Evlilik vd.

Bir tv programında bayan bir kitap yazarı evliliğin ortaya çıkışıyla ilgili şöyle birşey söylemişti..(ne yazık ne yazar ismi nede kitap ismi hatırlayamadığımdan aklımda kaldığı kadarıyla yazıyorum) Konuyu açmadan önce araştırdım ama google amca bana bu konuda pek cimri davrandı..Kaynağı bulamadım..

Kadınların birden fazla erkekle beraber olmalarında bir sakınca görülmez kadın hamile kaldığında erkekle beraber yaşamaya başlar ve bebeği beraber büyütürlermiş. ( BİR SÜRE! ) Kadın çocuk belli bir yaşa geldiğinde o erkekten ayrılırmış. Zaman ilerleyip 🙂 işin içine şu toprak meseleleri girince..erkek malını mülkünü kendi soyundan (nereden emin olucaksa =) ) birine bırakmak istemiş.Önceki şartlarla çocuğun kimden olduğu pekte belli olamayacağından.. kadına tek eşlilik getirilmiş olmuş.. Ve evlilik- kurumu 🙂 ortaya çıkmış. ( Der yazar bayan )

Tam olarak böyle olmasa da cümlelerin içinde söylenenin dışında ‘zıttı’ bir anlam yok.Kurulan cümleler veya kelimelerin yeri değişmiş olur olsa olsa.. =)

Bayan yazar anlatırken.. sanırım okuyan herkesde olacağı gibi benide gülümsetmişti yukarı da yazdıklarım.Ama bu böyle bir araştırmanın yapılmış olduğu gerçeğini değiştirmiyor tabi..

Kaynak arayışı içinde googla amcaya -evliliğin tarihçesini danışırken.. karşıma birbiriyle alakasız bir dünya sayfa çıktı. Hatta Tuğba ekincinin evlenme haberi bile bunu araştırırken çıktı :))) Ama elle tutulur bir biriyle örtüşen hiçbirşey bulamadım..Birkaç cümlelik gülümseten bir forum konusu açarken ben.. Evlilik hakkında ne meraka düşmüş bulundum..

Evlilik kurumu – çöküyor derler. Evlilik aşkı öldürür derler.. Nikahta keramet vardır da derler.derler derler
Mantık evliliği aşk evliliği cava civa..

İnsanlar neden evlenmek gibi (muhteşem!) bir fikir sunmuş? =)
İlk evlilik? (en azından öyle kabul edilen)

Kısacası evlilik hakkında fikir veya bilgilerinizi paylaşınız..İlginç bilgiler/yorumlar çıkabilir 🙂 ..
Ben yinede konu hakkında alta birkaç paylaşım yapıcam.En azında benim gibi merak edip araştıran olursa konuyla ilgili birkaç bilgiye de tek bir siteden ulaşsın 🙂

16 yorum “Evlilik vd.”

  1. Tarih boyunca birçok kez evlilik ve evlilik dışı birlikteliklerde zorlanmalar, değişimler görüldü. Geçmişte öyle zamanlar ve topluluklar oldu ki evlilik dışı ilişkiler ve bu ilişkilerden doğan
    çocuklar daha yaygındı, hatta bugünkünden daha çok kabul görüyordu. Üstelik aynı cinsler arasındaki evlilikler bazı kültürlerde kabul görüyordu. Söz vermek yetiyordu Geleneksel olarak tanımlanan ve artık geçmişte
    kaldığı düşünülen pek çok şey bugün yeniden karşımıza çıkıyor. Örneğin, resmi olarak evlenmeden birlikte olmak, çok eskiden doğal kabul edilen bir durumdu. Eski Roma’da evlilik dışı beraber yaşamak, sadece çiftlerin isteğine kalmıştı. Kadın ve erkek
    evlenmek istediklerini birbirlerine ifade ettiklerinde, bunu evlerinin mutfağında bile yapsalar artık evli kabul ediliyorlardı. Evlilik için resmi tören şartı daha yakın tarihlerde ortaya çıktı. Kilise bile bin yılı aşkın süre iki kişi arasındaki bu
    sözü evlenme akti olarak kabul etti. Ama bugün olduğu gibi o dönemde de çiftler bir kere birbirlerine evlendiklerini söylediklerinde, kilise de bunu kabul ettiğinde, hiç yapmamış, birlikte yaşamamış olsalar bile bu sözlerini geri alamıyorlardı..

    Yine de Orta Çağ’da verilen bu sözün pratikte bozulması bugünküne oranla çok daha kolaydı. Stephanie Coontz günümüz birliktelik ve evliliklerinin yapı olarak hala yüzyıllar öncesinden etkiler taşıdığını söylüyor. Ama söz konusu olan evliliğin toplum
    içindeki yeri ve karı-koca arasındaki ilişkiyse, geçmişteki hiçbir şey bugün sahip olduklarımıza benzemiyor

    link to baybul.com

  2. Eski çağlarda evliliğin 6 kuralı vardı ve bunlar yerine getirilmezse o evlilik geçerli sayılmazdı. Bu kurallar Batı Zhou (M.Ö.1046-M.Ö.771) hanedanı döneminde belirlendi ve daha sonraki hanedanlar tarafından da uygulanarak, zamanla yasal bağlayıcılığı olan kanun haline geldi.

        Peki nedir bu 6 kural? 6 kural, evliliğin 6 adımı demek. İlk adım, erkek tarafının isteği üzerine bir çöpçatan ya da arabulucunun kız tarafına gönderilmesiyle atılır. Eğer kız tarafının niyeti olumlu ise, erkek tarafı evlilik teklif etmeye giderken hediye de götürür. Kız tarafı hediyeyi kabul ederse, bu evlilik teklifinin kabul edildiği anlamına gelir. O zaman ikinci adıma geçilir. Erkek tarafı kızın ismini, doğum yılını, ayını, gününü ve saatini öğrenir. Sonra erkeğin doğum bilgileriyle birlikte, erkek tarafının soy tapınağına gidip, evliliğin uygun olup olmadığı sorulur. Eğer erkek ve kızın doğum yılı, ayı, günü ve saati birbirine uygunsa, yapılacak evliliğin uğurlu olacağı kabul edilir. Üçüncü adımda, evliliğe uygunluk onayı alınmasının ardından, damat tarafı çöpçatan aracılığıyla kız ailesine haber vererek, tekrar hediye götürür. Bu adımda evlilik resmen onaylanmış olur. Dördüncü adımda, erkek tarafı nikah parası ve hediyelerle gelinin evine gider. Beşinci adımda uğurlu bir düğün günü seçilir. Evlilik mutlu bir olay olduğu için mutlaka uğurlu bir tarihte yapılır. Damat tarafı bir tarih belirledikten sonra gelinin ailesine bildirir, fikrini alır. Bu süreçte damat ve ailesi kız tarafına mutlaka hediye götürür. Altıncı adımda düğün töreni yapılır. Damat bizzat kız tarafına gider ve gelini alır.
    
  3. Evlilik belgesine imza atılsa da, kesinleşmiş anlamına gelmiyordu. Evlilikten pişmanlık duyan bazı kişiler, evliliğin iptal edilmesini isteyebiliyordu. Eski çağlardaki yetkili merciler, bu durum için özel bir yasa çıkardı. Tang Hanedanı’nda kız tarafının pişman olması halinde babası sopayla 60 defa dövülürdü ama evlilik ilişkisi yine devam ederdi. Erkek tarafının pişman olması halinde ise çok fazla ceza verilmezdi. Song hanedanı döneminde erkek tarafı, nedensiz olarak 3 yıl içinde gelin almaya gitmezse, kız tarafı durumu yetkililere bildirdikten sonra, nikah hediyelerini iade ederek, evliliği iptal edebilirdi. Nikah hediyelerinin kabul edilmesinden sonra, iki aile de pişman olursa, yine sopayla dövülürdü. Qing Hanedanı’na gelince; eğer erkek tarafı evlilikten vazgeçerse, kızın ailesi isterse nikah hediyelerini iade etmeyebilirdi. Kız tarafının evlilikten vazgeçmesi durumunda ise, erkeğin ailesi kabul ederse, kız tarafı nikah hediyelerini iade edebilirdi. Eğer erkek tarafı bu durumu kabul etmezse, o zaman evlilik devam ederdi. link to turkish.cri.cn

  4. Eski çağlarda aynı soyadlı insanlar arasında evlilik yasaktı. Bunun iki nedeni vardı. Birincisi, eski çağlarda nüfus azdı ve aynı soyadlı iki genç arasında yakın veya uzak kan bağı sözkonusuydu. Aynı soyadlı gençler arasında evliliğin yasaklanması, ırkın sağlıklı bir şekilde devamı için de yararlıydı. İkinci nedeni, insanların kendi soyu dışındaki bir soyluyla kuracağı akrabalık bağı sayesinde, kendi soyunun nüfuzunu da güçlendirmiş oluyordu. Aynı soyadlı insanlar arasındaki evlilik yasağına uymayanlar da sopayla dövülür ve boşandırılırdı. Ayrıca suç işleyen veya suç işledikten sonra kaçan kadın veya rahiple evlenmek de yasaktı. Yine o dönemde yönetim kademesinde bulunanların evliliğine de bazı sınırlamalar getirildi. Örneğin Tang Hanedanı döneminde hapishanede görevli bir memurun, suçlu birinin kızıyla evlenmesi yasaktı. Song Hanedanı’ndaki kurallar daha sıkıydı. O dönemin valisi gibi yüksek bir görevde bulunan biri, bölgede yaşayan bir ailenin kızıyla evlenemezdi. İmaratorun bazı özel durumlarda çıkardığı aftan da faydalanmasına izin verilmez ve kesinlikle görevden alınırdı. Ming Hanedanı döneminde de aynı kurallar geçerliydi: Yani kurallara aykırı davrananlar sopayla dövülürdü. Ancak hala ve dayı çocukları arasındaki evliliğe bir yasak getirilmedi, çünkü bu çocukların soyadları farklıydı.

    1. yüzyıla kadar Roma’da evlenme işlerinde yasama ve yargılama yetkileri devlete aitti. Bununla birlikte, hristiyan kilisesi, kuruluşundan itibaren, kendi mensuplarının evlenmelerinde uyulması gerekli bazı özel emirler ve yasaklar getirmişti; bunlara karşı gelen dini cezalara çarptırılır, en önemlisi de aforoz edilirdi. Batı Roma İmparatorluğu’nun yıkılışından sonra siyasi otoritesinin ortadan kalkması, kilisenin bu yasama ve yargılama yetkilerini yavaş yavaş benimsemesine yol açtı. 10. yüzyıldan itibaren de onun bu yetkilerine karşı çıkan olmadı. Fakat yeniden güçlenen krallık, öteki işlerde olduğu gibi evlenme konusunda da kilisenin yetkilerine sahip çıkmaya kalkıştı. Bu çaba Batı’da 16. yüzyıldan 18. yüzyıla kadar sürdü ve evlenme akitlerinin belediyelere bırakılmasıyla son buldu.

    O tarihten itibaren birçok ülkede, hukuki evlenme şekli olan medeni evlenmenin yanı sıra isteğe bağlı olarak ve ancak medeni evlenmeden sonra yapılabilmek şartıyla dini evlenme şekline de yer verilmeye başlandı.link to hayatnotu.com

  5. EVLİLİĞİN TARİHÇESİ
    Latince HYMEN,Yunan ve roma mitolojilernde Diontus ve afrodit’in oğlu olan,evlilik ve düğün tanrısıdır.kızlık zarıda aynı isimle anılıyormuş.
    Feodal dönemde evlilik ve aile; tarıma dayalı yerleşik toplumda kadın için tek eşlilik ve ev merkezli yaşam biçiminin temeli atılmıştır. Evlilik ve aile kurumsallaştıkça, özellikle kadın için boşanmaya kısıtlama getirilmiş, boşanma dine karşı çıkmak olarak yorumlanmıştır.
    Toplumların tarihi incelendiğinde, evlilik kurumunun, sevginin aşkın değil, sosyal-ekonomik yaşam koşullarının sonucu ortaya çıktığı görülmüştür. Feodal dönemde, erkek çocuk iş gücü anlamına geldiğinden önem kazanmıştır. Çocuğun babaya bağlılığı, ekonomik bağımlılık ve miras kozuyla pekiştirilmiştir. Babalığın garantiye alınması için kadın ev içinde tutulup, sıkıca denetlenmiştir. Bu aile biçimi ile belirginleşen çifte standart, bazı toplumlarda kadının çocuk üretme aracı, cinsel ****, köle veya mal olarak görülmesine kadar varmıştır.
    Geçmişteki kültür ve dinlerde bu anlayışlar pekişmiştir. Kadına, babaya ve kocaya itaat etmesi öğütlenmekle kalınmamış zorunlu hale getirilmiştir. Çifte standart öyle boyutlara gelmiş ki, kimi toplumlarda kadının yaşam hakkı bile hiçe sayılmıştır.
    Cumhuriyet döneminde, eşlerin birbirine karşı rolleri ve görevleri olduğunu, eşler arasında duygusallık olabileceği belirtilmiştir. İmparatorluk döneminde ise evliliğin anlaşma ve gönül yasaları ile sürebileceğinin benimsenmesiyle, erkeğin yanında kadına da statü verilerek, evli kadın-erkek çift olarak tanınmaya başlanmıştır. Batıda, evlilikle karşılıklı cinsel haz,sevgi,dostluk,yardımlaşma,saygı olması gerektiği fikriyle, evliliğin bir birliktelik olarak görülüp daha olumlu bir içerik kazanması da bu süreçte başlamıştır. Ancak hristiyanlığın egemenleşmesiyle ivme kazanan Avrupa merkezli saldırgan, yayılmacı iktidarlar güçlendikçe, kadın cinselliğinin sömürüsü evrensel bir trajedi halini almıştır.
    Anadolu’da kadın-erkek ilişkisinin geçmişi, arkeolojik kazılarda bulunan, kadının bereket tanrıçası olarak heykellerle simgeleştirildiği kalıtlardan ve çivi yazıları içeren levhaların çözümlenmesiyle açığa çıkarılmıştır.
    Sümerlerde kadının çok eşliliği yasaklanmış, ama çocuğu olmayan kadının üstüne erkeğin yeni bir kadın ile evlenme hakkı devam etmiştir.
    Asurlarda evlenen hür kadınla hür erkek aynı haklara sahipti, boşanma kısıtlanmamıştı ancak boşanma halinde karşılıklı hakları korumak için yasal düzenlemeler vardı ve çocuklar sadece anneye verilirdi.
    Hititlerde boşanma hakkı erkeğe verilmiş, evlilik kurumu güçlendirilmişti. Başlık ve çeyiz isteme başladı. Erkeğe, kendini aldatan kadını öldürme, çocukların tazminat olarak başkalarına verme hakkı tanındı. Hitit yasalarına göre, ölen erkeğin dul karısı o erkeğin erkek kardeşiyle evlenirdi. Baba öldükten sonra üvey anne ile cinsel ilişki suç değildi. Aile yapısı tek eşli idi.
    Anadolu Beylikleri’nde ardından Selçuklularda ve Osmanlılarda Hristiyanlığın Avrupa’da yaptığını, İslamiyet Anadolu dahil egemen olduğu yerlerde yapmıştır. Yani otoriter erkekçi dinle kadın-cinsellik ve aşk baskılanırken, aile-evlilik kurumsallığı pekiştirilmiştir. Bu süreçte Anadolu kadını, eski avantajlarını yitirmiş, toplum dışına, ev içine itildiği gibi evlenme ve boşanma hakkında elinden alınmıştır.
    Fransız İhtilali, Rönesans ve reformlar sonucu Avrupa da dinin ve kilisenin egemenliğini yitirdiği yeni çağda, ortaya çıkan yeni sosyal ekonomik yapılanmalar, bir çok alanda olduğu gibi kadın-erkek ilişkisinde de büyük değişikliklere yol açmıştır. Evlilik ve aile büyük ölçüde kutsallığını, önemini, maddi temelini yitirmiş ancak içeriğine bir ölçek aşk katılarak sürmüştür. Aşkla birlikte ve aşksız, evlilik öncesi ve ardında evlilik dışı cinsellik serbestleşmiş, yaygınlaşmıştır. Ruhsal sevginin yerini, bedensel sevgiye bıraktığı bir dönem başlamıştır. Evliliklerde de çocuk üretme gibi feodal nedenler yerine, beğenme, hoşlanma, sevgi, cinsel haz, düşünsel kültürel uyum gibi modern nedenlere bırakmıştır. Hatta bazı çiftler, çocuk yapmak için değil birlikteliklerinden çocuk olduğu için evlenmeye gerek görmüşlerdir. Evlenme oranı azalırken, boşanma kolaylaşmış ve artmıştır. Ancak feodal baskıdan kurtulup nefes alan kadınlar, sistem ile bütünleşmiş erkek egemenliğine insani bir bilinç ile kırmaya yönelemedikleri gibi, olanakları ölçüsünde erkek gibi davranmaya yönelmişlerdir.
    Evlilik içi ve evlilik dışı kadın-erkek ilişkileri serbestleştirilmiş gönüllük ilkesine bağlanmışsa da istisnalar dışında insani aşk boyutuna sıçrayamamışlardır. Sanayileşme, modernleşme, şehirleşme sürecinde büyük kalabalık aileler dağılmaya,karı-koca ve çocuktan oluşan çekirdek aileler yaygınlaşmaya başlamıştır.
    Türkcemizde ki evlenmek kelimesi ayrı ev açmak anlamındadır.

  6. Hz Âdemle Havva validemizin yeryüzünde buluşmalarından sonra, insan nesli çoğalmaya başladı İlk batında Kabil ile kız kardeşi Lubud (Lübüz) ikiz olarak doğdu İkinci batında Hâbil ile kız kardeşi Iklima doğdu Yani her batında biri kız biri erkek çocuklar dünyaya geliyordu Allah; birinci batında doğanı, ikinci batında doğanla; İkinci batında doğanı da, birinci batında doğanla- iki batın arasındaki evlenmede birbirine muhalefet korunmak sureti ile- evlendirmesini, Âdem’e (as) emretti

    Hz Âdem’in (as); Hz Havva’dan, her batında biri erkek, diğeri kız olarak yirmi batında ikiz kırk çocuğu doğdu Bu batınlardan, bir erkek çocuk diğer batınlarda doğmuş bulunan istediği kızla evlenebilirdi Bu da, o zaman, Hz Havva anadan doğan öteki kız kardeşlerden başka kadın bulunmamış olmasından ileri geliyordu

    Âdem (as); Hâbil’in ikiz kız kardeşiyle evlenmesini oğlu Kabil’e; Kabil’in kız kardeşiyle evlenmesini de, oğlu Hâbil’e emretti Hâbil; Kabil’in kız kardeşi ile evlenmeğe razı oldu Kabil ise, Hâbil’in kız kardeşi ile evlenmekten kaçındı ve kendi ikiz kız kardeşiyle evlenmeye özendi

    Hâbil, Kabil’e başvurup kız kardeşini, kendisiyle evlendirmesini istedi Kabil, Hâbil’in dileğini kabul etmedi ve:

    “O, benimle birlikte doğan kız kardeşimdir Kendisi, senin kız kardeşinden daha güzeldir Onunla evlenmeğe, ben, senden daha lâyık ve müstahakım!” dedi Gerçekten de, Kabil’in kız kardeşi çok güzel, Hâbil’in kız kardeşi ise çirkindi

    Hz Âdem (as), Allah tarafından, kendisine emrolunanı, Hz Havva’ya da haber verip “Kabil’e emret: Hâbil ile doğan kızla evlensin! Hâbile de emret: Kabil ile doğan kızla evlensin!” dedi Hz Havva, bunu, oğullarına söyledi Hâbil, razı oldu Kabil ise, kızdı

    “Bu, ancak, onun (Âdem’in (as)) re’yidir! Hayır! Vi, Allah, bunu, hiç bir zaman emretmez!” dedi Babasına da:

    “Ey Âdem! Bu, senin işlerindendir!” dedi Âdem (as), Kabil’e, kız kardeşini, Hâbil ile evlendirmesini emretti Fakat Kabil, kabul etmeye yanaşmadı Âdem (as):

    “O, sana helâl değildir!” dedi ve kızdı:
    “Gidiniz! İkiniz, Allah’a, birer kurban takdim ediniz! Muhakeme olunuz! Hanginizin kurbanı kabul olunursa, o, bununla evlenmeye, diğerinden daha lâyık ve müstahak olur!

    Hanginiz, onunla evlenmeye lâyık ise, Allah, semâdan bir ateş indirir, onun kurbanını yakar!” dedi

    İkisi de, bu teklifi kabul ettiler Hâbil, davar sahibi idi Kabil, çiftçi idi Kurbanlarını yaklaştırmaları, kendilerine emrolununca, davar sahibi, davarının en değerlisini, gönlünden koparak; çiftçi olan ise, pek çok buğday başağı bulunduğu halde, elinde onları ufalayıp yemiş, ancak, bir avuc kötüsünü hem de gönülsüz olarak takdim etmek üzere, Nevz dağına çıktılar Âdem (as) de yanlarında idi Hâbil ile Kabil, kurbanlarını oraya koydular Kabil, Hâbil’e:

    “Ben, senden büyüğüm! Ebeveynimin de, Vasîsiyim O, benimle birlikte doğan kız kardeşimdir Ben, onunla evlenmeğe senden daha lâyıkım!” diyerek övünüyordu

    Hâbil, kalbinde Allah’ın takdirine rızâ ve emrine boyun eğme duygusu taşımakta idi Kabil ise, içinden “Benim kurbanım, ister kabul olunsun, ister kabul olunmasın, umurumda değildir Hâbil, hiç bir zaman, benim kız kardeşimle evlenemeyecektir!” dedi

    O sırada, gökten bir ateş inip Hâbil’in kurbanını yaktı Onun kurbanı kabul olundu Kabil’in kurbanı ise, uzaklaştırıldı Kabul olunmadı Çünki, o, temiz kalbli değildi Dağdan indiler ve dağıldılar

  7. Evlilik yüzüğünü ilk Romalılar kullandı
    Evlilik yüzüğü tarihte ilk olarak Romalılar tarafından kullanıldı. Evli çiftleri bekarlardan ayıra bilmek amaçlı. Yüzük demirden yapılırdı ve içine sözler yazılarak kullanılırdı. Bu yazılar bir çeşit kendini ifade kimi zaman da büyü gibi görülürdü. Yazılar “seni seviyorum”, “sen benim içinsin”, “şansın olacağım”, “itaat et ve sev” gibi olurdu. Günümüzde de evlilik yüzüklerinin içine yazılar yazılmaktadır. Bu tarihten gelen gelenek hala sürdürülmektedir. İlk çağlarda yüzük, erkeğin evleneceği kişiyi satın aldığı anlamını taşıyordu. Yüzüğün kırılması veya kaybolması evliliğe zarar geleceğini simgelerdi. Bu batıl inanca zamanızda da inanılmaktadır. Başka bir batıl inançsa, gelin damada yüzüğü takarken yüzük parmakta takılırsa, evde gelinin sözü geçeceğini, damat yüzüğü gelinin parmağına takarken takılmazsa eğer, evin reisinin damat olacağına işaret olarak görülürdü. 9. yy.’da Papa nişanlıların yüzük takmasını şart koşmuştur. Yüzüğün sembolik anlam taşıması o zamanlardan bu günlere kadar gelmiştir. Eskilerde yüzük seçimi sadece erkeğe aitken, bugün çiftler yüzüklerini beraber seçiyorlar.
    Yüzüğünüz ve değerli taşlar

    Taşlar; oluşum yollarına ve sertlik derecelerine göre değer kazanır veya kaybediyor. En sert taş diye bildiğimiz elmas Mors ölçeğine göre 10 iken, Opal ve turkuvaz 6 ölçüsündedir. Talk en aşağılarda ve ölçümü 1 dir. Tüm taşlar ayrı değer ve öneme sahiptirler. Bir elmas maddi olarak çok pahalıyken, fiyat olarak yanına bile yaklaşamayacak olan bir ametist de; şifa verme özelliği ile elmastan çok daha fazla işlevi vardır. Buna gore bir taşı değerli ya da değersiz diye isimlendireceksek , taşın ne gibi özelliklere sahip olduğunu bilmemiz gerekir. Elmas gibi taşlar mücevherci vitrinlerini süslerken, aynı zamanda şifa verebilir. Bazıları ise, ametist gibi tezgahlarda satılacak fiyatta olmasına rağmen stress, mide ağrısı ve bir çok hastalığın devası olabiliyor. Bazı taşlar ise ne maddi ne de manevi değer taşımaktadır. Onlarda güzellikleriyle karşımıza çıkar. Sıradan bir taş gibi gözükse de, o taşa sahip olan kişiyle bir iletişim, elektrik vardır. Kişi için o taş elmastan da, ametistten de daha çok değer taşır. En çok tercih edilen değerli taşlar arasında zümrüt, yakut ve pırlanta vardır. Fakat pırlantanın yeri başkadır. 15. yy.’da pırlanta anlam kazanmaya başlamıştır. Işıltısından dolayı sonsuzluğu ifade eder. Bütün taşlar arasında en çok tercih edilen pırlantadır. Tüm zamanlarda pırlanta aşkın ve sonsuzluğun sembolü olmuştur. Pırlanta değerli bir taştır, aşkınızın sonsuza dek devamını simgeler. Ama asıl önemli olan taşların değeri değildir. Hangi taşla süslenirse süslensin önemli olan sevdiğiniz insanın yıllar boyunca yüzüğünü taşıyacak olmanızdır.link to guzelliksanati.com

  8. Baştada söylediğim gibi.. Birbiriyle alakası olmayan garip bilgiler var evlilik konusunda.. En azından google amcada durum böyle.
    Kendi adıma ben..noktayı şöyle koyuyorum.. 🙂

    Yorumsuz… 🙂

    Bir sözlük yazarının konuyla ilgili fikirleri

    pratik ve teorik uygulama kurumu.

    ne zaman nişan çikolatanı yiyeceğiz
    ne zaman düğününde oynayacağız
    ben ne zaman anneanne olucam
    ben ne zaman teyze olacağım
    ben ne zaman dayı olacağım
    ben ne zaman tatmin olacağım (kadın)
    ne zaman susacak (erkek)

    işin içine bakkal karışır:
    sütler ikiyken bir oldu. ekmek günden haftaya geçti. araları bozuk mu acaba?

    komşu kadın:
    hep kavga ediyorlar ayrılmaları yakındır. ne zaman acaba?

    akraba:
    nafaka istese iyiydi.

  9. Yarım akıllı erkekler evlenmeli. Xenix, saron, wallace, gamaro, kaptan, mor evlenmeden yaşayabilecek kadar zekiler. Sonsuzun da o 100 kg’lık ve gittikçe artan kilolarıyla başı dertte olacağı için evli kalması kendi menfaatine, hafif kalorili ve bol vitaminli beslnmesini kendi kendine ömür boyu devam ettiremez.
    Sonsuz eski güzeli, hiç seni unutur muyum, illaki bir laf atmam lazım, sonra ölürüm valla. Sen ömrünün sonuna kadar evli ve tek eşli kalacaksın, onun içinde kırkından önce evlenme! Bak Kambur Kerim demişti dersin sonra. Enaz üç çocuk yapacaksın ayrıca, erkek olanın adını sakın Kerim koyma, babası intikam için hergün Kerim’in anasını bellemesin aman ha ;-))
    Bu arada aldığım son duyumlara göre, bir Etik Kurul seçimini bile kazanamayan Saron‘u sevgilisi terk etmiş, o yüzden feci bunalımda sonsuza da uğrayamıyor. Ben de artık insafa geldim, o etik kurula aday olursa kazanması için ben aday olmayacağım, anlaşalım bari, ben eylül-mart dönemi o mart-eylül dönemi seçilsin.

  10. Sonsuz eski güzeli de kim?
    Saronda kim?
    Etik kurul da ne? ne işe yarar bu etik kurul..
    Ayrıca kime göre neye göre etik?

    Tamam foruma estikçe uğruyorum ama.. Saronun tek bir gönderisine rastlamamış olmamda hiç normal değil 🙂

  11. Bu site ihmale gelmez. Ayrıca yalnız yeni değil eski defterleri de karıştırın, sorun sorgulayın. Yukarıdaki başlıklarda da çok güzel şeyler yazılmış zamanında özellikle, ringa ve xenix tarafından. Hele hele saronun rumuzuna tıklamayıp yazdıklarını görmemen affedilir şey değil. (örneğin ensest olayı)
    Son olarak Etik Kurul’a laf söylemeyelim lütfen, siz daha etikseniz yeni seçimde aday olun, seçilin ve görelim neler yapacaksınız.
    Sağlıcakla Kalınız efem… (Umarım Evita rolünü oynayan Madonna’ya benziyorsunuzdur, yoksa bu rumuzunuz hiç de etik olmaz.)

  12. Benim okumam/yazmam gerekenleri bırakalımda.. Madem siz ”ETİK KURUL” üyesisiniz size bakalım.(veya öyle bir amaçtasınız falan) Etik Kambur bey şimdi bu yaptığınız etikmi? =)

    Birilerinden bahsediyorsunuz..İçlerinde tanımadıklarım var ve. ESKİ bir üye olarak size bahsettiğiniz kişilerin kim olduğunu soruyorum? Ve birde site ile ilgili ‘anlamadığım birşey seçiminden bahsediyorsunuz..Ben size bunu da soruyorum..
    İyi ihtimali düşünüyorum.. cevaplamanız gerekirdi.
    Kötü ihtimali düşünüyorum.. görmezden gelmeniz gerekirdi.. Neden benim pemPE pamjurlu konumun altında bana çemkiriyorsunuzki.? 🙁 -etikmi ? etikmi ? kumbur bey?

    Adaylık konusu ilgimi çekmiyor oy kısmıda öyle.Amaç edinmişlere başarılar :))


    Hı unutmadan ceveplamayın lütfen .. 🙂 Yada ben sonraki cevabımı peşinpeşin veriyim size.. ”Heya he hıhı evet.”

  13. Sadece istatistik veriyorum: Evlilik – üretimi durdurulmuş model:

    Almanyada 3 000 000 evlenmemiş çiftler birlikte yasiyorlar, yükselen, 50% ile cocuklar

  14. Kamburcugum evlenince çalışmam ben ama bu etik kurul başkanlığı beni çok yordu 😀

  15. Madem Madonna’ya benziyorsun eski güzelin pabucu dama atıldı. Burada sana hayırlı bir kısmet çıkar artık, hatta CHE’ye benzeyenler bile var, bak biraz ipucu vermiş olayım.
    Filozoflardan Sokrates’in evlilik üzerine söyledikleri aklıma geldi. ”Evlenin, karınız iyi çıkarsa mutlu, kötü çıkarsa filozof olursunuz.”
    Adam acaba karısı yüzünden mi zamanının tiran tanrılarına meydan okuyup ölüme gitti. Mümkündür bence…

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.