
Köşe yazarlarının ve yazılarının etkisi yadsınamaz. Son zamanlarda gündemden düşmeyen basın özgürlüğü, gazeteci tutuklamaları, kitapların imhaları, yandaş basın gibi kavramlar sıkça karşımıza çıkıyor.
Bu başlığın altında beğendiğiniz, eleştirdiğiniz, fikirlerine katıldığınız, yazım tarzından hoşlandığınız ve gazetecilerle ilgili söylemek istediğiniz her şeyi yazarsanız kimlerin köşe yazılarına vakit ayıracağımızı, kimlerin neyi ne amaçla yazdığını tartışmış oluruz.
(Elbette adı geçen gazetecileri, köşe yazarlarını veya blog yazarlarını siteye davet edebilirsiniz. Mail adreslerine ulaşmak çok zor değil.)
Serdar Turgut ve Yıldırım Türker. Bu iki yazardan Turgut, eğlenceli bir üslupla yazıyor. Edebiyata duyduğu ilgi ve merakı yazılarına da çokça yansıyor. Sadece F.Gülen veya siyaset yazmıyor, kuantum, aşk, cinsellik, ev dedikodusu.. Bir köşe yazarının yorumcu olduğunun en güzel örneklerinden biri.
Yıldırım Türker ise iğneli kaleme sahip bir muhalif yazar. Aksini düşündüğüm yazıları da olsa ayrıksı tavrı yüzünden okuyorum. O iğneli kalemini kendi meslek grubundan politikacılara kadar uzatabilmesi yüzünden takip ettiğim bir yazar. Aklıma ilk gelen iki yazarım şimdilik bunlar.
En sevdiklerim, Emre Kongar, Yılmaz Özdil ve Emin Çölaşan.
Tarz ve içerik bakımından en dangalak bulduğum, Nazlı Ilıcak.
)kapa parantez
Yılmaz Özdil…
hem kalemini severim hem insanlığını…
ilk aklıma o geldi zaman içinde eklenti yaparım olumlu olumsuz:)
Serdar Turgut’un garip neşesi ve anlaşılmaz hicivi beni sarmaz. Açparantez’e + verdim 🙂
Bir duruşu ve tavrı olanları severim ya da sevmem ama okuyabilirim. Yalnız Ahmet Hakan gibi sözüm ona akıllı-duruş yaratmaya çalışan yeni yetme soytarılara katlanamıyorum. Eski pavyon kadınları için denirdi, görüntü var ses yok diye, Ahmet Hakan ve benzerleri de gazeteciliğin payvoncuları. Derinlik yok, orjinalite yok, alıntıları bile tatsız tuzsuz, ama şekil şemal süper, bir insan bu kadar boş olur mu yahu.
Agnostik’e katıldım.
Eyvallah..Zevk, bakış açısı, tarz, uslüp meselesi dostlarım.
Yılmaz Özdil bugün yine hürriyette giydirmiş First Leydi ve GDO lu mısır ticareti yapan oğluna…
)kapa parantez
Benim için; düşüncelerini en içten, samimi ve harika bir dille ortaya koyan yazar… Onsuz olmazdı diyorum 🙂
ORANTISIZ YALANLAR…
Libya’ya müdahalenin gerekçesini biliyorsunuzdur; halka karşı orantısız güç kullanılması…
Ve çullandılar 6 milyonluk Libya’nın üzerine:
Fransa, İngiltere, İtalya, İspanya…
ABD…
Kanada…
Orantılı oldu mu?..
Oldu…
Ve diğerlerini çağırdılar:
İspanya, Belçika, Almanya, Katar…
Türkiye…
NATO…
Orantılı olsun ki…
*
Bu işin elebaşısı Sarkozy aradığında, Obama beyaz gömleğinin kollarını sıvamış, koltuğunda kaykılmıştı:
“Oh Sarkozyyy…”
Obama, siyah terliğini başparmağının ucunda hoplatarak:
“Oran nasıl?..”
“…….?”
Obama:
“Biliyorsun bu iş senin orandan çıktı… O zaman kamuoyu önünde saygı ile eğilerek oranı göster ki herkes görsün…”
“Benim mi?..”
“Benim mi?..”
“Tabii ki… Televizyona çık ortaya koy oranı… Araplar da görünce, bilirsin onları, koşup geleceklerdir… Ayrıca dünya kamuoyu da iyice görsün… Baksınlar bakalım oran nasıl?.. Oran etrafında hep beraber toplanalım sonra…”
“Benim oram toplantı masası mı?..”
“Hayır güç oranını diyorum… Orantı oranı yani…”
*
“Orantısız güç” kullanmasını önlemek için, Kaddafi’nin yarısı yanmış kırık-dökük piyade birliklerine karşılık ise:
30 savaş gemisi…
90 uçak…
6 denizaltı…
50 helikopter…
70 füze rampası…
Orantılı…
*
Irak’taki “kitlesel imha silahlarının” bir başka versiyonu orantısız yalanlar dünyaya yutturulurken… Savaşın sadece ilk günlerinde altı silah üreticisinin hisse senetlerine getirdiği değer artışı açıklandı:
2 milyar dolar…
En çok kazananlar:
En büyük silah üreticisi Boeing; 400 milyon dolar…
İngiliz Bae System; 397 milyon dolar…
Kanadalı Bombardier; 251 milyon dolar…
İtalyan; Fnmeccanica 234 milyon dolar…
Fransız Thales 409, Dassault 324 milyon dolar…
*
Zarar eden ise…
Libya’nın zavallı halkı…
Nasıl bir oyunun kurbanları olduklarının farkına bile varmadan, başlarına aralıksız bomba yağıyor…
Onlar ölüyor…
Silah şirketleri kazanıyor…
Orantılı yani…
30.03.2011 – BEKİR COŞKUN
DOGMA´nin altinda ezilen,nesli tükenmekte olan felaket tellali 3´lü
“mozele” sövalyesi;
e.cölasan
b.coskun
y.özdil..
slm.
ebubekir, sen kesin hüseyin üzmezi seviyorsundur. O dogmadan kurtulmuş vahyle hareket ediyor.
)kapa parantez
bak yine bilemedin..:)))
Nesini bilememiş, bal gibi de bilmiş işte, taze kızı görünce çubuk kalkmış (vahy neyidi?= doğa kanunu= biyoloji kanunu= bakınız sayfa 31 ve 69, testosteron vahyi). Hüseyin Üzülmez de vahyi takip etmiş işte ne var caaaanım:)))
Bugünlerde Ahmet Hakan’ı çok beğeniyorum.
Yılmaz Özdil, Bekir Çoşkun, Emin Çölaşan… Bu isimler neredeyse her yazılarında nefret suçu işleyen, ırkçı yazarlardır.. Özdil’in Uludere üzerine yazdığı yazılar, Çölaşan’ın Hrant’ı hedef göstermekteki gayreti bu yazarlar hakkında aklımdan silinmeyecek önemli olaylardır.. Bu 3’lünün yanına, masayı dörtlemek için bir de Ertuğrul Özkök eklenebilir.. Hürriyet’in yayın yönetmeni olduğu dönemde bu gazetenin manşetleri halen arşivlerde duruyor.
Benimseyerek okuduğum yazarları yazmam gerekirse;
Yıldırım Türker, Pınar Öğünç, Ahmet İnsel, Ezgi Başaran, Özgür Mumcu.. Bülent Somay ve Dilek Kurban’ı da okurdum ama kovuldular.
Ümit Kıvanç, Roni Margulies, Murat Belge, Erol Katırcıoğlu, Ayşe Hür, Esmeray.. Sevan Nişanyan’ın çoğu düşüncesine tam olarak katılmasam da, Kelimebaz köşesini okurdum.. 0 da kovuldu.
Habertürk’ten Ece Temelkuran’ı okurdum ama kovdular.. Ara sıra Amberin Zaman’ı okuyorum.
Milliyet’ten Nuray Mert’i okurdum, onu da kovdular.
Bu kişilerin dışında bi çok kişiyi düzenli olmasa da okurum ama onları yazmaya pek gerek yok sanırım.
Sevgili arkadaşlar,
Saygı değer, yüce gazeteci Yılmaz Özdil hasta olduğu için bir süre makalelerini yazamayacakmış. Bizden rica etti, eski arkadaşları olarak iyileşip işinin başına dönene kadar biz yazacağız, bu gün sıra bende. O dahi gazeteci, büyük fikir ve zikir adamının eline su dökemeyiz ama hatır için çiğ tavuk bile yenirmiş. Sürç-ü lisan ettimse affola.
Kardan Adam
Su ak
ar mı?
Herkes bak
ar mı?
Hani Başbakana
Arkandayım
diyen
Putin var ya!
Tayyip Beyi
ikna etmiş nasılsa.
Dayanışma der
dururmuş Tayyip.
Yapmayın
eylemeyin
başbakanım!
Dayanışma
bu değil!
Maazallah
kötü şeyler
gelir
başına.
Devir kötü!
Devir
acımasız!
Su akar…
deli bakar…
Kimi deli ayakta bakar…
Kimi deli çömer
bakar…
Madem deli
değilsin
Bakma kardeşim…!!!
Yok öyle!
Her canı çeken
Suya
Bakamaz…
Kadın akşam
eve gelen kocasına
sormuş:
Herif!
Yapcen mi?
Yatcen mi?
Yapcesen
Kaba döşşek
Sercem
Yatcesen
Naha köşedeki
şilteye
git zıbar…
Yılmaz Özdil – Mürriyet – 22 Tanzimat – 2200
Aferim bana.
Yılmaz Özdil’i
Aratmadım.
Özel bir okuyucu kitlesine
hitabeden ince ve uzun
bir yazı yazdım.
Kısa kalın olanlarını
herkes yazıyor.
Yılmaz abimizin
o kadarcık
farkı
olsun
değil
mi?
Karizma
Mese
lesi
ya
ni…
Başlık köşe yazarları üzerine açılmış, biraz da tıkanmış gibi ama ben birazcık site ve gazete üzerine fikirlerimi söyleyeyim. Konu biraz daha kapsamlaşsın 🙂
Sangre, başka bir platformda buna benzer bir konuyu uzun zaman önce açmıştı. Oraya yazdıklarıma bir kaç bir şey daha ekleyip buraya alayım.
The Economist, Newyork Times, USA Today, Los Angeles Times gibi İngilizce gazete ve dergilere hemen hemen her gün göz gezdiririm. (Zaten LA Time her gün eve geliyor)
Bazı ekonomi ve haber siteleri de İngilizce’de takip ettiklerim arasında;
*Foreign Policy (Çok beğendiğim bir site, olabildiğince tarafsız yaklaşmaya çalışıyorlar.. Bazen nafile tabii ama yine de iyi) – link to foreignpolicy.com
*The Spark(ABD’de Troçkist bir dergi) – link to the-spark.net
*Trading Economi (Bu sitede istediğiniz ülkeyi bir diğeriyle karşılaştırabilirsiniz. Özellikle ekonomik chartlar konusunda çok zengin) – link to tradingeconomics.com
*Chatham House (İngiltere’de yayınlanan bir dergi/gazetenin online sitesi, güzel analizler var) – link to chathamhouse.org
*Naked Capitalism (Domainine baktım ABD olarak veriyor ama emin değilim, sitede genellikle demokrat çizgide güncel yazılar çıkıyor.) – link to nakedcapitalism.com
*Fransızca olarak da bazı yerler önerebilirim. Gazete olarak Le Monde en iyisi. Site olarak da Reporters Sans Frontiere var.Genellikle Dünya basını üzerine yazılar ve anletler yayınlıyorlar. link to fr.rsf.org
Yerel basında Radikal, (arada bir) Taraf, Birgün’ün yanı sıra,
*Militan(Sosyalist çizgide, genellikle makale-teori tarzi yazılar var) – link to militan.net
*Jiyan – http://www.herdildeherrenkteisyan.or…aresin-anlami/
*Agos – link to agos.com.tr
*Özgürlük Dergisi(Daha yumuşak üsluplu sosyalist yazarların deneme-makale tarzı yazıları yer alıyor) – link to ozgurluk-dergisi.org…d=39&Itemid=31
*Barikat(Yazıları beğeniyorum, çok bilindik sosyalist ağzı olsa da güzel) – link to barikat-lar.de
*Marksist.org (çok sert eleştrilere katılmadığım zamanlar oluyor. Ama aktif bir site, muhalif haber konsunda iyiler) –
Eğer biraz ırkçı, milliyetçi, turancı veyahut kemalist görmek istersem, gideceğim adresler belli. Köşe yazarları da zaten yukarıda benden önce belirtilmiş.
Ayrıca her gün günlük basını takip etmek için;
link to gazeteler.com ‘u kullanıyorum. Bence gayet iyi…
Eğer yalnızca manşetlere bakmak isterseniz de;
link to t24.com.tr ‘ı tıklayın. Yerel gazetelerin ilk sayfası boydan görüntüleniyor. En azından genel güncel olaylar hakkkında genel ikir edinirsiniz.
Şimdilik bu kadar, aklıma gelenleri ileride eklerim.
Şu ana kadar hiç kimse benim gönlümde İlhan Selçuk’un yerini dolduramadı. ”Türk sol”una Atatürk’ü sevdiren Aydınlanmanın Mimarı. Yaşayanlardan ise Cumhuriyet Pazar ekine yazan Adnan Binyazar en beğendiğim yazar. Edebiyatçı kimliğinin ustalığı ile Türkçeyi mükemmel kullanıyor.