adem’e eşyanın bilgisinin öğretildiği Kuran-ı Kerim’de de belirtilir. Kral olmanın yanı sıra aynı zamanda Kam (şaman)’dır. Bir gün Adapa Tanrı’nın huzuruna çağrılır ve önüne ölümsüzlük içeceği getirilir. Adapa bunları almak istemeyince Tanrı şaşırıp nedenini
sorar. Adapa şöyle yanıtlar: “Bir başkası yemeyeceksin, içmeyeceksin, dedi”. Bunun üzerine Tanrı
kızarak onun yeryüzüne atılması emrini verir. (Kaynak: Türk Söylence Sözlüğü, Deniz Karakurt)
 Adapa: (Ad/At). Ad (isim) sözcüğü ve Ata kavramı ile bağlantılıdır. İbranice Adamah şeklinde ifade edilen biçiminde çamur, balçık, kil gibi anlamlar vardır
*
Bu hikaye şöyle olmuştu: Adam, niburuya büyük komutan Anu’ya gönderilmişti, ancak gitmeden önce dünya bölgesi komutanı Enlil ona gittiği yerde yeyip içmemesini söyledi, sebebiise orada yeyip içtiklerinin adam’ı ölümsüz yapabileceğiydi. Enlil her zaman dünyanın genleri ile oynamanın getirdiği vicdan azabını duymuştu (zaten baştan da bunu istememişti. Şu altını çıkarıp defolup gidelim , gezegenin doğal gelişimine etki etmeyelim demişti, ama sözünü dinletemedi! (Sibelin notu)

ADSIZ: İsimsiz Çocuk.
Henüz kahramanlık yapmadığı için adı koyulmamış çocuk. Türk geleneğinde çocuk büyüyüp de bir kahramanlık veya önemli bir iş yapana kadar kendisine isim verilmez, ya da o zamana kadar geçici birad verilir. Dikkate değer bir olay gerçekleştirdiğinde ise o bölgenin ulu kişisi (ozan, şaman, hoca vs.)
gelir bu yaptığı kahramanlığı çağrıştıran bir ad koyar. Genelde küçük bir şölen yapılır veya yemek verilir. Örneğin; Dede Korkut öykülerinde anlatılan ve boğayı boynuzlarından tutup yere vurarak
yenen çocuğa Korkut Ata’nın gelerek Boğaç adını vermesi gibi. Adsız olmak bir eksiklik sayılır ve bu nedenle olumsuz anlamlar içerir. Örneğin Sibirler’de Adsız Hanım adlı kötücül bir ruh bulunmaktadır.
Ad nesnenin bir anlamda ruhudur, onun bir parçasıdır ve aralarında bir bağ vardır. Sümerlerin
İnanışına göre Su Tanrısı Enki, her şeye bir ad vermiş ve böylece yaratılış başlamıştır. (Kaynak: Türk
Söylence Sözlüğü, Deniz Karakurt)
*
Enki tam bir araştırmacı ruhuna sahip, bilinmeyenden bilinene ha bire ebelik yapıyor, üstelik şu ana kadar ne olduğunu tam olarak çözemediğimiz “ME”lerin de koruyucusu ve taşıyıcısı. Sibelin notu

AD-İsim

AD: İsim.
Eşdeğer: AT
Bir varlığı tanımaya, tanıtmaya veya tanımlamaya yarayan, ona özgülenmiş sözcük. Bazı felsefi yaklaşımlarda varlıklardan önce onların adlarının var olduğuna inanılmıştır. Elbetteki bu felsefi birtartışma konusudur. Ancak ad kavramı Türk kültüründe önemli bir yere sahiptir. Adı olmayan varlıklar, ancak öte aleme ait görülürler. İslam ile birlikte Besmele “Adlama” kavramı çok yaygın bir hale gelmiştir.

Besmele, doğal süreçlere Yaratıcıyı dahil etmeyi öngörür. Yani
önce maddenin değil fikrin olduğu görüşü benimsenmiştir. Ad insanoğlunun var olduğu her yerde nesneleri ve olguları nitelemek için kullanılan soyut bir araçtır. Türklerde Yayguçı Çağ (Yaratılış Zamanı) inanışı varlığın birbirinden ayrışmadığı bir dönemi ifade eder. Başka hiçbirşeyin olmadığı her
şeyin sonsuz bir su olduğu bu çağda, gök diye bir şey yokken her şey sağır ve dilsizdir. Yani anlamı ve adı yoktur hiçbirşeyin. Sayan söylencelerine göre bu sonsuzlukta önce ad verilerek yaratılış başlamıştır. Ad ise anlam demektir. (Kaynak: Türk Söylence Sözlüğü, Deniz Karakurt)
 Ad: (Ad/At). Tanımlama, niteleme anlamı içerir. Türkçede ad aynı zamanda at demektir ve pek çok lehçede d/t farkı ortadan kalkar. At kutlu bir hayvan olarak o kişinin kimliğidir aynı zamanda. Tersine bir mantıkla, kişinin adının aslında onun soyut bir atı olduğu ve kendisini taşıdığı düşünülebilir. Bu nedenle eskiden Türkler öldüklerinde atlarıyla (yani adlarıyla)
birlikte gömülmüşlerdir. Yeryüzündeki tüm Türk şive ve lehçelerinde Ad/At biçimiyle binlerce yıldır yer alan ortak bir kelimedir. Aynı zamanda bir kök olarak yüzlerce kelimenin türemesine olanak vermiştir.