General Strike in Europe! Rise up people!!
Tens of thousands protest measures aimed at reducing government deficits. Greece, Italy, Portugal, Spain and other European countries are on pins and needles!
“The call to strike was heeded by many in Italy and Spain; but union workers in Britain, Germany and Denmark held rallies instead of walking off the job.” USA Today
Avrupa’da yoğun bir gösteri ve GREV protestosu silsilesi var. Türk basınından gördüğüm kadarıyla bu gösterilere pek yer verilmiyor. İki gün önce İtalyan halkı yollardaydı. Yunanistan, İtalya, İngiltere, İspanya derken umarım sıra bize de gelir diyorum.
Bir de konuyla ilgili birkaç şey dikkatimi çekti. Orta Doğu’da karışıklık olunca bizim halk ayaklanır yazar çizer. Günlerce, hatta aylarca Türkiye’nin tartışma gündeminden düşmez. Avrupa günlerdir genel grevde. Halk sokaklarda.. “Kahrolsun Kapitalizm” diyerek pankartlar açıyorlar. Yağmura, soğuk hava şartlarına rağmen kimse sokakları terk etmiyor. Buna rağmen Türkiye’de hemen hemen hiç kimse konuya yeteri kadar önem göstermiyor. Bunun nedeninin ne olduğunu çözebilmiş değilim. Ya kendimizi yeteri kadar Avrupalı hissetmediğimizden oradaki insanları umursamıyoruz ya da cidden Türkiye dışında olan olaylardan bihaberiz. Veyahut benim gözümden kaçan başka bir şey var. Bunun nedenini bilen/tahimin eden varsa benimle de paylaşırsa sevinirim.
Bu arada Yunanistan’daki protestodan derlediğim bazı fotolara şu linkten ulaşabilirsiniz: https://www.facebook.com/media/set/?set=a.484743891570318.117540.183362591708451&type=3
“Avrupa Sendikalar Konfederasyonu, hükümetlerin kemer sıkma politikalarına karşı ilk kez tüm AB ülkelerinde seferberlik günü ilan etti. Yarın yapılacak gösteriler bazı ülkelerde genel greve denk geliyor.
Portekiz’deki en büyük işçi sendikası, 14 Kasım’da genel greve gideceğini haftalar önce duyurmuştu.
Temmuz ayında 65 milyar euro’luk tasarruf paketi açıklayan İspanya’da ise eylemler bu akşamdan başlıyor. Sendikaların çağrısıyla başkent Madrid’de işçiler akşam saatlerinde sokaklara dökülecek. Belçika’nın başkenti Brüksel’de 4 gün önce iş bırakan toplu taşıma çalışanları grevlerini 2 gün daha uzatacak. “ CNN
Everyone was out today. Solidarity, the best weapon we have.
Todos salieron a la calle hoy. Solidaridad, la mejor arma que tenemos.
Bugün herkes sokaklardaydı. Dayanışma, bizim en iyi silahımızdır.
Tutti erano fuori oggi. La solidarietà, la migliore arma che abbiamo.
Tout le monde était sorti aujourd’hui. La solidarité, la meilleure arme dont nous disposons.

Sevimli bir iyi niyetten öteye gitmeyecektir bu dileğiniz.
“Yeteri kadar” değil, hiçbir şekilde Avrupalı değiliz ki! Olamayız da…
Ne dilimiz, ne dinimiz, ne kültürümüz, ne de coğrafyamız Avrupalı!
“Yapmışşşlar abi” ile “kan ve gözyaşı” edebiyatının arasından öteye gidememiştir bizim dış dünyaya, özellikle Avrupa’ya bakışımız.
İşimize gelen/olumlu şeyleri (elektriğinden tut tüm teknolojileri) akıllı-uslu SORGULAMADAN havada kapıp, işimize gelmeyenleri yine SORGULAMADAN “bunlar gâvur” kolaycılığı ile lânetleyen bu coğrafyanın insanları…
Ve bunu (hatta daha fazlasını) Avrupalı da biliyor… O zaman niye alsınlar ki içlerine? (Yani Avrupalı olmak için sırf bizim hissiyatımız yetmiyor. Onların da OK’yi gerekiyor…)
Bir yönü bu… Diğer yönü de bu gösteriler, grevler falan örgütlü toplum hareketi. Bunlar bizi bozar abla…:) Bu coğrafyanın örgütlü sivil toplum hareketi en son 12 Eylül ’80’de kündeye gelmiştir. O tarihten bu yana da belini doğrultamamıştır. Yakın bir gelecekte de olumluya doğru gidiş göremiyorum. Umarım yanılırım…
Avrupa Baharı 😉
Dün haberi ve haber hakkındaki fikirlerimi gerekli gazete ve degilerde de dile getirdim. Eminim bugün daha çok rastlayacaksınız haberle ilgili ayrıntılara.
Sn BA,
Söylediklerinize katılmakla birlikte birkaç şey eklemek istiyorum. Biz hiç bir zaman Avrupalı olamadık, Orta Doğu’lu da kalamadık. Bu konuda haklısınız. Benim “Avrupalı olmak” dediğim din, dil, kültür veyahut coğrafya ile alakası olmayan bir olgu. Nasıl ki Libya veya Mısır’da devlet karşıtı bir protesto olunca Arap Baharı diyerek “Arap gibi hissedip” yani empati duyarak yazacak sayfalarca şey buluyorsak, aynı şekilde Avrupa’daki halk için de kendimizi Avrupalı hissetmeliyiz bence. Bu, illa ki dini, dili almak demek değildir.
Ayrıca bizim zaten sizin kasttettiğiniz gibi Avrupalı olmaya ihtiyacımız da yok. Kendi adetlerimizin, kendi sosyolojik yapımızın ve kendi duruşumuzun olduğu herkesin malumudur.
Dünyanın herhangi bir yerinde haklı bir eylem yapılıyorsa ben oralı olurum. Bir pankat Çin’de ise Çinli; Mali’de ise Malili; Avrupa’da ise Avrupa’lı olmasını bilmek gerekir diye düşünüyor ve eylemlerimi ona göre harekete geçiriyorum.
İtalya’dan grev görüntüleri için : link to facebook.com
Strikes sweep across Europe as demonstrators protest against austerity Protesters in Spain, Portugal, Italy and other countries participate in a collective strike against austerity and layoffs. Demonstrators tried to block trains in Brussels, set tires on fire in Spain and held at least 100 protests across Italy
Evet … Bak güzel demişsin… EMPATİ!
Bu sözcüğün dilimizde yaygın kullanılmaya başlanmasından 30 yıl bile geçmedi, sanırım. Ama Avrupa’da 5000 yıllık bir geçmişi var. Gerçi bir duygunun anlatımı için tarih önemli değildir ama not düşelim.
Empati yapmak (hele toplum olarak) hiç ama hiç kolay değildir!
Bir kez; ORTAK güdülerimiz (diyeyim, tam anlatmıyor ama… İdare edin şimdilik :))
Dil, din, Tarih, coğrafya, ekonomi, kültür, gelenek vb. bunların temelidir.
“İnsanlık”, “ezilen emekçiler” söylemleri kulağa hoş gelir ama bizcileyin toplumlarda sadece “kulağa hoş gelir”. 🙁
Sen, “hadi Avrupalıya empati yap” dediğin zaman, karşındaki: (3 kuruşluk, yalan-yanlış Tarih bilgisiyle) “Onların ataları bizim atalarımızı kesmişlerdi. Gebersin deyyuslar… Yemişim empatisini” derse her şey değil ama çok şey bitmiş demektir! Çoook farklı yerlerden, çoook farklı söylem ve biçemle başlaman gerekir kolları sıvamaya.
Sorun sadece medya, empati, tepki koymak falan da değildir.
Medya, reytingle işler. Reyting alamadığı/alamayacağı bir konu olursa “ağzınla kuş tutsan” gündeme aldıramazsın. -Bir de politik oto-sansür var tabii-
“empati”den yukarıda söz ettimdi.
Tepki ise çağdaş toplumlarda ÖRGÜTLÜ yapılır. -O da bizde yok. Cuma namazlarından sonra tekbir getirmekle Avrupa’daki grevleri bir arada düşünemiyorum!-
“Sınıf bilinci” dediğimiz olgu, yaygın ve etkili biçimde maddeleşmedikten sonra hepsi “düş” olarak kalmaya mahkûm.
Sevgili BA harika şeyler yazıyorsun hepsininin altına imzamı atıyorum..teşekkürler 🙂
Grevler kriz içindeki ülkelerde yaygın. Vaktiyle bol bol hovardalık yaptılar, sıkışınca grev… Bu ülkelerin sorunları yapısal, öyle grevle filan çözülemez.
Yunanistan’dan başlayalım: Bir sürü şişirme kadro icadedilerek olmayan işlerden maaş alan ve tam maaşla emekli olan bir Yunan vatandaşının maaşını kim ödeyecek? Çözüm, emekli maaşlarını düşürmek ve şişirme kadroları boşaltmak. Yunanistan’dan başka hiç bir devlet, bahçesi bile olmayan bir hastaneye 16 bahçıvan atamaz. İstedikleri kadar grev yapsınlar, o maaşlar ödenebilemez, çünkü yok!
Küçük işletmelerin çoğunlukta olduğu İtalya krizi rahat atlatabildi ama büyük devlet şirketleri sorun yasıyor. Örneğin Alitalia. Kurulduğu günden beri hiç kar etmemiş bu işletme, tıpkı bizim eski KİT ler gibi devletin haracını yiyor. Hükümet Alitalia’yı özelleştirmeye çalışmakta ama 10 yıldır grevler yüzünden başaramıyor.
Günde 4 saat siesta yapan İspanya ve Portekiz, mazide kalmış sömürgeci imparatorluk hayalleri kurarak direkler arası muhabbeti yaparak, akşam hangi sevgilisiyle yatacaklarının planlarını yaparak gül gibi geçinip gidiyorlardı. Ama genç nesil azaldı, yaşlılar arttı, emekli maaşlarını kim ödeyecek?
Bu ülkeler grev adı altında masturbasyon yapmaktalar, bunun Avrupalı’lık ile ilgisi yok. Öteki ülkeler bunlara destek vermek için grev yapıyor olabilir. Biz neden yapalım ki?
İspanya’daki protestoculardan kareler: link to facebook.com
5,000 yıl derken ?
Tarih bilgim zayıf o yüzden; bir çinli’nin empatisiyle roma’lının empatisini karşılaştırsak ne olur diye düşünüyorum. (İstemeden)
Neyse,.. tarih bilgisinin çok ama çok ötesinde, daha “empati” yazarken kendi halkıyla empati kuramadığını yazan ilk kişi olma şerefine ulaşmak önemli olmalı…
Anlamayanlar için özet:
“Bunlar ötekiyle empatileşmiyor”. (Öteki ile empati kurulmuş gözüküyor)
Fakat, “Bunlar” ile empati kurulamadı. “Bunlar” büyük ihtimal uzaylılar oluyor ve empati kurulamayacak kadar “niteliksiz” insan yığınlarını temsil ediyorlar.
Sn BA,
Bu coğrafyanın insanı sandığınız kadar umursamaz değil. Hatta bence Avrupa’daki insan ilişkileirnden daha kuvvetli bizimkisi. Empati konusunda söylenenlere katılırsak 80’lerin sol empatisini, hak mücadelesini çöpe atmış oluruz. Daha öncesi de var tabii ki. yalnızca sosyalist düzlemde bakmazsanız kurulan empatiler ve omuz omuza verilen mücadeleleri görürsünüz.
“Dil, din, Tarih, coğrafya, ekonomi, kültür, gelenek vb. bunların temelidir. ”
Avrupa’da bir İspanyol ile bir İtalyan aynı dili konuşmaz, kendi kimliklerini şekillendiren farklı kültürlere sahiptirler. Tek ortak nokta “din”e kaldıysak yandık. O topraklardaki ateistler, deistler, agnostikler, yahudiler, toptan saf dışı kalıyor desenize 🙂 Avrupa’da artık dinin birleştirici özelliği yok, onun yerine ayrıştırıcı özelliği baskınlaşmaya başladı.
Sevgili Kardan Adam,
“Bu ülkeler grev adı altında masturbasyon yapmaktalar, bunun Avrupalı’lık ile ilgisi yok. Öteki ülkeler bunlara destek vermek için grev yapıyor olabilir. Biz neden yapalım ki?”
Tam da dediğim ve anlamaya çalıştığım mantık ile yazmışsın. Ben de neden Arap Baharı’na destek verirken Avrupa Baharı(!)na “Bize ne ki!” diyoruz. Hatta bize ne demek yetmiyor, “OOOOOHHH olsun, onlar da vaktiyle bilmem neylerinin üstünde findık kırıyorlardı” diyoruz. Yahu sömürge dediğimiz 17.yy’da.. O zaman Türkiye’de yapılan gösterilere de destek vermeyelim. Nasıl olsa Osmanlı tam bir … çukuruydu.
Beni ülkelerin geçmişlerinde yürüttükleri siyasi çizgi ilgilendirmez. Ülkenin ismi, cismi de ilgilendirmez. Beni o ülkenin halkı ilgilendirir. Birçok kez söyledim burada. İrlanda halkına (İRA’ya) destek veriyorsam, bugün Yunan halkına da, İtalyanlara da, İspanyol, Portakizlere de destek veririm.
Sevgili Milat
AB içindeki bazı ülkelerin sorunları grevle cözülebilecek şeyler değil. Yapısal değişiklik gerektiriyor. Grevler ise bu değişikliğe karşı çıkışın sembolü. Yunanistan yıllar boyu hiç çalışmamış milyonlarca insana tam maaş emeklilik ödedi. Bunlar politik amaçla, oy kaygısıyla yapıldı. Nereden geliyor bu değirmenin suyu? Elbet günün birinde çökecekti.
Bu olayla Arap Baharı arasında en küçük bir bağlantı yok. Arap Baharında insanlar artık sürü değil, halk olma savaşı veriyor. AB üyesi bazı ülkeler ise eskisi gibi devlet babadan haraç yemeye devam etmek istiyor. Arap Baharına destek vermemiz çağımızın bir gereği ama AB grevlerıne destek vermemiz için de en küçük bir geçerli neden (tek bir neden dahi) göremiyorum.
Ayrıca kimsenin Ohhh! dediğini de sanmıyorum. Belki size öyle gelmiştir.
Akdeniz çevresindeki halklar kuzey avrupalılar kadar çalışkan olmayabilir.Fakat ekonomik iflasın faturasının çoğunlukla halka yükletilmesi yanlış.
Bu işçiler,köylüler,emekliler batan bankaları yönetmediler.Paraların nereye yatırılacağına karar verecek konumda değildiler.
Tıpkı Ecevit döneminde bizim yaşadığımız krizin benzeri bir durum var.Ecevit krizinde içi boşalan bankalar vardı.Bir kısmı patronları tarafından dalavereyle boşaltımışken diğerleri bir gecede spekülasyonlar yüzünden değeri kat kat artan dövizin getirdiği kredi ve borç dengesizlikleri yüzünden iflas etmek zorunda kaldı..Velhasıl bankalar battı.Ama borçları halk ödedi.
Avrupadaki ekonomik kriz de Amerika’da başlayan mortgage krizinin sonucudur.Amerikan krizinin direk ve dolaylı etkileri avrupa bankalarını sarstı.Hükümetler de bankaları kurtarmak için bugün halka dayatılan faturayı çıkardılar.
Şunu demek istiyorum.Yunanistan’ın borçlu olduğu bankalar batmışsa bunun birincil sorumlusu Yunan ekonomisi değildi.
Yunanistan bugün için borçlarını ödemek ve ekonomisini çevirebilmek için normal yollardan para bulamıyor.Sonuçta IMF ve AB nin belli şartlar karşılığında vereceği parayla borçlarını ödeyecek.
Halkın suçu ne?
Teşekkürler benden Sevgili Baal, eksik olma…
**
Sevgili oik0s,
Özel bir araştırma yapmadım. Ancak “empati”nin Eski Yunancadan geldiğini okumuştum bir yerlerde, o da 5000 yıl öncesine denk geliyor aşağı yukarı. Yanlışsam düzelt lütfen.
Kusura bakma… Ben yine anlayabilmiş değilim.
Bunlar kim, öteki kim, kim, nerede kurmuş böyle garip cümleleri?
**
Sevgili G Milat,
Empati yokluğundan yakınarak bu başlığı açan bendim di mi? 😛
Şaka bir yana… Ben sadece bir görüşü yansıttım. Ama -ne yazık ki-
O görüşün temsilcileri iktidarda bugün. Yani çoğunluk, egemen/baskın/belirleyici görüş “o” bugün… Elbette Tarihin hiçbir döneminde, hiçbir toplumu tamamen aynı saflarda, aynı söylemleri kullanan bireyler topluluğu olarak göremeyiz. Mutlaka muhalefet vardır, kendi içlerinde. Muhalefetin de muhalefetleri olduğunda bizdeki ’80 öncesi tablo çizilir. “Gümüş tüy”ü eksik!
Mümkünse somut örnekler alayım… Bilgilerimizi tazelemiş oluruz.
Aah-ah… Keşke “yalnızca sosyalist düzlemde” bakabilmeyi başarabilseydik! Bunların hiçbiri gelmezdi başımıza. “Sosyalist düzlem”i o kadar küçümsemeyin. İnsana dair herhangi bir şeye “yabancı” olana sosyalist bile denmez ki…
E… Ötekiler n’oldu? Tarih, coğrafya, kültür falan?
Sonra, 9-11’de ikiz kuleleri patlatanlar agnostiklerden olsalardı görürdüm ben ’empati’yi!
Yukarıda saydığım “güdü”leri ayrıştırırsanız işin içinden çıkamazsınız. Birinin diğerlerine, zaman içinde baskın olması çok şey değiştirmez… Tümüyle ortadan kaldırabiliyor musunuz herhangi birini?