Depresyon Mantık İlişkisi

Depresyon tedavilerinde kognitif (bilişsel) terapi diye birşey var. Kişinin yersiz kaygıları bir depresyon oluşturmakta.

Örneğin birisi işten çıkarılmıştır. Zincirleme olarak bir daha iş bulamayacağını, aç kalacağını, insanların onu sevmeyeceğini, mahvolacağını düşünmeye başlar. Duygulardan dolayı mantık silsilesi bozulmuştur. İşte bu noktada adeta hesap kitap yapar gibi durumunu ve olası çözümleri mantıklı bir şekilde incelerse kendini rahatlatır ve tedavi eder.

Merak ettiğim şunlar:

Kuvvetli bir mantık kurabilme yapısına sahip olmak depresyon engelleyici midir?

Google’ın yalancısıyım. Dünyada 10 erkekten biri depresyona girerken kadınlarda bu oran 5’e 1. Kadınların daha çok depresyona girmesinin sebebi duygularını ön plana çıkartıp mantıklı düşünememeleri mi acaba?

-Satranç

Mantık

İnsanların ikna oluş veya inatlaşma süreçlerinde sıkça karşımıza çıkan mantık kurallarından biraz bahsetmek istiyorum. Düşülen mantık çıkmazını fark edip veya fark etmeyip devam etmenin tek mantıklı açıklaması düşüncelerinin aslında sağlam olmadığını kabul etmekteki zorluktur.

Dil aynı zamanda mantık kuralları için oluşmuştur. Bu yüzden söylediğiniz her cümle aslında bir mantık cümlesine çevrilebilir. Cümlelerinizdeki tutarsızlık mantığınızdaki tutarsızlığı ortaya serer.

Geçmişten günümüze bazı basit mantık kurallarına birlikte göz atalım.

Özdeşlik yasası: Her şey kendisiyle özdeştir. Yani a=a
Çelişmezlik yasası: Hiçbir önermenin aynı anda hem doğru hem de yanlış olamayacağını belirtir.
Üçüncü halin olanaksızlığı yasası: Her önerme ya doğru ya da yanlıştır.

Bununla birlikte ikame yasası da kullanılanlar arasındadır. Eğer a, b ise b’de c ise, o zaman a, c’dir.

Bunlar bildiğiniz klasik mantık yasaları. Fakat benim değinmek istediğim konu biraz daha ilginç. Sıkça kullanılan –mantıksal açıdan tanımlanmış- yöntemler.

Totoloji: Bir totolojide doğruluk sadece mantıksal sözdizimden dolayı başka bir doğruluktan zorunlu olarak ortaya çıkar. Mesela “yağmur ya yağıyor ya da yağmıyor.”

Saçmaya indirgeme (reductio ad absurdum): Saçmaya indirgeme yönteminde bir önermenin doğru olduğunu varsayarız ve bundan hangi sonuçlara ulaşılabileceğimize bakarız. Eğer sonuçlara ulaşırken bir çelişki yakalarsak, ilk önermenin yanlış olduğunu anlarız, çünkü çelişkiler her zaman yanlıştır.

Paradoks: Paradoksların çoğu kendine gönderme ve sonsuz döngü barındırır. Aslında karşımıza her zaman çıkmazlar. Fakat tartışmalarda yanlış kullanımını çok gözlemledim. Mesela çelişki durumunda paradoksa düştün derler. Elbette bu mantık bilgilerinin az olmasından kaynaklanmaktadır.

Alakasız sonuç (ignoratio elenchi) : Birbiri ile doğrudan ilişki kurulamayacak iki yargıdan alakasız bir sonuç çıkarmaktır. Forumlarda en çok görülen saçmalama türüdür. Bunu siyasetçiler ve köylü kurnazları sıkça kullanır.

Circulus vitiosus (ya da circulus in probando) da var ki, bu da dinci tayfa için vazgeçilmezdir naçizane:)
Nam-ı diğer: Varılacak sonucu esasen kendilerinde taşıyan öncülleri ihtiva eden kanıt veya ispat.
Daha anlaşılırı ise; İspat edilmesi gereken şeyi bir kanıt olarak kabul etmek suretiyle muhakeme yürütülmesi.
Bknz. helikopter böceğinin kanadına bakıp tanrı olmasaydı heç olur muydu böyle bişey demek:)

Zamanla forumda rastladığım örnekleri bu başlığın altında toplayarak size kaynak olmasına çalışacağım.

21. Yüzyıl Teorileri nasıl kurulur, nasıl teorisyen olunur?

Hepimiz küçükken veya gençken diyelim dünyayı değiştirmek isteriz. Adımızın tarihe geçmesini isteriz. Büyük buluşlar yapmak isteriz.

Bazen bu istek yaşlandığımızda da devam eder ve saplantılı ürünler ortaya çıkarabilir.

Eğer siz de yeni bir teori yazmak ve dünyayı değiştirmek istiyorsanız şu noktalara dikkat etmelisiniz.

Teoriniz her şeyi kapsamalı

Sakın sadece bir alandan veya bir bilimin alt dallarından uğraşmayın. Yazdığınız teori ekonomiden sosyolojiye, fizikten dünyaya, toplumdan insana her şeyi kapsasın. Hatta dinlerden tutun da evrenin başlangıcına kuantumdan galaksilere kadar uzansın.

Teoriniz karışık olmalı

Yazdığınız teori ilk okunuşta anlaşılmasın. Açık ve net ifadeler yerine dolambaçlı ve karışık ifadeler içersin. Bol bol teknik terim içersin. Uzun şeyler yazıp hiçbir şey anlatmamaya dikkat edin.

Bir kısmı bilimsel olmalı

Teorinizin özellikle teorinizle ilgili olmayan kısımları çeşitli bilimsel yazılardan alıntılarla doldurulmalı. Böylece inandırıcı özelliği artar. Mesela 10 maddelik bir teori yazıyorsanız, 8 maddesi bilimsel yazılardan olmalı arada kalan 2 madde sizin asıl anlatmak istediğiniz şey olmalı. Eğer o 2 madde konusunda sıkışırsanız diğer 8 maddeyi kanıt olarak kullanmalısınız.

Anlamayanları ve karşı gelenleri suçlayın

Teorinizi anlamayanları bilgisizlikle karşı gelenleri ise aptallıkla suçlayın. Zaten herkes sistemin insanı, değişimlere izin vermiyorlar gibi suçlamaları da ilave edin. Böyle durumlarda Galile’yi özellikle örnek olarak kullanın. Kendinizin o konumda olduğunu ima edin. Hatta ima etmeyin direk söyleyin.

İçinde mutlaka etik veya ahlak olmalı

Yoksa insanlığı nasıl değiştirirsiniz? Kendi etik ve ahlak anlayışınızı teorinize bir şekilde entegre edin.

Bütün insanların bütün sorunlarını çözmeli

Teori dediğin daha aşağısını kurtarmaz. Madem adınızı tarihe geçirmek istiyorsunuz, bütün sorunların çözümü olduğunu ve teorinizin gelinecek son nokta olduğunu söyleyin.

Temel kurallarımız genelde bunlar. Varsa eklenecek dikkatimden kaçan kurallar siz de ekleyin.

Bu kurallar ışığında her hangi bir (veya her) şey hakkında bir teori yazabilirsiniz. Sizin neyiniz eksik?

Kuantum Arena

Kaan Onay, yazdıklarını ilgiyle takip ediyorum. Bu yüzden seninle arenada savaşmaya karar verdim. Ölümüne değil, gösteri maçı yapalım. Kan aktığında bırakırız. Sitenin kadınları da hakettiğin (veya hakedeceğin) saygıyı sana ve bana verirler.

Bu başlık altından devam edebiliriz. Kuantum fiziğinden başlayalım.

(Veya ilgilendiğin her hangi bir alandan)

Olasılıklar Evreni

Termodinamiğin kanunlarını bilirsiniz. Bu kanunların sonucuna göre şöyle bir cümle kurabiliriz.

“Düzensizlik ya değişmez ya da artar.”

Her ne kadar bir kesinliği içerse de aslında durum tam olarak bu değildir. Basit bir örnek üstünden gitmeye çalışacağım.

Odanın bir köşesine konmuş içinde Klor gazının bulunduğu ucu açık bir tüp düşünelim. Tüpün içinde bulunan klor gazının odaya dağılıp dağılmaması durumunu bu kanunlar ışığında düşünelim. Termodinamiğe göre entropi artışı olacak ve klor gazı mutlaka odaya yayılacaktır.

Oysa durum tam olarak böyle değildir. Klor gazının odaya yayılması sadece bir olasılıktır. Fakat tüp içinde kalma olasılığı yayılma olasılık dağılımına göre çok daha düşük olduğu için gerçekleşmesi ihtimali zordur. Ama imkansız değildir.

Olasılık kuramları 1900 lü yıllarda gelişip “istatiksel mekanik” geliştirilmiştir. Termodinamik değerlerden sapmalarla bu teori ispatlanmıştır.

Bunu para örneği ile açıklayabiliriz. Diyelim ki aynı anda bir milyon bozuk para atılıyor. Hepsinin tura gelme olasılığı vardır. Daha eşit bir dağılımların yüzdesi ise çok daha fazladır. Fakat sonuçta gelen parça dağılımı ne olursa olsun aslında hepsinin tura gelmesiyle aynı olasılığa sahip bir dağılım olacaktır.

Yanisi şu. Her olay, milyarlarca olasılıktan sadece birisidir ve yaşadığımız bu evren tamamen matematiksel olasılıklar evrenidir.